YERALTINDA

Francisco Vila

Çev. İsmail Kaplan

Günümüzde, yani yirmi birinci yüzyılın eşiğinde, dünyanın sosyalist olmayan kesimindeki kardeş partilerin dörtte biri hala yeraltında veya yarı-legal koşullarda çalışmak zorunda bulunuyor. Düşman güçler komünist örgütleri demokratik işleyişten bütünüyle yoksun, dışa kapalı, adeta terörist tarikatlar olarak betimlemeye kalkışıyorlar. Ama aslında, yeraltında savaşmak zorunda kalan partiler Lenin'in ideolojik ve örgütsel ilkelerini uygulayarak kitleleri gerici ve diktacı rejimlere karşı kesin savaşa hazırlamaya çalışıyorlar.

Bu inceleme, World Marxist Review dergisinin Uluslararası Komünist Hareket ve Parti Deneyimleri Değiş Tokuşu Komisyonu tarafından Guatemala, Portekiz, Suudi Arabistan, Sudan, Şili ve Güney Afrika kardeş partilerinin sundukları raporlara dayanarak hazırlanmıştır.

Buralarda elden düşme kitap satan bir yer var mı acaba?" "Nasıl bir kitap arıyorsunuz?"

"Karşılaştırmalı halklar tarihi gibi bir şey arıyorum."

Parola ve yanıtı gülümseme ve tokalaşma izler.

Yeraltında çalışan komünistlerin birçok buluşması böyle başlar. Güvenlik konusu hep akıldadır, gizlilik kurallarına titizlikle uyulur. Gerici rejimlerde polisin ve diğer baskı organlarının usta ajanlarla çalıştığı unutulmaz. Yine de elektronik hafiyelere kıyasla canlı hafiyelerden sıyrılmak daha kolaydır. "Şüpheli" şahısları gözetim altında tutmanın en iyi yolu, telefonlarına gizli dinleme aygıtı yerleştirmektir. Bir polis ajanının, uzaktan kumanda a-letiyle bir numarayı çevirerek gizli dinleme aygıtını çalıştırması ve bir dairedeki bütün konuşmaları kaydetmesi mümkündür.

Dinleme aygıtları çeşit çeşittir. Örneğin pencere camının titreşimlerini kullanarak odada konuşulanları çözen lazer donatımlı bir dinleme aygıtı vardır. Polis teşkilatlan bir kişinin davranış, görüş ve özel yaşamına ilişkin ayrıntıları bir düğmeye basınca sıralayan bilgisayarlardan da yararlanıyorlar.

Tabii bu koşullarda gizliliği korumak çok daha zorlaşıyor, ama sözü edilen tuzaklardan sakınmak mümkündür. World Marxist Review dergisine sunulan raporlar, gizlilik koşullarında çalışan komünistlerin düşmanın potansiyelini abartma eğilimi taşımadıklarını vurguluyor. Onlar tutuklanma tehdidine pabuç bırakmayı reddediyorlar. Düşmanın kurduğu tuzakları bozmak için modern teknolojiden bile yararlanıyorlar: elektronik dinleme aygıtı yerleştirilmiş bina, araba ve telefonları "dezenfekte" etmek için özel aletler kullanılır; lazer atımlarını bozacak aletler vardır; ve komünistler parti belgelerini artık bilgisayarlarda saklıyorlar.

Yeni güvenlik teknikleri klasik konspirasyon yöntemleriyle birleştiriliyor. Devrimciler buluşma hikâyesi uydurmak ve polisi atlatmak için hayal güçlerini ve hünerlerini seferber ediyorlar.

Deneyimler, gizli örgütlerin ciddi başarısızlıklara uğramadan görevlerini yerine getirebildiklerini ve yakalanan militanların çoğu kez kendi hatalarının kurbanı olduklarını gösteriyor.

Gizli çalışmanın her yerde her zaman geçerli kuralları yoktur. Başka yoldaşların deneyimini mekanik olarak kullanmak mümkün değildir. Dün işe yarayan bir yöntem bugün yararsız olabilir; bir yerde geçerli olan bir kural başka yerde işlemeyebilir.


Ana güç kaynağı

Anteus(*) için toprak neyse, yeraltında çalışan komünistler için kitleler odur: kitleler partinin temel dayanağı ve güç kaynağıdır. Kitle içinde iyi örgütlenmiş çalışma" partiyi canlandırır ve güç kaynağıdır. Kitle içinde iyi örgütlenmiş çalışma partiyi canlandırır ve korur. Eskilerin dediği gibi, "ağaç ormanda gizlenir, başka yerde değil".

Kitlelerle sürekli ilişki içinde olan parti örgütlerinin emekçi halkın günlük dertlerinden kopma tehlikesi daha azdır. İşte bu yüzden kardeş partiler gizlilik koşullarında çok güçlenen içe kapanma ve sekterlik eğilimine karşı koyuyorlar.

Bir yeraltı örgütünün yapısı ülkedeki genel politik ve sosyal duruma, emekçi halkın bilinç düzeyine, halkçı ve devrimci hareketin geleneklerine, partinin kendi olgunluk ve örgütlenme düzeyine, baskının boyutlarına vb. bağlıdır. Bu yapı genellikle "yukarıdan aşağıya", yönetici çekirdekten temel örgütlere doğru kurulur ve bunlar (örgütsel ve coğrafi olarak) gelişip yayıldıkça ara öğeler ortaya çıkar. Ne var ki, önderlik ile hücreler arasındaki bağlantı kesin bir ilişkiler sistemiyle belirlenmez. Bu bağlantılar yasal çalışan yoldaşlar aracılığıyla veya sadece yeraltında çalışan eylemciler yoluyla sürdürülebilir.

Temel örgüt gizli partinin ruhudur; o rastgele bir araya getirilmiş bir avuç komünistten ibaret değildir. Hücre onları partinin bütününe bağlayan canlı dokudur. O aynı zamanda hem özerk bir parti çekirdeği olarak hem de bütünsel yapının bir parçası olarak çalışır.

Gizlilik koşullarında parti içi demokrasi ilkelerine uymak çok zordur; çünkü bireysel insiyatifi, seçim ve tartışmaları zedeleme pahasına merkeziyetçiliğe ağırlık verilmesini çoğu kez yaşamın kendisi gerekli kılar. Bununla birlikte yeraltında çalışan sıra erlerinin taktik ve stratejiye ilişkin her konuda görüşlerini serbestçe dile getirmelerini sağlayacak önlemler alınır; örneğin yapılan çalışmalar hakkında temel örgütlerden düzenli rapor alınır. Bu süreçte, hücrenin her üyesi, parti yaşamı ve çalışmalarının çeşitli yönlerine ilişkin görüşlerini ifade etme ve eleştiri yapma hakkına sahiptir. Örneğin Güney Afrika Komünist Partisi (GAKP) temel örgütlerin ve tek tek üyelerin kararların alınması sürecine eksiksiz katılımını sağlamaya çalışıyor; bu amaçla onları rapor ve parti içi bültenlerin yanı sıra merkez komite bildiri ve belgelerinin tartışmalarına girmeye teşvik ediyor.

Mayıs 1989'da gizlice toplanan Şili Komünist Partisi (ŞKP) 15. Kongresi için yapılan hazırlıklara, önerilen taslaklara demokratik biçimde tartışan binlerce komünist katıldı, ayrıca yöneticiler ve gizli oylamayla seçildi. Yine de parti içi demokrasinin geliştirilmesi gündemde olan bir konudur ve illegal yayınlarda önemli bir yer tutuyor. Yeraltı parti üyelerinin önemli bir bölümü sendikalarda, gençlik birliklerinde, kadın gruplarında, kültür derneklerinde ve spor klüplerinde çalışıyorlar.

Şili komünistleri temel hakları kazanma ve diktatörlüğü devirme mücadelesinde kitle örgütlerinin temel alınması gerektiğine inanıyorlar. Çeşitli partilerin üyeleri ve bağımsızlar bu örgütlere katılıyorlar çünkü onlar ortak çıkarlarını sekter tutum ve yaklaşımlardan daha ö-nemli buluyorlar. ŞKP parti gruplarını buralarda kuruyor ve onların eylemlerine yön veriyor.

Portekiz Komünist Partisi (PKP) bir zamanlar (PKP Mayıs 1926'dan Nisan 1974'e kadar gizlilik koşullarında çalışıyordu. Editörün notu.) komünistlerin önüne, faşist sendikaların üyelerini kazanma ve yönetim kurullarına girme görevini koymuştu. 1945'te yapılan sendika seçimleri sırasında yetkililerin bütün oyunlarına rağmen birçok sendikada aralarında komünistlerin de bulunduğu birleşik bir yönetim işbaşına geçti. Yerel, bölgesel ve u-lusal sendika şubelerinde parti örgütleri kuruldu; bu örgütler sendika mücadelesini koordine etmek ve yönlendirmek için her türlü çalışma yönteminden yararlandılar. Bu mücadele kimi zaman büyük basanlar kazandı, kimi zaman zayıfladı, ama hiç bir zaman bütünüyle kesintiye uğramadı.

Böylece 1974'e gelindiğinde Portekiz'de faşist sendikaları temel alan güçlü bir hareket ortaya çıkmıştı. Bu hareketin komünistlerden ve komünist olmayanlardan meydana gelmiş deneyimli ve yetenekli bir yönetici çekirdeği vardı. Bu durum, Nisan Devrimi'nin güçlendirilmesinde ve savunulmasında kilit bir rol oynadı.

GAKP, Afrika Ulusal Kongresi'nin başkanlık ettiği devrimci ulusal kurtuluş ittifakının içinde yer alıyor. Sözü edilen ulusal kurtuluş mücadelesinde sendikalar, kadın, gençlik ve öğrenci grupları, dinsel kuruluşlar ve yeni yeni gelişen halk yönetim organları gibi birçok demokratik kitle örgütü bulunuyor. Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile GAKP, fabrikalar ve yerleşim bölgeleri ile okul, üniversite, çiftlik ve köylerdeki güçlerin geniş bir cephesiyle birleşik eylemleri koordine ediyorlar.

GAKP 1950 yılında yasaklandığı halde, ezilen ve sömürülen kitleler partinin ilkelerini ve stratejik hedeflerini biliyorlar. Komünistler ANC'nin, halk ordusu Umhonto we Sizwe'nin ve Güney Afrika Sendikalar Birliği'nin çalışmalarına aktif olarak katılıyorlar. Komünistlerin en acil görevlerinden birisi, GAKP ile ANC'nin yeraltı örgütlerini kurmak ve güçlendirmek, Umhonto we Sizwe'nin savaş yeteneğini yükseltmektir.

World Marxist Review'ya gelen raporlar, Güney Afrika devriminin başarısının her iki örgütün güçlendirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve sağlamlaştırılmasına bağlı olduğunu gösteriyor. Bu, her iki örgütün ortak hedeflere dayalı ittifakından kaynaklanan bir karşılıklı bağımlılıktır. Bununla birlikte, GAKP, ulusal demokratik devrimin şimdiki aşaması ile sosyalizme geçişin öncü bir partiyi gerekli kıldığına inanıyor. Öncü parti, çok disiplinli bir örgüt olmalı ve Güney Afrika'ya uygulanmış Marksizm-Leninizm biliminin yol göstericiliğinde yürümelidir.

Parti içi bölünmeler kitle örgütlerine büyük zarar getirir ve yeraltı koşullarında partinin varlığını ve bir bütün olarak etkisini tehlikeye sokar. Örneğin 1978'de ve 1984'te bölünme geçiren Guatemala îşçi Partisi (GÎP) bu konuda kimi olumsuz deneyimler yaşamıştır. Yoldaşlar bu bölünmelerin ideolojik, politik ve örgütsel sonuçlarını gidermek amacıyla Guatemala Ulusal Devrim Birliği'ne katıldılar. GUDB, bir yandan rejime karşı silahlı mücadele yürütüyor; diğer yandan da ülkeyi saran derin politik, ekonomik ve sosyal bunalıma ortak bir çözüm getirmek amacıyla hükümetin ve ordunun ayrımsız bütün demokratik güçlerle yapılacak ulusal görüşmelere katılmasını talep ediyor.


En gelişmiş ve güvenilir olanlar

WMR anketine verilen yanıtlar gizlilik koşullarında partiye üye kazanma çalışmasının olağanüstü zorluklar içerdiğini gösteriyor.

Şili'de zaman zaman "açık hücre" denen birimler faaliyet gösteriyor. Bu birimler halkçı politik mücadelede öne çıkan kişilerle sendika ve diğer kitle örgütlerinin militanlarım toplantılarına çağırıyorlar.

Hücre üyeleri bildiri dağıtmak ve partinin programı ile hedeflerini açıklamak üzere mahallelere gidiyorlar; bu arada özel ilgi gösteren kişileri tespit ediyorlar. Bir süre sonra, en gelişmiş olanlar parti gruplarına alınıyorlar. Komünistler fabrika ve işletmelerde, kamu kuruluşlarında ve halkın her kesimi arasında aynı şekilde çalışıyorlar. ŞKP, partinin kapılarını özgürlük, bağımsızlık, demokrasi ve toplumsal refah için savaşmaya hazır olan herkese açarak kitlelerden kopma tehlikesini ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Sudan Komünist Partisi (Nisan 1985'te yasallaştırıldı.) ile Suudi Arabistan Komünist Partisi'nin çoğu üyeleri dindar veya dinsel ortamlarda büyümüş kişilerdir. Bu üyelerin çoğu, siyasal mücadeledeki ilk eğitimlerini ilerici mezhep hareketleri içerisinde edindiler. SKP ile SAKP'nin tüzükleri üyelerinin ateist olmasını değil, siyasal hedefler için aktif mücadele etmesini şart koşuyor.

Kimi ülkelerde temel örgütlerin çevresinde parti sempatizan grupları oluşturuluyor. Örneğin Sudan'da bu gruplara "El Meydan (SKP'nin yayın organı) gazetesinin dostları" adı veriliyor. Sözü edilen gruplarda yer alanların çoğu kitle örgütlerinin üyesi olan gençlerdir. Bu gençlerin ideolojik ve politik bilincini yükseltmek için onlarla tartışmalar yapıldı; aralarından bir bölümü daha sonra partiye üye olmak için başvurdu. Kısacası parti yeni üyeleri sadece kendi otoritesiyle değil, kitle içindeki çalışmasıyla da kazanıyor.

Genç parti üyelerinin eğitilmesi, hücrelerin temel görevlerinden birisidir. Çoğu zaman hücreye yeni giren üyelerin kendilerine yeterince güvenmedikleri, yetenek ve becerileri konusunda kuşkulu oldukları görülür. Hücreye üye olmak onlar açısından ciddi bir karardır, çünkü bu yaşamınızı başka insanların eline teslim etmek anlamına gelir. Özellikle başlangıç döneminde hücre liderinin olgunluğu ve örnek kişiliği çok önemlidir. Ne gibi gizlilik önlemleri alınacağı ve tehlike anında nasıl dağılınacağı konusunda ortak çalışmalar yapılması örgütün moralini yükseltir ve yeni gelenlerde ciddi bir profesyonel örgüte katıldıkları inancını pekiştirir.

Bununla birlikte sıkı disiplin ve gizlilik kurallarına tamı tamına uyulması yanlış yapan insanlara karşı insafsızca davranmak anlamına gelmez. Yoksa bu tür katı davranışlarla karşılaşan yoldaşlar hatalarını dile getirmekten ürkerek, "her şey yolunda" deme yoluna gideceklerdir.

Partiler tek tek herkese somut görevler verme konusu üzerinde önemle duruyorlar. Bu görevler gösterilere katılmak, bildiri dağıtmak, buluşma yerleri ayarlamak gibi küçük görevler de olabilir. Önemli olan yeni yoldaşlara yapabilecekleri görevlerin verilmesidir. Kadrolarla çalışırken belirsiz ve gerçekçi-olmayan emirler yağdırmak kadar kötü bir şey yoktur. İnsanın görevini yaptığını hissetmesi, kendine olan güvenini arttırır ve parti için çalışma arzusunu pekiştirir. Partiye yeni katılanlara verilen görevlerin onların yaşına ve mesleklerine uygun olması başarıyı yükseltir.

Yeni komünistlerin yetiştirilmesinde ideolojik ve politik eğitimin rolü büyüktür. Kimi partilerde yeni üyelerin eğitimi daha aday üyelik sırasında başlar. Adaylar, Marksizm-Leninizmi, komünistlerin program ve hedeflerini, partinin örgütsel ilkelerini derinlemesine incelerler. Adaylık süresi adayın toplumsal kökenine bağlı olarak genellikle altı ay ile bir yıl arasında değişir. Örneğin Sudan Komünist Partisi'nde adaylık süresi işçiler için altı ay, aydınlar için bir yıldır.


Çeşitli mücadele biçimleri

Parti faaliyetlerinin biçimi ve yönü, diktatörlük karşıtı güçlerin militanlığına, kitlelerin ruh haline ve ülkedeki genel politik duruma bağlıdır. Bu nedenle, azgın gericilik dönemlerinde komünistler herşeyden önce parti yapısını korumaya ve güç toplamaya ağırlık vermek zorunda kalırlar. Rejimin bunalıma düştüğü dönemlerde devrimci hareket daha aktif hale gelir.

1973 askeri darbesinden sonra Şili'de ve Sudan'da partiler yeniden örgütlenmek ve yeni koşullara uyum sağlamak zorunda kaldılar. Sudan'da SKP MK Genel Sekreteri Abdülhalik Mahcub ile diğer yöneticilerin çoğu kurşuna dizildi. Darbeden önce Şili Komünist Partisi'nin yaklaşık 200.000, parti gençlik örgütünün ise 87.000 üyesi vardı. ŞKP yeraltı çalışması konusunda epeyce deneyimli bir partiydi. Ama yine de faşizm gerçeğini ağır bedeller ödeyerek öğrenmek zorunda kaldılar. Darbeden sonra 17'si MK üyesi olmak üzere partinin en nitelikli kadrolarının çoğu öldürüldü. Parti böylesi bir durumu hiç beklemiyordu ve bu vahşete karşı koyamadı. Bununla birlikte ŞKP yokedilen örgütlerini yeniden kurmayı ve yapısını yeniden düzenlemeyi başardı.

Şili ve Güney Afrika'da komünistler bütün muhalefet güçlerinin kitle mücadelesi ile örgütlü eyleminin şu anda temel ve vazgeçilmez bir rol oynadığına inanıyorlar. Barikatlar kurarak polis ve ordu birlikleriyle sokak çatışmalarına girişmek; belirli gün ve saatlerde enerji hatlarını kesmek, siren çalmak; grev yapmak, eğitim kurumlarını işgal etmek gibi protesto eylemlerine yüz binlerce, hatta kimi zaman milyonlarca insan katılıyor.

Kardeş partiler yerel siyasal çalışmalarında dindarlarla eşitlik temelinde işbirliği yapmaya çok önem veriyorlar. Komünistler ile dindarlar gibi değişik kesimlerden insanlar, halk için demokrasi ve temel siyasal ve sosyal haklara saygı gösterilmesi isteğiyle harekete geçtiklerinde çoğu kez yan yana geliyorlar; hatta kimi zaman barikatın aynı yakasında dövüşüyorlar. Suudi Arabistan'da 80 köy ve kasabaya yayılan Kasım 1979 ayaklanması sırasında olan buydu. Dini liderler, komünistlerin de Müslümanlar gibi ortak dava için hapis ve işkence, hatta ölümü göze aldıklarını gördüklerinde militanca işbirliğinin temelleri atılmış oldu.

Partinin ajitasyon ve propaganda çalışmasının biçimi ve içeriği halk hareketinin boyutlarına ve gelişme düzeyine bağlıdır. Sözlü propaganda, bildiri, gazete, pankart, duvar sloganları, afiş gibi geleneksel biçimlerin yanı sıra, teyp ve videokasetleri gibi modern teknikler günden güne daha çok kullanılıyor.

Ülkede ve dünyada gelişen süreçleri açıklayan güncel belge ve sloganları düzenli olarak yayımlayan komünist partiler, halka sadece parti çizgisini duyurmak değil, yakıcı sorunları onlarla tartışmak istiyorlar. Bu çaba hücrelerin ve sade üyelerin geniş katılımını gerekli kılıyor.

Gelen raporlar, yeraltı koşullarının ağırlığına rağmen parti yayınlarının çok etkili olduğunu vurguluyor. GAKP'nin yurt içi ve yurt dışı demokratik kitle hareketi içerisinde yaygın bir etkiye sahip olan yayınları -Afrikalı Komünist ve Umsebenzi (İşçiler)- bu-alanda iyi bir örnektir.

Ülkedeki genel duruma bağlı olarak komünistler mümkün olan her yerde burjuva basınından yararlanmaya çalışıyorlar. Şilili yoldaşların ulusal basın ve radyo için düzenledikleri basın toplantıları dizisi bu açıdan özellikle ilginçtir. Şilili yoldaşların özel kesimlere yönelik -sendika, öğrenci ve gençlik- yayınlarda sağladıkları başarı da çok ilginçtir. Sudan'da, komünistler ilerici gazetecilerle işbirliği yaparak halkın ve özellikle işçi sınıfının mücadelesi konusunda yazılar yayımlıyorlar. Sudan'ın ünlü komünistleri ülkedeki kimi kitle iletişim araçlarının yayın kurullarında yer alıyorlar. Guatemala'da basınla işbirliği özel yöntemlerle sağlanıyor: yeraltında çalışanlar, gazete ve dergi yöneticilerini çeşitli biçimlerde sıkıştırarak kitleleri yönlendirecek yazıları ve partinin ülke sorunlarına ilişkin yaklaşımlarını yayımlatıyorlar.


Legalite nasıl kazanılır

Legalite mücadelesi komünistlerin yeraltı faaliyetlerinin ana yönlerinden birisidir. Portekiz'de bu mücadele her zaman, Salazar diktatörlüğüne ve zulme karşı açıklamaların yanı sıra, barış, konuşma ve toplantı özgürlüğü, siyasi mahkumların serbest bırakılması ve demokratik seçim istemiyle yürütülen eylemlerle birlikte yürütülmüştü. Genel olarak mücadele, emekçi halkın hak ve çıkarlarının korunması mücadelesine doğrudan doğruya bağlıydı.

Komünist Partisi diğer demokratik güçlerle ittifak kurmaya gayret etti. Legal ve yarı-legal bileşik örgütler kurdu; komünistler bu örgütlerin yönetiminde önemli bir rol oynuyorlardı. Siyasal parti ve örgütlerin kurulması ve serbestçe çalışması için yürütülen belli başlı siyasal kampanyalar, PKP'yi legalleştirmek için mücadele anlamına da geliyordu.

1983'te Şili Komünist Partisi ile diğer sol güçler Demokratik Halk Hareketi MDP'yi kurdular. Çok farklı çevrelerden oluşmasına, yasadışı ilan edilmesine, baskı ve tutuklamalarla karşılaşmasına rağmen MDP açık faaliyet yürüttü ve toplantılarını yapabildi. Üstelik, hareketin liderleri de halka açıklandı. Hareket, Birleşik Sol kurulana kadar varlığını sürdürdü. Birleşik Sol, sol partilerin MDP temelinde kurulan daha aktif ve daha geniş bir koalisyonuydu. Böylece kendi toplumsal varlıkları için mücadele eden kitle örgütleri, Komünist Parti'nin yasallaşmasına da katkıda bulunmuş oldular.

Şili'de Pinochet'in düzenlediği en son plebisitte parti, üyelerinin "Hayır!" oyu kullanmalarını istedi; -böylece diktatörlük ile demokrasi arasındaki cepheleşme hızlandırılmış olacaktı. Guatemala'âz komünistler, kamuoyunu aldatmak- için hükümetin kullandığı bir araç saydıkları seçimlerde oy kullanmıyorlar. Onlar gerçek legalitenin ancak demokrasi ve ilerleme güçlerinin kesin bir zaferiyle elde edilebileceğini vurguluyorlar.

WMR'ye gönderilen belgelerin ortaya koyduğu gibi, yeraltındaki kardeş partilerin her türlü güvenlikten yoksun ve büyük tehlikeler içeren insanüstü mücadelesinin hiçbir geleceği olmadığı sanılabilir. Ama uluslararası komünist ve demokratik hareketin tarihi, yeraltında çalışanların iyimserliğini besleyecek yeterince olumlu örneklere sahiptir. Portekiz'de faşist diktatörlük bir gecede yıkıldı. Sudan'daki gerici rejim 16 yıl süren acı mücadeleden sonra alaşağı edildi. Yunanistan'ın albayları, yüzyılın sonuna kadar başta kalacaklarım iddia ediyorlardı; ama darbenin yedinci yılında kendilerini hapiste buldular! Güney Afrikalı komünistlerin geçenlerde kurduğu bir hücre kendisine şu sloganı kılavuz ediniyor: "En uzun seyahata bile küçücük bir adımla başlanır".


(WMR Temmuz 1989 tarihli nüshasından çevrilmiştir.)


İrtibat: posta@urundergisi.com Telefon: 0212 - 245 28 11