NİKARAGUA'DA ABD KOMPLOSU

Anımsayacaksınız, dünyada ve Türkiye'de sağcı, liberal, sosyal demokrat veya yeni düşünceci basın yayın organları, 25 şubat 1990 seçimlerim "demokrasinin zaferi", "yeni uzlaşma dönemi" türküleriyle karşılamışlardı. Toz duman dağılırken katı gerçekler ortaya çıkıyor. ABD Sandinistleri bütünüyle çökertme, Nikaragua'yı tamamıyla köleleştirme stratejisini adım adım uygulamaya devam ediyor.

Herkesin demokrasi ve uzlaşma türküleriyle oyalandığı bir sırada ABD'nin yeni silah ve cephaneyle donattığı üç bin kontrayı Honduras'tan Nikaragua'ya soktuğu belli oldu. ABD böylece kontraların silahtan arındırılmasını öngören üç anlaşmayı açıkça çiğnemiş bulunuyor. 23 Mart Toncontin anlaşması da, 27 Mart'ta Ortega ile Chamorro arasında yapılan iktidarı devretme anlaşması da, 3 Nisan'da beş Latin Amerika ülkesinin devlet başkanları tarafından imzalanan anlaşma da kontra gerillalarının silahsızlandırılmasını öngörüyordu.

Honduras'ta kalan birkaç sakat ve yaralı kontra, hurdaya çıkmış kimi silahlan sembolik biçimde Birleşmiş Milletler yetkililerine teslim ederek dünyanın gözünü boyarken, yeni üniformalar giyen ve yeni AK-47 tüfekleri taşıyan kontralar Nikaragua içinde terör eylemlerine devam ediyorlar. Kooperatif çiftliklerini basıyor, Sandinistlere taraftar olduğu bilinen insanları kaçırıyor veya öldürüyorlar.

Politik gözlemciler, ABD'nin " karşı devrim içinde karşı devrim" stratejisi izlediğini vurguluyorlar. Buna göre kontraların saldırıları arttırılacak ve Sandinist ordunun dağıtılması talep edilecek. Sandinistler ya bu talebe boyun eğerek taraftarlarının güvenini yitirecekler, ya da direnmeye kalkışırlarsa Chamorro'nun veya hükümette görevli herhangi bir elebaşının çağrısıyla ABD ülkenin meşru hükümetini korumak ve 25 şubat seçim sonuçlarına uyulmasını sağlamak bahanesiyle Nikaragua'yı istila edecek. Kendisine bağımlı ülkelerde orduyu ne pahasına olursa olsun denetim altında tutma politikası uygulayan ABD'nin Sandinistlerin kontrolü altında bulunan bir orduya tahammül edemeyeceği açıktır. Gözlemciler, hükümetle silahlı kontralar arasında belirli bir işbölümü olduğuna dikkat çekiyorlar.

Sandinist hükümet döneminde çıkarılan ve kamu kesiminde çalışanların işten çıkarılmasını yasaklayan yasayı askıya alan Chamorro hükümetine karşı kamu çalışanları, iş güvenliği ve ücretlere %200 zam talebiyle ülke çapında greve gittiler. Gümrükleri, ulaşım sistemim, posta ve eğilim hizmetlerini felce uğratan grev sonunda ücretlere yüzde 100 zam yapıldı ve hiç kimsenin işten çıkarılmayacağına dair söz alındı. Bunun üzerine, "ülkenin bir şiddet ortamına kaydığı" bahanesiyle kontra liderleri zaten uymadıktan silahsızlanma takvimini askıya aldıklarını ilan ettiler.

Sandinist Cephe'nin lideri Daniel Ortega'nın tutumu hakkında da bir çift sözümüz var.

Nisan ayının başında Ortega, kontralar silahlarını bırakmadıkça iktidarı teslim etmeyeceklerini belirtiyordu. Daha sonra geri adım attı ve 18 Nisan'da Chamorro ile iktidarı devir teslim sözleşmesini imzaladı. Kontraların silahlarını Chamorro'nun göreve başlamasından sonra bırakmasına razı oldu. Anlaşmaya göre kontralar 25 Nisan ile Haziran arasında silah bırakacaklardı. Ortega üstelik kontraların silahlanma takvimine paralel olarak Sandinist sivillerin de ellerindeki silahlan teslim etmesini kabul etti.

Kontraların son açıklamasından ve ABD kontra hükümet stratejisinin iyice su yüzüne çıkmasından sonra, ABD Başkanı Yardımcısı Don Quayle'nin ve basın yayın organlarının "sorumlu ve iyi niyetli lider" "demokrasiye saygılı başkan" gibi övgülerinden galiba biraz başı dönen Ortega'nın kendine geleceğini ve devrimci sorumlulukları üstleneceğini umuyoruz.

Nikaragua'daki son gelişmeler, 25 Şubat seçimlerinin demokrasinin zaferi değil, ABD'nin Nikaragua'yı köleleştirme komplosunun bir halkası olduğunu gösteriyor.



NİKARAGUA'DA GENEL GREV

Nikaragua'da Sandinist sendikaların on gün önce Chamorro hükümetine karşı başlattıkları yaygın grev ve gösterilerin silahlı çatışmaya dönüşmesinin ardından iktidar ve muhalefet arasındaki gerginlik dorukta.

Gözlemciler, sözde silah bırakan Contralar'ın desteğindeki Chamorro hükümeti ile Sandinistler arasındaki çatışmanın ülkede iç savaşın yeniden patlak vermesi ihtimalini gündeme getirdiğini belirtiyorlar.

Sandinist işçilerin başkent Managua caddelerinde yeni den barikatlar kurdukları ve bu yolla şehir içi ulaşımı engelledikleri bildiriliyor.

Bu arada radyo ve televizyon binası, Sandinistlerin olası saldırılarına engel olmak gerekçesiyle hükümet kuvvetlerince kuşatma altına alındı. Yaklaşık 80 bin kişinin katıldığı grev yüzünden Managua'da telefonların çalışmadığı ve havaalanının trafiğe açılamadığı haber veriliyor. Ayrıca şehre çok kısıtlı elektrik ve su verilebiliyor.

Başkentteki silahlı çatışmalar devam ediyor. Devlet Başkanı Violeta Chamorro'ya bağlı ve aralarında eski Contra gerillalarının da bulunduğu silahlı bir grubun, Sandinist merkezlerine saldırmalan ülkede tekrar iç savaş başlayabileceği endişesini uyandırdı. Yüzleri maskeli grup elemanları, Sandinisüer'in kendilerini tehdit ettiklerini öne sürerek bazı merkezleri makineli tüfekle taradılar. Saldırıda ölen olup olmadığı kesinlik kazanmadı.

Violeta Chamorro'nun ülkede düzeni ve asayişi sağlamak için orduyu yardıma çağırmasına karşın silahlı kuvvetler düne kadar bu çağrıyı yanıtlamadı. Çoğunlukla Sandinisit yanlısı askerlerden oluşan Nikaragua ordusunun başında da Sandinist lider Daniel Ortega'nın kardeşi Humberto Ortega bulunuyor.

İrtibat: posta@urundergisi.com Telefon: 0212 - 245 28 11