Tarih: 01.02.2011 |  Haberler
Mübarek’in ikinci manevrası

Mısır’da işçi sınıfının, yoksulların, işsizlerin, gençliğin işbirlikçi kapitalist Hüsnü Mübarek diktatörlüğüne karşı isyanı büyüyor. Sıkıyönetime ve sokağa çıkma yasağına rağmen, on binlerce protestocu, sokakları ve alanları hiç terk etmeden ayaklanmayı sürdürüyor. Gelen haberlere göre, diktatörlüğün uşakları şu ana kadar 300 göstericiyi öldürdü, binlerce kişiyi de yaraladı.


Hüsnü Mübarek’in ayaklanan halk kitlelerini yatıştırabilmek ve iktidarını koruyabilmek amacıyla baştaki hükümetin istifasını istemesi ve yeni bir hükümet kurdurma kararı, alay ve öfkeyle karşılandı. CİA ve Mossad’la yakın ilişkileri bilinen Mısır İstihbarat Örgütü’nün 20 yıllık başkanı, sıkı Amerikancı Ömer Süleyman’ın cumhurbaşkanı yardımcılığına, eski cezaevleri genel müdürü Mahmut Vagdi’nin içişleri bakanlığına atanması, rejimin, devrimi kan ve terörle bastırmak için fırsat kollamaktan asla vazgeçmeyeceğini de gösteriyor.

Dün Mısır’da işçi sendikalarının çağrısıyla genel grev yapıldı, üretim ve hizmetler bütünüyle durdu. Bugün (1 Şubat 2011) Kahire’nin Tahrir (Kurtuluş) meydanında milyonların katılacağı bir miting yapılacağı açıklandı.

Bu açıklama üzerine, Mısır ordusu adına yayınlanan bildiride, ordunun halka karşı silah kullanmayacağı belirtildi. “Mısır’ın büyük halkına” hitabıyla başlayan bildiride şöyle deniliyor: “Halkın meşru haklarını tanıyan Silahlı Kuvvetleriniz, Mısır halkına karşı güç kullanmadı ve kullanmayacak. Barışçıl ifade özgürlüğü herkesin hakkıdır. Silahlı Kuvvetler, yüce Mısır halkının meşru taleplerinin farkındadır ve bunları tanımaktadır. Silahlı Kuvvetlerin sokaktaki varlığı sizin iyiliğiniz ve güvenliğiniz içindir. Bu büyük halka karşı güç kullanılmayacaktır.”

Bugün, Tahrir meydanında toplanan 2 milyon kişi hep bir ağızdan Hüsnü Mübarek’in devrilmesi, Amerikan ve İsrail işbirlikçisi rejiminin yıkılması, ücretlerin arttırılması, işsizliğe son verilmesi, yolsuzlukların soruşturulması, halka ateş açanların cezalandırılması sloganlarıyla gösteri yaptı. Başta İskenderiye olmak üzere birçok şehir, kasaba ve köyde de milyonlarca gösterici aynı taleplerle alanları doldurdu.

Siyasal hayata uyanan milyonlarca işçi ve emekçinin kendi talepleriyle sokaklara ve alanlara çıkması, en geniş kitlelerin eylemliliğinde görülen bu büyük artış, gerçek bir halk devriminin en belirgin işaretidir. 80 milyonluk Mısır halkı, bir devrim gerçekleştiriyor. Sokakları ve alanları dolduran milyonların iradesinin yarattığı enerjinin önünde, Hüsnü Mübarek dayanamayacaktır. Kapitalist rejimin Amerika, Avrupa Birliği, İsrail destekli kodamanları daha şimdiden “düzenli bir geçiş” için pazarlık yapıyor. Arap dünyasının en büyük ülkesi ve dünya kapitalizminin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki temel direği olan Mısır’ı sistemin içinde tutmak için, emperyalist metropoller her türlü baskı ve hileye başvuracaktır.

Sokağa çıkma yasağına kulak asmayan halk kitleleri gece yarısına doğru hâlâ alanları boşaltmadı. Hüsnü Mübarek biraz önce gizli bir yerden yaptığı konuşmada, parlamentodan, seçimlerin erkene alınmasını isteyeceğini; ayrıca, seçimlerde tekrar cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını belirtti. Yeni yönetime düzen içinde geçiş için kendisinin birkaç ay daha başta kalacağını, Mısır halkına uzun yıllar çok hizmetler ettiğini; ülkenin kargaşaya düşmemesi için son bir hizmet daha vererek Mısır topraklarında ölmek istediğini söyledi. Alttan alma ve kendini acındırma ile aba altından sopa göstermeyi ve gözdağı vermeyi harmanlayan bu konuşma, Mübarek’in devrimi yatıştırmak için yaptığı ikinci manevrayı oluşturuyor. Mübarek zaman kazanmak istiyor. İlk tavizi hükümeti değiştirerek vermişti. Tekrar aday olmayacağını söyleyerek ikinci tavizi veriyor. Tabii ki bu tavizler, halkı aldatmayı amaçlayan küçük kurnazlıklardan ibaret. Söz konusu kurnazlıklara, şiddete dayalı acımasızlıkların eşlik edeceğinden şüphe yok. Ne var ki, bu kadar muazzam bir enerjiyle ayaklandıktan sonra, halk kitleleri hilelere kanmayacak ve şiddete boyun eğmeyecektir. Ayaklanma daha da güçlenecektir. Tunus’ta Zeynel Abidin Bin Ali de aynı yolu izlemiş, ancak devrimi durduramamıştı. Hüsnü Mübarek’in daha başarılı olması için özel bir neden yok.

Bu arada, Amerika’nın ve İsrail’in sadık kölesi Ürdün kralı Abdullah, devrim korkusuyla Başbakan Samir Rifai'nin hükümetini görevden aldı. Sözüm ona “Halkın yoksulluk ve yolsuzluk şikâyetlerine eğilecek yeni bir hükümet oluşturması için” bendelerinden birisi olan, eski başbakanlardan Maruf Bakit'i başbakan yaptı. Devrimci dalga, daha şimdiden, işbirlikçi kapitalist diktatörleri manevra yapmaya zorluyor. Cezayir’de ise, eğitim ve sağlık emekçileri bugün greve çıktı.

Filistin ve Irak halklarının emperyalist ve siyonist işgallere karşı uzun yıllardır devam eden direnişi, böylece, dünya kapitalist sisteminin büyük bunalımının ardından, Arap dünyasının her tarafına yayılmaya başlayan yeni ayaklanmalarla birleşiyor. Ezilen halkların ayaklanmaları ile Avrupa işçi sınıflarının hareketleri de birbirini güçlendirecek. Anti-emperyalist halk hareketleri ile anti-kapitalist işçi hareketleri, enternasyonalist dayanışmayla birleşik bir devrimci dalga olarak ortaya çıkabilir. Enternasyonalist dayanışmanın en etkili yönteminin, kendi ülkemizdeki devrimci hareketi güçlendirmek olduğunu hatırlayalım.
 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS