Tarih: 21.03.2011 |  Haberler
Libya halkı emperyalizme boyun eğmeyecek

Dünya kapitalist sisteminin en saldırgan emperyalist üçlüsü, Amerika, İngiltere ve Fransa'nın Libya'ya yönelik vahşi saldırısı sürüyor. Sömürgeci haydutlar, Libya halkının tepesine füzeler ve ağır bombalar yağdırıyor. Sözüm ona "sivilleri ve sivil yerleşimleri korumak" bahanesiyle başlatılan bu kapitalist-sömürgeci Haçlı Seferi, daha şimdiden üç aylık bir bebenin de içinde olduğu yüzlerce sivilin ölmesine, binlerce sivilin yaralanmasına, şehirlerin su, elektrik ve kanalizasyon sistemlerinin tahrip edilmesine yol açtı. Savaş NATO karargâhından yönetiliyor.



Bütün dünyada insanlar, Japonya'daki nükleer felaketi endişeyle izler ve felaketin daha da büyümemesi için büyük devletlerin harekete geçmesini beklerken, kâr ve iktidar hırsıyla gözleri dönmüş emperyalist efendiler, yeni bir savaş başlattılar. En son teknolojik ölüm araçlarıyla Libya halkını vuran emperyalist vahşetin sonuçları ortaya çıktıkça, halkların, sade insanların, saldırıya duyduğu tepki artıyor.

Libya saldırısına doğrudan doğruya katılmayan, ama ellerinde imkân olduğu hâlde Güvenlik Konseyi'nde çekimser kalarak saldırının yolunu açan Rusya, Çin ve Almanya'nın "üzüntü beyanları" ise, timsahın gözyaşları olmaktan öteye gitmiyor. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın, "biz sivillerin vurulmasını istememiştik" sızlanması da sahtekârlıktan ibaret.

Sömürgeci saldırganların, yanlarına irili ufaklı Batılı faşist, ırkçı, dinci, muhafazakâr ve liberal yönetimleri alarak ve Arap şeyhlerinden, krallarından, diktatörlerinden, generallerinden oluşan korucular ordusunu da talan sürüsüne katarak yürüttüğü bu yeni Haçlı Seferi, Türkiye kapitalist egemenlerinin bölge halklarına karşı Batı emperyalizminin maşası olmaktan vazgeçmediğini de gösterdi.

AKP yönetimi, bütün ilkeli dış politika iddiasına rağmen; zalimlere karşı mazlumun yanında olmak, bölge halklarının birliği için çalışmak, barışçı olmak, savaşa karşı olmak sloganlarını dilinden düşürmediği hâlde; bölge gücü olmak hedefiyle, bölge halklarına, İslam dini ve kültürüne dayanan kardeşlik, ortak tarih, ortak gelecek edebiyatı yapmasına rağmen; karar noktasına gelince, çark etti, "NATO'nun Libya'da ne işi var?" çıkışını unuttu ve yine Arap ve bölge halklarına ihanet etti. Arap ve İslam dostu olmakla övünen Erdoğan, Gül, Davutoğlu, Arınç; neredesiniz?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise, kendini ABD, Avrupa Birliği ve İsrail'e beğendirme gayretkeşliğine devam ederek, inanılmaz bir aymazlıkla, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi karar aldığına göre, Libya'ya harekât uluslararası meşruiyet kazanmış demektir" diyebildi. Hakkını yemeyelim, aslında kan dökülmesini istemezmiş, ama maalesef başka çare kalmamış! Şöyle devam ediyor: "Bu tür bir operasyonun daha farklı yapılmasını arzu ederdik, kan dökülmemesi için, ama koşulların uygun olmadığı yönünde bazı bilgiler geliyor, Kaddafi'nin direndiği yönünde bazı bilgiler geliyor." (20 Mart 2011, gazeteler).

Kılıçdaroğlu, bütün halkçılık, ilericilik, demokratlık, bağımsızlıkçılık iddialarını boşa çıkaracak şekilde hareket ediyor. Emperyalist saldırıya karşı direnmeyi suç sayıyor. Üstelik bunu, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşını yönetmekle övünen partinin, CHP'nin genel başkanı olarak yapıyor. Nerede kaldı senin Kuvayi Milliyeciliğin? Kılıçdaroğlu'nun sözünü ettiği "bilgiler", emperyalizmin kitle aldatma silahı olan dünya kapitalist medya şebekesinin ürettiği sahte haberler ve yorumlardır. Tıpkı Yugoslavya, Afganistan, Irak savaşlarında olduğu gibi, dünya kapitalist medyası, kitlelerin beynini allak bullak etmek üzere korkunç bir psikolojik savaş yürütüyor. Yalan haberlerle, akıl almaz senaryolarla önce beyinleri düşürüyor; sonra, gerçek füzelerin, bombaların, ölümün, katliamın yolunu açıyor.

Dünya kapitalist medya şebekesinin Türkiye ayağını oluşturan ve Irak'a karşı emperyalist savaş ve işgal sürecinde Amerikan emperyalizminin her yalanını tekrarlayarak savaş suçu işleyen Türkiye kapitalist medyası, aynı suçu Libya'ya karşı savaşta da tekrarlıyor. Libya'ya ve Kaddafi'ye yönelik her yalanı evlerin oturma odalarına boca ediyor. Gazetecilikle, araştırmacılıkla, meslek ahlakıyla, dürüstlükle, tarafsızlıkla, haberleri doğrulatmak kaygısıyla hiçbir ilgisi kalmamış cahiller sürüsü, uzman sıfatıyla ekrana ve sayfalarına, sadece savaş yanlısı akademisyenleri, büyük şirket yanlısı iktisatçıları ve hukukçuları, gözünü kan bürümüş emekli polis, asker ve diplomatları çıkarıyor. Türkiye kapitalist medyasının, Amerikan ve Avrupa sömürgecilerinin medyası olduğu; militarist-kapitalist zorbalığın vicdansız aleti olarak hareket ettiği; Türkiye halkına da, Libya halkına da, bölge halklarına da, dünya halklarına da düşmanlık güttüğü bir kez daha ortaya çıktı.

Libya'ya sömürgeci savaşın amacı açıktır: Dünyanın dördüncü büyük petrol üreticisi olan Libya petrolüne el koymak, bu ülkeyi tekrar emperyalizmin ve siyonizmin üssü durumuna getirmek, Mısır ve Tunus devrimlerini kuşatmak, bu devrimlerin derinleşmesini ve halk güçlerinin iktidara gelmesini engellemek, devrim dalgasının diğer ülkelere yayılmasını önlemek, dünya kapitalist krizinin ABD ve Avrupa işçi sınıflarında ve emekçilerde yarattığı kitlesel hareketlenmeyi ve devrimci mayalanmayı şovenizm ve militarizmle durdurmak, kapitalist krizden savaş yoluyla çıkmak. Libya savaşı, dünya kapitalist egemenlerinin yeni devrimler dalgasını boğmak için başlattığı karşıdevrimci hamlenin önemli bir ayağıdır.

Emperyalistler, Kore'den Vietnam'a, Laos'tan Kamboçya'ya, Küba'dan Yugoslavya'ya, Afganistan'dan Irak'a, giriştikleri bütün saldırı ve savaşları "insani gerekçelere" dayandırdılar; "diktatörlüğe son vermek", "sivilleri korumak", "demokrasi ve özgürlük götürmek" sloganlarını kitleleri aldatmak için sis perdesi olarak kullandılar. Tıpkı, Hitler'in savaşlarını başlatırken yalan haberler, hiç olmamış çatışmalar, sahte belgeler üretmesi gibi, bütün bu savaşlarda düpedüz yalan söylediler.

Bu tarih hiç yaşanmamış gibi, Amerika ve Avrupa liberal solu ile Türkiye'deki onursuz takipçilerinin, emperyalist yalanlara dayanarak yorum üretmesi, sicili bu kadar kirli saldırgan devletlerin bomba ve füzeleriyle demokrasi ve özgürlük getireceklerini savunması, artık işçi sınıflarına, emekçilere, ezilen halklara açıkça ihanet boyutuna ulaştı. Immanuel Wallerstein'in Libya'ya emperyalist saldırıya karşı çıkan Hugo Chavez'e çatması (bugünlerde, Fidel Castro'ya açıkça çatamayanlar Chavez'in ağzının payını veriyorlar) ve apaçık olguları eğip bükerek kendini rezil etmesi, oportunizmin emperyalizm işbirlikçiliğine dönüştüğünü gösteriyor. Lütfen herkes, Wallerstein'in "Libya ve Dünya Solu" başlığını taşıyan 15 Mart 2011 tarihli ibretlik yazısını okusun.

Libya halkı en olumsuz koşullar altında direnmeye devam ediyor. Türkiye halkı, kardeş Libya halkının yanında olacaktır. Libya'da saldırıya uğrayanlar, sadece Libya halkı değil, bütün Arap halkları, bütün bölge halkları, bütün dünya halkları, Türkiye halklarıdır, bizleriz. Libya halkına sömürgeci saldırı ve işgale karşı bu haklı ve meşru direnişinde başarılar diliyoruz.

AKP ikidarını, bütün kapitalist egemenleri uyarıyoruz: Libya halkına karşı savaştan uzak durun. Amerika'nın ve Avrupa sömürgeciliğinin aleti olmayın. NATO şebekesinin parçası olmayı reddedin. Üsleri kullandırmayın, Türk uçaklarını ve denizaltılarını Libyalı kardeşlerimizi vurmaya yollamayın.

İtalyan faşist sömürgecilerine karşı uzun savaşta yakalanan ve idam edilen Libya kahramanı Ömer El Muhtar, 15 Eylül 1931'de idam edilmeden önce, idam kararını veren mahkeme başkanına şöyle demişti: "Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince. Ben, cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım."

Ömer El Muhtar yaşıyor. Libyalı yeni nesiller de sömürgecilerle savaşmaya devam ediyor. Zafer, eninde sonunda, direnen halkların olacak. Emperyalist saldırganlar yenilecek. Libya halkı, kendi yurdunda bağımsız, özgür ve kendi kaderinin efendisi olarak yaşayacak.