Tarih: 18.05.2011 |  Haberler
İbrahim Kaypakkaya'yı anıyoruz

1960'ların devrimci yükseliş döneminde sosyalizme yönelen ve yaşamını Türkiye halklarının emperyalizm ve kapitalizmden kurtuluş mücadelesine adayan gençlik önderlerinden İbrahim Kaypakkaya'yı (doğumu 1949) anıyoruz. TKP-ML/TİKKO hareketinin kurucusu Kaypakkaya, 18 Mayıs 1973'te 12 Mart 1971 faşist cuntasının emrindeki işkenceciler tarafından öldürülmüştü.

İbrahim Kaypakkaya, 1960'larda uluslararası komünist hareketi saran devrim ve sosyalizm stratejilerine ilişkin tartışmalar sırasında, Çin Komünist Partisi'nin görüşlerinden etkilenmiş ve Maoizmi benimsemişti.

O sıralarda Çin Komünist Partisi, Sovyetler Birliği'ne ve sosyalist sistemin çoğunluğuna karşı milliyetçi bir çizgiye yönelmiş ve bütün dünya halklarını ABD'nin başını çektiği emperyalizme karşı tutarlı mücadeleden saptıran antikomünist “sosyal emperyalizm” teorisini ortaya atmıştı. Dünya kapitalist sistemi ABD'nin önderliğinde birleşik bir cephe olarak hareket ederken dünya sosyalist sistemini, kapitalist ülkelerin işçi sınıfı hareketini ve emperyalizme bağımlı halkların kurtuluş hareketini bölen bu teori, emperyalizmin ekmeğine yağ sürmüş ve daha sonra sosyalist sistemi ortadan kaldıran karşıdevrimci kapitalist restorasyonların işini epeyce kolaylaştırmıştı.

Çin Komünist Partisi, ayrıca, o sıralarda, dünya komünistlerine, Çin devriminin özgün koşullarını mekanik biçimde her yerde geçerli sayan bir stratejiyi dayatıyordu. İşçi sınıfının devrime fiilen önderlik edecek ve bu devrimin temel gücünü oluşturacak güçte olmadığı varsayımıyla, işçi sınıfını değil, köylülüğü temel güç sayan, devrimin köylerden şehirlere yöneleceğini bu strateji, Türkiye sosyalist hareketi içerisinde de belli bir etki sağlamıştı.

Türkiye Komünist Partisi'nin ülke içinde doğrudan doğruya örgütlenmeyip Türkiye İşçi Partisi'ni desteklediği, ilerici ve devrimci gençlik hareketi içerisinde Kemalizmi ve sosyalizmi eklektik biçimde birleştiren Milli Demokratik Devrim (MDD) akımının güç kazandığı o yıllarda, İbrahim Kaypakkaya bu akım içinde yer aldı.

İbrahim Kaypakkaya, MDD akımının ve ardından da Türkiye'de Maoist hareketin merkezini oluşturan Proleter Devrimci Aydınlık-Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi grubunun Kemalist milliyetçi önyargılarından kendini kısa sürede kurtardıysa da, Maoizmin genel ideolojik ve politik çerçevesini aşamadı. Türkiye'de emperyalizme bağımlı kapitalizmin gelişmişlik derecesini değerlendiremedi. Emperyalizme bağımlı orta derecede gelişmiş kapitalist bir ülke olan Türkiye'yi yarı-feodal bir ülke olarak tanımladı. 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi'nin deneyimine rağmen, işçi sınıfının devrimin fiilî öncü ve temel gücü olduğunu göremedi. Temel güç olarak nitelendirdiği köylülere dayanarak köylerden şehirlere yönelecek bir stratejiyi benimsedi. Çin yönetiminin ortaya attığı “sosyal emperyalizm” teorisinin antikomünist özünü ve emperyalizme karşı mücadeleye verdiği zararları kavrayamadı.

Maoist akımın Marksizm-Leninizme ters düşen ideolojik ve politik yanılgılarını paylaşsa da, İbrahim Kaypakkaya, Türkiye halklarının bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine özveriyle katıldı. 12 Mart faşizminin baskılarına boyun eğmeyi reddederek halkı örgütleme çalışmalarını sürdürdüğü Dersim'de esir düştü. Devrimci onurunu savunarak işkencecilere sır vermedi.

Kapitalist egemenler, onun yaşamasını kendilerine yönelik büyük bir tehlike sayarak, tıpkı Suphi'lere, Mahir'lere, Deniz'lere, Sinan'lara ve bütün devrim şehitlerimize yaptıkları gibi, onu öldürmeyi seçtiler. Devrimci önderleri yok ederek devrim hareketini durdurabileceğini sanan egemenler, bir kez daha yanıldılar. İbrahim Kaypakkaya, devrimci mücadele içinde yaşamaya devam ediyor.



 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS