Tarih: 07.06.2011 |  Haberler
Sözleşmeli kamu emekçilerinin zaferi

Türkiye işçi sınıfının ayrılmaz bir parçasını oluşturan kamu emekçilerinin 10 yıllık mücadelesi, sonunda, meyvesini verdi. AKP hükümeti 4B statüsünde çalıştırılan sözleşmeli kamu emekçilerine sürekli kadroya atanma, yani 4A statüsünde çalışma hakkını tanımak zorunda kaldı.

AKP hükümeti bu hakkı tanıyarak seçimlerde olası oy kaybını önlemek, 9 yıllık iktidarında bizzat kendisinin büyüttüğü sözleşmeli kamu emekçileri sorununu çözerek seçim yatırımı yapmak istiyor. Ne var ki, yıllardır sözleşmeli statüde çalıştırarak haklarını gasbettiği bütün emekçiler, başta sağlık emekçileri ve eğitim emekçileri olmak üzere, AKP'nin yaptıklarını unutmayacak, onu oylarıyla da cezalandıracaklardır.

Hükümetin 2 Haziran 2011 günü çıkardığı “Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”, 4 Haziran Cumartesi günü Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararnameye göre, 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunarak sürekli kadroya alınmalarını isteyecek olan sözleşmeli kamu emekçilerinin atanmaları 60 gün içinde tamamlanacak.

Bununla birlikte, kararname, 4B statüsünde bulunan herkesi kapsamıyor. Hükümet, yerel yönetimlerde çalışan sözleşmeli personeli kararname dışında bıraktı. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışanlar ile yükseköğretim kurumlarının araştırma-geliştirme projelerinde proje süreleriyle sınırlı olarak çalışanlar yine 4B statüsünde kalmaya devam edecek.

Sözleşmeli statüde çalıştırma uygulaması, işçi sınıfını bölerek kapitalistlerin ve devletin daha sıkı denetimi altında daha ucuza çalıştırmayı öngören neoliberal kapitalist saldırının ürünüydü. 4B statüsünde çalıştırılan kamu emekçileri, iş güvencesine sahip sürekli kadrolu 4A statüsündeki emekçilerle aynı işi aynı koşullarda yaptıkları hâlde, sadece 12 aylık sürelerle çalıştırılıyor ve her yıl sözleşmelerinin yenilenmesi gereği onlara karşı bir tehdit unsuru olarak kullanılıyordu.

4B statüsünde çalıştırılan kamu emekçilerinin 4A statüsüne geçirilmesi, yaklaşık 200 bin kamu emekçisinin önemli bir hak kaybını giderecek. Ancak, kararname bütün 4B'lileri kapsamadığı gibi, kamu emekçilerinin farklı statülere bölünmesi 4B ile de sınırlı değildir. 4C ve taşeron işçiliği de sürüyor. Hükümetin kararnamesi, 4C ve taşeron işçiliği sorununa, milyonlarca emekçinin hak sorununa hiçbir çözüm getirmiyor.

Önce mevsimlik işçilerle sınırlı olan, daha sonra ise, özelleştirme sonucu işsiz kalan işçilerin geçirildiği ve bu çerçevede Tekel işçilerinin büyük eylemlerine neden olan 4C uygulamasında, iş güvencesi olmadığı gibi, ücretsiz izin hakkı, eş-hastalık-eğitim nedeniyle atama, askerlik dönüşü işe başlama gibi haklar da bulunmuyor. Taşeron işçileri ise kamu kurumlarının işini yaptıkları hâlde kamu emekçisi bile sayılmıyor ve çok daha güvencesiz bir konumda çalışmaya mahkûm ediliyor.

Toplu sözleşmeli, grevli, iş güvenceli çalışma hakkı bütün emekçilerin en doğal hakkıdır. İşçi sınıfını işçi-memur, kamu-özel, sürekli-geçici-mevsimlik-taşeron olarak bölmek, kapitalizmin işçi sınıfını zayıf düşürmek, örgütlenmesini ve haklarını savunmasını engellemek, daha ucuza ve daha çok çalıştırmak için dayattığı uğursuz yöntemdir.

Sözleşmeli statüden sürekli statüye geçme hakkını söke söke kazanan kamu emekçilerinin zaferi, umuyoruz ki, kararname dışında bırakılan 4B'lilerin, yok sayılan 4C'lilerin ve sayıları milyonlara ulaşan taşeron işçilerinin mücadelesine hız verecektir. Bütün işçi sınıfının toplu sözleşmeli, grevli, iş güvenceli çalışma hakkını kazanma hedefi önümüzde duruyor.

Sözleşmeli çalıştırılan hemşirelerin, doktorların, ebelerin, laborantların, öğretmenlerin, bütün emekçilerin ısrarlı mücadelesi sonuç verdi, AKP hükümetine geri adım attırdı. Birlik ve mücadele asla boşa gitmez.



 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS