Tarih: 11.08.2011 |  Haberler
Hesap vakti

Kapitalist bankaların ve tekelci şirketlerin gözlüklerini takanlar borsa tıkırındaysa işlerin kötüye gittiğini bir türlü kabul etmezler. İşsizlik şu kadar artmış, ücretler ve maaşlar insanca yaşamaya yetmiyormuş, ekonomik tercihler bağımsız sanayileşme ve kalkınma ihtimalini ortadan kaldırıyormuş, gericilik azmış, faşizm başını alıp gitmiş, polis devleti kurulmuş, özgürlükten eser kalmamış, diller ve kültürler yasaklanmış, gençlerin ve çocukların geleceği çalınıyormuş, kadınlar cins kırımına uğruyormuş, şehirler yaşanmaz hâle gelmiş, köyler çöküyormuş, doğa mahvoluyormuş, bir savaş bitmeden bir başka savaş çıkıyormuş, hiç umurlarında olmaz.

Varsa yoksa borsada vurgun yapmak, kârına kâr katmak. Mademki borsa yüksekte, öyleyse işler iyidir! Kim için? Dolar milyarderleri ve onların uşakları için. İşçiler, emekçiler, sade vatandaşlar, büyük insanlık için değil.

Ne zaman ki borsa çöker, işte o zaman egemen kapitalizmin gözlüğünü takanlar, eyvah ne oluyoruz diye çığlık atmaya başlar. Kapitalizmin tatlı rüyası kâbusa dönüşür. Dehşet içinde toplumun ve ekonominin gerçekleri kıyısından köşesinden aralanır. Tabii sadece borsa yeniden yükselinceye kadar. Borsa yükselince yine eski alışkanlıklara dönülür, toplumun ve ekonominin gerçekleri yeniden karanlığa gömülür.

İşçiler, emekçiler, sade vatandaşlar, büyük insanlık, banka ve tekellerin iktidarına son verene, düzeni değiştirene kadar, bu döngü tekrarlanır durur.

Başta New York, Londra, Paris ve Frankfurt borsaları olmak üzere 8 Ağustos 2011 Pazartesi günü dünya borsaları dibe çakılınca, dünya kapitalist sisteminin 2007 sonlarında patlayan büyük krizinin sona ermediği, devletlerin bankalara ve tekelci şirketlere pompaladığı muazzam kaynaklarla bir süre yumuşayan durgunluğun yeniden ve bu kez daha yaygın olarak su yüzüne çıktığı görüldü.

Bütün dünyaya hükmeden dev banka ve şirketler koca bir dönem boyunca girişimcilik, akılcılık ve verimlilik cakası sattılar. Cakaları aslında halkı soymak ve vurgunlarını gizlemek için kullandıkları bir maskeden ibaretti. Çünkü hantal, akıldışı ve verimsiz kuruluşlardı. Özelleştirme, kuralsızlaştırma, sendikasızlaştırma, çalışma yaşamını esnekleştirme, başta sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik olmak üzere hayatın her alanının ticarileştirilmesi yoluyla kamu kaynaklarını sınırsız bir şekilde yağmalayarak ayakta duruyorlardı. Devlet emir kullarıydı, her sözleri kanun oluyordu.

Buna rağmen, topluma verdikleri hiçbir sözü tutamadılar. Kesintisiz kalkınma sağlayacaklardı, durgunluk ve daralmaya yol açtılar. Refahı yaygınlaştıracaklardı, işsizliği ve yoksulluğu genelleştirdiler. Şeffaflık sağlayacaklardı, yolsuzluğu ve rüşveti kural yaptılar. Dünyaya barış getireceklerdi; saldırı, savaş ve işgallerle vahşete dönüşü yaşattılar.

Her şeyi mahvettiler ama hiç hesap vermediler. Hâlâ baştalar, hâlâ sömürmeye, buyurmaya, işleri batırmaya, dünyayı kana bulamaya devam ediyorlar. Sadece tek tek işletmeleri değil, koca koca ülkeleri bile art arda iflasa sürükledikleri hâlde, hâlâ kamu kaynaklarını yutmak, hâlâ açlıktan, yoksulluktan, felaketten, savaştan kâr sağlamak peşinde koşuyorlar.

Oysa oyun bitti, kapitalizmin hesap verme vakti geldi. Hesabı soracak olanlar, işçiler, emekçiler, sade vatandaşlar, büyük insanlık. Kapitalizmin büyük ve uzatmalı krizi, büyük uyanışın ve mücadelenin, yeni bir dünya kurmanın başlangıcı olacak.



 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS