Tarih: 20.11.2011 |  Haberler
Yeni Anayasa Mahkemesi nereye? - Aziz Çelik

2010 Anayasa değişiklikleri ile yetkileri ve üye sayısı artırılan yeni Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) asosyal kararlarına 2 Haziran 2011 tarihli “Yeni Anayasa Mahkemesinden ‘Asosyal’ Kararlar” başlıklı yazımda değinmiştim. Ancak o tarihte AYM’nin gerekçeli kararları henüz yayınlanmamıştı. 4/C ile ilgili kararın gerekçesi 21.10.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. (Esas Sayısı : 2010/46Karar Sayısı : 2011/60) Bu gerekçeli karar Anayasa Mahkemesi’nin çalışma ilişkileri konusunda nasıl hızla neo-liberal bir içtihat oluşturduğunu ve Anayasanın sosyal hukuk devleti ilkesini nasıl bir kenara bıraktığını göstermesi açısından son derece çarpıcı.

Önce kısaca davaya konu olan olayı hatırlayalım: TÜİK’te 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi uyarınca çalışmakta iken hizmet sözleşmesi feshedilen 4/C’li bir çalışan, tarafına iş sonu/kıdem tazminatı ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine, iş sözleşmesi’nde yer alan “sözleşmenin feshinde ihbar, kıdem veya sair adlar altında herhangi bir tazminat ödenmez.” hükmünün ve bütün bunlara dayanak olan Bakanlar Kurulu kararlarının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay 2. Dairesine dava açmıştı. Davaya konu işlemlere dayanak oluşturan 4/C maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da söz konusu hükmün iptali talebiyle AYM’ye başvurmuştu.

Şimdi de 657’nin 4/C maddesine bakalım, nedir bu 4/C? “Geçici personel, Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Dairesinin ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.” 4-C “bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmetler” için öngörülen istisnai bir düzenleme. Ancak çeşitli kamu kurumları bunu olağan bir istihdam yöntemine dönüştürmüş durumda. Böylece bir tür kanunsuz, ucuz ve esnek çalışma biçimi oluşturulmuş durumda. 4/C Tekel işçilerinin eylemi ile kamuoyunun gündemine taşınmıştı.

Anayasa Mahkemesi 17 üyesinin 16’sının oyuyla 4/C statüsünde çalışmanın Anayasaya uygun olduğuna karar verdi. Anayasa Mahkemesi kararında şu oldukça ilginç ve inanılmaz değerlendirmeler yer alıyor:

“Geçici personel statüsü, belli bir vasıf gerektirmeyen, daha çok bedensel çalışmalara ağırlık veren, başlangıç ve bitişi belli olan, süreli işlerde çalışmayı öngörmektedir. Bu personel, idare ile yaptıkları bir sözleşme uyarınca idare için belirli bir iş yapan kişi konumundadır ve yaptıkları iş, geçici veya mevsimlik olup, asli ve sürekli görevlerden de sayılmaz. Bu nedenle geçici personel; Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında belirtilen memur ve diğer kamu görevlileri kavramı dışında kalan, sözleşme ile çalıştırılan, işçi de olmayan, kendine özgü istisnai bir istihdam türüdür.”

Anlaşılan Anayasa Mahkemesi TÜİK çalışanını vasıf gerektirmeyen bedensel bir çalışma olarak görüyor. AYM 4/C statüsünde çalışanları ne memur ne işçi olarak kabul ediliyor. Böylece memurların ve işçilerin sahip olduğu haklardan yararlanmaları engellenmiş oluyor. Anayasa Mahkemesi daha da ileri gidiyor. 4/C statüsünün Anayasaya aykırı olmak bir yana bizzat sosyal devlet ilkesinin gereklerine uygun olduğunu şu inanılmaz cümlelerle anlatıyor!

“Diğer taraftan, Anayasa’nın 17. maddesi ile tanınan, herkesin yaşama ve maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkı, 49. maddesi ile de Devlet’e verilen çalışanları koruma yükümlülüğü gözetildiğinde, itiraz konusu kuralla geçici personel statüsü adı altında böyle bir istihdam biçiminin oluşturulması ile yaşam hakkı ortadan kaldırılmadığı gibi, getirilen düzenlemenin çalışanlara geçici de olsa iş ortamı yaratmayı amaçladığı ve sosyal devlet ilkesinin gereklerine de uygun olduğu anlaşılmaktadır.”

Kısaca Anayasa Mahkemesi diyor ki; geçici de olsa, güvencesiz de olsa iş bulduğunuza şükredin. Sosyal devleti ilkesini ve ILO’nun temel ilkelerinden olan insanca iş kavramını (decent work) unutun. Devletin çalışma standartlarını yükseltme işlevini unutun. AYM demek istiyor ki; devlet artık bir şirket gibi yönetilebilir ve işçilik maliyetlerini düşürmek için 4/C’li çalıştırması mübahtır.

Anayasa Mahkemesi 4/C kararında ilginç bir mutabakat ortaya koydu. Mahkemenin Özal, Demirel, Sezer ve Gül tarafından atanan üyeleri neredeyse tam bir fikir birliği içinde davrandı. Bunun tek istisnasını sosyal politika kökenli bir akademisyen olan Profesör Engin Yıldırım oluşturdu. Yıldırım 4/C statüsününün anayasaya aykırı olduğunu belirterek karara karşı net bir muhalefet şerhi yazdı. Geçmişte laiklik ilkesini korumak adına tuhaf kararlara imza atan ve neredeyse ikiye bölünen AYM, sosyal devlet ilkesini bir kenara bırakan manidar bir uzlaşma görünümü veriyor ve neo-liberal bir içtihatta birleşiyor.

Not: 3. Uluslararası Sosyal Haklar Sempozyumu’ndaki bidirisiyle karara dikkatimi çeken Av. Gökhan Candoğan’a teşekkür ediyorum.

Aziz Çelik / BirGün, 18 Kasım 2011



 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS