AĞIT - Başak Ergil
Diğer Yazarlarımız| 01.Mayıs.2008
Sana uydum gördüm her türlüsünü susuzluğun,
beyaz bir ışık gibi akardı oysa umut.
Sesler mi taşırdı onu coşku huzmeleriyle,
yazılmayı bekleyen dizeler mi?
Evren denen uzama bir daldığında
öte taraftan çıkartırdı başını yeryüzü
henüz uzak devrimlerle kirpikleri serin ve ıslak,
yıldızdan çakıltaşları yüklüydü elleri.
Sana uydum tanıdım her kisvesini yıldızsızlığın.
Başak Ergil
beyaz bir ışık gibi akardı oysa umut.
Sesler mi taşırdı onu coşku huzmeleriyle,
yazılmayı bekleyen dizeler mi?
Evren denen uzama bir daldığında
öte taraftan çıkartırdı başını yeryüzü
henüz uzak devrimlerle kirpikleri serin ve ıslak,
yıldızdan çakıltaşları yüklüydü elleri.
Sana uydum tanıdım her kisvesini yıldızsızlığın.
Çağlar öncesindeymiş meğer çocukluğu
bütün iyi insanların,
kolları daha güçlüymüş
antları yalın ve candan,
kaygıları nasıl da başkaymış gebe kadınların.
Sana uydum geçtim korku tünellerinden.
Güzel düşüncelerin insansız kaldığı
bu çorak yangın yeri
yeryüzü olamaz, biliyorum.
Kim yüreklendirecek şimdi
ey Güzellik,
sana uymak isteyenleri?
Başak Ergil

