Derviş
"Kemal Dervis'in, Ankara'da ekonominin dümenine geçirilmesi operasyonu, pürüzsüz olmasa da, olağanüstü bir hızla ve büyük ölçüde başarıyla tamamlandı.
Bu operasyonda düğmeye basan kişi Başbakan Bülent Ecevit idi, ama onu düğmeye basmaya asıl ikna edenin de Uluslararası Para Fonu (İMF) Başkan yardımcısı Stanley Fischer olduğundan kuşku yok.
IMF ve Dünya Bankası yönetimleri, Derviş'in bunca hızla ve tam olmasa bile, oldukça yetkili bir konumda işin başına geçmiş olmasından çok memnunlar.
Bu operasyonun, hükümette ve üst bürokraside (Temizel istisnası dışında) büyük bir çatlak yaratmaması, iş dünyası ve medya tarafından desteklenmesi, en önemlisi de kamuoyunda "umutlu beklentiler" doğurması, Banka ve Fon'u memnun ediyor. (Zekeriya Temizel'in istifası ise, buralarda açıkçası "bankacılık reformunu hızlandırabilecek bir gelişme" olarak algılandı.)
IMF ve Dünya Bankası yetkilileri, bir yandan Türkiye'de Derviş'e gösterilen olağanüstü ilgiye ve "tek bir adamın ekonomiyi kurtarabileceği" inancındaki naifliğe şaşırıyorlar, ama bir yandan da, ülke ekonomisi ile toplumsal psikolojinin birbirini ne kadar etkilediğini bildiklerinden, "dibe vurmuş" bir haldeyken, milletçe üzerinde ruhsal sörf yapabileceğimiz yeni bir dalga yakalamamıza seviniyorlar....
Geçen hafta Derviş'in Ankara'ya gitmesinin Ecevit ile Fischer arasındaki telefon konuşmalarında ele alındığı sıralarda, Washington'da nabzını yokladığımız Fon çevreleri, 'Derviş'in, Merkez Bankası Başkanı olarak yapacağı katkı sınırlı kalır. Biz kendisine bakanlık verileceğini umuyoruz. Özellikle bankacılık reformunda söz sahibi olması çok yarar getirir' diyorlardı." (Milliyet, 5 Mart 2001, s. 12)

