Sansür
Erbil Tuşalp, Milliyet, 20 Mayıs 1999
İçişleri Bakanlığı'nın "düzelttiği" terimler
Sakıncalı
Gerilla (kır gerillası, şehir gerillası) Asi
Peşmerge, mülteci
İsyan, Kürt isyanı, Kürt ulusal kurtuluş savaşı, Kürtlerin özgürlük mücadelesi, Kürt ayaklanması, Silahlı kalkışma, Başkaldırı
PKK, KAWA, KUK, Apocu, Bölücü çete, Ayrılıkçı güçler
Operasyon, temizlik harekâtı, güvenlik harekâtı, huzur harekâtı, .... harekâtı
Kürt soylular, Kürt kökenliler, Kürt soylu vatandaşlar, Kürt soyundan halk
Komutan, Vali, Kaymakam
Geçici olarak silah bırakma, Ateşkes
Barış çağrısı
Botan (....) komutanı, sorumlusu
Apo
Milis
Örgüt üssü, kampı, karargâhı (yurtiçinde)
Örgütün lider kadrosu/kadrosundan
Bölücü örgüt/bölücü
Marksist-Leninist örgüt, Marksist-Leninist PKK
İnsanlığa karşı suç
Güneydoğu halkı, Güneydoğu Anadolu halkı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı
Sürgünde Kürt Parlamentosu
Kürt milletvekili-Kürt parlamentosu, milletvekili/üyesi
Kürt bayrağı, Sözde Kürt bayrağı
ERNK bürosu
ERNK-ARGK
Düşük (alçak) yoğunluklu savaş
Kürt devleti
Kürt liderler/liderleri
Ulusal Meclis/Eyalet Meclisi, ....nci Kongre
Uygun
Terörist, terörist unsur, eşkıya, haydut
Kuzey Iraklılar, sığınmacılar
Terörist faaliyetler
PKK terör örgütü, kanlı terör örgütü, cinayet şebekesi
Teröristlerin ve suçluların aranması, suçluların takibi
Türk vatandaşı/bölücü çevrelerce Kürt olarak isimlendirilen vatandaşlarımız
Bir yetkili
Terörist faaliyetlere ara verme, silahlı terörist eylemleri geçici olarak durdurma
Terörist faaliyetlere geçici ara verme
Teröristlerin yöre sorumlusu
Terörist Öcalan
Terör örgütüne yardım ve yataklık yapanlar, terörist işbirlikçisi
Terörist barınağı, terörist yuvası
Terör örgütü sorumlularından
Terör örgütü/terörist
Terör örgütü, terör örgütü PKK. Not: Örgütün Marksist-Leninist olduğu konusu yüz yüze temasta yurtdışında kullanılabilir
Terör suçu, cinayet-katliam suçu, toplu katliam suçu
Türkiye'nin doğusundaki vatandaşlarımız
PKK terör örgütü güdümündeki toplantı
Terör örgütü elemanı
Terör örgütünün sembolü
Teröristlerin irtibat bürosu
Terörist örgütün alt birimi
Terörle mücadele
Kuzey Irak'taki oluşum
Kuzey Iraklı aşiret ağaları/reisleri
Terörist toplantısı
Bu haberi notlarımız arasına aldıktan sonra, 14 Haziran 99 tarihli Milliyet gazetesinde benzer bir yasak listesinin üniversitelere de gönderildiğini okuduk. Haber şöyle:Benzer bir uygulama çerçevesinde aynı liste üniversitelere de ulaştırıldı. Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin imzasıyla dekanlıklara iletilen bir yazıda şöyle denildi:
"İstanbul Valiliğinin ilgi yazısı ekinde alınan; kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan basın açıklamaları ve yayın faaliyetleri başta olmak üzere iç ve dış kamuoyuna yansıyacak tüm etkinliklerde terim birliğinin sağlanması ve son gelişmeler de gözönüne alınarak ileride tartışmaya ve istismara sebep olacak kavramların kullanılmasını önlemeye yönelik terminoloji listesi ekte gönderilmektedir. Bilgilerinizi ve sözkonusu terminoloji listesine uyulması konusunda gereken hassasiyetin gösterilmesini rica ederim."
"Çok gizli" damgası taşıyan liste 37 terimden oluşuyor.
Kullanılması istenmeyen kelimeler ve önerilen karşılıkları şöyle:
Komutan, vali, kaymakam - Bir yetkili
Gerilla, asi - Terörist, eşkıya, haydut
Boşaltılan köyler - Terk edilen köyler
Peşmerge, mülteci - K. Iraklı, sığınmacılar
Örgüt üssü, kampı - Terörist barınağı
Düşük yoğunluklu savaş - Terörle mücadele
Kürt devleti - K. Irak'taki oluşum.
Şimdi bu yazılanlara nasıl bir yorum yapalım? Bizler yıllarca, ilkokuldan başlayarak, Kızıl Sultan, müstebit Abdülhamit'in kelimelerden ne kadar korktuğunu okuduk; üstelik hocalarımız alay ederek onun ne kadar sansürcü ve ilkel bir insan olduğunu anlatırlardı. Ne yaparmış peki padişah Abdülhamit? Burnu çok iriymiş, o yüzden coğrafi bir terim olarak bile "burun" kelimesinin yazılarda geçmesi yasakmış. Yıldız Sarayı'nda oturduğu için, "hava kapalı, bugün yıldızlar görünmüyor" gibi bir cümle yasaklanabilirmiş. Biz de gülerdik. Herhalde öğrenciler hâlâ gülmeye devam ediyorlardır. Çünkü, kelimelerden bu kadar korkmak gerçekten de alay edilecek bir durum oluşturuyor. Zaten, hocalar da "Abdülhamit, korkusundan binlerce hafiye beslemesine ve bu kadar sansürcü bir zihniyetle en küçük muhalefete bile izin vermemesine rağmen, bunlar onu kurtarmaya yetmedi; kendisi de, bu şekilde korumaya çalıştığı iktidarı da yıkılıp gitti" deyip bizi rahatlatırlardı. Biz de anlardık ki, korkunun ecele faydası olmazmış. Muhalefetini bir kez örgütlemeyi başaran halk, her ne olursa olsun, kendisini ezen despotları devirmeyi başarırmış.
Biz de, eski ve yeni sansür biçimleri arasında bir bağ kurmuyor ve bu duruma ilişkin herhangi bir yorum yapmıyoruz işte.

