Sosyalist Dergi: 23 |  Ayşe Baziki |
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Ezenler ve ezilenler arasındaki savaşların amansızca devam ettiği ve tıpkı bizdeki gibi kanlı darbelerin yaşandığı bir coğrafyadır Latin Amerika. 60’lı yıllarda, Latin Amerika’nın küçük bir adası olan Dominik Cumhuriyeti’nde de ezilenlerle ezenler arasında kıyasıya bir mücadele yaşanır. Ağır baskı ve yıkım politikaları izleyen Trujillo diktatörlüğüne karşı siyasal istemlerini haykıran insanlar onurlu mücadelelerini yükseltirler ve Trujilo’ya karşı mücadelede önemli kazanımlar elde ederler.

Bu mücadele ile özdeşleşen üç kız kardeştir “Mirabel” kardeşler. Diktatörlüğün tüm tehditlerine rağmen mücadeleden geri durmazlar. 25 Kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyeti’nin kuzey bölgesinde, bir uçurumun dibinde üç kadın cesedi bulunur. Cesetler Mirabel kardeşlere (Patria, Minerva ve Maria’ya) aittir. Egemen diktatörlük bu ölümler için “trafik kazası” açıklamasını yapar; ancak kısa süre içinde üç kızkardeşin tecavüz edilerek katledildiği anlaşılır.

Mirabel kardeşler, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi’nin öncülerindendir, bu mücadele içinde sembolleşirler ve “Kelebekler” diye anılırlar. 1981 yılında Kolombiya’da toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda 25 Kasım tarihi, Mirabel Kardeşlerin anısına “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilir.

Kadına yönelik şiddet 25 Kasım’a rağmen devam ediyor

Her yıl olduğu gibi 2007’de de, dünyada kadına yönelik uygulanan şiddeti 25 Kasım’da açıklanan istatistiksel bilgilerle net bir şekilde görmekteyiz.

Bugün dünyada her üç kadından biri fiziksel şiddet görüyor.

Her yıl yaşları 5 ile 15 arasında değişen iki milyona yakın kız çocuğu fuhuşa zorlanıyor.

Dünyada her 6 dakikada 1 kadına tecavüz ediliyor.

ABD’de her yıl 4 milyon kadın şiddete maruz kalıyor.

Hindistan’da her gün 5 kadın çeyiz kavgaları yüzünden ölüyor.

Güney Afrika’da her 90 saniyede bir kadına tecavüz ediliyor.

Çin’de 1 milyon kız çocuğu sadece kız oldukları için anne karnında öldürülüyor.

Irak’ta savaşın ilk aylarında yirmi bin kadına tecavüz edildi.

Her yıl 2 milyon kadın uluslararası kadın ticaretinde kullanılıyor.

Ülkemize baktığımızda bu tablodan pek de farklı olmayan bir tabloyla karşılaşıyoruz. Hergün burjuva medyasında sıklıkla rastlayabileceğimiz töre ve namus cinayetleri en canlı örnekler.

“Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Projesi” tarafından hazırlanan rapora göre, 1997–2006 yıllarında gözaltındaki kötü muamelelere karşı 236 başvuru yapılmış. Bunların 166’sını cincel taciz, 70’i ise tecavüz oluşturmuş.

Kadınlar fabrikada, tarlada, evde emekleriyle yaşamlarını sürdürdükleri her alanda ekonomik yönden şiddete uğruyorlar. Tekstil, kimya, tarım, hizmet iş kolu gibi bir çok alanda ucuz iş gücü olan kadın emeği sömürüsü yoğun olarak yaşanıyor. Kadınlar sendikasız, sigortasız ve düşük ücretlerle sağlıksız ortamlarda çalıştırılıyor. Bu durum, kadınların, en temel sorun dediğimiz emek-sermaye çatışmasında emek cephesi tarafında durduğunun ve bu zeminde değerlendirilmesi gerektiğinin göstergesidir. Kadınların hem cinsel hem de sınıfsal yönden sömürüldüğünün en çarpıcı örneklerinden biri de, geçenlerde sonuçlanan “Novamed” grevi.

Novamed grevi

Novamed, Antalya Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren, merkezi Almanya’da bulunan çokuluslu Fresenius Medical Care firmasına bağlı diyaliz makinalarına parça üreten bir fabrika. Bu fabrikada yapılan işin hassasiyeti nedeniyle kadın işçi sayısı çok. Sömürü ise çok fazla. Onlar, yan yana çalışırken konuşmalarının yasak olmasından, tehlikeli kimyasallarla çalıştıkları halde maske altından konuşmasınlar diye maske takmaya izin verilmemesine, nişanlanmak ve evlenmek için iş yerinden izin alınmasına, aynı üretim hattında bulunan kadınların doğumlarının sıraya konulmasına, işçilerin günde kaç kere tuvalete gittiği ve gittiğinde ne kadar süre kaldığının hesabının tutulmasına kadar akıl almaz koşullardan şikayetçiydiler.

26 Eylül 2006’da sendikanın tanınması ve insanca koşullarda çalışmak için greve çıktılar. Dışarda mücadele verenler sayesinde içerde çalışan kadın işçilerin çalışma koşulları iyileştirmek zorunda kalındı. Bu insanlık dışı çalışma koşulları, dışarıda mücadele eden kadın işçilerin mücadelesiyle düzeltildi.

Novamed’li kadınların grevi, bu onurlu mücadeleleri ülkemizde ve uluslararası düzeyde ses getirdi. Ülkemizde başta İstanbul’da, 3 Eylül 2007 tarihinde ‘Novamed Greviyle Dayanışma Kadın Platformu’ oluşturuldu. Bu platform Novamed’li kadınların direnişine destek olmak ve sesine ses katmak amacıyla yola çıktı. Platform, 15-25 Eylül arasında geniş bir kampanya örgütledi. Amaç grevin birinci yılında işçilerin mücadelesini daha görünür kılmaktı. İstanbul’da bu amaçla oluşan platformun ardından bu platformu İzmir’de, Adana’da, Ankara’da kurulan kadın platformları izledi. Eskişehir, Bursa, Malatya, İzmit’te de Novamed greviyle dayanışmak için kadınlar bir araya geldiler. 26 Eylül 2007 tarihinde grevin birinci yıldönümünde, Petrol-İş Sendikası’nın faaliyet gösterdiği sektörlerdeki dünya örgütü International Federation of Chemical, Energy, Mine and General Workers’ Unions (ICEM) kadın komitesi ve Türkiye’de oluşan Novamed Greviyle Dayanışma Kadın Platformu üyeleri dayanışma amaçlı Antalya Serbest Bölgesi’ndeydiler. Kadınların dayanışması, ulusal ve uluslararası kamuoyuna taşındı. İngiltere, Almanya, Kanada, Yunanistan, Fransa, Letonya, İspanya, Moritanya’ya kadar pek çok ülke sendikalarının kadın yapılarından Novamed grevine destek mesajı geldi.

Novamed grevi 448. gününde toplu iş sözleşmesi imzalanarak sonuçlandı. 3 yıllık imzalanan TİS’e göre anlaşma sağlanan temel maddeler şöyle:

Toplu iş sözleşmesiyle grevden önce aylık, ortalama 350 Avro olan ücretler yüzde 9.20 oranında artırılarak ortalama 383 Avro'ya çıkarıldı.

1 Ocak 2008 tarihinden itibaren ise ücretler yıllık olarak Avro üzerinden yüzde 5 oranında artırılacak. Artış oranları 2009 yılında yüzde 4, 2010 yılında da yüzde 4 oranında olacak, yıllık 300 Avro da sosyal paket ödemesi yapılacak.

Petrol-İş Sendikası üyesi işçiler 2 Ocak 2008'de işbaşı yapacaklar.

Ayrıca, Novamed işyerinde toplam 316 işçi çalışmasına karşın, greve 83'ü kadın 85 işçi çıktı. Novamed grevi Serbest Bölgelerde uygulanan ilk grev olmasının yanı sıra Türkiye'de bir grevde azınlık sayıda olunmasına karşın başarıya ulaşılan ve TİS imzalanan ilk grev olma özelliğini de taşıyor.

Birileri şiddete dur diyor!

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar şiddete dur demek için 25 Kasım’da birtakım etkinlikler yaptılar. Başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde kadınlar şiddete hayır demek için sokaklardaydılar.

25 Kasım’da TÜM-İGD’li kadınlar savundukları ve geliştirmeye çalıştıkları gelenekleri gereği, 30 yıla yakın bir süre sonra kendi başlarına ilk dışa dönük eylemlerini gerçekleştirdiler. İstanbul TÜM-İGD’li kadınlar “Şiddete, ırkçılığa, sömürüye karşı kadınlar mücadeleye” yazılı pankartlarıyla Taksim Meydanı’ndan İstiklal caddesi boyunca Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüdüler. Yürüyüş boyunca “Kadınlara özgürlük sosyalizmle gelecek!”, “Kadınlar savaş istemiyor!”, “Eşit işe eşit ücret!”, “Jin jiyan azadi!”, “Novamed’de direnen kadınlara bin selam!”, “Kadınlar örgütlü daha güçlü!”, “Yaşasın kadın dayanışması!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”, “Emekçi kadın, TÜM-İGD’ye katıl!” sloganları aralıksız atıldı. Galatasaray Lisesi önünde yaptıkları basın açıklamasında şunları dile getirdiler:

“Yüzlerce kadın babalarından, kocalarından dayak yiyor, namus gerekçe gösterilerek katlediliyor. Sendikasız, sigortasız, iş güvencesiz bir biçimde çok düşük ücretlerle sağlıksız ortamlarda çalıştırılıyor. Hergün defalarca kadın olduğu için aşağılanıyor, sömürülüyor. Emeği erkek emeğine rakip ve ucuz iş gücü olarak görülüyor. Erkek egemenliğine dayalı kapitalist burjuvazi kadının ev içi emeğini hiçe sayıyor ve kadınlar toplumun en yoksul kesimini oluşturuyor.”

“TÜM-İGD’li kadınlar olarak mücadele bayrağını her geçen gün daha da yükselterek yola devam ediyor ve kurtuluşumuz için şiddetle, sömürüyle savaşmak için tek ve en güçlü silahımızın örgütlülüğümüz olduğunu biliyoruz.”

Basın açıklamasının ardından dernek binasında “Ekonomik Şiddetin Kıskacında Kadın ve Novamed Deneyimlerimiz” başlıklı panel yapıldı ve TÜM-İGD kadın topluluğunun hazırladığı, şiddete maruz kalmış birçok kadının hayatlarından kesitler sunan “Kadınız Biz” adlı belgesel filmin ilk gösterimi gerçekleştirildi.

Panelin konuşmacılarından Merve, şiddetin tanımını, kadınlara yönelik şiddet çeşitlerini ve bugün neden kadına yönelik şiddeti konuştuğumuzu anlattı. Yaşamın her alanında fiziksel, psikolojik, ekonomik yönden şiddete uğrayan kadınlardan bahsetti.

Fethiye ve Ayşe, Novamed’de ne olduğuna ve Novamed’li kadınların greve çıkma nedenlerine değindiler. Bu konuyla bağlantılı olarak, Novamed’de direnen emekçi kadınlar için TÜM-İGD’li kadınların neler yaptığını anlattılar. Konuşmanın öncesinde TÜM-İGD’li kadınların da içinde yer aldığı Novamed Greviyle Dayanışma Kadın Platformu’nun 25 Eylül’deki Antalya’ya uğurlama etkinliği ve Novamed Grevinin birinci yılında (26 Eylül) yapılan Antalya’daki eylem görüntüleri gösterildi. Eylem görüntülerinin ardından, dayanışma platformunda aylardır süren çalışmalar anlatıldı.

Yetgül arkadaşımız, TÜM-İGD’li kadınların niçin özellikle emekçi kadınlar vurgusu üzerinde durduğunu anlattı. Tekstilde, tarımda, ev eksenli ve ev içi çalışan kadınların yaşadıkları sömürüyü irdeledi. Kadınlara yönelik ekonomik şiddete dikkat çekti. Öğrenci kadın mücadelesinin emekçi kadın mücadelesiyle bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Sözünü, “biz emekçi kadınlar diyoruz ki, toplumsal bir uyanıştan ve devrimden bahsediyorsak, ki bizim böyle bir iddiamız var, bizlerin, biz ilerici kadınların sömürülen, ezilen diğer kadınlara da ulaşmamız gerekiyor. Örgütlenmenin önemini, örgütlenince hayatı değiştirebileceğimizi, bizlere yaşatılanların kaderimiz olmadığını anlatmamız gerekiyor” diyerek tamamladı.

Sonuç

Türkiye’de çok geniş bir yelpazeye yayılan kadın hareketinin çeşitliliği, söylem ve taleplerin birbirinden mesafeli bir duruma gelişini de kaçınılmaz hale getirmiştir. Kimilerinin kadın mücadelesini erkek karşıtlığına indirgemesi, kimilerinin kadınların haklı mücadelesine olduğundan fazla görev atfetmesi ve kimilerinin de bu mücadeleyi hafife alışı, bizce sınıf eksenli ve sınıf karakterli olması gereken kadın hareketini derli toplu bir toplumsal güç olmaktan uzaklaştırmaktadır. Türkiye’de kadın hareketinin politik yöneliminin ve öz niteliğinin sınırlarını belirleyebilmek, kadınların sosyal kalkışmalarını ve onların taleplerini kazanıma çevirebilecek bir güç haline getirebilmenin zorunlu ön koşulu haline gelmiştir. Buradan hareketle, sokakta iktidarca şiddete maruz kalma ihtimaline rağmen şiddete dur diyebilmek için “kadınlara özgürlük sosyalizmle gelecek” şiarını haykırmak bir zorunluluğun da yerine getirildiğinin göstergesidir.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ) Genel Başkanı MEHMET SEYİS: Mücadelemiz Birleşik Sosyalist Bir Kıbrıs İçindir
 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS