Sosyalist Dergi: 33 |  Muhsin Salihoğlu |
Parti Öğretisi



İşçi sınıfı partisi, işçi sınıfının ayrılmaz bir parçasıdır. İşçi sınıfının tarihsel görevini yerine getirmeyi vazgeçilmez amaç ve temel politika olarak benimseyen en bilinçli, en ileri ve en kararlı işçilerden ve kendini aynı davaya adayan işçi dostlarından oluşur. Partinin amaçlarını, bileşimini ve yapısını işçi sınıfının bütününün temel çıkarları belirler. Partinin, işçi sınıfının bütünsel çıkarları dışında ayrı çıkarları yoktur.

Kapitalizm, işçi sınıfını bir yandan birleştirir, bir yandan da böler. İşçi sınıfını fabrikalarda, büyük üretim merkezlerinde toplayan ve yoğun bir sömürüye tabi tutan kapitalizm, işçiler arasında bu ağır sömürüye karşı koymak, ekonomik sıkıntılarını gidermek, çalışma ve yaşam koşullarını düzeltmek amacını güden kendiliğinden bir dayanışma doğurur. İşçiler sendikalarda, yardımlaşma sandıklarında, işyeri komitelerinde vb. birleşir; patronları toplu sözleşmelere zorlar, grev ve direnişler yapar. Öte yandan, geçim derdi, işini kaybetme korkusu gibi nedenler, işçiler arasında belli bir rekabet doğurur. Meslek, tabaka, milliyet, din, köken, cinsiyet farklılıkları ise önyargıları ve dar görüşleri besler. Burjuvazi her yolla bu korkuları ve önyargıları körükler, işçilerin kendi karşısına bir bütün olarak çıkmasını engellemeye çalışır. Parti, işçilerin kendiliğinden dayanışmasını bilinçli bir sınıf dayanışması durumuna getirir; işçileri bölen nesnel ve öznel faktörlerin etkisine karşı sistemli bir mücadele yürüterek tüm sınıfın meslek, tabaka, milliyet, din, köken, cinsiyet ayrımlarından uzak ortak çıkarlarını esas alan bir politikanın bayraktarlığını yapar. İşçiler arasındaki rekabete, ayrımların beslediği önyargılara ve dar görüşlere karşı koyar, sınıfın siyasal birliğini sağlayacak bir eğitim, örgütlenme ve eylem çizgisi belirler.

İşçi sınıfı partisi ideolojik, siyasal ve örgütsel bir birliktir. Partinin bu üç niteliği birbirinden ayrılamaz.


İdeoloji

Parti, ideolojik bir birliktir. Aynı dünya görüşünü paylaşanların birliğidir. Parti, işçi sınıfının parti üyeleri dışında kalan temel kitlesiyle karşılaştırıldığında, işçi sınıfı hareketinin koşullarını, gelişim doğrultusunu ve temel amaçlarını teorik olarak kavramış kesimini oluşturur.

Bir başka deyişle, parti, bütün çalışmalarını işçi sınıfının kurtuluş öğretisi olan Marksizm Leninizm’e dayandırır. Böylece, en köklü devrimciliği en titiz bilimsellikle birleştirir; işçi sınıfının uluslararası mücadele deneyiminden çıkarılmış bilimsel sonuçları, somut koşullara uygulayarak yaşamın zenginliği içinde mücadelesine yön verir. Burjuva ideolojisinin çarpıtmalarına karşı koyar, işçi sınıfını ve bütün emekçi kitleleri burjuvazinin siyasal egemenliğini ve ekonomik sömürüsünü meşrulaştıran akımlara karşı eğitir.

Parti, işçi sınıfının ideolojik örgütü olma niteliğinden asla vazgeçmez. Çünkü, Lenin’in dediği gibi, “ideolojik içeriği olmayan örgüt, pratikte işçileri iktidar sahibi burjuvazinin acınacak uyduları hâline dönüştüren bir bozukluktur.” (Marks, Engels, Lenin. İşçi Sınıfı Partisi Üzerine, Sol Yayınları, s. 229 230)


Politika

Parti, siyasal bir birliktir. Aynı dünya görüşünü paylaşanların, kapitalist dünyayı kendi görüşleri doğrultusunda değiştirmek için siyasal iktidar olma çabasının temel aygıtıdır. Sınıfların ve özel mülkiyetin olmadığı yeni bir dünya için, burjuvazinin egemenliğine son vererek işçi sınıfının egemenliğini kurmayı amaçlar. İşçi sınıfını burjuvazinin iktidarı karşısında siyasal olarak temsil eder. İşçi sınıfının yaşamın her alanındaki mücadelesini birleştirerek bu mücadeleyi siyasal iktidar hedefine yöneltir.

Parti, siyasal yol gösterici olmalı, işçi sınıfının en üst örgütlenme biçimi olmayı hedeflemelidir; işçi sınıfının bütün öteki örgütlerini gönüllü olarak çevresinde toplama ve harekete geçirme yeteneğine sahip olmalıdır. Bu yetenek gökten zembille inmez. İşçi sınıfının ve geniş halk kesimlerinin yaşamsal çıkarlarını yansıtan politikaları; içtenliği, dürüstlüğü, fedakârlığı, dostluğu, aklı ve bilgisiyle çevresinde sevgi ve saygı kazanmış üyeleri aracılığıyla kitlelere benimseterek kazanılır.

Bununla birlikte, partinin politikaları emekçi kitlelerin yaşamsal çıkarlarını yansıttığı hâlde, kitlelerin desteği hiçbir zaman bir çırpıda kazanılmaz. Bu alanda önümüze birçok engel çıkar. Burjuvazinin yasa kural tanımaz caydırıcı baskılarının ve medyanın yanıltma kampanyalarının yanı sıra, kitlelerin zihnine kök salmış gerici ve tutucu önyargılar, kör cehalet, partiye kuşkuyla yaklaşılmasına neden olabilir. Bu yüzden, kitleleri kazanmak sadece ajitasyon ve propaganda ile mümkün olmaz; siyasal gerçeklerin sürekli anlatılmasından hiç vazgeçmeden, onların mücadele içinde bizzat kendi deneyimleri temelinde bilinç değişimi geçireceğini bilerek sabırla çalışmak gerekir. Kitleleri kendi sınıf mücadeleleri pratiği dışında kazanmak mümkün değildir.

Parti, dünya, bölge ve ülke koşullarını, toplumsal ilişkilerin bütününü, sınıflar arasındaki karşılıklı güç dengelerini, siyasal ortamın özelliklerini, bütün siyasal aktörlerin davranışını, güçlü ve zayıf yönlerini nesnel biçimde değerlendirerek siyasal strateji ve taktiklerini belirler; proletaryanın sınıf mücadelesini yönetmeye çalışır. Somut koşullara uygun, işçi sınıfını güçlendiren, siyasal iktidar hedefine yaklaştıran doğru mücadele yöntem ve biçimlerini seçer ve uygular. Hiçbir yöntemi ve biçimi önyargıyla reddetmez, hiçbir yöntemi ve biçimi mutlaklaştırmaz. Öncülük görevini aksatmadan kitle bağlarını geliştirmeye hizmet eden her aracı yerine göre kullanmaya hazır olur.

Partinin kitle içindeki çalışması düz bir çizgi hâlinde gelişmez. Yükseliş ve düşüş dönemleri, başarılar ve başarısızlıklar, etkinin artması ve azalması, partinin güçlenmesi ve zayıflaması şaşırtıcı olmamalıdır. Ancak bunların nedenleri ayrıntılı biçimde incelenmelidir. Parti politikasının kitleler tarafından kavranamaması veya benimsenmemesine yol açan etkenler soğukkanlı biçimde değerlendirilmeli, dersler çıkarılmalıdır. Başarı durumları da aynı titizlikle incelenmeli, en sonuç alıcı politika ve taktiklerin belirlenmesi için yine soğukkanlı biçimde değerlendirilmelidir. Bir başka deyişle, parti kendi çalışmasına her zaman eleştirel bir gözle bakabilmelidir. Başarısızlık karamsarlığa ve yılgınlığa, başarı kibire ve baş dönmesine yol açmamalıdır.


İdeoloji ve politikanın somutlaşması

Parti, örgütsel bir birliktir. Aynı dünya görüşünü benimseyen ve temel stratejik taktik sorunlarda anlaşan insanları kurallı olarak biraraya getirir. Parti, işçi sınıfı öncüsünün ideolojik ve siyasal birliğini maddileştirir, kurumsal bir yapıya dönüştürür.

İşçi sınıfı ancak bu kurumsal yapı çevresinde kendi özlemlerini ve iradesini cisimleştirir. Lenin’in belirttiği gibi, “öncünün bilinçliliği, başka noktalar yanında, kendini en çok, örgütlenmeyi bilmesinde gösterir. Öncü örgütlenerek tek bir irade elde eder ve ilerici binlerin, yüz binlerin, milyonun bu bütün hâlindeki iradesi sınıfın iradesi hâline gelir.” (s. 269)

Yani, işçi sınıfının dünya görüşü, parti dolayımıyla maddi güce dönüşür. Devrimci teori, örgüt aracılığıyla ete kemiğe bürünür. “Proletaryanın elinde, iktidar savaşında örgütten başka silah yoktur. Burjuva dünyasındaki anarşik rekabetin egemenliği ile parçalanmış, sermaye için özgür olmayan çalışma ile baskı altına alınmış, tam bir yoksullaşmanın, yıkılışın ve küçülmenin uçurumuna sürekli olarak itilmiş olan proletarya, marksizmin ilkeleri üzerindeki ideolojik birleşmesini, milyonlarca emekçiyi işçi sınıfının ordusu hâlinde biraraya toplayan örgütün maddi birliği yoluyla pekiştirerek mutlaka yenilmez bir güç olabilir ve olacaktır.” (s. 198)

Partinin ideolojik birliği programında ifadesini bulur. Partinin siyasal birliği, programında ve stratejik taktik kararlarında ifadesini bulur. Parti programında ve stratejik taktik kararlarında saptanan politikalar, partinin eylem çizgisini oluşturur ve parti örgütü tarafından yaşama geçirilir. Partinin örgütsel birliği, tüzüğünde ifadesini bulur. “Program sorunlarında ve taktik sorunlarında birlik, partinin birleşmesi, parti çalışmasının merkezileştirilmesi için zorunlu, ama henüz yeterli bir koşul değildir. Bunun için, bir aile topluluğu çevresini bir ölçüde aşmış bir partide saptanmış bir tüzük olmaksızın, azınlığın çoğunluğa uyması olmaksızın, bölüğün bütüne uyması olmaksızın düşünülemeyecek bir örgütün birliği de gereklidir.” (s. 195)

Parti programı ve strateji taktikleri donmuş kalıplar değildir. Koşullarda köklü değişiklikler meydana geldiğinde, canlı bir düşünce alışverişi sonucunda bunlar da yenilenir; somut deneyimlerden elde edilen dersler partinin teorik kazanımlarına dönüştürülür. Parti, yaşayan bir siyasal örgüt olduğu için, işçi hareketiyle birlikte gelişir. Bu örgütsel yapı, değişen durumlara göre biçimlenir. Dolayısıyla, tüzük da zaman zaman yenilenir. Kısacası, partinin ideolojik, siyasal ve örgütsel birliği sınıf mücadelesi içinde sınanır ve pekişir.

Parti, gücünü mistik bir kaynaktan değil, kendi üyelerinin bilincinden ve pratik çalışmasından alır. Parti, kitleler üzerindeki etkisini, tarihin en devrimci dünya görüşünü gönüllü olarak benimseyen komünistlerin sorumluluk ruhuyla sağlar ve sürdürür. Parti üyelerinin bilinci, sınıf mücadelesine aktif katılımla ve devrimci teoriyi öğrenip özümsemekle yükselir. Uluslararası işçi sınıfı mücadelelerinde ve ülkemizin devrimci hareketinde ortaya çıkan sağ ve sol sapmaların deneyimlerini öğrenmek, revizyonizmin ve oportunizmin yol açtığı zararları incelemek, benzer hatalara düşülmemesini kolaylaştırır.

Partinin örgütsel ilkesi demokratik merkeziyetçiliktir. Partinin iç yaşamı, tek tek her üyenin eşitliğini ve özgürlüğünü garanti altına alan demokrasi ilkesi ile bütün üyelerin kollektif iradesini yaşama geçirmeyi sağlayan merkeziyetçilik ilkesinin diyalektik birliğidir. Parti gönüllü bir birliktir; ortak iradesini yaşama geçirmek için gerekli işleyiş kurallarını da gönüllü olarak benimser. Demokratik merkeziyetçiliğin anlamı, eşitlik, özgürlük, her göreve seçilebilme, tartışma ve eleştirme hakkı; bu temelde oluşan ortak iradenin ortak disiplinle eyleme dönüştürülmesi, azınlığın çoğunluğa, alt örgütlerin üst örgütlere uyması; bütün yöneticilerin hesap verme zorunluluğu ve gerektiğinde görevden alınabilmesidir. Demokratik merkeziyetçilik, her üyenin parti işlerine tam ve eşit haklı katılımını sağladığı gibi; kollektif yönetim ile kişisel sorumluluğu da birleştirir. Demokratik merkeziyetçilik, burjuva egemenliğine karşı mücadelede işçi sınıfının güç kaynağıdır.

Doğruluğu dünya işçi sınıfının bir buçuk asırlık komünizm mücadelesinde yaşanan başarılar ve başarısızlıklarda tekrar tekrar sınanan parti öğretisinin temel ilkelerine kısaca değindik. Proletaryanın sınıf mücadelesinin zafere ulaşması için bu ilkelerin özümsenmesi ve 21. yüzyılda, ülkenin somut koşullarında yaratıcı biçimde uygulanması gerekiyor.

 
Yazarın Diğer Yazıları
 MHP PROGRAMI ÜZERİNE
 CUMHURİYET'İN 75. YILINDA
 MERKEZİN İNTİHARI

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS