Sosyalist Dergi: 27 |  ÜRÜN |
2010’da Daha İleriye

Geride kalan 2009, dünya işçi sınıfının ve ezilen halkların kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadelesinin henüz mütevazı ölçülerde de olsa yükseldiği bir yıl oldu. 2010 yılı bu mücadelenin yaygınlaşacağı ve derinleşeceği bir yıl olacak. İşsizliği küresel bir afet boyutuna tırmandıran, sömürü ve yoksulluğu katmerlendiren, küçük köylü tarımını çökerten, savaş ve işgal politikalarında ısrar eden, doğayı belki de geri dönülmez bir yıkımın eşiğine getiren sermaye sınıfı ve kapitalist devletler, grev, gösteri, direniş, boykot, işyeri işgali, isyan gibi eylemlerle yeni siyasal ve sosyal devrimlerin yolunu sabırla döşeyen işçilerin ve emekçi halkların güçlenen tepkisiyle karşılaşacak.


İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ta sınıf bilinçli proletaryanın ve dostlarının bütün engellere rağmen sadece bir kesimleriyle de olsa Taksim meydanına girmesi; 25 Kasım’da kamu emekçilerinin yurt çapındaki bir günlük grevi; kazanılmış haklarıyla çalışmaya devam etmek isteyen Tekel işçilerinin 15 Aralık’tan beri Ankara’da sürdürdükleri direniş; özgürlük, eşitlik ve barış isteyen Kürt halkının sayısız gösterisi; kimliklerinin tanınmasını, cemevlerinin yasallaştırılmasını, zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini isteyen Alevi mitingleri mücadele bayrağını 2009’dan 2010’a taşıyan belli başlı eylemler arasındaydı. İşbirlikçi‑gerici AKP kapitalist ve zorba yüzünü 1 Mayıs göstericilerini gazlayarak, Tekel işçilerini gazlayıp havuza dökerek, taşeronlaştırmayı protesto eden itfaiyecileri coplayarak, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerini 12 Eylül faşizmine özgü baskınlarla tutuklayarak, hak arayan eczacıları mesleklerini ellerinden almakla tehdit ederek, üniversiteleri sindirerek, ücretleri bastırıp temel ihtiyaç kalemlerine zam yaparak göstermeye devam etti.

Kürt açılımının Kürt ulusal hareketini tasfiye etme amacını taşıyan bir aldatmaca olduğu DTP’nin kapatılması ve 7’si belediye başkanı 56 DTP‑BDP’linin hapse atılmasıyla ortaya çıktı. Amerikan işbirlikçisi gerici kapitalistlerden barış ve demokrasi beklemenin beyhudeliği artık anlaşılmış olmalıdır. Alevi açılımının sahteliği hükümetin Alevi çalıştayına 1978 Maraş katliamını başlatan provokasyonun faili ülkücü faşist Ökkeş Kenger’i davet etmesiyle gizlenemez hâle geldi. Kontrgerillacıları dost bilenleri kontrgerillayı yok edecek anti‑militaristler olarak gösteren işbirlikçi liberal yalanlara artık kimse kapılmamalıdır.

Kürt açılımı ile Alevi açılımından çıkarılacak ders açıktır: Barış, özgürlük ve demokrasi, tıpkı bağımsızlık, eşitlik ve sosyalizm gibi, Marks, Engels, Lenin ve izleyicilerinin sınıf esasına dayalı bilimsel kuramına sarılmadan kazanılamaz. Devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz. Devrimci teoriden uzaklaşarak ve hatta devrimci önderlere küfrederek kurtuluş kapısı bulunamaz. Hükümetin Kürt açılımına ve Alevi açılımına kapılan kardeşlerimizi uyarmak boynumuzun borcudur. Marks’ı ve Lenin’i reddeden “radikal demokratlık” hiçbir işe yaramaz. Marks, Muhammed ve Mustafa Kemal’i birleştirme iddiasıyla ortaya çıkan “3M teorisi”nin iler tutar hiçbir yanı yoktur. “Sınıf söylemini terk etmek gerekir” diyenler, “reformlar en büyük devrimdir” diyenler solla ve sosyalizmle ilgilerini kesmiş siyaset bezirgânlarıdır.

Dünya kapitalizminin elebaşı Amerikan emperyalizminin iyice yıpranmış imajını cilalamak göreviyle başkanlığa getirilen Obama’nın da foyası daha koltuğunda bir yılını doldurmadan döküldü. Amerikan tarihinin en yüksek silahlanma bütçesine imza atan Obama, Irak’taki işgali sürdürdüğü gibi Afganistan işgaline karşı direnişi bastırmak için bu ülkeye ek kuvvet gönderme kararı aldı. 30 bin Amerikan askeri ile diğer NATO ülkelerinden 7 bin asker Afganistan’a hızla intikal etmeye başladı. Afganistan’daki işgal askerlerinin sayısı, böylece, 150 bine çıkıyor. Bu sayıya özel güvenlik ve istihbarat görevlileri dahil değil. Obama, öte yandan, Honduras’taki askerî darbeye karşı tavır almadığı gibi Kolombiya’da Venezüella, Bolivya ve bağlaşıklarını tehdit edecek yedi askerî üs kurma kararı verdi. İsrail’in Filistin halkına karşı zulmünü desteklemeye de devam ediyor. Yani, Fidel Castro’nun dediği gibi, “Obama Bush’un yaptıklarını, yüzünde bir gülümsemeyle yapmaya devam ediyor.” Bu koşullarda, yalaka Norveç burjuvazisinin Obama’ya Nobel barış ödülü verme kararı, insan aklına hakaret ve dünya halklarıyla alaydan başka bir anlam taşımıyor.

Ülkede sermayenin iki bloku arasında süregiden ve siyaset alanında esas olarak AKP‑Fethullah hareketi‑Emniyet ile CHP‑MHP‑Genelkurmay arasındaki çatışmada ifadesini bulan bölünme bir devlet krizi boyutlarına doğru ilerliyor. İşçi sınıfı hareketi, Kürt ulusal hareketi, Alevi hareketi ve diğer özgürlük hareketleri, egemenlerin her iki kanadından bağımsız bir mücadele ve bağlaşıklık hattı çizmeyi başarırlarsa, köklü kazanımların başlatıcısı bir sürecin yolunu açabilirler.

Dünya çapında mutlak hâkimiyet hamlesi Irak’ta kesilen ABD’nin ekonomik krizde de güç kaybetmesi; ABD ve Avrupa Birliği blokunun Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’den oluşan BRİC ülkeleri karşısında oransal güç kaybı; toparlanan Rusya’nın 1 Ocak 2010’dan başlayarak Kazakistan ve Belarus’la gümrük birliğini sağlaması; hızla gelişen Çin’in Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Filipinler ve Brunei ile birlikte kurduğu serbest ticaret bölgesi anlaşmasının yine 1 Ocak 2010’da yürürlüğe girmesi; Çin’in ve Rusya’nın siyasi, ekonomik ve diplomatik atılımları; Venezüella’nın Latin Amerika’da ilerici bir blok oluşturma gayretleri; İran’ın bölgesel güç olma çabalarından vazgeçmemesi, ABD egemenliğinde tek merkezli kapitalist‑emperyalist sistemin çok kutuplu bir dünyaya doğru evrilmesi anlamına geliyor. Bu durum, dünya halklarının yeni atılımları için eskiye göre daha elverişli bir ortam yaratabilir.

Bölgede Amerikan işgaline karşı silahlı ve silahsız her meşru mücadele yöntemini kullanan Irak yurtseverlerinin gitgide güçlenen direnişi Mart ayında yapılacağı ilan edilen seçimlerden sonra Amerika’yı Irak’ta barınamaz hâle getirebilir. Böyle bir gelişme, Filistin ve Lübnan halklarının mücadelesinden başlayarak bölgede ve dünyada halkların kurtuluş mücadelesine yeni bir ivme kazandıracaktır.

Ülkede, bölgede ve dünyada emperyalizmin ve kapitalizmin eline oynayan “liberal sol” ve “ulusalcı sol” aldatmacalarına karşı işçi ve emekçi kitleleri proletaryanın enternasyonalist çizgisi doğrultusunda biraraya gelmeye ve örgütlenmeye ikna edebilirsek, özgürlük ve eşitlik davasında epeyce yol alabiliriz. Bunu becerdiğimizde likidatör döneklerin artık geçmişte kaldığını ilan ettikleri büyük zaferlere erişmenin anahtarını üretebiliriz. 2010’da bu azimle mücadeleye devam edeceğiz.
 
Yazarın Diğer Yazıları
 Cengiz Çandar’ın Yeni Hedefi
 Yanlış Tarih, Yanlış Politika
 Ordu ve AKP
 Hesap Vakti
 Akıl Tutulması
 Tarih Hızlanıyor
 Merhaba
 Gündemden
 Haydi, Devrimci Dayanışmamızı Göstermeye
 Libya Gündeminden
 1 Mayıs Gündemi
 Seçimden Önce
 12 Haziran 2011 Seçiminde Tutumumuz
 12 Haziran 2011 Seçim Sonuçları
 Seçimden Sonra

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS