Sosyalist Dergi: 12 |  ÜRÜN |
Dünya Komünist ve İşçi Hareketinden: Yunanistan Komünist Partisi Programı - III

(geçen sayıdan devam)

Maastricht Antlaşmasıyla, emperyalist bir merkezden başka bir şey olmayan Avrupa Birliği'nin Yunanistan'a müdahalesi daha üst bir seviyeye çıkarıldı. Bu sayede Avrupa Birliği, statüsünde yer alan iktisadi düzeyde müdahalede bulunabilme hakkının yanı sıra, siyasi ve askeri düzeyde, dış siyaset ve sözde iç güvenlik konularında müdahale hakkını da elde etmiş oldu.

Uluslararası tekelci sermaye Yunan ekonomisini ve onun faal olduğu başlıca sektörleri hakimiyet altında tutmaktadır. Ulusötesi şirketler ve tekeller yeni mevziler elde etmiş kamunun siyasal tercihlerini, işçi sınıfının ve halkın toplumsal bilincini şekillendiren sektörlerde dolaysız rol oynamaya başlamışlardır. Yunan sermayesi uluslararası sermayenin çıkarlarına daha da sıkı biçimde bağlanmıştır. Günümüzde hakim eğilim, yerel sermayeler arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri tesis edilmesi ve bunların daha üst seviyede bir planlamayla uyumlu hale getirilmesi yönündedir. Müdahale yönündeki bu genel eğilim, yerli sermayelerin çeşitli seksiyonlarının ulus ötesi şirketler tarafından ağır,zararlara uğratıldığı gerçeğini değiştirmemektedir.

Yunan oligarşisi mevcut her üç emperyalist odakla da sıkı, ilişkilerini sürdürmektedir. Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne üye olması, ABD'nin başta siyasi ve askeri alanlardaki egemen rolünü ortadan kaldırmamaktadır. Yerli oligarşi mevcut koşullarda, Avrupa Birliği ve NATO ile Balkan ve Akdeniz ülkeleri arasında arabuluculuk vazifesini üstlenmeyi hedeflemektedir. Bu sayede bölgedeki ekonomik, siyasi ve askeri etkinliğini arttırmaya niyetlenmektedir. Söz konusu hesaplar bir yandan yayılmacı emperyalist planlar içinde yer alma tutkusunu kamçılarken bir yandan da onu Türk oligarşisinin benzer hırs ve yayılma planlarıyla karşı karşıya getirmekte ve gerek iki oligarşi arasındaki rekabeti gerekse ülkeler arasındaki sorunları arttırmaktadır. Bunun sonucunda belli başlı emperyalist güçlerin bu farklılıkların yarattığı avantajlardan yararlanma ve dıştan müdahale olanakları çoğalmaktadır.

Yunanistan, emperyalist sistemin bir parçası olmanın kendisini mecbur kıldığı yeniden yapılanma zorunluluğunun ayırdına varmış ve hizmet sektörünün geliştirilmesine öncelik vererek ekonomisini sistemin gerekliliklerine uyarlamaya başlamıştır.

İflaslar, el değiştirmeler, şirket evlilikleri ,artarken Yunanistan'ın sınai üretim altyapısı hızla daralmaktadır. Tarımsal ekonomi şimdiden ağır bir darbe yemiş durumdadır. Değerli üretici güçler yok edilmektedir. Yunanistan ile gelişmekte olan kapitalist ülkeler arasındaki mesafe hızla açılmaktadır. Halkın sırtında ağır birer yük oluşturan bu olumsuz gelişmeler özelleştirme, "devleti küçültme" ve piyasaları serbest bırakma politikalarıyla desteklenmektedir. İzlenen bu siyaset, modern tekelci devletin büyük sermayenin çıkarları doğrultusunda yapmakta olduğu düzenlemelerin bir ifadesini teşkil etmektedir. Kapitalist devletin mülkiyetindeki üretken işletmeler daha üst seviyede bir sömürü için artarda özel sektöre devrediliyor. Devlet ile tekeller arasındaki işbirliği artıyor. İhtiyaç duyulan yapılanmanın oluşturulmasının yanında tekelci faaliyetin serbest bırakılması, emekçi halkın daha da fazla sömürülmesi ve ülkenin doğal kaynaklarının yağmalanması için gereken koşullar yaratılmaktadır. Üretilen servetin yeniden dağılımını oligarşinin çıkarları doğrultusunda gerçekleştirecek bir aygıt, kitle hareketlerini bastıracak ve maniple edecek bir mekanizma olarak kapitalist devletin sahip olduğu rol tahkim edilmektedir. Modern. devlet ulus ötesi şirketlerin aldıkları kararların, Avrupa Birliği ve diğer emperyalist odakların yaptığı düzenlemelerin uygulanmasını sağlayan bir transmisyon kayışı işlevini görmektedir.

İşsizlik oranı başta gençler ve kadınlar arasında olmak üzere artıyor."Beyaz Sayfa"da öngörülen çerçeve doğrultusunda yürürlüğe konan gerici düzenleneler ve acımasız baskı politikası sonucunda emekçi halkın durumu gün geçtîkçe kötüleşiyor. Sosyal güvenlik, milli eğitim, halk sağlığı ve kamu refahı sistemleri saldırıya uğruyor ve düşük seviyelere çekiliyor. İşçi sınıfı başta olmak üzere geniş halk kesimlerinin durumu durmaksızın kötüleşiyor, huzursuzluk ve geleceğe güvensizlik artıyor.

YKP iktidar şartlarında kökenini korumalı ve faaliyetini sürdürmelidir. Parti içinde kolektiviteye ve demokratik yaşama, parti dışı örgütlerin inisiyatifini geliştirme ve bunlardan istifade etmeye, yukarıdan aşağıya ve daha önemlisi aşağıdan yukarıya etkin denetim sağlamaya özen göstermelidir. Kadroların faaliyetinin eleştirel ve özeleştirel denetimini yapmalı ve eğer bu faaliyet yapıcı bir karakter taşımıyorsa bu kadroları değiştirmeye hazırlıklı olmalıdır.

Parti, parti prensiplerini, işleyiş kurallarını ve komünist ahlakı ihlâl eden kadrolara karşı katı davranmalıdır. Bu özellikle sosyalizmi inşa etmekte olan iktidardaki partiler için yaşamsal öneme sahip bir konudur.

Büyük zorlukların varlığına karşın biz komünistler iyimserliğimizi koruyoruz. İnsanlık ileriye doğru yürüyüşünü sürdürecektir. İşçi sınıfı halkın diğer ezilen katmanlarıyla ortak eylem yoluyla kaderini kendi ellerine alacaktır. YKP; bu kesin inançla programını kamuoyuna sunar ve düşüncelerinin köklü bir toplumsal değişim için maddi bir güç halini alacağını ümit eder. Sosyalizmin inşası Yunanistan'ın ve halkının tarihinde yepyeni bir çığır açacaktır.

MAYIS 1996

Gayri safi milli hasılada (GSMH) da önemli değişiklikler gözlenmektedir. Son on beş yıl içerisinde hizmet sektörünün GSMH'daki yüzdesi ve bu arada parazit hizmetlerin yüzdesi yükselmiştir. Sanayinin, manifaktürün ve tarım ekonomisinin payı ise düşmüştür.

Yunan toplumunun sınıfsal bileşiminde değişiklikler yaşanmaktadır. İktisaden aktif nüfus artmıştır. Ücretle çalışanların sayısı ve buna bağlı olarak da iktisaden aktif nüfus içerisindeki oranı yükselmiştir.

Başlıca üretici güç olan işçi sınıfı hem mutlak hem göreli rakamlarda artış göstermiştir. İşçilerin ticaret ve hizmet sektörlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Fabrika proletaryasının oranı azalmıştır. Yabancı işçilerin sayısında belirgin bir artış olmuştur. Bazı bölgelerde, Avrupa ülkelerine göç etme eğilimi yeniden baş gösteriştir. Çiftçiler arasında sınıfsal ayrışma derinleşmiş çiftçilerin toplam nüfus içindeki yüzdesinin azalma eğilimi daha da belirginlik kazanmıştır. Kırsal kesimde orta katmanlar hem sayısal anlamda hem de iktisaden aktif nüfus içerisinde sahip olduğu yüzde anlamında artış göstermiştir. Burjuva sınıfı daha düşük bir yüzdeye sahiptir.

Diktatörlük sonrası dönemde geçirdiğiniz 22 yıl boyunca, Yunan toplumunun gelişmesi için iki farklı yolun bulunduğu netlik kazanmıştır.

* Halkın feda edilmesi pahasına ulus ötesi şirketlerin ve kapitalistlerin çıkarlarına hizmet etmek Avrupa Birliği ve NATO'nun sunduğu emek ve halk düşmanı alternatiflere uyum sağlayarak boyun eğmek

* İşçi sınıfına, şehir ve kırlarda yaşayan halkın alt ve orta katmanlarına ve gençlere umut vaat eden anti-emperyalist anti-tekelci demokratik mücadele cephesini yaratmak

Bir süper sınıf ya da üçüncü bir yol yoktur. İnsan ya tekellere, emperyalizme ve kapitalist sisteme, ya da halka hizmet eder ve sosyalizm için umut besler.

DEVRİMİN NİTELİĞİ, ANTİ-EMPERYALİST ANTİ-TEKELCİ DEMOKRATİK MÜCADELE CEPHESİ VE SOSYALİZME GEÇİŞ

Yunan halkı kapitalist sömürünün, emperyalist baskı ve bağımlılığın zincirlerinden ve tesirlerinden işçi sınıfı ile müttefiklerinin sosyalist devrimi gerçekleştirerek sosyalizmi ve komünizmi inşa etmeye başlaması sayesinde kurtulacaktır. 1980'lerde ve 1990'lı yılların ilk yarısında Yunanistan'da meydana gelen iç gelişmeler ve ülkenin emperyalist sistem içindeki konumunun değişmesi, ülkemizde sosyalizm için gereken maddi koşulların daha erken olgunlaşmasına yol açtı. İçinde bulunduğumuz kapitalizmden sosyalizme geçiş çağında, sınıflar arasındaki mücadele esas olarak sermaye ile emek arasındaki ana çelişkinin ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Yunanistan'daki devrimci değişim sosyalist karakterde olacaktır.

Sosyalist devrimin sürükleyici gücü, işçi sınıfının öncülüğünde yarı proleterler, yoksul köylüler ve kır küçük burjuvazisinin en çok sömürülen kesimlerinin oluşturduğu halk tabakaları olacaktır. Gençlik sosyalizmi kurma mücadelesinde aktif bir rol oynayacaktır. YKP orta katmanların diğer kesimlerini de uzun vadeli çıkarlarının kapitalist sistemin bekasını sürdürmesinde yatmadığına ve sosyalist dönüşüm için mücadele eden güçlerin yanında yer almaları gerektiğine ikna etme çabası içerisindedir. Bu katmanın tarafsızlaştırılması dahi sosyalizme geçiş sürecine katkıda bulunacaktır. Sosyalist kuruluş süreci içerisinde kapitalizme ilişkin illüzyonlar ve sosyalizme ilişkin önyargılar ortadan kalkacaktır.

Yunanistan'ın emperyalist örgüt ve planlara daha da fazla eklemlenmesi gibi aksi yöndeki uluslararası gelişmeler, uluslararası etkenlerin tek ülkede sosyalist mücadelenin gelişimi ve sonuçları üzerindeki etkisini arttırmıştır.

Ulusal ve uluslararası düzlemler arasındaki karşılıklı etkileşim devrimci mücadele sürecinde iç çelişkilerin ve koşulların büyük rol oynadığı gerçeğini değiştirmemiştir. Her ülkenin devrimci halk hareketi, mücadelesini sosyalizmi güçlendirme hedefine yöneltmelidir, uluslararası güçler dengesini olumlu yönde değiştirmek için kendi katkısını koyması bu sayede mümkün olacaktır.

Yunanistan emekçi halk hareketi; Yunanistan'da sosyalizme geçiş için ortaya çıkabilecek tüm olanakları ileri görüşlülükle değerlendirme, hesabetme ve bunlardan yararlanma yeteneğine sahip olmalı, uluslararası düzeyde elverişli koşullar yaratacak olumlu gelişmelerden istifade etmeli ancak aynı zamanda faaliyetini uzun soluklu bir mücadelenin koşullarına uygun hale getirmelidir. Her aşamada işçi sınıfının, halk güçlerinin militanlığını arttıracak ve iktidar sorununun çözülmesini sağlayacak bir siyaset izlenmelidir.

Sosyalist devrimin öznel faktörünün ortaya çıkması ve olgunlaşması için YKP'nin siyasi katkısına her zamankinden çok daha acil ihtiyaç vardır.

Anti-emperyalist anti-tekelci demokratik mücadele çizgisi, halkın büyük çoğunluğunun büyük sermayenin saldırganlığına karşı direnmek ve çıkarlarını savunmak üzere bir araya getirilmesini mümkün kılacaktır. Kuvvet dengesini değiştirmeye katkıda bulunacak, sosyalizme geçişi yakınlaştıracak ve belirli koşullar altında onu başlatacak olan yol budur. Bu mücadele, kapitalizmi alt etme mücadelesine organik olarak önceki yıllarda olduğundan çok daha fazla bağlıdır. Bu sayede kapitalist egemenliğin temellerini yerle bir edecek çatlaklar birleştirilecek, işçi sınıfının ve müttefiklerinin siyasi iktidarı ele geçirmesi için gereken koşullar yaratılacaktır.

Sosyalist devrimci dönüşüm için gerekli şartların olgunlaşması tek bir eylemin sonucunda gerçekleşmeyecek somut güçler dengesi, işçi sınıfının ve diğer halk kesimlerinin büyük çoğunluğunun azim ve kararlılığı, ideolojik-politik ve örgütsel hazırlık düzeyi, YKP'nin gücü, hazırlığı ve sosyalizm-komünizm ülkülerinin zihinlerde ne ölçüde canlı tutulduğu ile belirlenen, inişli çıkışlı; atılımlar ve geriye dönüşlerle dolu bir sürecin ürünü olacaktır.

Anti-emperyalist anti-tekelci demokratik cephenin içinde yer alan, onun birliği ve savaşkanlığı için çalışan YKP, aynı zamanda kendi ideolojik politik ve örgütsel bağımsızlığını muhafaza eder. YKP'nin pratikteki acil görevi, programının halkın içinde açıkça yayılmasını sağlamak, sosyalist dönüşümün gerekliliğini, sosyalizmin saatinin çalmış olduğunu ön plana çıkartmak ve bu konuların anlaşılması için etkin biçimde faaliyet yürütmektir.

Anti-emperyalist anti-tekelci mücadele cephesi nesnel olarak daha geniş bir toplumsal tabanı yani ulusötesi şirketlerin faaliyeti ve Yunanistan'ın emperyalist örgütlere üyeliği sebebiyle ezilen halkın büyük çoğunluğunun çıkarlarını, işçi sınıfının, emekçi köylülerin, şehir orta katmanlarının ve demokratik hakları savunmak, halk ve barış düşmanı emperyalist tasarılara karşı çıkmak için mücadele eden toplamsal hareketlerin çıkarlarını yansıtmaktadır. Cephe aynı zamanda, alt-kültüre, ticarileşmeye ve maniplasyona karşı direnen kültür ve bilim emekçilerini bir araya getirir.

Cephenin yaratılması süreci halkı ve ülkeyi ,yakından ilgilendiren yaşamsal sorunlar üzerinde, ülkenin oligarşisi, onun devletinin çeşitli mekanizmaları ve onun çıkarlarını temsil eden veya bunlara hizmet etmeyi görev edinen hükümetlerle ve siyasi güçlerle karşı karşıya gelinerek sürdürülen mücadelenin çeşitli alanlarında yürütülmektedir. Cephenin gücü, işçi. sınıfının ve partisinin oynadığı öncülük rolünde, yarattığı eylem birliğinde, anti-emperyalist anti-tekelci çizgide mücadele eden toplumsal tabakalarla kurduğu ittifakta yatmaktadır.

Cephe ilk aşamada, başlıca toplumsal güçlerin anti-emperyalist anti-tekelci talep ve hedefler etrafında, emekçi halkın çeşitli kesimlerinin birleşik ve güçlü bir halkçı akıma katılımını sağlayan tekil mücadele başlıkları etrafında gerçekleştirecekleri bir koalisyon olarak yola çıkacaktır. İşçi sınıfı ve diğer halk kesimlerinin örgütlülüğü, politik deneyimi ve sınıf mücadelesinin çapı ne kadar çok artarsa, anti-emperyalist anti-tekelci cephenin, politik güç dengesinde söz konusu değişimleri gerçekleştirmesini sağlayacak olanaklar o ölçüde çoğalacaktır.

YKP, emperyalizm ve ulusötesi tekellerle mücadelenin gerekliliğini kabul eden, emekçi halkın çıkarlarını, ülkenin bağımsızlığını ve halkın egemenliğini savunan politik güçlerle birlikte hareket etme arzusundadır. İşbirliği üzerinde anlaşma sağlanan belirli sorunlar etrafında birlikte çalışma, ikili birliktelikler ve ortak eylem biçimlerinde hayata geçirilebilir. Ortaya çıkacak deneyim, ortak eylemin çapının ne ölçüde genişletilebileceğini, diğer anti-emperyalist anti-tekelci hedefler doğrultusunda ne ölçüde işbirliği yapılabileceğini ve bu eylem birliğinin ileride bir politik anlaşmaya dönüşmesinin ne ölçüde mümkün olacağını gösterecektir.

YKP diğer partileri sadece söylem, program ve hedefleri bağlamında değil, emekçi halkın çıkârlarını savunup savunmadıklarına mücadelesini destekleyip desteklemediklerine bakarak değerlendirir. Politik işbirliklerinin istikrarlı olması, anti-emperyalist anti-tekelci mücadele cephesine güven ve politik dinamizm aşılaması, mevcut toplumsal süreç ve bileşimlere dayanmasına ve toplumsal güçler arasında ittifak yaratmasına bağlıdır. İşbirliği, pratikte halk hareketinin iradesini tanıyan ve ona biat eden mücadeleler üzerine bina edilmelidir. Egemen sınıfın ve müttefiklerinin bölücü/parçalayıcı planlarına karşı birlikte savaşılmalıdır.

Cephe çalışma ve yaşam alanlarını kuşatacak, kazanımlar elde etmek, sınıf düşmanlarının ve politik muhaliflerinin saldırılarını ve gericiliğini göğüslemek üzere kilit sektörlerde etkinlik kuracak, halkın iradesini boğmaya ve ezmeye yönelik teşebbüsleri boşa çıkartmak amacıyla silahlı kuvvetler ve emniyet birimlerinde etkinlik sağlama gayretinde olacaktır. Mücadele ilerledikçe, antikapitalist doğasının derinleşme oranına bağlı olarak; geniş halk kitlelerinin tümünü eyleme katma yeteneğine sahip, aşağıdan ve yukarıdan örgütlü bir devrimci halk cephesinin vasıflarını yüklenmiş olacaktır. Yığın hareketlerinden ve örgütlerinden çok daha üstün niteliklere sahip olacaktır. Cephenin organları her düzeyde mücadelenin karargahları sert sınıf mücadelelerinin öncüleri ve örgütçüleri haline gelecek, kendilerini burjuva devletinin ve diğer burjuva kurumlarının üzerinde baskı kurmak ve denetim sağlamakla sınırlamayacaklardır. Halk düşmanı dayatmaları reddetmek için halkı eyleme geçirecek, sayılan unsurlara boyun eğmeyeceklerdir. Mücadele içerisinde, şehirlerde tekellerin diktatörlüğünü meşru kılan kurumlara alternatif yeni halkçı kurumlar yaratılacaktır. Bu organlar halkı tüm mücadele biçimlerini kullanmak ve gelişmelere bağlı olarak bir mücadele biçiminden diğerine hızla geçmek üzere eğitecek ve hazırlayacaktır. Anti-emperyalist anti-tekelci halk cephesinin sürükleyici yapıları, direniş ve sınıf mücadeleleri içerisinde halkın vücuda getirdiği kurumlar, işçi sınıfının ve müttefiklerinin yeni siyasi iktidarının tohumlarını oluşturacaktır.

(devam edecek)



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Cengiz Çandar’ın Yeni Hedefi
 Yanlış Tarih, Yanlış Politika
 Ordu ve AKP
 Hesap Vakti
 Akıl Tutulması
 Tarih Hızlanıyor
 Merhaba
 Gündemden
 Haydi, Devrimci Dayanışmamızı Göstermeye
 Libya Gündeminden
 1 Mayıs Gündemi
 Seçimden Önce
 12 Haziran 2011 Seçiminde Tutumumuz
 12 Haziran 2011 Seçim Sonuçları
 Seçimden Sonra

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS