Sosyalist Dergi: 28 |  ÜRÜN |
Tekel Direnişinin Berlin Örgütlenmesi

Öncelikle Tekel direnişiyle dayanışma Berlin’de çok geç başlatıldı. Bu durumun pek çok nedeni olabilir, ama, geç kalmanın ana sebebini keyfilikte veya uzun zamandır iş yapmayanların iş yapmaktan çekinmesinde görmek, yanlış olmaz sanırım. Bizim talebimiz Türkiye’de direnen işçilere bir komite aracılığıyla destek olmaktı.

Bazı siyasi bileşimlerin “bu iş sendikalara bırakılmalı ve dolayısı ile komite düzeyinde çalışma olmaz” veya “bizler bu komiteden sadece yararlanırız ama pratikte aktif bir şey yapmayız” demelerine rağmen, zaten geç başlayan bu çalışma, kısa zamanda çok çeşitli siyasi bileşimleri masaya oturttu ve ortak eylemlere yöneltti.

Kısacası, 29 Ocak 2010’da Tekel İşçileri ile Dayanışma Komitesi kuruldu ve ilk eylemi olarak 3 Şubat 2010 tarihinde, “Küçük İstanbul” olarak anılan Kreuzbeg semti Kottbusser Tor’da bir miting kararı aldı. Bu yönde iki dilli afişler ve bildiriler hazırlanarak, geniş alanlarda dağıtıldı ve afişleme yapıldı. 150 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen mitinge, Sol Parti Berlin Eyalet Milletvekili Kadriye Karcı, eski Kreuzberg Belediye Başkanı Cornelia Reinauer, IG Metal sendikasından Mustafa Efe ve Mustafa Yeni, Verdi sendikasından Erdoğan Kaya katıldı. Coşkulu geçen bu miting hemen peşinden ikincisini getirdi. Çarşambaları miting yapma geleneğinden devam ederek, bu kez 10 Şubat 2010 tarihinde, yine aynı yerde miting kararı alındı.

Bu arada Tekel İşçileri ile Dayanışma Komitesi dışında, sendikacı arkadaşlar tarafından Tekel direnişi ile dayanışmak amacıyla kurulan komite ile ortaklaşa hareket etme kararı çıktı. “Birlikten dirlik doğar” anlayışı çerçevesinde, 10 Şubat 2010 mitingi için afişler ve bildiriler hazırlanarak beraberce dağıtıldı. Bu kez havanın eksi 5 derece olmasına rağmen, mitinge 300 kişilik katılım sağlandı. Mitingde bu kez kısa zaman öncesinde Almanya Parlamentosu adına Tekel direnişini incelemek amacıyla Ankara’ya giden Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen de katılarak, Ankara’daki izlenimlerini anlattı. Yine aynı dönemlerde Tekel işçilerinin yanında bulunan ve bu bağlamda Odatv yazarı Mustafa Şekeroğlu tarafından tehditlere maruz kalan gazeteci Nick Brauns da bir konuşma yaparak, Tekel işçilerinin direnişinin enternasyonal boyutunu gündeme getirdi. Coşkulu geçen bu miting, yine Çarşamba geleneğini devam ettirerek, 17 Şubat 2010 tarihinde yine aynı yerde bir miting yapma kararını peşinden getirdi.

Bu arada hazırlanan bağış makbuzlarımız ve bağış kumbaralarımız ile, Tekel işçilerine gönderilmek amacıyla bağış toplamaya başladık. Başka ülkelerdeki solcular açısından basit gibi görünen bu bağış kampanyasının bizler açısından çok daha farklı bir yeri vardır; bunu da açıklamak isteriz: Berlin için, bir toplumsal mücadele amacıyla bağış toplanması, sadece camilerin çerçevesine terk edilmişti ve on yıllardır ilk defa devrimci ve solcu kesimden insanlar kahvelere giderek bağış topluyordu. Bunun bizler için anlamı çok büyüktü. Hatta bazılarımız yeniden bağış toplanması ve mücadeleye destek olunmasına o denli sevindi ki, bundan sonra da bu türden etkinliklere devam edecekleri yönünde taahhütlerde bulunuldu.

17 Şubat 2010 günü için “Küçük İstanbul” olarak anılan Kreuzberg semtinin en merkezi alanı olan Kottbusser Tor’da sadece miting planlamasıyla kalınmadı. Mitingden önce aynı alanda Tekel direnişi ile ilgili bir dayanışma ve bilgi çadırı oluşturuldu. Miting’de bu kez yaklaşık 250 civarında katılım vardı, ama çadıra ilgi çoktu.

Tekel Bilgi Çadırı Kottbusser Tor’da 21 Şubat 2010 tarihine kadar, saat 12.00 20.00 arası açık kaldı. Ertesi gün, 18 Şubat Perşemebe günü birçok insanın uğrak noktası hâline gelen Tekel Bilgi Sergisi açıldı; Hayat TV’nin hazırladığı filmler gösterildi ve bağışlar toplandı. Cuma günü Tekel Bilgi Çadırımızda saat 13.00’de basın açıklaması yaparak, komitemizden Ankara’ya gidecek üç arkadaşımıza bağışlarımızı ve Tekel işçilerine bir yazılı mesajımızı verdik. (İkisi sendikacı olan bu arkadaşlarımız, Ankara’ya hem bağışlarımızı götürdüler, hem de 20 Şubat 2010 tarihinde Ankara’da yapılan mitinge ve yürüyüşlere katıldılar.)

Çadırı kurduğumuz akşam saatlerinde rap söyleyen genç bir müzisyen arkadaşımız Talu’nun sunduğu rap performansı sayesinde çadırımızın etrafını gençler sarmaya başladı. Bu gençlerin arasından çıkan ve orada tanıştığımız üç Afrikalı rapçinin beklenmedik şekilde programa renk vermesi, çok muhteşem oldu. Ankara’da direnen Tekel işcileri, halkları birbirine düşürmek isteyen tüm güç ve kurumlara meydan okuyarak, işçi sınıfının enternasyonalizmi temelinde birleştirdiği Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkesi ve diğer halklarını, bu sefer Avrupa’nın göbeği olan Berlin’de bu kez Almanı, Türkü, Kürtü, Çerkesi hatta Afrikalıyı da birleştirerek, yine örnek oldu.

20 Şubat Cumartesi günü, güneşli bir havada, Tekel işçilerinin açtığı bu aydınlık ve güneşli yolla dayanışma içinde olmak amacıyla çadırımızı yine kurduk. Çok geniş siyasi ve sosyal yelpazeden ziyaretçilerin çadırımıza gelerek destek vermeleri, bizleri özellikle Tekel işçileri adına çok sevindirdi. Bir çok insan çadırımızın içerisinde açtığımız resim sergisini gezerek, Tekel işçilerine bağışta bulundular, destek imzaları attılar.

Bizleri bu güneşli günde tek düşündüren ve üzen şey ise, 50 metre ilerimizde, örgütsel çıkarını işçi sınıfının birliğinin üstüne koyan kimi arkadaşların 30 40 kişiyle Tekel işçileri ile dayanışmak amacıyla bizlerden ayrı bir miting yapmaları oldu.

Akşam saatlerinde Kürt arkadaşların çadır önünde müzik yapması büyük ilgi gördü. Yer yer halaylar çekildi. Geleneksel olarak halay çekerek sonlandırdığımız etkinliğimizin ardından çadırımızı toplarken, insanlar tüm yapılanlardan dolayı bizleri tebrik ettiler. Bizler de bu tebrikleri Tekel işçilerine ileteceğimizi söyledik ve kendilerini 28 Şubat 2010 Pazar günü saat 14.00’de Hermannplatz’da yapacağmız yürüyüşe davet ettik.

Aynı dönem içinde, 21 Şubat’ta Recep Maraşlı’nın “Ermeni soykırımı” üzerine yazdığı kitap tanıtımında stand açarak, Tekel işçileri için bağış ve imzalar topladık. Ayrıca sevgili Recep Maraşlı, bir kitabını Tekel işçileri için imzaladı. Bu kitabı Tekel işçilerine ulaştırmaya söz verdik ve daha sonra Ankara’ya ulaştırdık.

Kısacası Tekel direnişi çok öğretici ve tecrübe alınabilecek bir direniş oldu. Biraz abartılı olacak ama, etkileri Berlin için küçük boyutta bir 15 16 Haziran olaylarını hatırlatmakta… Tekel direnişinden çok tecrübe kazanacağını umduğumuz Türkiye işçi sınıfı, bunu enternasyonalist bir anlayışla, Avrupa işçi sınıfı ile paylaştı ve hâlen paylaşmakta da. Bütün ülkelerdeki burjuvazinin de zaten korkusu dünya işçi sınıfının birbirine destek olmasıydı… Ama korkunun ecele faydası yoktur. Burjuvazinin korkusu her hâlinden belli oluyor. Bir gün eceline neden olacak işçi sınıfının ayak seslerini, son olarak Sakarya caddesinden duydu. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, yavaş yavaş da memleketin tüm sokaklarında duyacaktır…


Tekel İşçileri ile Dayanışma Komitesi Berlin

22 Şubat 2010



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Cengiz Çandar’ın Yeni Hedefi
 Yanlış Tarih, Yanlış Politika
 Ordu ve AKP
 Hesap Vakti
 Akıl Tutulması
 Tarih Hızlanıyor
 Merhaba
 Gündemden
 Haydi, Devrimci Dayanışmamızı Göstermeye
 Libya Gündeminden
 1 Mayıs Gündemi
 Seçimden Önce
 12 Haziran 2011 Seçiminde Tutumumuz
 12 Haziran 2011 Seçim Sonuçları
 Seçimden Sonra

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS