Sosyalist Dergi: 28 |  ÜRÜN |
1 Mayıs 2010: İşçi sınıfı Taksim’de

2 Mayıs 2010

Yine bayrakları, pankartları, sloganlarıyla onurlu, kararlı, coşkulu yürüdüler ve sermaye devletinin koskoca bir dönem boyunca zorbalıkla kendilerinden esirgediği alanlarını doldurdular. Yüz binlerce işçi, emekçi, işçi dostu, ezilen halklara mensup insan dün 1 Mayıs’ı Taksim’de görkemle kutladı. Emperyalizmin işbirlikçisi kapitalist egemenlerin 1979’dan beri faşist yöntemlerle uyguladığı yasak kırıldı. İşçi sınıfının sendikal ve siyasal örgütlerinin, komünist, sosyalist, devrimci, ilerici insanların bu ortak başarısı, sömürüye ve zulme karşı mücadelede yeni başarıların habercisi olacaktır.

Taksim yasağı burjuvazinin sıkıyönetim ilan ederek silahlı kuvvetleri işçi sınıfının ve ezilen halkların üzerine sürmesiyle başlamıştı. Bu yasak, bütün dünyada kapitalist karşı devrimler ve gericilik dönemini başlatan neoliberal saldırının Türkiye’deki işaret fişeğiydi. Taksim yasağının nihayet aşılması büyük değer taşıyor. İşçi sınıfının geniş kitleler hâlinde Taksim’e girmesi, kapitalist sömürü vahşetine karşı yeni bir mücadele, isyan, başkaldırı döneminin başladığını gösteriyor. Burjuvazinin ve uzantılarının, kapitalizme sessizce boyun eğen yığınlar, uysal köleler yaratma hayali artık paramparça. Taksim yasağının kırılması, kapitalizme ve emperyalizme karşı yeni bir atılım döneminin, yeni bir devrimci yükselişin işaret fişeğidir. Tekrar ilerlemeye başlıyoruz. Er geç sömürü ve zulmün kışına son verecek olan eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yeni baharına giriyoruz.

Taksim’deki 1 Mayıs gösterisine, burjuvaziye teslimiyet çizgisi değil, sınıf mücadelesi, onurlu direniş, devrim ve sosyalizm özlemi damgasını vurdu. AKP uydusu “liberal sol” ve ezilen halklara düşman “ulusalcı sol” yapılar, kapitalist egemenlerin bütün kesimlerine karşı işçilerin ve halkların kardeşçe birliğini savunan enternasyonalist yapıların rengârenk yelpazesi yanında pek sönük kaldı. Bu olgu, işçi sınıfı devrimcilerinin bilinçlenme, örgütlenme ve eylem çalışmalarında yeni hedefler belirlemesini kolaylaştıracak. Fabrikalara, işyerlerine, okullara, tarlalara, semtlere daha çok gitmeliyiz. Her türlü engele rağmen bütün sendikalarda, bütün kitle örgütlerinde devrimin ve sosyalizmin rengi daha çok ortaya çıkmalıdır.

Özellikle 2007’den bu yana yürütülen ortak mücadeleyle 1 Mayıs çalışmaları somut ürünlerini verdi. 1 Mayıs ücretli tatil günü oldu ve Taksim yasağı kalktı. Önümüzdeki ilk hedef, burjuvazinin yaygınlaştırmayı amaçladığı 4C kölelik düzenini kırmak için mücadeleyi yükseltmektir. 4C köleliğini kabul etmeyen Tekel işçileriyle dayanışma için sendika konfederasyonlarının söz verdiği 26 Mayıs genel eylem kararını hakkıyla hayata geçirmeliyiz. 26 Mayıs eyleminde başarı 4C’nin iptalini kolaylaştıracak, 4C’nin iptali ise özelleştirmelere karşı mücadeleyi yükseltecektir. Yeni özelleştirmeleri durdurmak, eski özelleştirmeleri iptal etmek, işsizlik afetini azaltmak, sağlık ve eğitim alanından başlayarak yeni bir ruhla kamusal hizmet anlayışını yerleştirmek ve bütün bu politikaları mantıksal uzantısına kadar götürmek için bugün elbirliğiyle ilk hedefe yoğunlaşmalıyız.

Tekel işçilerinin geçen yılın sonlarında Ankara’da başlattığı direniş, 4 Şubat dayanışma eyleminin ardından, Mart ayında 8 Mart, 12 Mart, 16 Mart, 21 Mart Newroz, 30 Mart uğraklarında kadınların, Kürt halkının, Alevi toplumunun, gençliğin mücadelesiyle birleşti. 1 ve 2 Nisan’da Tekel işçilerinin yeni hamlesinin zorbaca dağıtılmasının ardından mücadele 1 Mayıs’ta görkemli Taksim gösterisi ve ülkenin çeşitli yörelerinde gerçekleştirilen mitinglerle yeni bir boyuta yükseldi.

1 Mayıs 2010’da işçi sınıfı, emekçiler, işçi dostları, ezilen halklara mensup insanlar elbirliğiyle Taksim’de karanlık bir dönemi sona erdirdiler. İşçi sınıfının, bütün emekçilerin, ezilen halkların birliği ve mücadelesi yarınların anahtarıdır.


Hava döndü, işçiden esiyor yel!

30 Nisan 2010


Çok uzun zamandır, bu sözler artık sadece bir şarkının dizesi değil. Bu ülkenin yüz akı komünistlerin, sosyalistlerin, devrimcilerin, yılmadan sokakları işgal eden ilerici gençlerin, en olmaz deneni olduran işçi sınıfımızın, emekçilerimizin, yoksul halkımızın “yeter artık” şiarıyla kapitalizme, emperyalizme, burjuva düzenine dur demeleridir.

2010 1 Mayıs’ında, “Taksim meydanı alt tarafı bir meydandır” diyenlere karşı, işçi sınıfının en küçük hakkını bile tırnaklarıyla söküp almak zorunda kaldığını görmek istemeyenlere karşı bugün, işçi sınıfımızın 1 Mayıs Meydanı olarak adlandırdığı Taksim’e girilecek.

Taksim’i kapitalist sömürücülerin elinden söke söke alarak kazananlar, taşeron işçiliğini de çöpe atacaklardır. 4C kölelik düzenini de parçalayacaklardır. Tarımın ve sanayinin çökertilmesini, köylünün, çiftçinin topraklarından sürülmesini de durduracaklardır. Özelleştirmeleri iptal etmek, işsizliğe son vermek, Kürt halkına onurlu bir barış, eşitlik ve özgürlük imkânı sağlamak, şovenist, militarist ve dinci zulmü ortadan kaldırmak, NATO’dan ayrılmak, ABD ve AB köleliğini kırarak ülke bağımsızlığını sağlamak, herkese insanca bir yaşamı gerçekleştirmek de “1 Mayıs’ı kazandık sıra Taksim’de” diyen ve bugün bu hakkını alan iradenin olacaktır.

Bugün eğer tüm Türkiye işçi sınıfı 1 Mayıs Alanı Taksim’de ise, bu kapitalist egemenlerin bizlere bir lütfu değil, emekçilerin kuşaklar boyu yılmadan, bıkmadan, usanmadan sürdürdüğü özverili mücadelenin sonucudur.

2007’de, 2008’de, 2009’da Taksim diye ısrar eden sendikacılara, komünistlere, sosyalistlere, devrimcilere, ilerici gençliğe burjuvaziyle uzlaşmayı önerenlerin kutlamalarımızdaki yeri hep eksik kalacak. Sözde, ‘şimdi vakti değil’ diye işçi sınıfını bölmeye gayret edenlerin, bir orada bir burada yalpalayıp duranların, EMEP gibi, bir yıl kitlesinin yarısını Kadıköy’e, yarısını Taksim’e yollayıp, bir sonraki yıl tümüyle Taksim’deki mücadeleden kaçıp Kadıköy’e sığınanların, “oportünizmin ne olduğunu” yeniden sorgulamaya ihtiyacı vardır.

İşçi sınıfı tarihinin en şanlı ismi TKP’yi gasp eden SİP’in ise, 2009 yılında işçi sınıfını bölmek adına apar topar kaptıkaçtı mantığıyla Çağlayan meydanına talepte bulunmasını hiçbir işçi dostu unutmayacak. Devrimcilerin kararlı tutumlarını görünce son üç gün içinde manevra yapıp yeniden Taksim demelerini de unutmayacağız. 1 Mayıs günü, devrimciler polisin tüm gaz bombalı, coplu, panzerli, basınçlı sulu saldırısına rağmen adım adım meydana yaklaşırken, polisle pazarlık yapıp barikatların kaldırılmasıyla, tertemiz, üzerlerinde tek bir kırışık bile bulunmayan kıyafetleriyle Taksim’e buyur edilmelerini de asla unutmayacağız.

Hava döndü, işçiden esiyor yel. Sizler ne kadar çabalasanız da, işçi sınıfımız herkesi taraf olmak zorunda bırakacak.

Ya proletaryadan yana olacaksınız, ya burjuvaziden. Ya bağımsızlıktan yana olacaksınız, ya emperyalist kölelikten. Ya Türk İslam Nato sentezcileri ile İslam Türk Nato sentezcileri arasında kalacaksınız ya da işçi sınıfının bağımsız kurtuluş ideolojisi ile donatılacaksınız. Ya Irak’ta işgalci Amerikan askerlerine karşı mücadele eden Arap, Kürt, Şii, Sünni Irak halkından yana olacaksınız ya da bu mücadeleyi küçümsemek için elinizden geleni yapacaksınız. Ya şovenizmi ve militarizmi ortadan kaldıracak ve Kürt halkıyla, Alevilerle, eşitlik temelinde, sosyalist ülküler doğrultusunda yan yana, kardeşçe yürüyeceksiniz ya da egemenlerin 80 yıllık inkârcı politikalarına sözde sol bir sos bulayıp emekçilere satmaya çalışacaksınız.

Ortası yok.

Yaşasın Türkiye ve dünya işçilerinin birliği. Yaşasın emekçi halkımızın eşitlik ve özgürlük mücadelesi. Yaşasın dünya proletaryasının yeniden ayağa kalkışı.

Yaşasın ezilen halkların mücadelesi.

1 Mayıs’ta Taksim’deyiz, 1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanındayız.


Yaşasın 1 Mayıs!

Biji Yek Gulan!

A’şa Vahid Eyyar!


İşçi sınıfı Taksim’de 1 Mayıs hakkını kazandı

13 Nisan 2010


1979’dan beri İstanbul’un Taksim meydanını işçi sınıfına yasaklayan burjuvazi nihayet işçi sınıfının ve dostlarının iradesine boyun eğmek zorunda kaldı. Bugün Türk İş, DİSK, Hak İş, KESK, Kamu Sen ve Memur Sen’den oluşan 6 sendika konfederasyonunun başkanlarıyla bir araya gelen İstanbul Valisi Muammer Güler, Taksim’in 1 Mayıs kutlamasına açılacağını duyurdu.


Taksim’in yeniden 1 Mayıs gösterilerine açılması kararı, bir lütuf değil, işçi sınıfının kuşaklar boyunca sürdürdüğü özverili mücadelenin ürünüdür. Taksim yasağı, 1979’da sıkıyönetim eliyle uygulamaya koyulan, 12 Eylül 1980 askerî diktatörlüğünün ve ardından gelen bütün kapitalist hükümetlerin ısrarla sahip çıktığı faşist bir yasaktı. Taksim yasağının iptali, bu uğurda hayatı, sağlığı, özgürlüğü pahasına yılmadan mücadelede eden bütün komünist, sosyalist, devrimci, ilerici insanların, işçi sınıfının siyasal ve sendikal örgütlerinin ortak başarısıdır. Özellikle 2007, 2008 ve 2009’da sözüm ona “aklı başında” ve “gerçekçi” gerekçelerle Taksim’de 1 Mayıs hedefinden vazgeçen uzlaşmacıların önerilerini ellerinin tersiyle reddeden herkese selam olsun. Polisin gaz bombalı, coplu, basınçlı sulu, panzerli saldırılarına rağmen Taksim’de ısrar eden devrimci güçlerin özverisi olmasaydı, 2010’da bu yasak kaldırılamazdı.

Hatırlanacağı gibi, Türkiye proletaryası geçen yıl 1 Mayıs’ın ücretli tatil günü olması hakkını kazanmış, ayrıca Taksim’e sadece bir kısım temsilcileriyle “vekâleten” girmişti. Bu yıl proletaryanın Taksim’e büyük kitlesiyle “asaleten” girmesi ve burjuvaziye karşı kazandığı simgesel zaferi, sömürülen ve ezilen bütün halkın taleplerini gür biçimde haykıracağı siyasal bir mücadele gününe çevirmesi gündemde olmalıdır.

1 Mayıs kutlaması, Türk İş, DİSK, KESK ve Kamu Sen konfederasyonlarının 26 Mayıs’ta ülke çapında genel direniş düzenleme kararı doğrultusunda genel bilinçlenme ve örgütlenme kampanyasının önemli bir ayağı olmalıdır. Bütün sendikalar Tekel işçilerinin kazanılmış haklarıyla çalışmaya devam etmek için başlattıkları direnişi desteklemek amacıyla verdikleri sözün gereğini yerine getirmelidir.

Bu gerek yerine getirildiğinde, AKP’nin halka yönelik saldırılarını püskürtmek; herkese iş, parasız eğitim ve sağlık temin etmek; küçük çiftçileri ve esnafı desteklemek, tarımın ve sanayinin çökertilmesine dur demek; Kürt kardeşlerimize onurlu bir barış, eşitlik ve özgürlük imkânını sağlamak; şovenist, militarist ve dinci zulmü ortadan kaldırmak; NATO’dan ayrılmak, ABD ve AB köleliğini kırarak ülke bağımsızlığını sağlamak yolunda daha elverişli bir noktada olacağız.

2010 işçi sınıfının, ezilen halkların, gençliğin mücadelesinin yükseldiği bir yıl olarak sürüyor. Tekel işçilerinin uzun süreli mücadelesi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ülke çapında yaygın kadın gösterileriyle, 12 ve 16 Mart’ta faşist katliamlara karşı gençliğin, Alevi ve Kürt kardeşlerimizin yaygın tepkileriyle, Newroz’da milyonu aşkın Kürt kardeşimizin mitingleriyle devam etti. 1 Mayıs’ı Taksim’de güçlü biçimde kutlamak işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların mücadelesinde yeni bir halka olacaktır.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Cengiz Çandar’ın Yeni Hedefi
 Yanlış Tarih, Yanlış Politika
 Ordu ve AKP
 Hesap Vakti
 Akıl Tutulması
 Tarih Hızlanıyor
 Merhaba
 Gündemden
 Haydi, Devrimci Dayanışmamızı Göstermeye
 Libya Gündeminden
 1 Mayıs Gündemi
 Seçimden Önce
 12 Haziran 2011 Seçiminde Tutumumuz
 12 Haziran 2011 Seçim Sonuçları
 Seçimden Sonra

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS