Sosyalist Dergi: 32 |  ÜRÜN |
15-16 Haziran

15‑16 Haziran 1970 büyük işçi direnişinin 41. yılında Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Girişimi tarafından Kadıköy İskele Meydanı’nda 15 Haziran 2011 tarihinde bir basın açıklaması düzenlendi. “Yaşasın 15‑16 Haziran Direnişimiz” ve “Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur” yazılı pankartlar eşliğinde yapılan basın açıklamasına o dönemi yaşayan işçilerin yanı sıra TÜM‑İGD’li gençler de katıldı. Basın açıklamasında okunan metin aşağıdadır.

BASINA VE KAMUOYUNA

15 Haziran 2011

Değerli işçiler, emekçiler, yurttaşlar,

Genel seçimleri bitirdik. Sağcı AKP yine en büyük parti oldu. Sağ iktidarlar emekçilerin, işçilerin haklarının en fazla yok edildiği iktidarlar demektir. Ama, Mecliste işçilerin çoğunluğu yok diye, bu hiçbir şey yapamayacağız anlamına gelmez. Asla gelmedi, gelmeyecek. Bizler, Türkiye’nin işçileri, Türkiye’nin zenginliklerini yaratanlar olarak her yerde varız, her şeyi biz üretiyoruz, her zenginliği kendimize de istiyoruz.

Tarihimiz işçi sınıfının onurlu mücadelesi ile doludur. Tarihimizden öğreniyoruz.

Bu ülkenin onuru işçiler ve emekçiler bundan tam 41 yıl önce ülke tarihine geçecek büyük bir destanı kahramanca yarattılar. 15 16 Haziran 1970’de binlerce işçi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’i kapatmak ve sendikal hareketi boğmak isteyen yerli ve yabancı patronları ve onların temsilcisi dönemin sağcı iktidarını durdurdu.

İşçiler binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce kişiyle sokaklara çıktı, haklarını istedi. İstanbul, Kocaeli, Gebze, İzmir ayaktaydı. En büyük yürüyüşler İstanbul’da olmuştu. Egemenler o kadar korkmuştu ki, işçiler birbirleriyle buluşmasınlar diye köprüler ayrıldı, yollar panzerlerle kapatıldı. Olaylar iki günden fazla sürdü. Sonunda burjuvazi sıkıyönetim ilan etti. Ama, yasayı da uygulayamadı. Geri aldı. Bir daha da gündeme getirmeye cesaret edemedi.

Yasayı yırtıp atan o dönemin kahraman işçilerini, Kemal Türkler, Rıza Kuas, İbrahim Güzelce gibi cesur ve öncü sendika liderlerini saygıyla anıyoruz.

Peki, egemenleri bu kadar korkutan neydi? İşte kardeşler: Ülkemizin ve dünyamızın bir avuç para babasının doymak bilmez açgözlülüğü yüzünden bir kez daha içine sürüklendiği kriz günlerinde, bu sorunun önemi daha da artmış durumda.

Patronlar iyi biliyor ki ayaktakımı olarak niteledikleri işçi emekçi kitleler bilinçlenirse, hakları, ekmekleri için örgütlenirse bu selin önünde durmak imkânsız olacaktır. Dünyaya şekil veren bu insanlar bir kez de kendi gelecekleri için mücadeleye karar verirse, işte o zaman birileri eskisi kadar kolay yönetemeyecektir. Birileri, yani doymak bilmez kapitalist zenginler rahat rahat sömüremeyecektir. İşte bu yüzden emekçi kitlelerin sesini boğmak ve onların en meşru, en haklı, en insancıl taleplerini bile yok saymak bu düzenin temel alışkanlığıdır. İçinden geçmekte olduğumuz bu zor günlerde aynı gerçeklere tekrar tanık oluyoruz.

Japonya’da deprem oluyor, havamız kirleniyor. Yağmurlar bereket değil, radyasyon getiriyor. Sebebi kapitalizmin kâr hırsı, açgözlülüğü. Yiyeceklerimiz zehirli. Etlerimizden korkar olduk. Suyumuz zehirli, paralı.

Yeter artık diyoruz.

İşsizlik oranı tarihin en yüksek düzeyine çıkmış vaziyette. Patronlar kriz ortamından yarar sağlayarak, işçileri sokağa atıyorlar. İşçilerin tazminatını ve alacaklarını ödemek istemiyorlar. Sahte iflas oyunu oynuyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, birçok patron işletmesi için iflas kararı aldırmadan önce bütün şirket varlıklarını şahsi mülkiyetine veya yakınlarının mülkiyetine geçiriyor. Patronların bu oyununa karşı Hükümet derhâl önlem almalıdır. Değişmez talebimizi yine ısrarla belirtiyoruz: Hükümet işten atmaların yasaklanmasını sağlamalıdır!

Patronlar bununla da yetinmiyor, işsizlik sigortası fonunda emekçinin alın terinden kesilerek biriken paralara göz koymuş durumdalar. Bu fondaki paraların kendilerine ucuz, hatta bedava kredi olarak verilmesini istiyorlar. Mayıs 2011 itibariyle fonumuzda biriken 48 milyar 827 milyon liraya göz koymuşlar, kendileri almak istiyorlar. Hâlbuki işsizlik sigortası fonundan emekçilere daha yaygın, daha kolay ve daha uzun süreli işsizlik parası verilmelidir. Kapitalistlerin yarattığı bu krizin açmış olduğu yaralar bir nebze olsun dindirilmelidir!

Diğer yandan, çoğunlukla sefalet düzeyinde olan ücretlerimiz kriz bahanesiyle daha da düşürülüyor. Patronlar ise utanmadan yine de şükretmemizi ve ürünlerinin satılması için alışveriş yapmamızı öğütlüyorlar. Akılları kendilerine kalsın! Önce onlar sırça köşklerinden, yalılarından bir çıksın, el yakan ev kiralarına, çarşı pazardaki fiyatlara bir baksın! Emekçinin üç kuruş parasının hesabını yapan patronlar bizleri bu kadar düşünüyorsa milyar dolarlık servetlerinden bir nebze olsun fedakârlık yapsınlar. Haydi patronlar, pamuk eller cebe diyoruz! Emekçiler ne kadar vergi ödüyorsa, servetinizin o kadarını, yani yüzde otuzunu millete iade edin!

AKP iktidarı emekçiyi kurbanlık koyun olarak gördü. Seçimlerde milyarlar harcayanlar işçilere yalnızca 639 liralık asgari ücreti reva görüyorlar. Yeni dönemde iktidarın en büyük hedefi de kıdem tazminatı hakkımız olacak. Kalksın diyorlar. Ya da yıllık 15 güne indirelim diyorlar. Olmadı, bir fona devredelim diyorlar. O da olmazsa, bizim haklarımız kalsın da, genç işçiler için kıdem tazminatını kaldıralım diyorlar. Kapitalist egemenler, hükümeti kuracak olan işveren dostu milletvekilleri, bütün haklarımıza saldırmaya niyetliler. Haziran sonunda yürürlüğe girecek Torba Yasa’larla bizi oradan oraya atmaya çalışacaklar.

Ancak işçi sınıfı bu oyunu bozacak! Bu sistemin gücü bize yetmeyecek. İşçi sınıfı uysal kuzu olmayacak. İşçi sınıfımız bu masalları yok edecek. Er ya da geç emekçiler bu insafsız talan düzenine son verecek; kardeşçe, eşit, özgür bir dünyayı el birliğiyle yaratacaklar.

İşte bu inançla, 41 yıl önce bugün bu meydanlarda dosta düşmana gücünü gösteren işçi sınıfı neferlerini bir kez daha saygıyla anıyor; emekçiler olarak, Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Girişimi olarak, birlik, dayanışma ve mücadelemizi günden güne arttıracağımıza söz veriyoruz.

Yaşasın Birliğimiz ve Dayanışmamız!
Krizin Faturasını Ödemeyeceğiz!
Zenginlerden Servet Vergisi Alınsın!
İşten Atmak Yasaklansın!
Her İşsiz İçin Yeterli ve İş Bulana Kadar İşsizlik Sigortası!


Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Girişimi



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Cengiz Çandar’ın Yeni Hedefi
 Yanlış Tarih, Yanlış Politika
 Ordu ve AKP
 Hesap Vakti
 Akıl Tutulması
 Tarih Hızlanıyor
 Merhaba
 Gündemden
 Haydi, Devrimci Dayanışmamızı Göstermeye
 Libya Gündeminden
 1 Mayıs Gündemi
 Seçimden Önce
 12 Haziran 2011 Seçiminde Tutumumuz
 12 Haziran 2011 Seçim Sonuçları
 Seçimden Sonra

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS