Sosyalist Dergi: 15 |  ÜRÜN |
İşgale Ortak Olmayalım

     Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Amerika ziyaretinin ardından, Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi konusu gündemin başına oturdu. Amerikalı generaller ve senatörler Ankara'yı komşu kapısına çevirdiler: Amerikan heyetlerinin biri gidiyor, biri geliyor. Tıpkı Irak'a saldırı öncesinde olduğu gibi, büyük sermaye çevreleri, büyük sermaye çevrelerinin denetimindeki medya, AKP hükümeti ve ordu üst yönetimi Irak'a asker gönderilmesini savunuyor.
     Hatırlanacağı gibi, Millet Meclisi1 Mart 2003 oylamasında savaş tezkeresini reddetmiş, böylece saldırganlara karşı mazlumdan yana çıkan Türkiye halkının iradesine uymuştu. Türkiye halkı, bugün yine aynı tutumu benimsiyor. Irak'ta sömürgeci işgale son verilmesini istiyor. Yapılan gösteriler, mitingler, basın açıklamaları, kamuoyu araştırmaları, halkın iradesinin Amerikan işgalcilerine asla yardım edilmemesinden yana olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Çeşitli görüşlerden siyasi partiler, sendikalar, dernekler; vatanını, birliğini, kültürünü ve kimliğini savunan, bağımsızlık ve egemenlik için tırnağıyla dişiyle dövüşen Irak halkını destekliyor. Türkiye halkı, direnen Iraklı yurtseverler karşısında zor duruma düşen Amerika'nın Türk askerlerini maşa olarak kullanması planını reddediyor.


     Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur derler. Ekonomiye ve siyasete yön veren çevreler, Amerika'dan gelecek 8, 5 milyar dolarlık kredi, Kürt ulusal hareketi karşısında siyasi destek ve kimbilir, fırsat doğarsa, "Irak topraklarından ve petrollerinden pay" karşılığında, Türkiye'yi felâkete sürükleyecek bir adıma hazırlanıyor. Amerika'nın Irak'ta Türkiye'ye biçtiği rol, İngilizler'in Birinci Dünya Savaşından sonra Anadolu'da Yunanistan'a biçtikleri rolün aynısıdır. İngilizler'in tatlı vaatlerine kanan militarist Yunanistan yöneticileri, Anadolu'ya çıkarak büyük devlet olacaklarını sanıyorlardı. Oysa, İngiliz emperyalizminin maşası olarak Anadolu'nun işgaline katılmak, Yunanistan'a pahalıya mal oldu, Yunan halkına "Küçük Asya felâketi"ni yaşattı. Türkiye'nin Irak'ta Amerikan işgaline ortak olması, aynı sonucu verecektir.
     Ulusal kurtuluş savaşı yürüten bir halka karşı emperyalistlerle birlik olmayı kabul etmek, insanlığın binlerce yıl boyunca oluşturduğu en temel hak ve adalet ilkelerini ayaklar altına alan bir vicdansızlıktır. Ne var ki, dolarlarla gözü kamaşan kapitalistlerin ve militaristlerin dünyasında vicdan, hak ve adalet kavramlarına yer olmadığını biliyoruz. Yoksul gençlerinin kanını satışa çıkaranlarda, saldırıya uğrayan komşusuna yumruk atanlarda vicdan ne arar, hak ve adalet ne gezer! Onlar orman kanununun kavramlarıyla, reel politikanın güce ve iktidara dayalı kavramlarıyla iş görürler. Öyleyse onları engellemek, halkın iradesini çiğnemelerine izin vermemek zorundayız. Güçlerimizi birleştirmeli, onları durduracak kadar bilinçli, örgütlü ve hareketli olmalıyız. Yöneticilerimizin Irak'a asker gönderme planını mutlaka boşa çıkarmalıyız.
     Hak ve adalet bizden yana olduğu gibi, gelişmeler de bizden yana. Amerika batağa saplandı. Başkan Bush'un tantanayla ilan ettiği "Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi" şimdiden çatırdamaya başladı. Amerika'nın dünyaya mutlak egemen olmayı öngören yeni sömürgecilik hamlesini başarıyla yürütecek kadar parası ve askeri olmadığı ortaya çıktı. Amerikan yönetimi, iki yıldır üst perdeden dile getirdiği "ya bizimlesiniz, ya da düşmanımızsınız", "önleyici vuruş", "tek taraflı harekete geçme hakkına sahibiz", "istediğimizi yapmazsa Birleşmiş Milletler'i bir kenara iteriz" söylemini değiştiriyor. Amerikan planlarına kölece boyun eğmedikleri için "köhne Avrupa", "fırsatçı Rusya", "küstah Türkiye" hakaretlerini yönelttiği ülkelere şirinlik yapmaya çalışıyor. Fransa'dan, Almanya'dan para ve asker; Rusya'dan, Türkiye'den, Pakistan'dan, Hindistan'dan asker; Birleşmiş Milletler'den onay istemek zorunda kaldı. Dışişleri Bakanı Colin Powell, diyaloga açık olduklarını, bundan böyle tek taraflı hareket etmeyeceklerini, çok taraflılık ilkesine ve müttefiklerinin görüşlerine değer vereceklerini söylüyor. Bizzat Bush, "eski görüş farklılıklarımızın müttefiklerimizle birlikte çalışmayı engellememesi gerektiğini biliyoruz" demek zorunda kaldı. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, "para ve asker veren Irak'ta masaya oturur" diyerek pazarlık kapısını açtı. Amerika için işler sadece Irak'ta değil, Filistin'de ve Afganistan'da da iyi gitmiyor. Bağdat'ın çabucak düşmesinin yarattığı korku havası içinde Filistin kurtuluş hareketine dayatabildiği işbirlikçi başbakan Mahmut Abbas istifa etmek zorunda kaldı. Sahte bir "yol haritası"nın göz boyacılığıyla Filistin direnişini ortadan kaldıracak bir iç savaş tezgâhlama oyununu sahneye koyamadı, İsrail'i rahatlatamadı. Afganistan'daki kukla hükümeti bir türlü Afgan halkına kabul ettiremedi. İç direnişlerle uğraşmaktan başını bir türlü alamadığı için Afganistan'ı ve Irak'ı zincirleme yeni saldırılarda atlama tahtası olarak kullanma hayalini gerçekleştiremiyor. Amerika'nın karşı konulmaz, yenilmez ve yanılmaz bir tanrı olmadığı görülüyor.
     Bu gelişmeler, yönetici çevrelerin Irak'a asker gönderme planını engelleme şansımızı arttırıyor. Türkiye'yi yönetenler, Kore'de Amerika'nın emrine asker vererek, Cezayir'de Fransızları destekleyerek alnımıza kara leke sürmüşler ve ulusal kurtuluş için savaşan halkların ahını almışlardı. Irak'ta aynı durumun tekrarlanmasına izin vermemeliyiz. Hem Irak, hem Türkiye, hem bölge halklarına büyük bir felâket getirecek olan bu planı önlemek boynumuzun borcudur. Türkiye'nin insanlık ailesi katında onurunu korumak da ancak böyle mümkün olacaktır.
 
Yazarın Diğer Yazıları
 Cengiz Çandar’ın Yeni Hedefi
 Yanlış Tarih, Yanlış Politika
 Ordu ve AKP
 Hesap Vakti
 Akıl Tutulması
 Tarih Hızlanıyor
 Merhaba
 Gündemden
 Haydi, Devrimci Dayanışmamızı Göstermeye
 Libya Gündeminden
 1 Mayıs Gündemi
 Seçimden Önce
 12 Haziran 2011 Seçiminde Tutumumuz
 12 Haziran 2011 Seçim Sonuçları
 Seçimden Sonra

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS