Kitap Dizisi:5 |  Diğer Yazarlarımız |
YOL / Hüseyin Umut

“Önemli olan doğru yolu seçmiş olmaktan emin olmaktır. Bu güven geldi mi mucizeler yaratan devrim coşkusunun gücü ve kuvveti yüz kat artar.”

Lenin

7 Nisan 1996 tarihinde Türkiye Komünist Partililerin Ankara’da biraraya gelmesinin üzerinden iki yılı aşkın bir süre, Ürün dergisinin yayın hayatına kaldığı yerden tekrar devam etmesinin üzerinden ise bir yılı aşkın bir zaman geçti. Bu geçen süre içinde uzunca bir yol aldık.

Kimileri bu yolda umduğunu bulamadı. Oturduğu yerden muhalefet yapmakla yetindi. Kimileri şef pozlarında parlak naralar atarak iş yapmaktan uzak sadece köstek oldu. Bazıları küçük burjuvalaştığının farkında olmaksızın işçi sınıfı demek ben demek edalarıyla ortalıkta kuş uçurtmadı. Bir kısmı hele siz bir başlayın ben sizi destekliyorum dedi. Birileri başka birilerinin sözcülüğünü yapmak üzere özel olarak bu sürece katıldı. Bu insanların samimiyetlerinden, komünistliklerinden şüpheye düştük, süre içinde bu yolda birer birer döküldüler.

Oysa biz komünistlerin gitmiş olduğu yol yeni bir yol değildir. Bizden önce geçenler bu yolu açmışlar -M. Suphi, Ş. Hüsnü, Nazım Hikmet, İ. Bilen, M. Hayrullahoğlu vb.- hatta yolun çevresini lambalarla donatmışlar. Bugün bize düşen görev lambaları yakarak yürümeyi sürdürmek, ama salt yürümeyi sürdürebilmek için değil, yolu görüp tanımak için de lambaları yakmak zorundayız. Yani her şeyden önce kör döğüşünden kurtulmak ve politikada öncü rehber olmak için öncelikle yolu tanımalı, sonra ise tereddütü kesmeyi bilmek gerekir. Tereddütü kesmeyi bilmek bugün bu yolda hâlâ yalpalanmaları durdurmak için net olmayan, ama bizimle beraber olan arkadaşları netleştirmek, onları ikna etmek gerekir.

YOLUN NERESİNDEYİZ?

Politikada öncü rehber olmak için öncelikle yolu tanımaktan söz ettim. Bizler, içinde bulunduğumuz yolu tanıdığımız ölçüde başarılı olabiliriz. 1. Bugün yolun neresinde bulunduğumuzu anlamalıyız, bunun için yaşanmış deneylerin verdiği dersleri benimseyerek partinin tarihsel konumunu ortaya koymalıyız. 2. Bundan sonra geçilecek yolları iyice bilince çıkarmalı, önceden bilerek, daha güçlü hazırlanmalıyız. Bizden önce yapılan hatalardan kaçınmalı, bugün bu yolda daha güvenle yürümeliyiz. 3. İçinde bulunduğumuz durumu elle tutulur hale getirirsek, yani gücümüzü, araçlarımızı, şimdiye kadar neler yaptığımızı ve geleceğin geçmişten farkını tartışırsak bugün yolun neresinde olduğumuzun farkına varabiliriz. Şunu da iyi anlamak gerekiyor: Varılacak yolu bulmakla o yoldaki güçlükleri yenmek farklı sorunlardır. Gerçekte herşeyin sorunlarla çarpışmaksızın dümdüz bir çizgi üstündeymiş gibi yavaşça ve gittikçe yükselir biçimde yürüyeceğini düşünmek yanlıştır. Bunun böyle olmadığını biz içinde bulunduğumuz süreç içinde yaşadık, gelecekte de bu tür güçlüklerle ve bulanık durumlarla karşılaşacağız; çünkü içinde bulunduğumuz yol bir savaş yoludur. Bu yolda verdiğimiz savaş sadece egemen sınıfa karşı verilen mücadeleyle kalmayıp belki de daha zor olan ve mücadeleyi rayından çıkartarak yanlış yönlere saptırma görevini üstlenmiş olan, sınıf içindeki sağlı sollu sapmalara karşı verilen mücadeleyi de içermektedir.

Biz, likidatörlerin likidasyonu sonucunda kadroları tasfiye edilmiş, kazanılmış tüm değerleri çiğnenmiş bir yapının temelleri üzerinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Geçmişte bu yapı ne kadar güçlü olursa olsun, ne kadar örgütlü bulunursa bulunsun, geçmişin görkemli güçlü TKP’sinin nostaljisini barlarda, içki masalarında anmak istemiyoruz. (Yani ikinci bir 68’liler kuşağının yaratılmasına izin vermemeliyiz.) Bugün o büyük örgütlü güç nerede sorusunu sormanın çok büyük bir anlamı yoktur, önemli olan bugün bu insanların nerede olduklarıdır. Bugün ben varım, buradayım diyebiliyorlar mı, önemli olan budur.

Biz bugün için kitlesel etki bakımından güçsüz durumda olabiliriz, örgütsel anlamda yenik düşmüş olabiliriz. Ama biz likidatörler tarafından tasfiye edildikten sonra, onlarla birlikte ölen, çürüyen, yok olan devrimci yanlarına karşın yeniden kendine ben buradayım, ben varım, ben komünistim diyen insanların mücadeleyi doğru bildikleri yönde sürdürdükleri bir yolda ilerliyoruz. Bunu görmezlikten gelenler, üç beş kişilik dar bir grubun çalışmasıymış gibi görenler bugün vakıflarda ve burjuva partilerinde çürümektedirler.

Bizler gericilik yıllarında burjuvaziye karşı verilen mücadelede vurulduk-işkencelerden geçtik-sakat kaldık. Yıkılmadık, 12 Eylül fırtınasını atlattık. Yılmadık, yolumuza devam ettik. Ama bizi içerden, içimizden yıktılar ve burjuvazinin geçici bir zafer kazanmasını sağladılar. Bu Türkiye Komünist Partililerde yılgınlık, moral bozukluğu, bölünmeler, dağınıklık (YDH, CHP, BP, ÖDP vb.), döneklik, politika yerine herşey, felsefi idealizme doğru artan bir eğilim, karşı devrimci ruh hallerinin kılıfı olarak mistisizm ve boşluk, tüm bunlara rağmen bu büyük yenilgi bize dolayısıyla devrimci harekete ve sınıfa son derece yararlı bir ders vermiştir. Gerçek dostlar felaket anında tanınır. Biz dostumuzu da, düşmanımızı da, geç de olsa tanıma fırsatını yakaladık ve artık tanıyoruz.

Türkiye komünist hareketinin yaşayan ulu çınarı Mehmet Bozışık yoldaş yolumuzu aydınlatan bir meşaledir. Genç yoldaşlar olarak biz ilerici gençler bu ışığı daha ilerilere taşımak zorundayız. Bozışık yoldaş rahatsız. Kendisi hasta. Ziyarete gittiğimizde yoldaş hasta yatağında tüm rahatsızlığına rağmen anılarını anlatıyor, bir yandan da kendisine soru sormamızı istiyordu. Genç yoldaşlardan biri kendisine Ürün’ü sordu. Bozışık yoldaş, “Ürün Türkiye komünistlerinin Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkı aydınlatmak, onları bilinçlendirmek üzere çıkartmış oldukları bir yayın” demiş ve bizlerin çok iyi bir şekilde yaşamamız gerektiğini ve yaşamın her anında sürekli mücadele etmemiz gerektiğini söylemişti.

Yani komünist olmak, “bu yolda mücadele etmek” demektir. “Ben sıkıldım oynamıyorum, onca senedir uğraşıyoruz, devrim de olmuyor, SSCB de yıkıldı, artık sosyalizm bir hayaldir” diye düşünerek bu yoldan elini eteğini çekenlerin hakkı değildir. Bu anlamda Bozışık yoldaş bir örnektir.

Yolumuz işçi sınıfının savaş yoludur.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 1905 Devrimi Üzerine Konuşma / V. İ. Lenin
 Libya Yazıları / Fidel Castro Ruz
 Komünist Partilerinden Libya Değerlendirmeleri
 Ellerinize ve Yalana Dair / Nâzım Hikmet
 İGD’den TÜM-İGD’ye / Zeliha Kortun
 Özgür Tartışmaya Evet / Kenan Sancar
 Büyük Rusların Ulusal Gururu Üzerine / V. I. Lenin
 Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun Anısına / Selçuk Uzun
 Boykota Karşı Bir Sosyal Demokrat Yayıncının Notları (Parçalar)
 İşçi Sınıfı, Sendika Hareketi ve İşçi Sınıfı-Sol Siyaset İlişkisi / Aziz Çelik
 “Ezber Bozucu” TÜSİAD Ziyaretinin Ardından Süleyman Çelebi’ye Sorular / Hakan Koçak
 KÜRESELLEŞME ÜZERİNE / Paul M. SWEEZY
 Küresel Kapitalizmde Emek, Sermaye ve Ulus-Devlet / Ellen Meiksins WOOD
 BİZİM ÇOCUKLARIMIZ / Nebiye
 BİLGİ KURAMI / Ali Yıldız

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS