Kitap Dizisi:4 |  Diğer Yazarlarımız |
BİZİM ÇOCUKLARIMIZ / Nebiye

Ülkemizde bulunan sokak çocuklarının ve kimsesiz çocukların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yapılan bazı araştırmalar, günümüzdeki çocukların üçte birinin öksüz çocuklardan, 540 bininin de sokak çocuklarından oluştuğunu göstermektedir.

Kimsesiz çocuklar ile sokak çocuklarını kurtarma, onlara sahip çıkma gibi kimi çalışmalar yapılsa da, bu çalışmaların yeterli olmadığını görüyoruz.

Kapitalist sistemle yönetilen ülkemizde işsizlik, ağır hayat şartları, devletinkiler dahil her türden baskılar, özgürlüklerin kısıtlanması, gün geçtikçe insanların fakirleşmesi, halkın ezilmesi ve benzeri sorunlarımızın artmakta olduğunu biliyoruz ve yaşıyoruz.

En az bunlar kadar vahim sorunlarımızdan biri ise sokakta kimsesiz ve yetim çocuklarımızın sayısının çoğalmasıdır. Tabii ki, diğer sorunlarımız gibi bu sorunumuz da devletin yeterli imkânları sağlamamasından ve sahip olduğu olanakları doğru kullanmamasından kaynaklanmaktadır. Devletin böylesine olumsuz yaklaşımı nedeniyle çocuklarımız almaları gereken eğitimi alamıyor, yaşanması gereken hayatı yaşayamıyorlar; sokakta yetişip çocuk mafyalarının, uyuşturucu satıcılarının, çocuk tacirlerinin, hırsızların eline düşüyorlar ve bunların sonucu olarak da çocuklarımız çok daha kötü şartlarda yetişiyor ve onların belli kalıplarda kalmalarına yol açıyor. Diğer taraftan da, geleceğimizin bırakılacağı gençlerimizin iyi ve doğru temelde yetişmesi de sağlanmamaktadır.

Bu olanaklar sağlanmıyor; çünkü biliyorlar ki, gerek sokaktaki çocuklarımıza, gerek diğer şartlarda yetişen çocuklarımıza gerçekçi ve tarafsız bir eğitim verilirse, onların yetişmesi için gerekli ortam ve olanaklar sağlanırsa, çocuklarımız yeteneklerini su yüzüne çıkartacak şekilde eğitilirse gelecekte belki de onları tehdit eden bir nesil haline geleceğinden korkuyorlar. Kendi çürümüş sistemlerini yıkabilecek ve yönetimlerine son verebilecek bir nesil çıkacağından, diğer yaşam şartları gibi bunların gerçekleşmesine de izin vermiyorlar. Çünkü böyle bir neslin onları temelden sarsacağını biliyorlar; bunun için de yaptıkları yardımlarla, nasıl bir halde olduğunu bildiğimiz yetiştirme yurtlarıyla, yılda yalnızca bir kez sorunlarını anlatabilecekleri bir ortam yaratıp burada konuşma özgürlüğü verilmesini yeterli buluyorlar. Hatta bazen bunu bile uygulamıyorlar.

Sayıları böyle çığ gibi artan bu çocuklarımıza, çocuk olarak, insan olarak gereken değer verilmediği gibi, kapalı bir bankaya havalandırma penceresinden giren 10-12 yaşlarında, üstü başı perişan bir sokak çocuğunu medyaya çıkartıyorlar ve bu ayıp nedeniyle kendilerinin utanması gerekirken kalkıp bir de marifetmiş gibi TV haberlerinde gösteriyorlar.

Amaçları “gelecek gençlerimizindir” deyip gençlerin insan onuruna yaraşır biçimde yetişmesine izin vermemek, onları belli kalıplarda bırakarak kendi sistemlerine uygun yetiştirmek ve bu yolla hepsini kontrol altında tutmaktır. Ve aslında bu sistem gençlere ve çocuklara hiçbir şey vermek istemiyor.

Bu çocuklarımızın eline uygun fırsatlar verildiğinde biliyorlar ki birçok konuda yeteneklerini sergileyebilecekler ve bunları kullanarak gelişeceklerdir.

Sokaklarda yaşayan çocuklarımızın çoğunun bu yeteneklerini farklı şekillerde sergilediklerini görebiliyoruz. Sokak köşelerinde dilencilik yapmak zorunda bırakılan, ellerine geçmiş kırık müzik aletleriyle kulaktan dolma melodiler çalan bu çocuklarımız bir şekilde müziğe karşı yeteneklerini sergilemiş oluyorlar.

Bunun gibi gerek sokaklarda gerek diğer şartlarda yetişen farklı konulara eğilimleri oldukları halde bunları su yüzüne çıkaramayan yüzlerce çocuğumuz var.

Bu çocuklarımıza sahip çıkılmadığı gibi gereken eğitimi ve başarılı olabilecekleri dallarda gelişmeleri için imkânları bilerek vermek istemiyorlar. Biliyorlar ki müzisyenler, bilim adamları, yazarlar bunun gibi birçok konuda başarılı olabilen çocuklarımız çıkacaktır.

Bu çocuklarımız, böylelikle tarafsız bir eğitimden, tarafsız bir yönetim sisteminde gelişmesine daha demokratik bir düzen kurulmasında bilinçli olacaklardır. Geliştikçe, yani temelden gelişmeye başladıkça birçok şey de kendiliğinden düzelmeye başlayacaktır.

Çocuklarımızın ve diğer kişilerin insanlıklarına, insan onuruna önem verilmeye başlanacaktır.

O günler, o özlediğimiz günler geldiği zaman, sokaklarda yaşayan çocuklarımızdan, sadece sokakta yaşadığı için yıkılan bir binanın altında kalarak ölen bu çocuklarımızdan çocuk olarak, insan olarak hiçbir önemleri yokmuş gibi geçerken bahsedilip geçilemeyecektir.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Can Çekişen Kapitalizm ve Düzenbaz Maliyeciler - Ozan Gökbakar
 NATO Emperyalizmin Zulüm Aygıtıdır* - James Petras
 Sınıf Mücadelesinden Bir Kesit - Ali Kaplan
 Rusya Sosyal Demokratlarının Görevleri - V. İ. Lenin
 TKP’nin Tarihsel İsim Hakkı - Sadık Varer
 Yolcu - Hasan Hüseyin Korkmazgil
 İktidar İkiliği Üzerine / V. İ. Lenin
 Özellikle Kendiliğinden, (Sınıf) Bilinçli Değil! / Anna İoannatou
 Sendikalara Yaklaşımda Kafa Karışıklığı / İbrahim Akseloğlu
 Kavramlarla Kapitalizm ve İktisat-3 / Özcan Solmazer
 Yeni Dünya Düzeni, Küreselleşme ve İdeolojik Görev / Bahattin Seven
 İran Tudeh Partisi'nin Kısa Tarihçesi I / M. Umidvar
 Devrimin Öğrettikleri / V. İ. Lenin
 Osman Can, Nabi Yağcı, Orhan Gazi Ertekin / Deniz Gönül
 Ulusal Gelir Kime Aittir / Ozan Gökbakar

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS