Ülkemizde bulunan sokak çocuklarının ve kimsesiz çocukların sayısı gün geçtikçe
artmaktadır. Yapılan bazı araştırmalar, günümüzdeki
çocukların üçte birinin öksüz çocuklardan, 540 bininin de
sokak çocuklarından oluştuğunu göstermektedir.
Kimsesiz çocuklar ile sokak çocuklarını kurtarma, onlara sahip çıkma gibi kimi
çalışmalar yapılsa da, bu çalışmaların yeterli olmadığını
görüyoruz.
Kapitalist sistemle yönetilen ülkemizde işsizlik, ağır hayat şartları,
devletinkiler dahil her türden baskılar, özgürlüklerin
kısıtlanması, gün geçtikçe insanların fakirleşmesi, halkın
ezilmesi ve benzeri sorunlarımızın artmakta olduğunu biliyoruz ve
yaşıyoruz.
En az bunlar kadar vahim sorunlarımızdan biri ise sokakta kimsesiz ve yetim çocuklarımızın
sayısının çoğalmasıdır. Tabii ki, diğer sorunlarımız gibi
bu sorunumuz da devletin yeterli imkânları sağlamamasından ve
sahip olduğu olanakları doğru kullanmamasından kaynaklanmaktadır.
Devletin böylesine olumsuz yaklaşımı nedeniyle çocuklarımız
almaları gereken eğitimi alamıyor, yaşanması gereken hayatı
yaşayamıyorlar; sokakta yetişip çocuk mafyalarının, uyuşturucu
satıcılarının, çocuk tacirlerinin, hırsızların eline
düşüyorlar ve bunların sonucu olarak da çocuklarımız çok daha
kötü şartlarda yetişiyor ve onların belli kalıplarda kalmalarına yol açıyor. Diğer taraftan da, geleceğimizin
bırakılacağı gençlerimizin iyi ve doğru temelde yetişmesi de sağlanmamaktadır.
Bu olanaklar sağlanmıyor; çünkü biliyorlar ki, gerek sokaktaki çocuklarımıza, gerek diğer
şartlarda yetişen çocuklarımıza gerçekçi ve tarafsız bir eğitim verilirse, onların yetişmesi için gerekli ortam ve
olanaklar sağlanırsa, çocuklarımız yeteneklerini su yüzüne çıkartacak şekilde eğitilirse gelecekte belki de onları tehdit eden bir nesil haline geleceğinden korkuyorlar. Kendi çürümüş
sistemlerini yıkabilecek ve yönetimlerine son verebilecek bir nesil
çıkacağından, diğer yaşam şartları gibi bunların gerçekleşmesine de izin vermiyorlar. Çünkü böyle bir neslin
onları temelden sarsacağını biliyorlar; bunun için de yaptıkları yardımlarla, nasıl bir halde olduğunu bildiğimiz yetiştirme
yurtlarıyla, yılda yalnızca bir kez sorunlarını
anlatabilecekleri bir ortam yaratıp burada konuşma özgürlüğü verilmesini yeterli buluyorlar. Hatta bazen bunu bile uygulamıyorlar.
Sayıları böyle çığ gibi artan bu çocuklarımıza, çocuk olarak, insan olarak gereken
değer verilmediği gibi, kapalı bir bankaya havalandırma penceresinden giren 10-12 yaşlarında, üstü başı perişan bir
sokak çocuğunu medyaya çıkartıyorlar ve bu ayıp nedeniyle kendilerinin utanması gerekirken kalkıp bir de marifetmiş gibi TV
haberlerinde gösteriyorlar.
Amaçları "gelecek gençlerimizindir" deyip gençlerin insan onuruna yaraşır biçimde
yetişmesine izin vermemek, onları belli kalıplarda bırakarak kendi sistemlerine uygun yetiştirmek ve bu yolla hepsini kontrol
altında tutmaktır. Ve aslında bu sistem gençlere ve çocuklara hiçbir şey vermek istemiyor.
Bu çocuklarımızın eline uygun fırsatlar verildiğinde biliyorlar ki birçok konuda yeteneklerini sergileyebilecekler ve bunları kullanarak gelişeceklerdir.
Sokaklarda yaşayan çocuklarımızın çoğunun bu yeteneklerini farklı şekillerde
sergilediklerini görebiliyoruz. Sokak köşelerinde dilencilik yapmak zorunda bırakılan, ellerine geçmiş kırık müzik
aletleriyle kulaktan dolma melodiler çalan bu çocuklarımız bir şekilde müziğe karşı yeteneklerini sergilemiş oluyorlar.
Bunun gibi gerek sokaklarda gerek diğer şartlarda yetişen farklı konulara
eğilimleri oldukları halde bunları su yüzüne çıkaramayan yüzlerce çocuğumuz var.
Bu çocuklarımıza sahip çıkılmadığı gibi gereken eğitimi ve başarılı olabilecekleri dallarda gelişmeleri için imkânları bilerek vermek istemiyorlar.
Biliyorlar ki müzisyenler, bilim adamları, yazarlar bunun gibi birçok konuda başarılı olabilen çocuklarımız çıkacaktır.
Bu çocuklarımız, böylelikle tarafsız bir eğitimden, tarafsız bir yönetim sisteminde gelişmesine daha demokratik bir düzen kurulmasında
bilinçli olacaklardır. Geliştikçe, yani temelden gelişmeye başladıkça birçok şey de kendiliğinden düzelmeye başlayacaktır.
Çocuklarımızın ve diğer kişilerin insanlıklarına, insan onuruna önem verilmeye başlanacaktır.
O günler, o özlediğimiz günler geldiği zaman, sokaklarda yaşayan çocuklarımızdan,
sadece sokakta yaşadığı için yıkılan bir binanın altında kalarak ölen bu çocuklarımızdan çocuk olarak, insan olarak
hiçbir önemleri yokmuş gibi geçerken bahsedilip geçilemeyecektir.