Sosyalist Dergi: 29 |  Diğer Yazarlarımız |
Büyük Rusların Ulusal Gururu Üzerine / V. I. Lenin

Ulusallık ve anayurt üzerine, bugünlerde, ne kadar çok ahkâm kesiliyor!

İngiltere’de liberal ve radikal bakanlar, Fransa’da (gerici meslektaşlarıyla tam görüş birliği içinde bulunan) “ileri görüşlü” gazeteci sürüsü ve Rusya’da (birkaç Narodnik ve “Marksist” dahil) resmî Kadet1 ve ilerici yazarcık takımı, hepsi, kendi “ülke”lerinin özgürlük ve bağımsızlığını, ulusal bağımsızlık ilkesinin yüceliğini öve öve bitiremiyor. Burada, kasap Nikola Romanov2’un ya da Zencileri ve Hintlileri gaddarca ezenlerin övgüsünü yapan satılık dalkavuğun nerede bittiğini, ve basbayağı ahmaklıktan ya da belkemiksizlikten ötürü “akıntıya uyan” dar kafalı küçük burjuvanın nerede başladığını, insan kolay kolay kestiremiyor. Üstelik bu ayrımın önemi de yok. Kökleri, egemen ulusların büyük toprak sahipleri ve kapitalistlerin çıkarıyla iç içe olan yaygın ve pek derin bir ideolojik akımla karşı karşıyayız. Bu sınıfların çıkarına olan görüşlerin propagandası için her yıl yüz milyonlar harcanıyor; bu oldukça büyük değirmenin suyu (inanmış bir şoven olan Menşikov’dan, Plehanov ve Maslov gibi, Rubanoviç ve Smirnov gibi, Kropotkin ve Burtsev gibi oportünist ya da belkemiksiz oldukları için şoven kesilmiş olanlara kadar) sayısız kaynaktan gelmektedir.

Bu ideolojik akım karşısında, biz Büyük Rus sosyal demokratları da, tutumumuzu belirlemeye çalışalım. Avrupa’nın uzak doğusunda bulunan ve Asya’nın önemli bir bölümünü kaplayan bir egemen ulusun temsilcileri olarak bizim, (hele haklı olarak “halkların hapishanesi” diye adlandırılmış bir ülkede özellikle kapitalizmin Avrupa’nın uzak doğusunda ve Asya’da birçok büyük ve küçük “yeni” ulusları canlandırdığı ve ulusal bilince ulaştırdığı bir zamanda; çarlık yönetiminin bazı ulusal sorunlarını; Birleşik Soylular Şurası3’nın ve Guçkov’ların, Krestovnikov ve Dolgorukov’ların, Kutler ve Rodiçev’lerin çıkarlarına uygun bir biçimde “çözmek” üzere, Rusları da, Rus olmayanları da silah altına çağırdığı bir anda) ulusal sorunun büyük önemini unutmamız çok yanlış olur.

Ulusal gurur duygusu bize, biz bilinçli Büyük Rus proleterlerine yabancı bir duygu mudur? Elbette değildir! Biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz; biz, yurdumuzun emekçi yığınlarını (yani yurdumuz nüfusunun onda dokuzunu) demokratik ve sosyalist bilinç düzeyine yükseltmek için elimizden geleni yapıyoruz. Çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulüm ve aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. Radişçev4’i, Dekabristler5’i ve 1870’lerin devrimci halkçılarını6 kendi içinden yaratmış olan biz Büyük Rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz. Büyük Rus işçi sınıfının, 1905’te yığınların güçlü devrimci partisini yaratmış olmasından ötürü; Büyük Rus köylülüğünün demokrasiyi benimsemeye başlamasından, papazların ve büyük toprak sahiplerinin boyunduruğunu kırma işine girişmesinden ötürü, gurur duyuyoruz.

Yaşamını devrim davasına adamış olan büyük Rus demokratı Çernişevski’nin bundan yarım yüzyıl önce: “Zavallı bir ulus; tepeden tırnağa köleler ulusu; hepsi köle”7 dediğini anımsıyoruz. Açık ve gizli Büyük Rus köleleri (çarlık boyunduruğu altında yaşadıkları için köleler) bu sözü anımsamaktan hoşlanmazlar. Oysa bu söz, bizce gerçek yurt sevgisini, Büyük Rus halk yığınlarında bir devrimci ruhun olmayışından ötürü duyulan acıyı içeren bir sevgiyi ifade eder. Çernişevski’nin zamanında o ruh hiç yoktu. Devrimci ruh bugün de az; ama artık var. Büyük Rus ulusu da, bir devrimci sınıf yarattığı için, bu ulus da insanlığa, yalnızca katliamlar, sıra sıra idam sehpaları, zindanlar, büyük kıtlıklar ve papazlara, çarlara, büyük toprak sahiplerine ve kapitalistlere kölece bağlılık örnekleri değil, özgürlük ve sosyalizm uğruna savaşım örnekleri de verebildiği için, ulusal gurur duyuyoruz.

Ulusal gurur duyuyoruz; işte bu nedenle, (toprak sahibi soyluların, Macaristan’ın, Polonya’nın, İran ve Çin’in özgürlüğünü boğmak için köylüleri savaşa sürdükleri) kölece geçmişimizden ve aynı toprak sahiplerinin, kapitalistlerin de desteğiyle, Polonya ve Ukrayna’yı boğazlamak için, İran’da ve Çin’de demokratik hareketi ezmek için ve Büyük Rus ulusal gururumuzun yüzkarası Romanov’lar, Bobrinski ve Purişkeviç’ler çetesini güçlendirmek için, bizi savaşa sürdükleri kölece bugünümüzden özellikle nefret ederiz. Hiç kimse köle doğdu diye suçlanamaz; ama özgürlük uğruna savaşımdan kaçmakla kalmayıp köleliğini haklı bulan ve onu öven bir köle (örneğin Polonya’nın ve Ukrayna’nın vb. boğazlanmasına Büyük Rusların “yurt savunması” diyen bir köle), haklı olarak, öfke, tiksinti ve nefret duyguları uyandıran bir aşağılık parazit, bayağının bayağısı bir köledir.

On dokuzuncu yüzyıl tutarlı demokrasisinin en büyük temsilcileri olan ve devrimci proletaryanın öğretmenlerine dönüşen Marks ve Engels, “başka ulusları ezen bir ulus, özgür olamaz” dediler. Ve biz, ulusal gurur duygusuna sahip Büyük Rus işçileri, ne pahasına olursa olsun, bağımsız, demokratik, cumhuriyetçi ve gururlu bir Büyük Rusya istiyoruz; komşuları ile ilişkilerini, bir büyük ulus için o kadar alçaltıcı olan feodal ayrıcalık ilkesine değil, insani eşitlik ilkesine dayandıran bir Rusya istiyoruz. Ve işte bunu istediğimiz içindir ki, biz, yirminci yüzyılda, Avrupa’da (hatta Avrupa’nın uzak doğusunda bile), kendi yurdundaki monarşiye, toprak beylerine ve kapitalistlere karşı, yani yurdumuzun en kötü düşmanlarına karşı savaşmak için bütün devrimci olanakları kullanmak dışında “yurt savunması”nın olanaksız olduğunu söylüyoruz. Büyük Rusların, “yurtlarını savunmak” için seçebileceği tek yolun, hangi savaşta olursa olsun, çarlığın yenilgisini istemek olduğunu ve bunun, Büyük Rusya’da yaşayanların onda dokuzu için ehvenişer olduğunu söylüyoruz. Çünkü çarlık, nüfusun onda dokuzunu, iktisadi ve siyasal bakımdan ezmekle kalmıyor, başka ulusları ezmeyi ve bu utanç verici durumu, ikiyüzlü ve sözde yurtseverce sözlerle maskelemeyi öğreterek, bu onda dokuzu düşkünleştiriyor, soysuzlaştırıyor, onursuzlaştırıyor ve kötü yola sürüklüyor.

Kimileri diyebilir ki, çarlığın yanı sıra ve onun kanadı altında tarihsel bir başka güç, yani, Büyük Rus kapitalizmi ortaya çıkıp güçlenmiştir ve bu güç, geniş bölgeleri, iktisadi bakımdan merkezileştirerek ve kaynaştırarak, ilerici nitelikte bir iş yapmaktadır. Ama bu itiraz, (Marks’ın, Lasalcıları, Prusya kraliyet sosyalistleri diye adlandırdığı gibi)8 Çarlık Purişkeviç sosyalistleri9 diye nitelendirmemiz gereken sosyalist şovenistleri aklamaz, aksine, onların suçunu daha da ağırlaştırır. Tarihin, Büyük Rus egemen ulusunun kapitalizmi lehine ve sayısız küçük ulusun aleyhine karar vereceğini bile varsayalım. Ki böyle bir sonuç, olanaksız değildir; çünkü sermayenin bütün tarihi şiddet ve yağma, kan ve yolsuzluk tarihidir. Biz, her ne pahasına olursa olsun, küçük ulusların muhafaza edilmesini savunmuyoruz; öteki koşullar eşit olduğu takdirde, kesinlikle merkezîleşmeden yanayız ve küçük burjuvazinin federal ilişkiler idealine karşıyız. Şayet varsayımımız doğru olsaydı bile, birincisi, Romanov Bobrinski Purişkeviç’e, Ukrayna’nın vb. boğazlanması için yardım etmek, bize, ya da demokratlara (hele sosyalistlere) düşmez. Bismarck kendine özgü junker tarzıyla, ilerici bir tarihsel görevi yerine getirdi, ama bundan ötürü, Bismarck’ı sosyalistlerin desteklemesini haklı göstermeye kalkacak olan bir kimse, gerçekten pek tuhaf bir “Marksist” olurdu! Üstelik Bismarck, başka uluslar tarafından ezilmekte olan parçalanmış Almanları birleştirerek iktisadi gelişmeye önayak olmuştur. Büyük Rusya’nın iktisadi refahı ve hızlı gelişmesi ise, bu ülkede, Büyük Rusların öteki ulusları ezmesine son verilmesini gerektirir. İşte, gerçek Rus Bismarck adaylarının bizdeki hayranlarının gözden kaçırdıkları fark burada.

İkincisi, eğer tarih, Büyük Rus egemen ulus kapitalizminin lehine karar verecek olursa, bundan çıkan sonuç, kapitalizmin doğurduğu komünist devrimin başlıca itici gücü olarak Büyük Rus proletaryasının sosyalist rolünün daha büyük olacağıdır. Proleter devrimi, işçilerin tam bir ulusal eşitlik ve kardeşlik ruhuyla uzun süre eğitilmelerini gerektirir. Onun için Büyük Rus proletaryasının çıkarları, Büyük Rusların ezdikleri bütün ulusların tam eşitliği ve kendi kaderlerini tayin hakkı uğruna –en kararlı, tutarlı, cesaretli ve devrimci tarzda– savaşım vermek üzere yığınların sistemli olarak eğitilmesini gerekli kılar. Büyük Rusların ulusal gururu (kölece yorumlanmamak koşuluyla) da, hem Büyük Rus, hem bütün öteki proleterlerin sosyalist çıkarlarıyla örtüşür. Uzun yıllar İngiltere’de yaşadıktan ve yarı İngiliz olduktan sonra, İngiliz işçilerinin sosyalist hareketinin çıkarları gereği İrlanda için özgürlük ve ulusal bağımsızlık isteyen Marks, bize her zaman örnek olacaktır.

Ele aldığımız ikinci varsayımda, yerli sosyalist şovenlerimiz, Plehanov ve benzerleri, yalnızca kendi ülkelerine (özgür ve demokratik Büyük Rusya’ya) değil, Rusya’daki bütün ulusların proleter kardeşliğine, yani sosyalizm davasına ihanet etmiş olacaklardır.

Sotsial Demokrat, sayı 35

12 Aralık 1914

V. I. Lenin, Collected Works, Progress Publishers,

Moscow, 1977, cilt 21, s. 102 106

1Kadetler: Rusya’da 1905 yılında kurulan Anayasal Demokrasi Partisi’nin üyeleri. Adı geçen parti liberal monarşist burjuvazinin önde gelen partisiydi. Çarlık hükümetinin yayılmacı ve yağmacı politikalarını sonuna kadar destekledi.

2II. Nikola (1868 1918): 1894 1917 yılları arasında Rusya çarı.

3Toprak beylerinin 1906 yılının Mayıs ayında kurulan  karşı devrimci örgütü. Şura, Çarlık hükümetinin politikası üzerinde dikkate değer bir etkiye sahipti. Lenin Şura’ya “Birleşik Feodaller Şurası” adını takmıştı.

4A. N. Radişçev (1749 1802): Devrimci Rus yazarı. St. Petersburg’dan Moskova’ya Seyahat adlı ünlü eseriyle Rusya’nın kölelik sistemine karşı kamuoyu önünde ilk hücumu gerçekleştirdi. II. Katerina’nın emriyle, kitabından dolayı ölüm cezasına çarptırıldı, ancak hüküm Sibirya’da 10 yıl sürgün cezasına çevrildi. Affedildikten sonra sürgünden döndüyse de yeni bir cezalandırma tehdidiyle karşılaşınca intihar etti. Lenin, Radişçev’i Rus halkının seçkin bir temsilcisi olarak değerlendirdi.

5Dekabristler (Aralıkçılar): 1825 yılının Aralık ayında monarşiye ve kölelik sistemine karşı ayaklanan devrimci Rus soyluları.

6Rusçası raznoçintsi. Soylu kökenli aydınlardan farklı olarak, kasaba ahalisi, ruhban kesimi, tüccar sınıfları ve köylü kökenli halk aydınları.

7Çernişevski’nin Prolog adlı romanından bir cümle.

8Bkz. Marx and Engels, Selected Correspondence, Moscow, p. 201.

9V. M. Purişkeviç (1870 1920): Büyük toprak sahibi, Kara Yüzler örgütüne mensup gerici ve monarşist.

 
Yazarın Diğer Yazıları
 1905 Devrimi Üzerine Konuşma / V. İ. Lenin
 Libya Yazıları / Fidel Castro Ruz
 Komünist Partilerinden Libya Değerlendirmeleri
 Ellerinize ve Yalana Dair / Nâzım Hikmet
 İGD’den TÜM-İGD’ye / Zeliha Kortun
 Özgür Tartışmaya Evet / Kenan Sancar
 Büyük Rusların Ulusal Gururu Üzerine / V. I. Lenin
 Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun Anısına / Selçuk Uzun
 Boykota Karşı Bir Sosyal Demokrat Yayıncının Notları (Parçalar)
 İşçi Sınıfı, Sendika Hareketi ve İşçi Sınıfı-Sol Siyaset İlişkisi / Aziz Çelik
 “Ezber Bozucu” TÜSİAD Ziyaretinin Ardından Süleyman Çelebi’ye Sorular / Hakan Koçak
 KÜRESELLEŞME ÜZERİNE / Paul M. SWEEZY
 Küresel Kapitalizmde Emek, Sermaye ve Ulus-Devlet / Ellen Meiksins WOOD
 BİZİM ÇOCUKLARIMIZ / Nebiye
 BİLGİ KURAMI / Ali Yıldız

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS