Sosyalist Dergi: 31 |  Cemile Vuslat |
Filistin Yazıları

İsrail’in yeni katliamı

Siyonist sömürgeci İsrail, 63 yıl önce terör yöntemleriyle yurtlarından sürdüğü yüz binlerce Filistinli’ye yaşattığı büyük felaketi (El Nekbe) protesto eden binlerce Filistinli’ye 15 Mayıs 2011 günü Suriye, Lübnan ve Gazze sınırında ateş açarak 14 kişiyi öldürdü, aralarında çocukların da olduğu yüzlerce kişiyi yaraladı. İsrail bu katliamla, yurdundan sürüp topraklarını gasbettiği Filistin halkına karşı sürekli işlediği insanlık suçlarına bir yenisini ekledi.

İsrail’in, sınıra doğru yürüyerek bütünüyle silahsız ve barışçı bir gösteri yapan sivil halka kurşunlarla yanıt verip planlı bir katliam yapması, El Fetih ile Hamas’ın 28 Nisan 2011 günü Mısır’ın aracılığıyla Kahire’de imzaladığı anlaşmazlıklara son verme ve Filistin’i birleştirme anlaşmasının hemen ardından geldi. Filistin özerk yönetimini Batı Şeria’yı yöneten El Fetih ve Gazze’yi yöneten Hamas olarak 2007’de ikiye bölen çatışmaya son verme kararı, Filistin halkının ve ilerici devrimci örgütlerinin uzun süredir yürüttüğü kararlı birlik kampanyasının ürün verdiğini gösteriyordu. Birleşme anlaşması, geçici bir ortak hükümet kurulmasını, Hamas ve El Fetih tutuklularının salıverilmesini, sekiz ay içinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını öngörüyordu.

Aşırı sağcı faşist İsrail hükümeti, El Fetih Hamas anlaşmasını İsrail’e karşı düşmanca bir hareket olarak gördüğünü açıklayıp protesto etmiş ve Filistin yönetimine aktarmakla yükümlü olduğu yıllık 1.4 milyar dolar tutarındaki gümrük gelirlerini vermeyi durdurmuştu. El Fetih Hamas anlaşması, İsrail’in koruyucusu ve kollayıcısı ABD’yi de rahatsız etmişti. Emperyalistler ve siyonistler, Filistin halkının bölünüp paramparça olmasını ve bu süre içinde İsrail’in yeni yerleşmeler kurarak Filistin yurdunu bütünüyle yok edip yutmasını amaçlıyorlar.

Bilindiği gibi, Filistin yönetimi, bu yılın Eylül ayında yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 savaşı öncesi sınırlar içerisinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulması kararını kabul ettirmek için oylama yaptırma çabasını sürdürüyor. İsrail, Filistin’de ulusal birliğin kurulmasını, böyle bir kararın kabul edilmesini kolaylaştıracak bir gelişme olarak değerlendiriyor ve önlemeye çalışıyor.

Arap dünyasındaki devrimci kalkışmalar ve bu kalkışmaları boğma amacını güden emperyalizmin kanlı ve sinsi saldırıları, bölgede yeni bir saflaşma ve güç dizilişi yaratıyor. İsrail ve ağababası ABD, bölgede yeni bir savaşın tohumlarını serpiyor. İsrail’in dünkü katliamını bu çerçevede görmek gerekiyor.

16 Mayıs 2011


Filistin halkıyla dayanışma güçleniyor

2005 Temmuz'unda Filistin toplumunu temsil eden siyasi parti, sendika, kitle ve taban örgütleri tarafından yayınlanan Filistin BDS (Boykot Et, Yatırımları Geri Çek, Yaptırım Uygula) Çağrısı'ndan bu yana giderek büyüyen BDS hareketi, İsrail işgal, sömürgecilik ve apartheid rejimi ile suç ortaklığı yapan şirketlere bir bir geri adım attırıyor.

Filistin İçin İsrail'e Karşı Boykot Girişimi'nin verdiği bilgiye göre, Türkiye'de faaliyet gösteren Denizbank'ın da sahibi olan Fransız Belçika bankası Dexia, artan baskılar sonucu İsrail'deki bankasını satışa çıkardı.

Dexia'nın, işgal altındaki Batı Şeria'daki uluslararası hukuka aykırı İsrail yerleşimlerine kredi verdiğinin ortaya çıkmasıyla Belçika'daki anti emperyalist enternasyonal dayanışma örgütü İntal (Dayanışmayı Küreselleştirin), bankaya karşı uzun bir teşhir ve protesto kampanyası yürüttü. Kampanyadan bunalan Dexia, 11 Mayıs 2011 tarihinde Brüksel'de yapılan genel kurulunda bankanın İsrail'deki kolunun satılacağını açıkladı.

Genel Kurula 45 kadar hissedar “İsrail sömürgeleştiriyor, Dexia finanse ediyor” kampanyası çerçevesinde katılım sağladı. Bir saati aşan süre boyunca platform üyeleri Dexia İsrail bankasının Filistin topraklarında inşa edilen yasadışı yerleşim yerlerinin finanse edilmesi hakkında sorular sordular.

Filistin'deki faaliyetleri nedeniyle Dexia Yönetim Kurulu Başkanı Jean Luc Dehaene ve CEO Pierre Mariani, STK'ların yanı sıra sendikalar, siyasi partiler ve diğer aktivistler tarafından yoğun soru yağmuruna tutuldu. Daha önce Dexia İsrail bankasının satılacağı bilgisi basına yansımıştı. Bu bilgi Yönetim Kurulu Başkanı Dehaene tarafından açılış konuşmasında teyit edildi.

Flaman ve Brüksel bölge temsilcileri dahil olmak üzere platform üyeleri tarafından, uluslararası hukuk, kara para aklama, Doğu Kudüs'te verilen krediler, sağlığa erişim, seyahat özgürlüğü, güvenlik, tarım, Dexia'nın etik ilkeleri, Dexia tarafından tazminat ödenmesi, savaş suçu işlenmesi... gibi birçok konuda sorular soruldu.

Soruları yanıtlayan Dehaene, yerleşim yeri inşa etmek için açılan kredilere ilişkin kararın 2008'de daha önceki yönetim tarafından verildiğini belirtti. Dikkat çekici gelişme ise Dexia yönetiminin İsrail bankasını en kısa zamanda, gerekirse zararına satacağı kararıydı. Ayrıca Dehaene, Dexia’nın Filistin’deki yardım projelerine destek vermeye hazır olduğunu da açıkladı.

Jean Luc Dehaene’nin yaptığı açıklamanın ardından tekrar söz alan platform sözcüsü, Dexia İsrail bankasının satış sürecinin ve Dehaene’nin Filistin’deki projeleri destekleyeceği sözünün takipçisi olacaklarının altını çizdi.

25 Mayıs 2011


Mısır Gazze ablukasını kırıyor

Mısır'da yönetimi elinde tutan Yüksek Askerî Konsey, Filistin'in Gazze bölgesi ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısını sürekli açmaya karar verdi. Karar 28 Mayıs 2011 Cumartesi günü uygulamaya girecek.

Yüksek Askerî Konsey, sınır kapısını sürekli açık tutma kararını, El Fetih ile Hamas'ın, Filistinlilerin bölünmüşlüğüne son vermeyi ve ulusal birliği sağlamayı amaçlayan 28 Nisan 2011 tarihli anlaşmasını destekleme amacıyla aldığını duyurdu. El Fetih ile Hamas arasındaki söz konusu anlaşma da zaten Mısır'ın aracılığıyla Kahire'de imzalanmıştı.

Bilindiği gibi, siyonist işgalci İsrail, Gazze ablukasını Hüsnü Mübarek rejiminin Refah sınır kapısını sık sık kapatması ve açık tuttuğu sürelerde de geçişlere sistemli kısıtlamalar getirmesiyle sürdürebiliyordu. Sınır kapısının açılmasıyla Gazze'ye uygulanan vahşi abluka önemli ölçüde kırılmış olacak.

Mısır'da sokakları ve alanları fetheden ama diktatörü devirdiği hâlde diktatörlüğü deviremeyen 25 Ocak devriminin itici gücü olan işçi sınıfı, şehir ve köy emekçileri ile gençlik kitleleri; işbirlikçi kapitalist oligarşiye karşı ayaklanırken, işsizliğe, yoksulluğa ve yolsuzluğa son verilmesinin yanı sıra Filistin halkına düşman onursuz bağımlılık politikasının değiştirilmesini ve Mısır'ın Filistin halkının yanında yer almasını talep ediyorlardı.

İşçi ve emekçi kitlelerinin siyasal yaşama uyanması ve ataerkil uyuşukluktan kurtulması, Mısır'da taşları yerinden oynattı ve güç dengesini değiştirdi. Aslında Yüksek Askerî Konsey, Hüsnü Mübarek döneminin Amerikancı ve İsrail işbirlikçisi üst düzey kadrolarından oluştuğu hâlde, işbirlikçi oligarşinin devrimi zorla ezme arzusunu derhâl uygulama imkânına sahip olamadığı için, çeşitli manevralarla halkın rızasını alarak, kitleleri yatıştırarak, onların gönlünü hiç olmazsa belli konularda hoş ederek, iktidarda kalmaya çalışıyor.

Filistin davasına açık düşmanlıktan vazgeçmek ve Filistin dostu görünmek, ordu üst yönetimi açısından, bu manevraların bir parçası olarak gündeme geliyor. Oysa, Refah sınır kapısını sürekli açık tutma eylemi, bölgede İsrail siyonizminin ve onun efendisi Amerikan emperyalizminin işini zorlaştıracak ve Filistin'i yok etme planlarını bozacaktır. Yani, bu eylem, nesnel olarak antiemperyalist ve antisiyonist bir gelişmedir.

Her devrim bizatihi varlığıyla enternasyonalisttir. Mısır halk devrimi, sadece Mısır halkının değil, Filistin halkının da, bütün bölge ve dünya halklarının da kazanımıdır. Filistin halkına yönelik ablukayı kırma kararı, Yüksek Askerî Konsey'in lütfu değil, Mısır halkının başkaldırısıyla, 25 Ocak devriminin atılımıyla sağlanan önemli bir dayanışma eylemidir.

Mısır'ın Gazze ablukasını kırma kararını sevinçle karşılıyoruz.

25 Mayıs 2011


Yevm El Nekse katliamı

Siyonist İsrail yönetimi gözünü kırpmadan yine Filistinlileri katletti. İsrail’in 5 Haziran 1967 savaşında Arap ordularını yenilgiye uğratarak Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze ve Golan’ı işgal etmesini protesto eden binlerce Filistinli’ye sınır bölgesinde ateş açan resmî katiller sürüsü, hepsi sivil 23 kişiyi öldürdü, 225 kişiyi de yaraladı.

Filistin halkı 5 Haziran 1967 tarihini Yevm El Nekse (Yenilgi Günü) olarak adlandırıyor. El Nekse, Filistinliler açısından 1948’te İsrail’in kurulmasına yol açan büyük felaketin (El Nekbe’nin) devamı sayılıyor. El Nekbe ve El Nekse, Filistin halkının vatansızlığa, köleliğe ve onursuz yaşamaya mahkûm edilmesi anlamına geliyor.

Filistin halkı El Nekbe’yi ve El Nekse’yi asla kabul etmedi. Filistinliler her 5 Haziran’da, siyonist işgalin genişletilmesini ve kendi topraklarında yaşayan Filistin halkının bir kesiminin daha sürgün edilmesini düzenledikleri eylemlerle protesto ediyor. Hatırlanacağı gibi, 15 Mayıs 2011’de düzenlenen bu yılki El Nekbe gününde İsrail 15 Filistinli’yi öldürmüştü.

Filistin vatanını işgal eden siyonist sömürgeciler, zorla sürgün ettikleri Filistin halkının düzenlediği sivil gösteriyi vahşice dağıtarak, faşist özlerini bir kez daha ortaya koydular. Ama bu zorbalık artık ters tepiyor. Dünya kapitalist medyası İsrail’in katliamlarını ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın, İsrail eskisi gibi göz boyayamıyor, bütün halkların gözünde gerçek kimliğiyle teşhir oluyor.

Başta ABD olmak üzere emperyalist efendilerin kayıtsız şartsız desteğinden yararlanan siyonistler, ne yaparlarsa yapsınlar, Filistin halkının kendi vatanında bağımsız ve özgür yaşama iradesinin önünde duramayacaklar. Bütün halklar, kendi kapitalist hükümetlerinin sömürgeci İsrail’e verdiği desteği sorgulamalı, reddetmeli ve Filistin halkıyla daha somut biçimde dayanışma içine girmelidir

6 Haziran 2011



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Ne Yapsanız Boşuna
 Filistin Yazıları
 30 Mart Filistin Toprak Günü
 Ergenekon’da Ara Bilanço

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS