Sosyalist Dergi: 33 |  Cemile Vuslat |
Ne Yapsanız Boşuna



Emperyalist işgale direnen Muammer Kaddafi, şehit düştü

Ülkelerini faşist işgale karşı savunan Fransız direnişçilerini unutmadık. Franko diktatörlüğüne karşı İspanya’da yurtsever tugayları, şehit düşen binlerce devrimciyi unutmadık. Faşist Hitler ordularına karşı 20 milyon gencini şehit veren Sovyet yurtseverlerini unutmadık. Vietnam’ı, Kamboçya’yı, Nikaragua’yı, Şili’yi faşist cunta rejimlerine, işgalci emperyalistlere karşı savunan bütün devrimcileri, yurtseverleri, komünistleri tarih durdukça emekçiler hatırlayacak. Faşist ordular yenilecek. Bütün dünyanın emekçi halkları, yurtseverleri, devrimcileri faşist sürülerini, işgalcileri, işbirlikçileri dünyadan toptan yok edene dek mücadeleye devam edecekler. Ne ülkemizde, ne de dünyada şovenler, ırkçılar, emperyalizm sevdalıları yaşayamayacak. İnsan içine çıkamaz hâle getireceğiz.

Faşist NATO’nun aylardır insanlık dışı bir bombardımana tuttuğu, içinde yaşayan halka binlerce ton bomba yağdırdığı Libya’nın Sirte kenti, sonunda, NATO istilası başladıktan 8 ay sonra 20 Ekim 2011 tarihinde yağmacı sürülerin eline geçti. Direnişe başka bir kentte devam etmek üzere Sirte’den ayrılan Libya devlet başkanı Muammer Kaddafi’nin konvoyu ise, üzerlerine yüzlerce sorti yapan NATO uçakları tarafından vuruldu. Kaddafi aracından ağır yaralı olarak çıktı. Peşine düşen ABD destekli yağmacılar ise, yakaladıkları tüm direnişçilerle birlikte Kaddafi’yi de şehit düşürdüler. Kaddafi, yaralı ancak sağ olarak esir düşmesine rağmen, oğlu Mutassım ve eski genelkurmay başkanı Ebu Bakr Yunus’la birlikte yargısız infazla vurularak öldürüldü.

Kaddafi’nin son dakikaları, bütün batılı medya kanallarında saatler boyunca hiçbir karartma/buzlama yapılmadan, bütün Müslüman toplumlara bir tehdit, bir hakaret, bir ibret olması için defalarca gösterildi. Libya’nın ve emperyalistlere karşı ülkelerini savunan bütün devrimcilerin imha edilmesi emrinin bizzat Obama, Sarkozi, Merkel, Cameron gibi tekellerin sözcülerinden geldiği çok açık. Biz, ibret alıyoruz: Emperyalizme sırtını dayayarak uluslara NATO’nun, ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın anladığı “özgürlük rüzgârının” götürüleceğini söylemekten utanmayan, sol görünümlü bütün halk düşmanlarına karşı hıncımız birikiyor, birikiyor, birikiyor.

Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez, haberin duyulması üzerine yaptığı ilk açıklamada Kaddafi’yi tüm yaşamımız boyunca büyük bir savaşçı, devrimci ve şehit olarak hatırlamalıyız” dedi. Chavez, Libya’da muhaliflerin kurduğu Ulusal Geçiş Konseyi’ni tanımayacağını da yineledi.

İçinden bir türlü çıkamadıkları kapitalist kriz ortamında Ortadoğu’yu ve Afrika’yı yeniden fethetme seferini sürdüren NATO, Libya petrolünü gasbetmek, Tunus ve Mısır’da sarsılan emperyalist boyunduruğu telafi edecek sağlam bir üsse kavuşmak amacını güdüyor.

Öldürerek, yakarak, yıkarak, değerlerine saldırarak Libya halkını köleliğe razı edeceklerini sanan emperyalist sırtlanlar şunu bir kenara yazsın: Libya halkı direnmeye devam edecek, ABD ve AB’nin hevesini kursaklarında bırakacaktır. Şimdi kazanılmış gibi görünen bu NATO “zafer”inin eninde sonunda çökmeye mahkûm geçici bir başarıya dönüşeceğini hepimiz yaşayarak göreceğiz.

Tarihin en büyük savaş örgütüne karşı aylardır en elverişsiz koşullarda kahramanca direnen Libyalı yurtseverlere derin saygı duyuyoruz.

Onların savaşı, İspanya’da “No pasaran” belgisiyle faşizme geçit vermemeye çalışan, gösterdikleri direnişle aslında bütün insanlığı korumaya çalışan İspanyol cumhuriyetçilerinin savaşı kadar yurtseverce ve enternasyonalisttir. Bu gerçeği anlamayan ve Libya halkının boğazlanmasına kayıtsız kalan bütün aymazlara acıyoruz.

Küçücük bir ülkede bile, binlerce hedefe on binlerce ton bomba yağdırdıklarını övünerek anlatıyorlar. En gelişmiş savaş makinelerini Libya halkı üzerinde denediklerini övünerek anlatıyorlar. 700 milyar dolarlık savaş bütçeleri olduğunu övünerek anlatıyorlar.

Tüm bu öldürme makinelerinin hepsini de mazlum halkların üzerinde denediklerini, Libya’dan geçilen her fotoğraftan anlaşıldığı gibi, kentlerin hepsinin inanılmaz boyutta bir depremden çıkmış gibi göründüğünü görmemizi istemiyorlar. Halkın tepesine inen binlerce uçağın yıkım görüntülerini gizlediler. Binlerce masum çocuğun çığlıklarını gizlediler. Kuşatma altında ilaçsız, susuz, elektriksiz kalanları gizlediler.

Kafalarında kovboy şapkalarıyla, gözlerinden nefret akan kanlı katillerin Libyalı halk olduğuna inanacağımızı sandılar.

Ama, Kaddafi’nin yargısız infazını, yaralı teslim alınan bir insana olmadık işkenceler yapılmasını gözümüze soktular.

Devrim mücadelesinde şehit düşen bütün yurtseverlerin kahramanlık destanları belleğimizden asla çıkmayacak. Ülkesini satmaktansa ölmeyi göze alan yurtseverleri unutmayacağız.



Kaddafi’nin öldürülmesi ve emperyalizmin yeni hedefi
Libya devriminin önderi Muammer Kaddafi, 20 Ekim 2011 günü sömürgeci NATO kuvvetlerine ve korucu kuklalara karşı Sirte’de çarpışırken yaralı olarak ele geçirildi ve linç edilerek öldürüldü. Libya halkının, Arap halklarının, Afrika halklarının, İslam halklarının, bütün dünya halklarının devrimci evladı Muammer Kaddafi, İtalyan sömürgecilerine karşı dünyanın bütün mazlum halklarının onurunu koruyan şehit Ömer Muhtar gibi, emperyalizme karşı savaşarak ölümsüzlüğe kavuşan halk kahramanları arasına karıştı.

Muammer Kaddafi, emperyalizmin kuklası kokuşmuş bir krallığı deviren, köleleştirilmiş bir ülkeyi bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşturan, Amerikan ve İngiliz üslerini kapatan, petrolü millileştiren, dünyanın en geri bıraktırılmış ülkelerinden birini eğitimin, sağlık hizmetlerinin parasız olduğu, işçi ve emekçi halkın hakları bakımından en ileri sosyal programları gerçekleştirmiş, kalkınmış bir ülkeye çeviren, ülke kaynaklarını emperyalizmin ve uşaklarının elinden alıp halka veren, bütün dünyada devrimcilere destek olan antiemperyalist, antifeodal bir ulusal kurtuluş devriminin önderiydi. Dolar milyarderlerinden oluşan dünya kapitalist oligarşisinin kuklası egemen medyanın hiçbir iftirası, onun saygın hatırasını dünya halklarının zihninden silemeyecektir.

Muammer Kaddafi’nin vahşice öldürülmesi, dünya nüfusunun yüzde 99’una karşı yüzde 1’lik büyük şirket sahiplerinin, bankaların ve borsa vurguncularının azgın sömürüsünü sürdürmek için her zulüm yöntemine başvuran Obama, Clinton, Cameron, Sarkozi, Berlusconi, Merkel, Rasmussen, Kral Abdullah, Şeyh Hamid bin Halife el-Tani ve benzeri kapitalist despotların bütün dünyayı yeniden sömürgeleştirme hamlesinin bir parçasıdır.

Sosyalist sistemi yıktıktan sonra dünyada devrimciliğin, ilericiliğin, bağımsızlığın, laikliğin, hukukun, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, aydınlanmanın, muhalefetin her belirtisini ortadan kaldırma seferine çıkan emperyalizm ve işbirlikçileri, Kaddafi’yi öldürdükten bir gün sonra baklayı ağızlarından çıkarıp yeni hedeflerini fütursuzca açıkladılar.

Amerikan AP ajansı bugün yaptığı yorumda, “ABD’nin kendisine düşman diktatörler olan Muammer Kaddafi, Usame Bin Ladin, Saddam Hüseyin ve Slobodan Miloşeviç’i yok ettiğini, fakat dünyada Küba önderi Fidel Castro, Venezüella Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, Kuzey Kore lideri Kim Jong İl ve İran’ın dinci önderliği gibi despotların yönettiği diktatörlük rejimlerinin hâlâ bulunduğunu” yazdı. (“Gadhafi is gone but other US foes remain”, Associated Press, 21 Ekim 2011). ABD-AB-İsrail ve her ülkedeki uşaklarından oluşan emperyalist savaş blokunun mutlak egemenlik hırsı, görüldüğü gibi, sınır tanımıyor.

Ne var ki, hevesleri kursaklarında kalacak. Dünyanın sosyalist ve devrimci demokratik güçleri, emperyalizmin, NATO’nun, kapitalist egemen sınıfların hileli söyleminde, “diktatörlük”ün, sömürülen ve ezilen halktan yana olan yönetimler; “demokrasi”nin, kapitalist sömürü ve zulüm sistemini benimseyen parlamenter oligarşiler anlamına geldiğini gün geçtikçe daha iyi hatırlıyor. Beyinleri emperyalist söylemin işgaline uğramış gafillerin ayartmasını ellerinin tersiyle iten sosyalist ve devrimci güçler, emperyalizmin ve yerli kapitalist oligarşilerin küresel karşıdevrimci saldırısına yeni sosyalist devrimlerle, yeni ulusal kurtuluş devrimleriyle karşılık verecekler.

Muammer Kaddafi dünya işçi sınıfının ve ezilen halkların yeni devrimler mücadelesinde aramızda olacak.

Libya halkının, Arap halklarının, Afrika halklarının, İslam halklarının, bütün dünya halklarının başı sağolsun.
 
Yazarın Diğer Yazıları
 Ne Yapsanız Boşuna
 Filistin Yazıları
 30 Mart Filistin Toprak Günü
 Ergenekon’da Ara Bilanço

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS