Sosyalist Dergi: 4 |  Diğer Yazarlarımız |
Kavramlarla Kapitalizm ve İktisat-3 / Özcan Solmazer

Kapitalizmin kavramsal düzeyde analiz ettiğimiz bu köşenin, bu sayıdan itibaren irdelenecek olan konusu “Bunalım Kuramları ve Kapitalizmin yeniden üretimi” dir. Hemen hemen kapitalist iktisat ideolojisine ilişkin bütün temel analiz kavramlarının ele alındığı bu çalışmanın, kapitalizmin işletiliş yasalarının kavranmasında yararlı olacağına inanmaktayız.

I. KAPİTALİZM VE UZUN DALGALAR

İktisadi hayata ilişkin yapılan tüm gözlemler, iktisadi faaliyet hacminin belli bir düzeyi koruyup kesintisiz bir biçimde gelişmediğini, tam tersine sürekli dalgalanmalar ve kapitalist gelişmenin bir göstergesi olarak yatırımların etkisiyle ortaya çıkan konjonktürel dalgalanmalar (sanayi çevrimler) olarak gösterir.

Mevsimlik dalgalanmaların başlıca iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi mevsimlere bağlı olarak değişim gösteren hava koşulları; ikincisi ise toplumsal gelenek ve göreneklerdir. Mevsimlere bağlı olarak değişim gösteren hava koşullarının etkisiyle ortaya çıkan dalgalanmalar, özellikle, tarım ve inşaat sektöründe yoğunlaşmaktadır. Tarım sektöründeki iktisadi faaaliyetlerin canlanması, genel olarak ekim ve hasat dönemlerine rastlamaktadır. Diğer mevsimlerde ise, iktisadi faaliyetlerde bir azalma ve dolayısıyla bir işsizlik söz konusudur. Aynı şekilde inşaat sektöründe de, bu sektörde yapılan işlerin olumsuz etkilenmesi nedeniyle kış ayları, iktisadi faaliyetlerin azaldığı ve işsizliğin görüldüğü aylardır. Dolayısıyla, mevsimlere bağlı olarak değişim gösteren hava koşulları, bazı sektörlerin iktisadi faaliyetlerinde dalgalanmalar ve buna bağlı olarak işsizlik yaratmaktadır.

Öte yandan toplumsal gelenek ve göreneklere bağlı olarak ulusal ve dini bayramlar öncesinde, iktisadi faaliyetlerde bir canlanma dolayısıyla bir dalgalanma görülür.

Devletler arası savaşlar, doğal afetler, ülke çapındaki bir genel grev vb. gibi nedenler ile ortaya çıkan dalgalanmalar, arızi dalgalanmalardır. Örneğin büyük bir kuraklık tarımsal üretimin azalmasına ve dolayısıyla ekonominin dalgalanmasına neden olur.

Sanayi çevrimleri ise, kapitalimin, kendi içsel çelişkilerinden kaynaklı olarak, yatırımların büyümeyi hızlandıran etkisiyle, canlanmanın bunalımı, bunalımı da canlanmayı koşullayan çevrimsel sürecidir. Kapitalizmde, işletmeler, yatırımlar aracılığı ile karlarını maksimize etmeye çabalarlar. Karlılığın maksimize edilmesine yönelik gerçekleştirilen yatırımlar, üretim hacminin genişlemesine neden olur. Genel olarak bu olgu iktisadi büyüme olarak adlandırılmaktadır. Bunalım evresi, bu büyümenin, üretilmiş metaların piyasada alıcı bulamaması yanı aşırı üretim nedeniyle durgunlaşmasıdır. Bu durgunlaşma ile birlikte şirketlerin iflas ettiği, işsizliğin arttığı ve tüketim malları satışlarının daraldığı bir süreç başlar. Bu süreçte fiyatlar yavaş yavaş bir artış gösterir, üretim hacmi ve gelirler azalır, sermaye değer yitirir. Bunalım evresinde reel ücretlerin gerilemesi ve sermayenin değer yitirmesi kar oranlarını arttırır. Bu nedenle yatırımlar canlanır, istihdam düzeyi yükselir, üretim ve dolayısıyla gelirler artış gösterir. Ekonomi yeni bir bunalımla noktalanacak bir büyüme dönemine girer.

Her ne kadar sanayi çevrimleri, büyüme ve bunalım evreleri şeklinde, yukarıdaki gibi şematize edilse de, Akyüz'ün de belirttiği üzere, sanayi çevrimlerinin dört aşamasından bahsedilmelidir. Bu aşamalar, depresyon, canlanma, doruk noktası (boom) ve resesyondur.

Sanayi çevrimlerine ilişkin bu aşamaların temel özelliklerini aşağıdaki gibi özetlememiz mümkündür. Sanayi çevrimlerinin, depresyon ya da çöküntü adını verdiğimiz birinci aşamasında, ekonomi, tam istihdam ve tam çalışma düzeyinin altında olup, boş üretim kapasitesi yüksek bir düzeydedir. Üretilen mal ve hizmetlere talep olmadığından dolayı, fiyatlar genel olarak düşmektedir. Fiyatların düşmesi karların düşmesine neden olmuş; karların düşüklüğü de yatırımların durmasına yol açmıştır.

Sanayi çevrimlerinin ikinci aşaması olan canlanmaya geçiş, yenileme yatırımları sayesinde gerçekleşir. Yatırım harcamalarındaki artış üretim, gelir ve istihdam düzeyinin artmasına neden olur. Öte yandan bu dönemde fiyatlarda bir yükseliş görülür. Fiyatlardaki artış karların yükselmesine neden olurken, karların yükselmesi de, yatırım harcamalarının artışını teşvik eden ikinci bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Sanayi çevrimlerinin, canlanmayı izleyen üçüncü aşaması doruk noktasında, tam çalışma ve tam kapasite durumu ekonominin geneline yansır. Tam çalışma ve tam kapasite durumuna ulaşıldığında, üretimdeki artışın sürekliliği yeni yatırımlar ile, yani yeni kapasite yaratmakla sağlanabilir. Ancak bu durumda, yeni yatırımlar yapıldığı anda gelir ve talep yaratmalarına rağmen, üretimdeki artışı sağlamaları zamana bağlıdır. Bu nedenle, bu dönemde fiyatlarda bir artış meydana gelir.

Sanayi çevrimlerinin son aşaması resesyonda ise, ekonominin doruk noktasında ulaştığı durum nedeni ile, gelir ve istihdam düzeyi düşmeye başlar. Ekonomi, sanayi çevriminin üçüncü aşaması olan boom'da tam istihdam düzeyine yaklaştıkça atıl iş gücü ve kapasitenin giderek azalması nedeni ile yatırım harcamalarının yarattığı gelir artış hızında bir zayıflama meydana gelir. Bu zayıflama nedeni ile de yatırımlarda bir düşme görülür ve gelir düzeyinde bir gerileme söz konusu olur. Gelir düzeyindeki bu gerileme yatırımların yeniden azalmasına ve gelirin düşmesine neden olur. Ekonominin bütününe yansıyan kümülatif bir süreç sonucu olarak, gelir, üretim ve isthdam düzeyindeki düşüş devam eder ve ekonomi, yeniden çevrimlerin birinci aşaması olan depresyona girer.

Kapitalizmin tarihinde görülen tüm sanayi çevrimlerini belirleyen iki temel karakteristikten bahsetmemiz mümkündür. Bunlardan birincisi; iktisadi birim olarak işletmelerin yatırımlar aracılığıyla karlarını maksimize etme çabalarının, ekonominin bütününde daha düşük bir genel kar oranıyla sonuçlanmasıdır. Bu olgunun temel nedeni, metayı oluşturan iki temel faktörden değişken sermayenin, meta içerisindeki payının artması ve dolayısıyla emeğin payının azalmasıdır. (Bu konu daha ilerki bölümlerde yer alan “Kendini Sınırlayan Bir Birikim Olarak Kapitalizm” başlığı altında daha ayrıntılı bir biçimde incelenecektir.)

Kapitalizmin tarihinde görülen tüm sanayi çevrimlerini belirleyen diğer temel karakteristik ise, sanayi çevrimlerinin, bunalımının canlanmayı, canlanmanın da bunalımı koşullayan bir otomatikliği içermesidir.

Kapitalist dünya ekonomisi, yukarıda ifade etmiş olduğumuz mevsimlik ve arızi dalgalanmalar ile sanayi çevrimlerinden farklı salınımları da barındırmaktadır. Aşağıda derlediğimiz istatistiki kanıtlarda da görüleceği üzere, bu salınımları temel özelliği, salınımların yaklaşık yirmi beş yıllık uzun büyüme ve yine yaklaşık yirmi beş yıllık uzun bunalım dönemini kapsamasıdır.

Kapitalist dünya ekonomisinin göstermiş olduğu bu uzun salınımların varlığı birçok ekonomist tarafından öne sürülmüştür. “Bu iktisatçılar özellikle Marks'ın öğrencisi Rus iktisatçı Parvus (1896), İsveçli iktisatçı Kunt Wicksell (1898), Fransız iktisatçıları Jean Lescure (1912-1914) (20), Albert Aftalıon (1913), François Simiand (1932) ve nihayet Hollandalı iktisatçı J. Van Gelderen (1913)'dir”.

Uzun salınımların varlığına ilişkin ilk çalışmalar ise Rus iktisatçısı N.D. Kondratieff tarafından gerçekleştirilmiştir. Kondratieff bu salınımları, sanayi çevrimleriyle benzeştirerek, “Uzun vadeli çevrim”ler olarak adlandırmıştır. Ancak, Belçikalı iktisatçı Mandel, Trotskiy'in görüşlerine dayanarak bu uzun salınımlara, salınımların belirli bir otomatikliği içermemesi ve normal sanayi çevrimleri ile karıştırılmaması amacıyla, “çevrim” yerine dalgalar; birçok sanayi çevrimini kapsadıklarından dolayı “uzun dalgalar” olarak ifade etmiştir. (Bu konuda bkz. Mandel-1991, s.29)

Yukarıda belirttiğimiz üzere, kapitalist gelişmedeki uzun dalgaların varlığı konusundaki ampirik verilerin dayanak yapıldığı ilk sistemli çalışma, Rus akademik iktisat tarihçisi Kondratieff tarafından yapılmıştır. “Kondratieff'in bu uzun çevrimleri saptarken kullandığı ölçütler, esas olarak fiyat, dolaylı olarak da üretim ve gelir hareketleriydi” (Satlıgan-1997, s.52).

Ancak, kapitalist dünya ekonomisinin, İkinci Dünya savaşından sonra 1970'li yılların başlarına kadar sürecek olan uzun bir büyüme dönemine girmesi, uzun dalgalar kuramının gözden düşmesine neden olmuştur. Dünya ekonomisinin 1970'li yılların başlarından itibaren yeni bir bunalım dönemine doğru evrilmesiyle, uzun dalgalar kuramı, yeniden gündem gelmiştir. Bu dönemde, kapitalist gelişmedeki uzun dalgaların varlığı konusunda daha kapsamlı çalışmalar yapılmıştır.

Kapitalist gelişmedeki uzun dalgaların, gerek varlığına ilişkin ve gerekse bu kuramın geliştirilmesine yönelik en önemli çalışmalar, Belçikalı iktisatçı Mandel tarafından gerçekleştirilmiştir. Mandel, 1975 yılında yazdığı “Geç Kapitalizm” adlı eserinde hem uzun dalgaların varlığına ilişkin ampirik verileri sergilemiş, hem de bu kuramın gelişimine katkıda bulunmuştur. 1980 yılında yazdığı “Kapitalist Gelişmenin Uzun Dalgaları” adlı eserinde ise, kuramı daha kapsamlı olarak ele almış ve uzun dalgaların varlığına ilişkin ciddi istatistiki kanıtlar derlemiştir.

Mandel'in “Kapitalist Gelişmenin Uzun Dalgaları” eserinde, uzun dalgaların varlığına ilişkin derlediği istatistiki kanıtlardan ilki, sabit fiyatlarla dünya ticaretinin yıllık büyüme hızı ile, İngiltere, Almanya ve Amerika Birleşik Devletlerinin sınai üretimlerinin yıllık bileşik büyüme hızlarına dayanmaktadır. Ayrıca, tablo II. Düya Savaşı'ndan sonraki, ABD ile ilk altı AET ülkesine ait sınai üretimin yıllık bileşik büyümesini de kapsamaktadır. (Bkz. Tablo 1)



Yıllar

%

Dünya Ticaretinin yıllık bileşik büyüme hızı (sabit fiyatlarla)

1820-1840

2.7

1840-1870

5.5

1870-1890

2.2

1891-1913

3.7

1914-1937

0.4

1938-1967

4.8




İngiltere Sınai Üretiminin Yıllık bileşik büyüme hızı

1827-1847

3.2

1848-1875

4.55

1876-1893

1.2

1894-1913

2.2

1914-1938

2.0

1939-1967

3.0




Almanya'nın (1945'ten sonra Federal Almanya'nın) sınai üretiminin yıllık bileşik büyüme hızı

1850-1874

4.5

1875-1892

2.5

1893-1913

4.3

1914-1938

2.2

1939-1967

3.9




ABD'nin sınai üretiminin yıllık bileşik büyüme hızı

1849-1873

5.4

1874-1893

4.9

1894-1913

5.9

1914-1938

2.0

1939-1967

2.2




II. Dünya Savaşından sonra Sınai Üretimin Yıllık Bileşik Büyümesi

1947-1967 için %

1967-1975 için %

A.B.D.

5.0

1.9

İlk (6) AET ülkesi

8.9

4.6

Japonya

9.6

7.9

İngiltere

2.9

2.0

Tablo 1: Uzun Dalgalar Kuramının İstatistiki Kanıtları

Kaynak: Mandel-1980, s.11


Tabloda yer alan, II. Dünya savaşından sonra sınai üretimin yıllık bileşik büyüme hızı oranlarına baktığımızda, II. Dünya savaşından sonra bir uzun büyüme ve bir uzun bunalım dönemini kapsayan bir uzun dalgadan bahsetmeniz mümkündür. 1947-1967 yıllarına ilişkin ortalama büyüme hızlarının, bu dalganın uzun büyüme dönemini ifade ettiğini, 1967'lerden itibaren de, kapitalist dünya ekonomisinin, uzun bir bunalım dönemine evrildiğini söyleyebilir. Her iki döneme ilişkin büyüme hızları arasında, %100'lere varan bir sapma görülmektedir.

Mandel'in değerlendirmeye almış olduğu istatistiki kanıtlardan diğer ikisi de, Imbert'in hazırlamış olduğu, kişi başına dünya üretim endeksi ile dünya enerji üretimindeki uzun vadeli trendlere ilişkin verilerdir. (Bakınız; Tablo 2 ve Tablo 3)

YILLAR

%

1850-1873

2.20

1874-1896

1.40

1897-1913

1.70

1921-1933

0.49

Tablo 2: Kişi Başına Dünya Üretim Endeksleri (Üstel Eğilimleri)


YILLAR

%

1850-1873

6.56

1874-1896

4.13

1896-1913

4.80

1921-1933

0.55

1934-1950

2.80

Tablo 3: Dünya Enerji Üretimi (Üstel Eğilimleri)

Kaynak: Mandel-1980, S.11

Imbert'in kronolojik dönemleştirmesi, her ne kadar Mandel'in Tablo 1'deki dönemleştirmesine uymuyorsa da, ortaya konan rakamlar uzun dalgaların varlığına ilişkin bir ispat niteliğini taşımaktadır. Tablo 2'ye baktığımızda, kişi başına dünya üretim endekslerinde ortaya çıkan, ortalama yirmi yılda bir artış ve ortalama yirmi yılda bir azalma biçiminde dönemleştirilebilecek dalgalar açıkça görülmektedir. Tablo 3'te görülmekte olan dünya enerji üretimindeki dalgalanmalar, enerjinin, mal ve hizmet üretiminde girdi olarak kullanıldığı düşünülürse, kapitalizmin sınai mal ve hizmet üretimlerinin dalgalanmalarını ifade edecektir. Imbert'in hazırladığı iki tablo arasında bir bağıntı kurulduğunda, belirli bir dönem (Örneğin 1850-1873 yılları arasında) üretimin şiştiği (yani üretimin tüketilmediği), bu nedenle bir bunalımın patlak verdiği söylenebilir.

Ortaya konulan bu istatistiki kanıtlara göre Mandel'in de belirttiği üzere, uzun dalgaların varlığını yadsımamız mümkün değildir. “Eldeki bütün istatistiki veriler açıkça göstermektedeir ki, sınai üretimin artışını ve dünya ihracatının (dünya pazarının) büyümesini kilit göstergeler olarak alırsak, 1826-1847, 1848-1873, 1873-1893, 1894-1913, 1940(1948)-1967 ve 1968-? dönemleri bu ortalama büyüme oranlarından bariz sapmalarla karakterize olmaktadır ve ardarda gelen uzun dalgalar arasındaki alt ve üst sınırlar %50 ile %100 arasında değişmektedir. (Mandel-1980, S.9-10)



 
Yazarın Diğer Yazıları
 1905 Devrimi Üzerine Konuşma / V. İ. Lenin
 Libya Yazıları / Fidel Castro Ruz
 Komünist Partilerinden Libya Değerlendirmeleri
 Ellerinize ve Yalana Dair / Nâzım Hikmet
 İGD’den TÜM-İGD’ye / Zeliha Kortun
 Özgür Tartışmaya Evet / Kenan Sancar
 Büyük Rusların Ulusal Gururu Üzerine / V. I. Lenin
 Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun Anısına / Selçuk Uzun
 Boykota Karşı Bir Sosyal Demokrat Yayıncının Notları (Parçalar)
 İşçi Sınıfı, Sendika Hareketi ve İşçi Sınıfı-Sol Siyaset İlişkisi / Aziz Çelik
 “Ezber Bozucu” TÜSİAD Ziyaretinin Ardından Süleyman Çelebi’ye Sorular / Hakan Koçak
 KÜRESELLEŞME ÜZERİNE / Paul M. SWEEZY
 Küresel Kapitalizmde Emek, Sermaye ve Ulus-Devlet / Ellen Meiksins WOOD
 BİZİM ÇOCUKLARIMIZ / Nebiye
 BİLGİ KURAMI / Ali Yıldız

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS