Sosyalist Dergi: 17 |  Diğer Yazarlarımız |
Devrimci Duruş

     Devrimin gerçekleşebilmesi için insanların bilinçli eyleminin rolü yadsınamaz. Yani, devrimci inisiyatif bir devrimin olmazsa olmaz koşuludur. Bu devrimin sübjektif şartıdır. Leninist devrim teorisinde devrimci inisiyatif temeldir. Çünkü belirli nesnel koşullar üzerinde insanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar. Toplumlar tarihine baktığımızda gelişimin ve dönüşümün toplumsal grupların, sınıfların ve kitlelerin savaşlarıyla belirlendiği görülür ve yine tarihin akışına yön verecek hiçbir sınıf belirli örgütlenmeye sahip olmadan toplumda egemenliğini kuramaz. Kapitalist toplum içinde egemen sınıf olarak burjuvazi mevcut düzenini sürdürebilmek için örgütlüdür. Özellikle emperyalist aşamada başta devlet olmak üzere tüm örgütlenmelerini güçlendirmiş ve yaygınlaştırmıştır.


     Kapitalizmin mezar kazıcısı olarak proletarya da var olan toplumsal yapıyı dönüştürmek, yerine sosyalist bir yapı kurmak için örgütlenmek zorundadır. Bu yapı, iktidarı ele geçirmeden önce iktidar hedefi ile örgütlenen bir yapı iken, iktidarın ele geçirilişinden sonra da proleter iktidarı korumak ve sosyalizmi inşa etmek görevini yerine getiren bir nitelik göstermek zorundadır. Bu örgütlenme proletarya partisidir.
     Parti, toplumsal sürecin bütününe, her sürece uygun doğru politika ve taktiklerle müdahale eder. Partisiz devrim gerçekleştirilemez. Bu nedenle toplumsal sürecin evrim aşamasında eğer proletarya partisi henüz kurulmamışsa devrimci görev partinin kurulmasıdır. Aksi takdirde devrimci durumun olgunlaştığı bir aşamada devrimi yapmamak veya elde tutmamak gibi bir sonuçla karşılaşılır.
     Proletarya partisi, nesnel koşullara bağlı kalmak koşulu ile toplumsal-siyasal sürecin gelişimi üzerine etkide bulunur, ona yön verir. Marksist-Leninistler asla kendiliğinden gelişen kitle eylemlerine bel bağlamazlar. Her ne kadar devrimci durumun gelişmesinde, sınıf çelişkilerinin artması sonucu oluşan ve kendiliğinden gelişen kitle eylemlerinin rolü varsa da devrimci durumu en olgun olduğu noktaya ulaştıramaz. Çünkü egemenler kendiliğinden gelişen kitle hareketlerini bir şekilde kontrol altına alabilirler. Bu nedenle devrimci durumu, iktidarı alabilecek koşulları sağlayacak şekilde olgunlaştıracak olan, partinin sürece müdahalesidir. Kendiliğinden gelişen kitle hareketlerine bel bağlamak kuyrukçuluktur. Devrim, proletaryanın eseri olacaktır. Tabii ki bilinçli, örgütlü kitlelerin bağlaşıklığı ve eseri olacaktır. Bunun için sübjektif koşul, kitleleri bilinçlendirmek, örgütlemek ve onlara önderlik etmektir. Evrim aşamasında proletarya partisinin geniş kitleleri kucaklaması ve harekete geçirmesi beklenemez. Esas, devrim aşamasına yönelik hazırlık süreci içinde bulunmaktır.
     Devrim aşamasında ise proletarya partisinin temel hedefi kitleleri iktidarı almak için hızla hazırlamaktır. Bu süreç boyunca kitlelerin durumu ve ülke koşullarına göre farklı farklı taktikler gündeme gelebilir.
     Yoğun ajitasyon-propaganda ve diğer barışçıl uzlaşı değil, mücadele yöntemleri ile kitleleri kritik ana hazırlama koşulları varsa pekala bu değerlendirilebilir. Böylece devrimci durum tam anlamıyla olgunlaştırılıp iktidarın kısa sürede alınmasının koşulları yaratılabilir; tıpkı 1917 Ekim Devrimi'ni gerçekleştiren Bolşeviklerin yaptığı gibi.
     Peki, olgunlaşmamış da olsa sürekli bir milli krizin yaşandığı bizim gibi ülkelerde soruna nasıl yaklaşmalıyız? Bu tip ülkelerde egemen sınıfın sürekli olarak zoru gündemde tutmaları söz konusudur. Sürekli yaşanan kriz koşullarında iktidarı korumanın yolu zor aygıtı olmaktır. Zora zorla karşı koymak sınıf mücadelesinin evrensel kuralıdır. Bu nedenle var olan krizin derinleştirilmesi ve devrimci durumun olgunlaştırılması için yapılacak iradi müdahale çok önemlidir. Emperyalist işgal ve sürekli faşizmin yaşandığı ülkede çok çeşitli araç ve yöntemlerle kurumlaşmış faşizmin kitlelerin tepkilerini ezen saldırılarına karşılık kitlelerin fiili gücünü çıkarmak gerekir. Bunun için başta işçi sınıfı ve kitlelerin devrimci yöntemi kullanarak örgütlenebileceği bir araç vermek zorunludur. Bu araç tüm süreç boyunca devrimci mücadeleyi temel almış ve buna göre organize olmuş parti örgütlenmesidir. Böylesi bir parti ile siyasi iktidar hedefli yürütülecek savaş elbette kısa sürede iktidarı alamayacaktır. Yürütülen savaş sınıfın iradesi altında toplumu devrim hedefine yönlendirme, bilinçlendirme ve devrimci durumu olgunlaştırma görevini yerine getirecektir. Bu süre içinde parti somut koşullara göre çok çeşitli taktikleri gündeme getirebilir. Önemli olan, kararlı bir şekilde iktidar hedefli bir mücadeleyi hayata geçirmektir.
     Devrim bir yıkım işidir, yeni bir dünya ve yeni bir toplum kurmaya yöneliktir. Emperyalizme ve faşizme karşı ardıcıl bir savaş koşuludur. Bu yazı, 1917 Ekim sosyalist devriminin anımsanması, gösterdiği perspektif doğrultusunda savaşım ve örgütlenme kılavuzu olarak algılanmalıdır.

Yaşasın Marksizm Leninizm!
Yaşasın Proletarya Devrimi!
 
Yazarın Diğer Yazıları
 1905 Devrimi Üzerine Konuşma / V. İ. Lenin
 Libya Yazıları / Fidel Castro Ruz
 Komünist Partilerinden Libya Değerlendirmeleri
 Ellerinize ve Yalana Dair / Nâzım Hikmet
 İGD’den TÜM-İGD’ye / Zeliha Kortun
 Özgür Tartışmaya Evet / Kenan Sancar
 Büyük Rusların Ulusal Gururu Üzerine / V. I. Lenin
 Ahmet Hilmi Feyzioğlu’nun Anısına / Selçuk Uzun
 Boykota Karşı Bir Sosyal Demokrat Yayıncının Notları (Parçalar)
 İşçi Sınıfı, Sendika Hareketi ve İşçi Sınıfı-Sol Siyaset İlişkisi / Aziz Çelik
 “Ezber Bozucu” TÜSİAD Ziyaretinin Ardından Süleyman Çelebi’ye Sorular / Hakan Koçak
 KÜRESELLEŞME ÜZERİNE / Paul M. SWEEZY
 Küresel Kapitalizmde Emek, Sermaye ve Ulus-Devlet / Ellen Meiksins WOOD
 BİZİM ÇOCUKLARIMIZ / Nebiye
 BİLGİ KURAMI / Ali Yıldız

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS