Kitap Dizisi:2 |  Mehmet Bozışık |
TÜRKİYE'NİN DURUMU VE SORUNLARIMIZ

Yoldaşlar,
    İşçi sınıfından bir işçi olarak kendimi sizlere şöylece tanıtmak istiyorum. İnsanları uyutarak, uyuşturarak milyonlarca kazanç, dolar, çıkar sağlayan Necmettin Erbakan'ın ve onun gibilerinin aksine, ben bilime, evet bilime, yani gerçeğe inanan, yeryüzü insanlarının sömürüsüz, baskısız, ezgisiz, kardeşçe yaşanabilecek bir toplum, bir dünya kurmak mücadelesini 96 yaşıma rağmen bugün bile hâlâ yapan marksist-leninist-stalinist-enternasyonalist bir komünistim, materyalist bir devrimciyim.



Gençliğe Tavsiyem
    Bugün yurdumuzdaki burjuva rejiminin pislikleri, kötülükleri, hepimizin gözleri önünde ayyuka çıkmıştır. Bu kötülüklerden, bu faşist usülden kurtulmak için gençliğe tavsiyem; iki konunun kati olarak halledilmesi ve sosyal bir toplum, açlığın, sefaletin, sömürünün olmadığı bir toplumun kurulmasıdır.
    Bunlardan birincisi; yurdumuzda, gerçek bir demokrasinin yaratılması. Bunun için bugünkü soyguncu iktidarın, daha doğrusu demokrasi iddiasında bulunan iktidarın yalanlarının işçi sınıfı tarafından, halk tarafından iyice gözler önüne çıkarılması gerekmektedir. Bu mücadelenin yapılması için gençlerimiz bu konuda seferber olmalı, hatta bu mücadele hayatımızın bile ortaya konulmasını emrediyorsa, ki emrediyor kanaatindeyim, bundan çekinmeyerek mücadele etmelidir.
    Memlekette sınıf esasına dayalı, işçi sınıfının da, diğer partiler gibi marksizme-leninizme istinad eden bir parti kurma hakkının elde edilmesinin mücadelesi gerekmektedir. Ancak bu mücadele tahakkuk ettiği takdirde, işçi sınıfı da diğer sınıflar gibi kendi siyasi, iktisadi ve kültürel haklarına demokrasi usulüyle kavuşma mücadelesini elde etmek suretiyle, yurdumuzda diğer Avrupa memleketleri gibi her sınıfın parti kurma hakları gibi, bir komünist partisi kurma hakkına kavuşacaktır. Ve bunun için gençliğe bu konuda büyük görevler düşmektedir.
    Tüm yeryüzü ülkelerinde sömürücü kapitalistlerin hakim olduğu yerlerde, burjuva demokrasisinin yaşandığı Avrupa, Amerika ve Avustralya'da marksizm-leninizm görüşlerine, ilkelerine dayalı devrimci işçi sınıfının partisi olan komünist partilerinin çalışmaları engellenmemiştir, engellenememiştir. Bu saydığım devletlerin topraklarında komünist partilerinin çalışmaları anayasalarının güvencesi, himayesi, garantisi altına alınmıştır ve buralarda burjuva partileri gibi komünist partileri de harıl harıl serbestçe çalışmaktadırlar. Komünist partilerinin çalışmalarına olanak sağlanmadığı yerlerde, devletlerde demokrasiden söz etmek abestir. Oralarda faşizm hakimdir.
    İkincisi; Kürt meselesi. Kurtuluş savaşında emperyalizmi yurdumuzdan silahla çıkarmanın mücadelesinde, Türkiye işçi sınıfı gibi, halkı gibi, köylüsü gibi hayatını esirgemeyen, koyan, bu mücadelede binlerce vatandaşını kaybeden ve büyük fedakârlıklar gösteren Kürt halkı da, Türkiye'nin diğer halkları gibi eşit haklar, eşit yaşama sahip olması gerekirken, burjuvazi tarafından baskıya maruz kalmış ve burjuvazi tarafından şovenist bir siyaset takip edilerek daima ezilmiştir. Ve bugün Türk halkı ile kardeşçe yaşamasının yollarını arayan bu yirmi milyonluk Kürt vatandaşlarımız, haklarının elde edilmesi mücadelesine karşı, köylerinden silah tehdidiyle çoluk çocukları da katledilmek suretiyle terörist sahte iddiasıyla sürülmüştür.

Rejimin Politikaları
    Bugün işçi ve halk düşmanı, komünist partililer düşmanı rejimin politikasını izah etmek için onu iki bölüme ayırmak gerekir. Birincisi iç politika, ikincisi de dış politika.
    İlk olarak Amerikan dostu rejimin iç politikasına kısa bir göz atalım. Yurdumuzun önemli olarak sıkıntısını çektiği konuların birincisi işsizlik, açlık, sefalet, yoksulluk, hastalık konuları ile onaltı bin faili meçhul cinayetin aydınlanması konusudur. İkincisi ise yirmibeş milyon kardeş Kürt işçisinin, halkının eşitlik mücadelesidir ki, ben bu mücadeleyi destekliyorum.
    Yurdumuzun ekonomik, politik, sosyal ve kültürel bakımdan feci bir durumda bulunmasının sonucu işçi sınıfımızın, halkımızın önemli bir kesimi bir lokma ekmek, bir hırka sağlamak için anavatan topraklarını, köyünü, kendi evlerini, gecekondularını, bağını bahçesini, doğduğu, büyüdüğü yerini, eğitim gördüğü okulunu, herşeyini terkederek tığteber Avrupa memleketlerine sığınmaktadırlar ve bugün yurdunu, topraklarını, evini barkını terkeden vatandaşların sayısı, yüzlerce, binlerce değil, milyonları aşmış bulunuyor. Bu arada yedi yüz yetmiş bin kilometre karenin sınırları içinde bulunan Türkiye'nin bütün varlığını, zenginliklerini, binalarını, tren hatlarını, vapur ve işletmelerini, köprülerini, yollarını velhasıl herşeyini, bütün zenginliği, emeğiyle yaratan Türkiye işçi, emekçi yoksul halkın bir bölümü dış memleketlerde hasret çekerken, sömürülürken, Türkiye'de, yurdumuzda işçi sınıfımızın, emekli halkın cebinden, mesaisinden alarak Tansu Çiller Boğaziçinde villalar kurarak, Boğazın havasını satın alarak, şeriatçı Necmettin Erbakan'la birarada hâlâ halkımızı amansızca sömürmektedirler.
    Dış politikaya gelince. Özet olarak şöyle değerlendirebiliriz. Militarist, şovenist, turanist ve emperyalist Amerikan saldırganlığı emrinde ve onun direktifi ile hareket eden, kendine özgü istilacı ve saldırgan bir politika. Bunun başlıca göstergesi Adriyatik denizinden Çin sınırına kadar sloganıdır. Komşu devletlerle olan ilişkilerinde hep emperyalist, Amerikan politikası çizgisini başlıca amaç sayarak, ona göre hareket etmektedir. Irak'a karşı beslenen Amerikan saldırgan isteklerini yerine getirmek için Amerikan üslerinin ve çevik kuvvetlerinin Türkiye'de bulunması ve bunun devam etmesi, Irak'a karşı düşmanlıktır. Komşu Suriye devleti ile siyasi münasebetin gerginlik ve ciddiyeti halen devam etmektedir. Yunanistan ile olan ilişkiler hiç de arzu edilen komşuluk, barış sınırları içinde değildir. Akdeniz'de küçük bir kaya parçası üzerindeki iddialar, istekler sonucu neredeyse Yunanistan'la bir savaşa girmek üzereydik. Kafkasya devletleriyle olan ilişkilerde Türkiye'nin politikası hiç de barış içinde birarada yaşamak ilkesine uygun görülmemektedir. Sovyet toprakları üzerindeki Çeçen hareketleri döneminde Türkiye'nin saldırgan müdahalesi sonucu neredeyse Rusya ile sıcak bir savaşa girmek tehlikesini doğurmak üzereydi. Kıbrıs adası üzerindeki politika da hiç de iki halkın birarada kardeşçe yaşaması üzerine oturtulmuş bir barış politikası değildir. Aksine her iki halkın birbirine düşmanlığını doğuracak bir politika uygulanmaktadır. Balkanlara gelince, Bosna Hersek'e gönderilen Türk askeri, emperyalist Amerikan saldırgan politikasının bir neticesi olarak bizlere Kore savaşını hatırlatmaktadır. 1950'lerde emperyalist Amerikan dayatmasıyla Adnan Menderes'in Kore savaşına gönderdiği ve Mehmetçiğin ölümüne neden olan şovenist, militarist, turanist saldırgan savaş politikasını Türkiye kamuoyu hiç de unutmuş değildir.

Sorunlarımız
    1951 Adnan Menderes döneminde 186 komünistin tutuklanması sonucunda Harbiye hapishanesinde komünistler arasında meydana gelen ihtilaf sonucu partililer arasında büyük kavgalar olmuş ve bu tutuklanmada TKP, telafisi zor yaralar alarak birkaç gruba ayrılmıştır. Bu ayrılıkların telafisi ve aralarında görüş farklılıklarının giderilmesi için partinin dış kanadına mensup MK üyelerinin daveti üzerine dış memleketlere bazı yoldaşlar gitmiştir. Bazıları ise bu davete icabet etmemiştir. İşte partimiz bu olay üzerine büyük zararlara, firelere maruz kalarak likide edilmiştir. Partimizin dış kanadının daveti kabul edilmiş olsaydı, partimizin likide olmasına olanak yoktu. Yöneticiler arasında parti çıkarı bakımından soğukkanlı hareket edilmiş olsaydı, partimiz bugünkü durumuna düşmezdi.
    Türkiye Komünist Partisinin likide edilmesinde başrolü oynayan Sovyetler Birliğinin dağılışı ve TKP'yi yöneten yoldaşların hatalarıdır.

Sömürü Ergeç Sona Erecektir
    Tarih, insanların sınıf mücadelesi tarihidir. Kapitalizmin, sömürünün, baskının, insan haklarının-hukukun-adaletin yeryüzündeki ihlallerinin tasfiyesi ve bunun neticesi kapitalizmin çöküşü, tarihsel gelişmenin kaçınılmaz görünümüdür ve neticesidir. Ergeç tüm insanlar sömürüye son verecek ve tüm insanların kardeşçe yaşabileceği bir dünyayı, komünizmi kuracak.
 
Yazarın Diğer Yazıları
 TUTUKLANMA VE YARGILANMALARIM II
 Tutuklanma ve yargılanmalarım 1
 TÜRKİYE'NİN DURUMU VE SORUNLARIMIZ
 Türkiye’nin En Yaşlı Komünistinden Ürün'ün Çıkışına İlişkin Düşünceler

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS