Sosyalist Dergi: 19 |  ÜRÜN |
Okurlarımızdan

Merhaba,

ÜRÜN Sosyalist Dergi çalışanları ve okurları, öncelikle sizlere Şereflikoçhisar’dan en sıcak sevgilerimi yolluyorum. Sizlere bahsetmek istediğim olay, ülkemizde son yıllarda giderek artan özelleştirmelerin belki de son noktası olan Tuz Gölü’nün özelleştirilmesidir. İktidara geldiği günden beri emekçilerin ve yoksul halkın hiçbir talebine yanıt vermemesine karşın (aslında böyle bir beklentide olmamak lazımdır), aç gözlü bir kaç sermayedarı doyuran AKP iktidarı en nihayetinde Türkiye’nin en büyük tuz kaynağını da birkaç kuruşa zenginlere peşkeş çekmektedir. Tuz Gölü’nün hem ülkemiz açısından, hem de biz Şereflikoçhisarlılar açısından önemi anlatmak için göl ile ilgili bazı bilgilere değinmek istiyorum.

Tuz Gölü, belirli mevsimde ham tuz alınan bir göl. Şereflikoçhisar ekonomisine en büyük para girdisi, Kaldırım ve Kayacık Tuzlaları’nda, ilçede bulunan tuz işletmelerinde, tuzun nakliyesinde çalışanlar ve tuz ticareti yapanlar tarafından sağlanmaktadır. Tuz Gölü’nden tuz üç tuzladan alınmaktadır. Bunlardan Kaldırım ve Kayacık Tuzlaları Şereflikoçhisar, Yavşan Tuzlası ise Cihanbeyli sınırları içerisindedir. Üç tuzladan hantal çalışma düzenine rağmen, yılda ortalama 1.800.000 ton tuz elde edilmektedir. 2003 yılı rakamlarına göre,”birçok tuzlanın demirbaş masraflarının çoğunun bu tuzlalardan karşılanmasına karşı” üç tuzlanın net kazancı 43 trilyon liradır. Bu tuzlalardan 43 trilyon lira kazanç elde eden Tekel’in çalışanlarının tümüne ödediği ücret 5.8 trilyon lira kadardır.

Böyle gelir getiren bir kuruluşu devletin elinden çıkartması ve işletmeyi 27 yıllığına birilerine devretmesi, “Devletin ticaretten elini çekmesi”nin gerekli olduğu doğrultusundaki yanlış bir mantıkla değerlendirilmek istenmektedir. Her özelleştirmede olduğu gibi burada da yapılan devlet olanaklarının birilerine sunulması olmaktadır. Ama asıl amaçlarının başka olduğunu görmemek için saf olmak gerekir. Kamu kuruluşlarının başına getirilenler, bu kuruluşların başarılı olamayacağı şekilde çalışmışlardır, özellikle de 85’li yıllardan bu yana, devlet kuruluşları iyi işlemiyor gerekçesiyle bilinçli beyin yıkama işlemi başlatmışlardır. Her türlü çözümsüzlüğün nedeni olarak KİT’ler hedef gösterilmiştir. Sarı sendikaların özellikle KİT’lerde örgütlenmesi; dönemine göre, iktidarlarca diğer işçi kesiminden fazla ücret almalarının sağlanması, buralardaki işçilerin gelir düzeylerinin halkın diğer katmanlarının üzerinde olması, işçilerin aldıklarının kendilerine dönüşümünü kavrayamayan, iş yapamamasını ve ülke ekonomisinin kötü gidişini işçiye bağlayan esnafla işçiler arasında soğukluk meydana gelmiştir.

12 Eylül sonrası uzun bir dönem toplu sözleşme haklarını kullanamayan KİT işçilerinin, aldıkları ücretlerin insanca yaşamalarına yetmediğini görmeleri ile birlikte, verileni değil hak edileni isteme bilincine varması, hakim sınıfların daha önce arpalık(!) olarak kullandıkları, ucuz hammadde elde ettikleri KİT’lerin, ivedilikle satılmasına karar vermelerini getirmiştir. Özelleştirmede asıl amaç, devletin zararının durdurulması değil, KİT’lerde çalışan ve hızla sınıf bilincine ulaşan işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin önünü kesmektir.

Nasıl ki, sınıf bilincine varmış işçi kesiminin bulunduğu yerlerin dışında, özelleştirmelere tepki yoksa, ne yazık ki; ilerici yapısından dolayı 12 Mart’tan bu yana özel gayretlerle gözetim altında tutulan, ilerici yapının örgütlenmesini engellemek için her yol denenen ve ilericileri sessiz hale getirilen Şereflikoçhisar’da da şu anda özelleştirmeye karşı herhangi bir tepki yoktur.

Özelleştirme sonucunda geleceklere halk yabancıdır. Eğer özelleştirme sonucunda, Kayacık ve Kaldırım Tuzlalarında çalışan ve ilçeye yılda 4 trilyon bırakan işçilerin buradan gitmek zorunda olduğunu kavrasalar, özelleştirmeyi kazanan firmanın daha çok kazanç için makine kullanacağını ve asgari ücretten aylık ödeyeceğini bilseler, gelenin kendi nakliye filosunu kendinin kurma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, bu yüzden 800’e yakın nakliyeci ve sürücüsünün işsiz kalacağını, ilçede faaliyet gösteren 30’un üstünde küçüklü büyüklü tuz işyerinin çalışanları ile birlikte devre dışı kalacağını anlasalar, baskılar vız gelirdi ama ne yazık ki sorunu geç kavrayacağız.

Son olarak yukarıda bahsettiğim tüm sorunların çözümü işçi sınıfı partisinin insanlar arasında daha etkin olması ile bir nebze, işçi sınıfı iktidarı ile ise tamamen çözülecektir. Bu uğurda çalışan ve emek veren herkese kolay gelsin diyor, başarılar diliyorum.

Şereflikoçhisar’dan
Ahmet Yiğit



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Açıklama
 TKP Tüzük Taslağı
 TKP Program Taslağı
 TKP Yasal Kuruluş Hazırlık Konferansı Sonuç Bildirisi
 Tarihimizden
 Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor
 Emperyalist Savaş Blokunun Pirus Zaferi
 Merhaba
 Dünya Komünist ve İşçi Hareketinden: Yunanistan Komünist Partisi Programı - II
 Gündemden
 Norveç’te Faşist Katliam
 15‑16 Haziran 1970’in Derslerini Tartıştık
 15-16 Haziran
 Ortadoğu'dan
 Selamlaşma

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS