Sosyalist Dergi: 32 |  Fatih Aydın |
Petkim Dersleri

I

Petkim’de Direniş

Türkiye’nin en büyük petro kimya tesisi Aliağa’da kurulu Petkim’de, işçiler 20 Temmuz 2011 Çarşamba gününden beri direnişteler. Petrol İş sendikasının köklü işyerlerinden olan Petkim bilindiği gibi 2008 yılından bu yana özelleştirilmiş durumda. Sahibi ise Azerbaycanlı Socar şirketi.

Petkim, diğer petro kimya tesislerinde olduğu gibi, 12 Eylül faşist cuntası tarafından çıkartılan yasalarca grev yasağı uygulanan yerlerden biri.

Uzun süredir devam eden toplu sözleşme görüşmeleri işverenin taşeron uygulaması ve benzeri bir dizi sorunla birlikte, esas olarak çalışanlar arasındaki ücret dengesizliğini giderme konusunda bir adım atmaması üzerine uyuşmazlıkla sonuçlandı. Yasalara göre de grev yasağı bulunan işyerlerindeki uyuşmazlıklar, ancak Yüksek Hakem Kuruluna başvurularak giderilebiliyor. YHK’dan da çıkacak kararın en fazla mevcut durumu devam ettirmesi ve ücretler için de ancak resmî enflasyon kadar bir artış öngörmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Petkim, yaklaşık kurulduğu günden beri mücadeleci bir işçi profiline sahiptir. Sade yurttaşlara tanıdık gelmeyen bir kuruluş olmasına rağmen, yaklaşık 300 ürünün hammaddesinin üretildiği bir tesis olması dolayısıyla, ilgili çevrelerde çok bilinen bir işletmemizdir. Plastik üreticilerinin, ilaç kapsüllerinin, gübre yan ürünlerinin ve benzeri yüzlerce farklı türde ürünün tek imalatçısı olan Petkim’de niçin grev yasağı uygulandığını anlamak bu nedenle daha kolaydır.

Petkim, 2006 yılından bu yana yeni işçiler alıyor. Her yıl yaklaşık olarak 200 250 yeni işçinin alındığı işyerinde, eski işçilerle yeniler arasındaki denge yarıya yaklaştı. Şu anda yaklaşık olarak 2300 kişinin çalıştığı Petkim’de 1000 civarında işçi, yeni kuşağı temsil ediyor.

Eskiler daha yüksek ücretli. Yeniler ise kimi zaman üçte bir oranında daha düşük ücret alıyorlar. Ama, eskiler ve yeniler arasındaki tek fark ücretten ibaret değil. Yeni ve eski kuşaklar arasında mücadeleye bakış, mücadele deneyimi, siyasal refleksler açısından da farklılıklar var.

Eski kuşak işçiler, çok uzun yıllar boyunca özelleştirme karşıtı mücadele içinde yetişmişlerdi. İşyeri işgalinden, Ankara’da ihaleleri protesto etmeye varıncaya kadar bir seri eylem türü geliştiren bir kuşaktı. Farklı bölgelerdeki mitinglere topluca katılan, kollektif çabanın sonuçlarını alabilen bir anlayış geliştirmiş ve eylem içinde olgunlaşmış bir yapıları vardı.

Özellikle işletmenin özelleştirilmesinden sonra işe alınan yeni kuşak işçiler ise, işveren tarafından olabildiğince seçmeye tabi tutulmuş ve eskiler gibi işyeri için “sorun” çıkartmayacakların alınmasına gayret edilmişti. Hatta, belli cemaatlerin etkisiyle alınan işçilerden bile bahsediliyordu.

Tüm bunlar ise eskiler ile yeniler arasında bir kopuşa da yol açıyordu. Ayrıca, söz konusu kopuş, eskiler ile yeniler arasındaki ücret dengesizliği nedeniyle maddi bir zemin de buluyordu.

İşte, Petkim, özelleştirme sonrası ilk kez bu kapsamda bir direniş yapıyor. Eskilerin çoğunun emekliliklerinin yaklaşması ve ücretlerin yüksek olması sendika için bir engel olarak görülüyordu. Yeni kuşak işçilerin eylem deneyimsizliği nedeniyle bu kapsamda bir mücadeleye uzak durmaları durumunda, yapılan çağrının ters etki yaratması gibi bir risk de taşıyan eylem şu ana kadar büyük bir başarıyla sürüyor.

Tesisi terk etmeme eylemi için fabrikaya kapanan işçilerin talebi, “ücret” gibi görünmesine rağmen, asıl olarak Petkim’in mücadele deneyiminin yeni kuşak işçilerce de benimsenmesi gibi bir sonuç doğuracak.

Eskiler lojman hakkı için bazen yıllarca sıra beklerken, işveren yeni alınan işçilere daha kadroya alındıkları gün lojman vermişti. İşyerinin geleceği sizlersiniz diyerek yeni işçileri özel olarak “işyeri aidiyeti” ile donatmaya çalışmıştı. Farklı yönetim teknikleri kullanarak yenilerin sendikadan uzaklaşmasına ve esas olarak işverene bağlı olmalarına gayret etmişti.

İşte, eyleme büyük bir disiplinle katılan, sendikanın çağrısına uyarak meşru direniş haklarını kullanan işçilere karşı işveren tüm bu silahları kullandı. Lojmanı, işe alınma biçimlerini hatırlatan ve sadece yeni kuşak işçileri muhatap alan mektuplar yazarak “diyet” imasında bulunması, ters etki yaratmış görünüyor.

22 Temmuz itibariyle hâlen devam eden eylemin sonucunda işçilerin taleplerinin yerine getirilip getirilmeyeceği henüz belli değil. Ancak, Petkim işçileri arasındaki yapay kuşak farkının ortadan kalkması ve eskilerle yenilerin aynı hedef için ortak mücadele içine girmeleri bile büyük bir başarı sayılacaktır.

Daha önce pek çok başarılı yönetici yetiştiren, Tüpraş’la birlikte Aliağa’nın temel ekonomik gücünü oluşturan Petkim işçilerinin yeni dönemde de sermaye için uysal kuzu olmayacağının anlaşılması bile işçi sınıfı mücadelesi için başarıdır.

İzmir’de, Aliağa’da bulunan tüm dostlarımızın Petkim işçilerinin mücadelesine katkı sunmasını bekliyoruz. Eylem öğretiyor. En pasif işçiye bile devrimci bir dönüşüm yaşatıyor. Patronların gerçek yüzünü açığa çıkartıyor.

İşçi sınıfının disiplinini taşıyan öncü dostlarımızın işçilerle konuşması, işçilerle el ele davranması kişisel hayatlarında devrimci bir dönüşüm yaşayan Petkim’li işçilerin bu dönüşümü toplumsal hayata da yansıtmalarını hızlandıracaktır.


II

Direnen Petkim İşçisi Yenilmez

20 Temmuz 2011 tarihinden beri direnişte bulunan Petkim işçileri, toplu sözleşmelerinin 2077 işçi için imzalanmasını sağladılar. Sendikanın ısrarla üzerinde durduğu, özellikle yeni işçilere daha fazla hak tanınması ve böylece ücret dengesizliğinin kısmen giderilmesi talebi 4 günlük kararlı bir direnişin ardından kazanıldı.

Petkim’i özelleştirildikten sonra eline geçiren Socar şirketi uzun vadeli bir programla sendikayı yok etme, en azından etkisiz hâle getirme stratejisi geliştirmişti. Çok uzun yıllar boyunca özelleştirmeye karşı mücadele içinde yetişmiş ve özgüveni yüksek eski kuşak işçilerin önemli bir bölümünün emekliliği yaklaşmıştı. Ayrıca, eski işçilerin yüksek ücretlerinden dolayı da uzun süreli bir mücadeleye hayır diyecekleri bekleniyordu. Şirket de, sendikayı etkisizleştirme stratejisini, öncelikle eski işçilerin bu psikolojisine, sonra da doğrudan yöneticilerin aracılığıyla işe alınan ve yoğun bir propaganda eğitiminden geçirilip işletmeye bağlı hâle getirilen yeni kuşak işçileri gözeterek yürütüyordu.

Yeni işçiler lojman sahibiydi; bu onları işverene karşı daha yumuşak yapar diye umuluyordu. Eskilere karşı sürekli bir kötüleme kampanyası yürütülüyordu. Böylece bir arada hareket edemezler sanılıyordu. Yenilerin cebinde yöneticilerin telefonları bulunuyordu. Sorunlarını temsilcileri değil, yöneticileri aracılığıyla çözmeleri teşvik ediliyordu.

Tüm bunların haricinde, Petkim, grev yasağı bulunan işyerlerinden biriydi.

İşveren bu koşulları bütünüyle kendi lehine yorumlayıp toplu sözleşmede kendi koşullarını dayatmıştı.

Sendikanın aldığı riskli “işyerini terk etmeme” kararı, bu nedenle bıçak sırtı bir nitelikteydi. Çünkü, eski kuşakların motivasyon eksikliği, yenilerin de radikal bir eylem türünden çekinip itiraz etmeleri durumunda oluşacak bir başarısızlık, sendikanın mevcudiyetinin bile sorgulanmasına yol açabilirdi.

Fakat, işverenin bütün beklentileri boşa çıktı.

Eskiler, geçmişteki heyecanla olmasa da sendikanın kararına bütünüyle uydular. Yeni kuşak işçiler arasındaki dindarı, sağcısı, siyasete ilgisiz olanı, işveren tarafından işe yerleştirilmiş bulunanı, cemaat ilişkisi ile iş bulmuş olanları dahil, eyleme ilk günden itirazsız katıldılar ve günler boyunca verilen görevleri yerine getirdiler.

İşçilerin kararlılığı, grev yasağı olmasına rağmen üretimin fiilen durma noktasına getirilmesi, siyasi çevrelerin ve işçi örgütlerinin de Petkim işçisiyle dayanışma içine girmesi ve bu dayanışmanın giderek ivme kazanması işvereni sonunda pes ettirdi. İmzalanan sözleşme özellikle 2006 sonrası işe giren bine yakın işçinin durumunu düzeltiyor. İş değerlendirmesinin sendikanın istediği biçimde yapılması kabul ediliyor. İşyerinde eski ile yeni işçiler arasında büyük bir güvensizliğe yol açan ücret dengesizliği kısmen gideriliyor.

Fakat, ücretlere veya sosyal haklara alınan maddi kazanımlardan çok daha önemli bir husus var: Eskisiyle yenisiyle bütün işçiler, mücadelenin kazanım sağladığını anladılar. Bir kısmı yeniden hatırladı. Bir kısmı öğrenmiş oldu.

Bir kez daha kanıtlandı ki, mücadele özgüven sağlar. Eylem özgürleştirir. Önce ruhlarını, sonra beyinlerini özgürleştirir. Özgür insan boyun eğmez.

Yeni kuşak işçiler, Petkim’de kuşaktan kuşağa oluşan mücadele birikimine kendi yaşadıklarını da katacaklar gibi görünüyor. Dünkü işveren yanlısı işçilerin yarınlarda birer işçi militanı gibi davranma potansiyeli taşıdıkları unutulmamalıdır.

Petkim işçisi yalnız değildir, demiştik. Petkim işçilerini ve Türkiye’nin bütün emekçilerini işçi sınıfı partisi saflarına katmak görevi önümüzde duruyor.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Petrol‑İş Sendikasında Yeni Bir Dönem
 Petkim Dersleri
 Zavallı Hâle Gelen Türk‑İş Yönetimi
 Torbadan Neler Çıktı
 Yeni “Sendikalar Yasası” Ne Getiriyor?
 ÖDP, EMEP, SİP ve Küresel BAK Nereye?
 Mustafa Özbek Patron mudur, Sendikacı mıdır?
 Saat Geri Dönmüyor
 Doğuşundan Günümüze 1 Mayıs
 Türk-İş AKP’nin Arka Bahçesi Mi?
 İşçi Sınıfının Mücadelesi
 Tüpraş Halkındır, Gasp Edemeyeceksiniz
 Sendikal Hareketin Baraj Sorunu
 Karanlık yılların panoraması: Güven
 Sendika Genel Kurullarının Gösterdiği
Yeni Umutlar


 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS