Sosyalist Dergi: 26 |  ÜRÜN |
Gündemden

Ülke ve dünya gündeminde yer alan önemli konulara ilişkin olarak Ürün'ün çeşitli tarihlerde yaptığı değerlendirme ve açıklamaları sunuyoruz.

Obama Evine Dön

5 Nisan 2009




ABD’nin yeni başkanı Barack Hüseyin Obama bugün Türkiye’ye geliyor.

Büyük kapitalist şirketlerin egemenliğine iman etmiş George Walker Bush’un saldırı savaşları, işgalleri, soykırımları, ırkçılığı, küstahlığı, cehaleti, bağnazlığı ile insana “bundan daha kötüsü olamaz” dedirten 8 yıllık yönetiminden sonra, üniversite mezuniyetinin hemen ardından sendika avukatlığı yapmış, karaderili ve alçakgönüllü bir aydının ABD’nin başına geçmesi dünyada ve Türkiye’de olaylara sınıfsal gerçekler açısından bakmayanlar arasında büyük bir coşku yaratmıştı.

Oysa Obama’nın dünyanın en güçlü kapitalist devletinin başına Amerikan büyük şirketlerinin ve kontrollerindeki büyük medyanın yaygın onayı ve desteğiyle geçtiğini, bu onay ve desteğin Bush döneminde ipliği iyice pazara çıkmış emperyalist, sömürgeci, siyonist ve militarist politikaları daha sevimli bir yüzle pazarlaması karşılığında kendisine verildiğini bilenler, bütün dünyada kitlelere pompalanan safça hayallere karşı sabırla uyarıda bulunmuşlardı. Onun dünyanın gelmiş geçmiş en yaygın emperyalist savaş makinesine kumanda edeceğini, içte ve dışta Amerikan politikalarına yön veren kapitalist tekellerin çıkarlarına hizmet sunacağını, Amerikan banka-sanayi-ordu sisteminin temsilcisi olacağını açıklamışlardı.

Obama Beyaz Ev’e büyük tekellerin, militaristlerin ve siyonistlerin gözdelerinden oluşan bir kadroyla geldi. “Amerika’nın dünya liderliği rolünü sağlamlaştırma”yı bütün politikalarının temel hedefi olarak gördüğünü ve Amerika’nın bu rolünden gurur duyduğunu açıkladı.

Ekonomide önceliği iddia ettiği gibi sade halka değil, büyük bankalara ve sanayi şirketlerine verdi. Trilyonlarca doları örgütlü soyguncuları kurtarmaya ayırdı.

İnsan haklarına ve uluslararası hukuka saygılı olacağı konusundaki sözlerini çiğnedi. Yüzkarası Guantanamo esir kampını derhal kapatmaktan bile vazgeçip bir yıllık bir geçiş dönemi koydu, yıllardır işkence altında tutulan esirleri salıvermedi. “Terörle savaş” gerekçesiyle Bush gibi “gizli hapishaneler” kurmayı onaylamayacağını ama “terör elebaşları söz konusu olursa” dünyanın herhangi bir yerinden insan kaçırma emrini vermekte tereddüt etmeyeceğini açıkladı.

Irak’tan çekilme sözünü, uzun vadeye yaydığı ve kritik noktaları belirsiz bıraktığı bir çekilme planıyla geçiştirdi. Bush yönetiminin Irak’ta ciddi hatalar yaptığını ama Amerika’nın sonuçta bu ülkeye özgürlük götürdüğünü söyleme cüretinde bulundu. Yani yakın tarihin en vahşi sömürgeci işgalindeki soykırımı ve yıkımları yok sayabildi. İşgalin işbirlikçi kuklalarını “özgürlük aşığı dostlarımız” olarak niteledi, birlikleri vaktinden önce sorumsuzca çekerek “Iraklı dostlar”ını yüzüstü bırakamayacağını söyledi. Üstelik Irak’tan çekeceği muharip birlikleri Afganistan’a yollayacağını açıkladı.

Tıpkı Bush gibi, Afganistan ile Pakistan’ı tek bir savaş bölgesi sayma politikası güdeceğini açıkladı. Fiilen de savaşı yaydı, Pakistan içlerindeki sivil hedefleri vurmaya hız verdi. Amerikan ordu belgelerinde Afganistan ve Pakistan artık AfPak kısaltmasıyla tek bir cephe olarak geçiyor.

Sosyalizmin, bağımsızlığın ve demokrasinin düşmanı, dünya kapitalizminin vurucu askerî gücü NATO’nun 60. yıl zirvesinde örgütü güçlendirmek için elinden geleni yapacağını ilan etti.

İşgal altındaki Filistin halkının meşru ulusal haklarını hiçe saydı, İsrail’e sonsuza dek destek vereceğini belirtti.

İşte Obama henüz kısacık yönetimine bütün bunları sığdırarak geliyor. Obama açıklamaları ve eylemleriyle sade halkın kaderine ilgi duymayan, büyük patronların hizmetkârı ilkesiz bir politikacı olduğunu ortaya koydu. Bush’un çizmelerini giydiğini, Amerikan kapitalizminin elebaşı, emperyalizmin başkomutanı, siyonizmin koruyucusu, dünya halklarının düşmanı rolünü seve seve üstlendiğini kanıtladı. Bu rolüyle Türkiye’ye de, işbirlikçi kapitalistlerin, militaristlerin ve gericilerin dostu, emekçi halkların düşmanı olarak, ülkeyi Amerikan savaş makinesine daha sıkı bağlamak üzere geliyor.

Türkiye halkları konukseverdir ama bütün dünya halkları gibi, sömürücülere karşı öfke duyar, onlara ders vermenin insanlık görevi olduğunu bilir. Bush’un rolünü üstlenenler tabii ki Bush gibi karşılanmaya layıktır. Yanki’lerin yeni şefini de eski şefleri gibi protesto ediyoruz. Hep birlikte haykırıyoruz: Go home Yankee! Evine dön Obama, topraklarımızı derhal terk et!


Yaşasın Newroz / Newroz Piroz Be

21 Mart 2009

Bugün 21 Mart, Kürt halkının ulusal günü Newroz. Kürt halkı zalim hükümdar Dehak’a karşı Demirci Kawa’nın yaktığı isyan ateşini çağlar boyunca taşıyarak bugüne getirdi. Bugün ise eşitlik ve özgürlük mücadelesinin şiddet ve hile yoluyla bastırılması komplosuna karşı topyekûn direniyor.

Militarist klik ile ABD emperyalizminin tezgâhladığı bu komplo AKP, Fethullah hareketi ve Irak Kürdistan Bölge Yönetimi’nin işbirliği ile sahneye konuluyor. Bu komployu mahkûm ediyor, Kürt ulusal hareketinin eşitlik ve özgürlük, anayasal haklar ve genel af talebini destekliyoruz.

21 Mart aynı zamanda Batı ve Orta Asya halklarının Nevruz bayramı olduğu gibi, Birleşmiş Milletler kararıyla Dünya Irkçılıkla Mücadele Günü olarak da kutlanıyor. Bu niteliğiyle 21 Mart hem Kürt halkının özgürlüğünü, hem bölge ve dünya halklarının kardeşliğini simgeleyen enternasyonal bir dayanışma günüdür. Kürt halkının ulusal gününü ve bölge halklarının bayramını bu anlayışla kutluyoruz.


12 Mart Darbesinin 38. Yıldönümü

12 Mart 2009


Bundan 38 yıl önce Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçi tekelci burjuvazi askerî cuntaya 12 Mart 1971 Muhtırasını verdirerek silahlı kuvvetleri işçi sınıfının, emekçilerin, gençliğin, aydınların ve Kürt uyanış hareketinin üzerine sürmüştü.

12 Mart faşizmi, İstanbul ve çevresinde 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’ni gerçekleştiren işçi sınıfının öncülerini, dönemin devrimci sendikal örgütü DİSK yöneticilerini, sosyalizme yönelen devrimci gençlik önderlerini, genç devrimci subayları, Kürt uyanışının öncülerini, ülkenin her yanında bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm isteyen öğretmenleri ve aydınları sıkıyönetim ilan ederek tutukladı ve işkenceden geçirdi. Komünizm düşmanlığını resmî felsefe hâline getirdi. Legal sosyalist parti Türkiye İşçi Partisi TİP’i kapattı. Devrimci öğrencilerin kitle örgütü Türkiye Devrimci Gençlik Örgütü DEV-GENÇ ile öğretmenlerin kitle örgütü Türkiye Öğretmenler Sendikası TÖS’ü yasakladı. Sinan Cemgil ve yoldaşları ile Mahir Çayan ve yoldaşlarını vurarak, Deniz Gezmiş ve iki yoldaşını asarak, İbrahim Kaypakkaya’yı işkence ederek öldürdü. 1961 Anayasası’nı kökünden budayarak özgürlükleri kuşa çevirdi. Başlangıçta sadece meslek okulu statüsünde olan İmam Hatip okullarına lise statüsü vererek dinci gericiliğin yaygınlaştırılması yolunda önemli bir adım attı.

1960’ların görkemli devrimci yükselişini boğmak üzere tezgâhlanan 12 Mart rejimi 1974’ten itibaren toplumun ve devletin en ince noktalarına kadar nüfuz eden çok daha güçlü ve kapsamlı yeni devrimci yükselişin başlamasıyla kalıcı olamadı.

Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçi tekelci burjuvazi görkemli 1970’leri, dünya gericiliğinin neoliberal saldırısının eşliğinde ancak 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle durduracaktı.

1960’ların devrimci yükselişinin işçi sınıfı ve dostları için 1970’lerin devrimci atılımının provası olması gibi, kapitalist egemenler açısından 12 Mart rejimi çok daha köklü 12 Eylül rejiminin bir provası oldu.

Kapitalist krizin dünyada ve Türkiye’de ağırlaşarak büyük bir depresyona dönüştüğü günümüzde, işçi sınıfının öncüleri ve dostları 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerinden dersler çıkarıyor. Ülkeyi ve dünyayı derin bir felakete sürükleyerek meşruiyetini yitiren kapitalizmin ve emperyalizmin kökünü kazıyacak devrim bilincini halk kitlelerine sabırla taşımaya çalışıyor.


Yeni Bir Dünya İçin 8 Mart

8 Mart 2009


8 Mart, kapitalizme ve erkek egemenliğine karşı kadın erkek eşitliği, eşit işe eşit ücret, sömürüsüz ve savaşsız bir dünya isteyen sosyalist kadın hareketinin ve Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilen Ekim Devrimi’nin insanlığa mirasıdır. Bu günü mitinglerde, grev çadırlarında, bilinçlenme ve örgütlenme çalışmalarında, fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, bürolarda, evlerde, ovalarda ve dağlarda yaşatan bütün kadınlara selam olsun.

Sömürü ve baskı altında tutulan kadınların dayanışması, insanlığın yarısının harekete geçmesi demektir. Kadınların kurtuluşu hareketi işçi sınıfı hareketiyle birleştiğinde yıkılmaz bir güce dönüşür ve herkese özgür, eşit, insanca ve kardeşçe yaşamanın yolunu açacak devrimin önemli bir bileşeni olur.

8 Mart eşitliktir, özgürlüktür, dayanışmadır, kardeşliktir, adalettir, barıştır. 8 Mart, bağımsızlıktır, haksızlığa boyun eğmemektir, köleliğe başkaldırıdır. Ev içinde de, ev dışında da; işyerinde de, siyasette de, yaşamın her alanında ikinci sınıf olmayı reddetmek demektir.

8 Mart büyük insanlığın yarısının kurtuluşunu simgeler ve kadın erkek, yerli yabancı, o halk bu halk demeden, bütün dillerin, kültürlerin, kıtaların özgür ve eşit bir dünyada emeğin kardeşliğinde bir araya gelmesini müjdeler.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

 
Yazarın Diğer Yazıları
 Açıklama
 TKP Tüzük Taslağı
 TKP Program Taslağı
 TKP Yasal Kuruluş Hazırlık Konferansı Sonuç Bildirisi
 Tarihimizden
 Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor
 Emperyalist Savaş Blokunun Pirus Zaferi
 Merhaba
 Dünya Komünist ve İşçi Hareketinden: Yunanistan Komünist Partisi Programı - II
 Gündemden
 Norveç’te Faşist Katliam
 15‑16 Haziran 1970’in Derslerini Tartıştık
 15-16 Haziran
 Ortadoğu'dan
 Selamlaşma

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS