Sosyalist Dergi: 16 |  Unutma Köşesi |
Doğu Halkları Komünist Örgütlerinin İkinci Tüm-Rusya Kongresi’nde Söylev

LENİN
22 Kasım 1919

YOLDAŞLAR,
Doğunun müslüman örgütlerini temsil eden komünist yoldaşların bu kongresini selamlamak ve Rusya’da ve tüm dünyada görülen durum hakkında birkaç söz söylemek fırsatını bulduğum için çok memnunum. Konuşmamın konusu günümüzün olaylarıdır. Bana öyle geliyor ki, günümüz olaylarının en önemli yanı, Doğu halklarının emperyalizme karşı tutumu ve o halklar içinde görülen devrimci harekettir. Apaçık olan gerçek şudur: Doğu halklarının bu devrimci hareketi, enternasyonal emperyalizme karşı ancak ve ancak bizim Sovyet Cumhuriyetimizin devrimci savaşımıyla yakın bir birlik içinde olduğu takdirde etkin bir biçimde gelişebilir, başarıya ulaşabilir. Geri kalmışlığı, topraklarının genişliği, Asya ile Avrupa, Doğu ile Batı arasında bir sınır bölgesi oluşunun yanısıra daha başka birçok nedenden ötürü, Rusya, emperyalizme karşı dünyanın verdiği savaşımın öncüsü olmanın bütün ağırlığını taşımak zorunda kalmıştır -biz, bunu büyük bir onur sayıyoruz. Yakın geleceğe ait gelişmelerin tüm doğrultusu enternasyonal emperyalizme karşı verilecek savaşımın daha geniş, daha zorlu olacağını ve Sovyet Cumhuriyetinin, Almanya, Fransa, Britanya ve ABD’nin birleşik emperyalizminin kuvvetlerine karşı vereceği savaşımla kaçınılmaz olarak ilişkili olacağını gösteriyor. [...]
Kızılordunun başarısı, savaşımı ve kazandığı zaferin tarihi, sanırım, Doğunun bütün halkları için devcesine ve çağsal bir anlam taşıyacaktır. Doğunun halkları zayıf olabilirler. Savaşımda teknolojinin ve askerlik sanatının bütün harikalarını kullanan Avrupalı zalimler yenilmez görünebilir. Ama gene de, yalnızca enternasyonal devrim olasılığı açısından değil, Asya’da, Sibirya’da kazanılan askeri deneyim açısından ve bütün güçlü emperyalist ülkelerin silahlı istilasının acısını tatmış bir ülke olan Sovyet Cumhuriyetinin deneyimi açısından, çalışan ve sömürülen milyonlarca insanı ayağa kaldırmayı başarabilecek devrimci bir savaşın, Doğudaki halkların kurtuluşunu pratikte gerçekleştirebilecek potansiyeli ve mucizeleri içerdiği görülecektir. [...]
Sizler, çeşitli Doğu halklarının komünist örgütlerinin ve Komünist Partilerinin temsilcilerisiniz. Söylemem gerekiyor ki, Rus bolşevikleri, devrimin yeni yollarını ateşlemek gibi aşırı ölçüde güç, ama bir o kadar da soylu bir görevi yüklenerek, eski emperyalizmde bir yarık açmayı başardılar, buna karşılık, Doğunun emekçi halkının temsilcileri, sizleri daha da büyük, daha da yeni bir görev bekliyor. Gittikçe daha iyi anlaşılıyor ki, bütün dünya için gerçekleşmesi yakın olan sosyalist devrim, herbir ülke proletaryasının kendi burjuvazisi karşısında zafer elde etmesinden ibaret bir şey değildir. Devrimler kolayca ve çabucak gelebilseydi, bu olası olurdu. Biliyoruz ki, emperyalistler buna izin vermeyeceklerdir; bütün ülkeler, kendi yerli bolşevizmlerine karşı silahlanmışlardır; tek düşünceleri bolşevizmi ülke içinde nasıl alt edecekleridir. Her ülkede bir iç savaş kaynaşması -ki eski sosyalist uzlaşmacılar kendi burjuvazilerinin yanında yeralmaktalar- olması bundandır. Bu durumda, sosyalist devrim, yalnızca ya da esas olarak, herbir ülkede devrimci proletaryanın kendi burjuvazisine karşı savaşımı şeklinde olmayacaktır -hayır, sosyalist devrim, emperyalistlerin ezdiği tüm sömürgeler ve ülkelerin, bütün bağımlı ülkelerin, enternasyonal emperyalizme karşı savaşımı olacaktır. Geçen mart ayında kabul ettiğimiz parti programında, dünya toplumsal devriminin yakına gelişini tanımlarken, emekçi halkın bütün ileri ülkelerde emperyalistlere ve sömürgecilere karşı iç savaşının, enternasyonal emperyalizme karşı ulusal savaşlarla biraraya gelmeye başladığını belirttik. Devrimin tuttuğu yol bunu doğruladı, zaman geçtikçe daha da doğrulanacak. Doğuda da aynı şey olacak.
Doğuda halk yığınlarının, yeni yaşamın kurucuları, bağımsız üyeleri olarak ayağa kalkacaklarını biliyoruz. Çünkü şimdiye dek emperyalist siyasetin konusu olan ve yalnızca kapitalist kültürle uygarlığın verimini arttırıcı bir şey olarak varolagelen bağımlı ülkelerde yaşayan yüzmilyonlarca insan var. sömürgelerin yönetimini şuna buna dağıtmaktan sözettikleri zaman, bunun yağma ve çapul için yönetimi vermek olduğunu, dünya nüfusunun önemsiz bir parçasına, yeryüzü nüfusunun çoğunluğunu sömürme hakkını vermek demek olduğunu çok iyi biliyoruz. 20. yüzyılın başına kadar bağımsız devrimci bir güç haline gelemediği için tarihsel gelişme yörüngesinin tamamen dışında kalan bu çoğunluk, bildiğimiz gibi, o zamandan beri böyle pasif bir rolde kalmaktan sıyrılmış bulunuyor. Biliyoruz ki, 1905’i, Türkiye’de, İran’da ve Çin’de devrimler izledi; Hindistan’da devrimci bir hareket gelişti. Emperyalist savaş da devrimci hareketin büyümesine katkıda bulundu. Çünkü Avrupalı emperyalistler, sömürge birliklerini kendi savaşlarında kullanmak zorunda kalmışlardı. Emperyalist savaş, Doğuyu da ayağa kaldırdı ve Doğu halkını uluslararası siyasetin içine çekti. Britanya ile Fransa sömürge halklarını silahlandırdılar ve böylece o insanların askeri teknik ve günün en yeni makineleri hakkında bilgi sahibi olmasına yardım ettiler. Bu bilgiyi, o insanlar, emperyalist takıma karşı kullanacak. Çağdaş devrimde Doğuyu uyandırma döneminin yerini şimdi başka bir dönem almaya başlıyor. Bu dönemde tüm dünyanın yazgısını çizme işine bütün Doğu halkları katılacaktır. böylelikle yalnızca başkalarını zengin etme aracı olmaktan çıkacaklardır. Doğu halkları, giderek, pratik hareketin, bütün insanlığın yazgısını çizme işine bütün ulusların katılması gereğinin bilincine eriyorlar.
Dünya devriminin -ki başlangıcına bakılırsa, daha birçok yıl sürecek ve çok çabayı gerektirecek- gelişme tarihinde, devrimci savaşımda, devrimci harekette size büyük bir rol düşeceğini ve enternasyonal emperyalizme karşı verdiğimiz savaşta bizimle kaynaşmanızın isteneceğini düşünmemin nedeni işte budur. Enternasyonal devrime katılmanız, sizi karmaşık ve güç bir görevle yüzyüze getirecektir. Bu görevin yapılması, ortak başarımız için temel olacaktır. Çünkü halkın çoğunluğu ilk kez bağımsız olarak davranmaktadır ve enternasyonal emperyalizmi devirme savaşında aktif bir öğe olacaktır.
Doğu halklarının çoğunluğu, Avrupa’daki en geri ülkeden, Rusya’dan daha kötü durumdadır. Ama feodal kalıntılarla kapitalizme karşı savaşımımızda, biz, Rus köylüleriyle işçilerini birleştirmeyi başardık; zaferimizin bu kadar kolay olması, kapitalizme ve feodalizme karşı işçilerle köylülerin birleşmesinden ötürüydü. Burada Doğu halklarıyla konuşmak özellikle önem taşıyor. Çünkü Doğu halklarının çoğunluğu, emekçi halkın -kapitalist fabrika okulundan geçmiş işçilerin değil- ortaçağ zulmünün mağdurları olan emekçi ve sömürülen köylü yığınlarının tipik temsilcileridirler. Proleterlerin kapitalizmi yenilgiye uğrattıktan ve emekçi geniş köylü yığınlarıyla birleştikten sonra, ortaçağ zulmüne karşı nasıl zafer kazandıklarını, Rus devrimi göstermiştir. Bizim Sovyet Cumhuriyetimiz şimdi, Doğunun uyanan bütün halklarını biraraya toplamalı ve onlarla birlikte enternasyonal emperyalizme karşı bir savaş vermelidir.
Bu açıdan bakıldığında, sizleri, daha önce dünya komünistlerinin karşılaşmadığı bir görev bekliyor: Komünizmin genel teori ve pratiğine dayanarak, kendinizi, Avrupa ülkelerinde var olmayan özel koşullara uyarlamalısınız; bu teori ve pratiği, nüfusun çoğunluğunun köylü olduğu ve görevin kapitalizme karşı değil, ama ortaçağın kalıntılarına karşı savaşım verme şeklinde belirdiği koşullara uygulayabilmelisiniz. Bu güç ve özel bir görevdir, ama yerine getirilmeye değer bir görevdir. Çünkü, savaşımda şimdiye dek yeralmamış olan halk yığınları, artık o savaşımın içine çekilmeye başlanıyor. Ayrıca Doğudaki komünist hücreleri örgütü, size Üçüncü Enternasyonalle yakın ilişki içinde olma fırsatını vermektedir. Sizler, dünyanın en ileri proleterleri ile Doğunun sömürülen emekçi yığınları -ki koşulları çoğu zaman ortaçağ koşuludur- arasında böyle bir ittifak için özel biçimler bulabilirsiniz. Sizin büyük ülkelerde büyük çapta yapacağınız işi, biz ülkemizde daha ufak çapta gerçekleştirdik. Bu görevi, umarım başarıyla yerine getireceksiniz. Burada temsilcisi olduğunuz Doğudaki komünist örgütler aracılığıyla ileri devrimci proletaryayla temas halindesiniz, göreviniz komünist propagandanın her ülkede halkın anladığı dilde sürdürülmesini sağlamaktır.
Çok açık bir gerçek ki, kesin zafer, ancak dünyanın tüm ileri ülkelerindeki proletarya tarafından kazanılabilir. Biz Ruslar, İngiliz, Fransız ya da Alman proletaryasının sağlamlaştıracağı bir işe başlıyoruz. Ama, ezilen tüm sömürge uluslarının, hepsinin önünde de Doğu uluslarının emekçi halklarının yardımı olmaksızın zafer elde edemeyeceklerini de biliyoruz. Komünizme geçişin, yalnızca öncü tarafından gerçekleştirilemeyeceğini bilmeliyiz. Hedef, emekçi yığınları, ulaştıkları düzey ne olursa olsun, devrimci eyleme, bağımsız eyleme sokmak ve örgütlemektir; daha ileri ülkelerin komünistleri için düşünülmüş olan gerçek komünist öğretiyi, her halkın diline aktarmaktır; derhal yerine getirilmesi gereken bu görevleri yapmak ve ortak savaşımda öteki ülkelerin proleterleriyle birleşmektir.
İşte sorunlar bunlar. Bu sorunların çözümünü herhangi bir kitapta bulamayacaksınız, ancak, Rusya tarafından başlatılmış olan ortak savaşımda bulacaksınız. Sorunu, ancak kendi bağımsız deneyiminizle göğüsleyecek ve çözeceksiniz. Bu çabanızda, size, bir yandan öteki ülkelerin emekçi halkının öncüsüyle kuracağınız yakın ittifak yoluyla, bir yandan da burada temsil ettiğiniz Doğu halklarına doğru bir yaklaşımın bulunabilmesiyle yardım edilecektir. Doğu halkları arasında, uyanan, uyanması gereken ve tarihsel yönden haklı olan burjuva ulusalcılığı temeline dayanmanız gerekecek. Ama aynı zamanda, her ülkenin sömürülen emekçi yığınlarına ulaşmalı ve onlara, anladıkları dilde, tek kurtuluş umutlarının, enternasyonal devrimin zaferine bağlı olduğunu, Doğunun sömürülen yüzmilyonlarca halkının tek dostunun enternasyonal proletarya olduğunu söylemelisiniz.
Karşınızda duran engin görev işte bu. Devrim çağı ve -hiç kuşkusuz- devrimci hareketin büyümesi sayesinde bu görev, Doğunun komünist örgütlerinin ortak çabası sonucu, başarıyla yerine getirilecek ve enternasyonal emperyalizme karşı kazanılacak tam bir zaferle taçlandırılacaktır.
Toplu Eserler, Cilt 30, s. 151-162.
RKP(B) Merkez Yönetim Kurulu Bülteni No. 9, 20 Aralık 1919

(Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları, Sol Yayınları, Ekim 1993)


 
Yazarın Diğer Yazıları
 Onbeşler yaşıyor, savaşıyor!
 TARİHİMİZDEN : 14 EKİM 1979 SEÇİM KAMPANYASI
 İbrahim Güzelce
 Doğu Halkları Komünist Örgütlerinin İkinci Tüm-Rusya Kongresi’nde Söylev
 UNUTMA
 Unutma
 İsmail Yılmaz’ı Unutmayacağız
 Yiğit İşçi Önderi Güzelce’yi Andık

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS