Yoldaşların Adı Örgütlü Mücadelemizde Yaşıyor!
    
İnsanlığın en büyük dâvasını sevdiler, dövüştüler, yaşadılar!
Sömürüsüz, savaşsız, sınırsız yeni bir aleme ulaşma kavgasında yitirdiğimiz yoldaşlarımızdan Mustafa Asım Hayrullahoğlu (Deniz Yoldaş), İsmail Bilen, Talip Öztürk ve Ali İhsan Özgür yoldaşları 16 Kasım 2008’de andık.
Birlik Dayanışma Hareketi (BDH) emekçileri ile ilerici gençlerin de katıldığı ve saat 11.00’de Kulaksız Mezarlığı’nda Mustafa Asım Hayrullahoğlu (Deniz Yoldaş)’ın mezarı başında yapılan anma törenimiz, devrim şehitleri için saygı duruşu ve Enternasyonal Marşı’yla başladı. Enternasyonal Marşı’nın ardından hayatını işçi sınıfının mücadelesine adamış Mustafa Asım Hayrullahoğlu ve İsmail Bilen ile ilgili konuşmalar yapıldı.
Mustafa Asım Hayrullahoğlu’nun yorulmak bilmez, yiğit ve örgütçü çabalarından bahsedildi. Yaşamının son dakikasına kadar aldığı görevleri cesurca ve özveriyle yerine getirme alışkanlığı vurgulanırken, inancını sonuna kadar koruyan ve yaşamıyla da gelecek devrimcilere örnek bir komünist olduğuna değinildi.
İsmail Bilen ile ilgili yapılan konuşmalarda ise Bilen yoldaşın tükenmez çalışma azmi, kavgasına hayatını adamışlığı, yazdıkları, yaptıklarıyla yolumuza ışık tuttuğu belirtildi. 73 Atılımı’nın hazırlanmasında ve TKP’nin işçi sınıfının öncü gücü olmasındaki yadsınmaz rolüne değinildi. Anma kızıl karanfillerle süslenen mezarlığın önünde TKP Marşı’nın hep bir ağızdan söylenmesiyle son buldu.

Talip Öztürk ve Ali İhsan Özgür de Unutulmadı!
Hayrullahoğlu ve Bilen yoldaşların anmasının ardından Topkapı Kozlu Mezarlığı’nda saat 12.30’da Talip Öztürk yoldaşımızı da andık. Birlik Dayanışma Hareketinde yer alarak ilerici öğretmen hareketinin işçi sınıfının yolunda gelişmesini sağlayanlardan olan Talip Hoca’nın ilerici öğretmen hareketindeki rolüne ve örnek komünist kişiliğine değinildi. İlkay ve İlkin öğretmenlerle birlikte Talip Öztürk’ün öğretmen arkadaşlarının da katıldığı anma parti marşıyla sonlandı.
Talip Hoca’nın ardından aynı mezarlıktaki Ali İhsan Özgür’ün mezarı da ziyaret edildi. TKP’nin 80 öncesindeki yayın organlarından Savaş Yolu dergisinin kuruluşunda sorumlu yazı işleri müdürlüğü yapan yoldaş, faşistler tarafından kaçırılıp, işkenceyle öldürülmüştü. Anmada İletişim Fakültesi’nden ilerici öğrenciler adına konuşan bir genç arkadaşımız da sadece mezar anmalarıyla yetinmediklerini, onları alanlarda, işyerlerinde ve okullarda mücadele içinde yaşattıklarını belirtti. Kendi okullarında Ali İhsan Özgür’ün mücadelesini genç iletişimcilere anlattıklarını söyleyen ilerici gençler, Özgür’ü örnek alan genç basın emekçilerinin sayısının günden güne çoğaldığını belirttiler.
Kavga seslerini okullara, fabrikalara, tarlalara yayan ve yaşamlarının son anına kadar sınıfın kızıl bayrağını dalgalandıran yoldaşlarımıza verdiğimiz sözümüzü yineledik. Anıları mücadelemizde yaşayan bu yiğit yoldaşlarımızdan aldığımız bayrağı daha da yükseltiyoruz, yükselteceğiz. İşçi sınıfı Bilenlerini, Hayrullahoğullarını, Talip Hocalarını, Özgürlerini yaratmaya devam ediyor, kavgayı zafere doğru taşıyor.
TKP yaşıyor, savaşıyor!  


Bozışık Yoldaş Ölümünün 10. yılında Mezarı Başında Anıldı

27 Ağustos 2008’de, Ürün Sosyalist Dergi okurları ve dostları olarak, Ürün yazarlarından Mehmet Bozışık yoldaşı, ölümünün 10. yılında Feriköy’deki mezarı başında andık. Anmaya “Yolumuz işçi sınıfının yoludur” diyen TÜM-İGD’li ilerici gençler ve Birlik Dayanışma Hareketi emekçileri de katıldı.
Anma, saat 11.00’de mezarlık girişinde yürüyüş kolunun oluşturulması ve “Mehmet Bozışık yaşıyor, savaşıyor”, “Mehmet Bozışık ölümsüzdür”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganları eşliğinde yapılan yürüyüşle başladı.
Mezarı başında Mehmet Bozışık ve tüm devrim şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından Bozışık’ın 97 yıllık yaşamından alıntılar aktarıldı. Yapılan konuşmalarda Ürün Sosyalist Dergi’nin çıkarılmasında büyük emeği geçen Boz Yoldaşın mücadeleye olan inancı, komünizme bağlılığı, karşılaştığı bütün zorluklara rağmen yılmaz azmi vurgulandı. Konuşmalarda ayrıca, Boz Yoldaşın yaşamının son anına kadar ettiği yemininden vazgeçmediği ve örnek yaşamıyla hayatın bir bölümünde değil, son nefese kadar mücadeleye devam edilerek ancak komünist olunabileceğini gösterdiği belirtildi.
Konuşmaların ardından anma, TKP Marşı’nın okunması ve karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.

Boz Yoldaş yaşıyor, savaşıyor!
Mücadeleye devam zaferimizin teminatıdır!


Süleyman Üstün Mezarı Başında Anıldı

İşçi sınıfının öğretmeni Süleyman Üstün, aramızdan ayrılışının birinci yıl dönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı.
19 Mayıs 2008 günü saat 11.00’de gerçekleştirilen anmaya Ürün Sosyalist Dergi, BDH, TÜM-İGD, Süleyman Üstün’ün son görev yaptığı sendika Petrol-İş ve ailesi katıldı. Anma Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın’ın konuşmasıyla başladı. Taşkın konuşmasında, Süleyman Üstün’ün çizdiği yolda mücadeleye devam edeceklerini vurgularken, mezarı başında toplanan gençlerin onun bayrağını taşıyacaklarını belirtti. Kendisi de dahil olmak üzere binlerce işçiye seminerler veren Süleyman Üstün’den aldığı derslerin hayatını derinden etkilediğini anlattı.
“İşçi sınıfının Süleymanı”nın mezarı başında eşi ve kızı da birer konuşma yaptılar. Eşi bir işçinin Süleyman Üstün’ün ölümü dolayısıyla yazdığı bir şiirini okurken kızı da Üstün’ün alçak gönüllü ve inatçı kişiliğini vurgulayan bir konuşma yaptı. Daha sonra TÜM-İGD adına konuşan temsilci de gençliğin Süleyman Üstün’den devraldıkları bayrağı gururla taşıdığını belirten bir konuşma yaptı.
“Tek başına mutluluk utanılacak bir şeydir” diyerek her zaman örgütlü mücadeleyi savunan Süleyman Üstün kapitalizme ve emperyalizme karşı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Onun dediği gibi “Biz kimsenin egemenliği altında olmamak için direnmeliyiz. Ve egemen, yurttaştır. Böyle bir sol, böyle bir aydın, böyle bir örgüt olmalıyız.”


Celalettin Kesim yoldaş unutulmadı, unutulmayacak! (1943-1980)

Çalışmak üzere Türkiye’den acı vatan Almanya’ya giden Celalettin Kesim, ölümünden birkaç yıl öncesine kadar Berlin’de Borsig fabrikasında tornacı olarak çalıştı. Tornacılığıyla onur duydu, alın terinin hakkını verdi, komünist oldu. Aynı onurla son dönemlerinde öğretmenlik hakkı aldı. Tornacı iken metal sendikasında, öğretmen iken öğretmenler sendikasında aktif sendikacılık yaptı.
Partinin en çalışkan üyelerinden biri olarak Berlin’de Türkiyeliler Merkezi’nin kuruluşunda önemli görevler üstlendi. Bu merkez daha sonraları kadro kaynaklarımızdan biri olarak büyük işlev görecekti.
Celalettin Kesim yoldaş, Partinin verdiği bütün görevleri her zamanki ciddiyetiyle yerine getiren, devrim için militanca mücadele yürütülmesi gerektiğini bilen bir kişiliğe sahipti. 5 Ocak 1980 sabahı da, diğer Berlinli yoldaşlarıyla birlikte ayak sesleri gelen faşist darbe tehlikesine karşı halkı uyaran bir bildiriyi tüm kente dağıtma ve gazete satışı yapma görevini üstlenmişti.
O günkü bildiri dağıtma ve gazete satma grupları, tüm kenti eşzamanlı dolaşabilmek için üçe ayrılmıştı. Celalettin yoldaşın içinde yer aldığı 20-25 kişilik gruba da Küçük İstanbul denen meydan düşmüştü. Bu meydan Türkiyeli yurttaşların en yoğun olduğu bir yerdi. Ancak Berlin’in en büyük Mevlana Camii de bu meydandaydı. O gün de orada dinci faşistler, ABD’nin emrine uyarak, Afganistan’a müdahale eden Sovyetler Birliğini protesto etmek üzere düzenleyecekleri mitingin toplantısını yapıyorlarmış. Celalettin Kesim’in içinde bulunduğu grup, işte böylesi gerilimli bir alanda dağıtım ve satış yapmaya başlamıştı.
O cumartesi gününün özelliği ise, daha bir gün önce, Cuma çıkışında, bu kez Türk Pazarı’nda bizim grup ile dinci faşistler karşı karşıya gelmişler; ama güçler birbirine denk olduğu için her iki grup da vuruşmaktan kaçınmış, sadece dalaşmakla yetinmişlerdi. İşte, bir bilgi eksiği, yetersiz kolaçan ve tedbirsizlik sonucunda, böylesi gergin bir ortama az kuvvetle, hem de takviyesiz olarak bildiri dağıtımına çıkılmıştı.
Bir anda Celalettin yoldaşın grubu, yüzlerce düşmanca tavırlı insanın arasında kalmıştı. O durumda bile hem bildiri dağıtımına, hem de slogan atmaya devam eden grubun çevresi giderek daralmaya başlamıştı. Bildiri dağıtan grup her ne kadar tehlikeden uzaklaşmak için hafif hafif gerilemeye başlasa da, yine de bir provokasyonun gelmesi an meselesiydi. Çünkü, o dönemde sol düşmanı bütün grupların içinde ajanların cirit attığı, özellikle mimlenmiş komünistleri bertaraf etmek için fırsat kolladıkları biliniyordu.
Sonuç olarak, bellerindeki silahları alenen taşıyan, Berlin polisinin yol vermesiyle iyice azgınlaşan kalabalıktan önce küçük sataşmalar, daha sonra sözle ve elle tacizler başladı. Yine de sırtlarını asla dönmeden ve asla kaçmadan küçük adımlarla daha kalabalık caddeye doğru gerileyen gruba bu esnada bıçakla saldırılar başlıyor. Tesadüfen spor yapan arkadaşlardan oluştuğu için, grup bu saldırıları çeviklikleri sayesinde ufak sıyrıklarla atlatıyor. Ancak, bu esnada birkaç parçaya bölünmüş olan gruptan Celalettin’in olduğu yer daha büyük bir saldırıya uğruyor ve ne yazık ki Celalettin, profesyonelce vurulmuş bir bıçak darbesiyle, kasığından yaralanıyor. Onun ve diğer bazı arkadaşların böylesine yaralanmasından sonra saldırgan güruh dağılıyor. Aynı saldırıda Berlin parti sekreteri de haftalarca hastanede kalacak kadar ağır bir şekilde yaralanıyor.
Hastane bir buçuk kilometre uzakta olduğu halde ambulansın gelmesi yarım saati buluyor. Ne yazık ki, ambulans yaralı arkadaşları hastaneye ulaştırdığında, Celalettin için artık çok geç olduğu anlaşılıyor.
Ömrünün bilinçli bütün bölümünü devrim ve sosyalizm mücadelesine adayan, bir partili olarak görev yapan, partinin verdiği bütün işleri küçük büyük demeden yiğitçe bir özveriyle yerine getiren, bu uğurda hayatını ortaya koyan Celalettin Kesim yoldaşın yaptıkları Türkiye’de gerçekleştireceğimiz sosyalist devrimimize çok şey kattı. O, bağırmadı, gidenleri çağırmadı. Başladığı işi bitirdi.
Anısı bize ışık tutuyor. Devrimin isimsiz kahramanları arasında enternasyonalist dayanışmayı bütün varlığıyla yerine getiren Celalettin Kesim gibi yoldaşlarımız en ön sıralarda yer alıyor.

Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm.
Celalettin Yoldaş unutulmadı, unutulmayacak.

 
Yazarın Diğer Yazıları
 Kemal Türkler’i Andık
 Kemal Türkler Yaşıyor, Savaşıyor!
 Unutma, Unutturma
 Harun Karadeniz’i Anıyoruz
 Canan Can Yoldaşımızı Kaybettik
 Mihri Belli Yaşamını Yitirdi
 Nâzım Hikmet Aramızda
 Sosyalist Avukat Halit Çelenk’i Yitirdik
 Devrim Kahramanları Unutulmaz
 Halil Çelimli’yi Kaybettik
 İbrahim Kaypakkaya’yı Anıyoruz
 İşçi Sınıfının Süleymanıyla Birlikte Yürüyoruz
 Orhan İyiler’i Yitirdik
 AHMET BİLGE (SUCU)
 Zekeriya Kılıcıkan

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS