Sosyalist Dergi: 31 |  Unutma Köşesi |
İşçi Sınıfının Süleymanıyla Birlikte Yürüyoruz

Hayatını işçi sınıfı mücadelesine adamış bir öğretmen, bir aydın, bir sendika eğitimcisi, bir örgütçü ve bunların hepsini yapmasını sağlayan yönüyle bir militan. TKP’nin savaş erlerinden biri, işçi sınıfının Süleymanı, Süleyman Üstün. Ölümünün dördüncü yıl dönümde yine mezarı başında buluştuk; yoldaşları, ailesi, çalışma arkadaşları, öğrencileri, dostları, onu örnek alan genç işçiler, hâlâ ondan öğrenmeye devam edenler. 19 Mayıs 2007’de yitirdiğimiz Süleyman Hoca’nın resmini daha 18 gün önce yani 1 Mayıs’ta taşıyarak onu çok sevdiği işçilerle, işçi sınıfıyla buluşturanlar olarak şimdi de mezarı başındaydık.

“Dalgaları karşılayan gemiler gibi…”

Süleyman Üstün 1927’de Tekirdağ’ın Saray ilçesinin Karlı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin çocuğuolarak dünyaya geldi. Köy ilkokulunu bitirdikten sonra Kepirtepe Köy Enstitüsü’nde okumaya başladı. Mezun olduktan sonra zorunlu hizmetini tamamlamak için Çerkezköy’ün Yanıkağıl köyünde göreve başladı. Yanıkağıllılarda Üstün ailesinin hatırası hâlâ sımsıcak.

Süleyman Üstün ilerleyen yıllarda İstanbul’a yerleşerek öğretmen hareketinin içine girmişti. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kurucuları arasında yer almış, TÖS İstanbul İl Başkanlığını yapmıştı. Aynı dönemlerde işçi hareketiyle de bağlar kuruyor, Türkiye İşçi Partisi (TİP) çalışmalarına katılıyordu. O artık yüzünü sosyalizme dönmüştü. Öğretmen hareketi içerisinde Devrimci Eğitim Şurası, Büyük Eğitim Yürüyüşü ve dört gün süren Genel Öğretmen Boykotu gibi emek hareketindeki önemli köşe taşlarında; siyasal alanda ise TİP’in meclise girmesi çalışmalarında Süleyman Hoca’nın eşsiz katkıları olmuştur. O yıllarda Türk İş içerisinde yükselen işçi hareketi Türk İş’in kabına sığamaz ve büyük bir kopuşla 1967’de DİSK kurulur. Süleyman Üstün DİSK’in kuruluş çalışmalarına da katkı koymuştur. DİSK kurulduktan sonra ise ilk defa Lastik İş Sendikası’nda olmak üzere işçi eğitimleri vermeye başlar. Süleyman Hoca bir sendika eğitimcisi olmanın dışında iyi bir örgütçü, yaratıcı bir taktikçi, eşsiz bir propagandacı ve ajitatördü. 15 16 Haziran Genel Direnişinde tutuklanan 32 kişiden biri olması da burjuvazinin de bu özelliklerini bildiğinin ve bu direnişteki yerinin bir işareti olsa gerek.

1960’ların toplumsal yükselişini durdurmak isteyen burjuvazi işçi sınıfının ve yükselen devrimci öğrenci hareketinin karşısına 12 Mart faşizmiyle çıktığında da işçi sınıfının Süleymanı mücadeleden geri durmadı. 27 gün süren Gayrettepe’deki işkence günlerinin ardından yaralarının iyileşmesi için uzun süren bir tedavi görmek durumunda kaldı. 12 Mart karanlığının yırtılıp atılmasında ve yeniden yükselen işçi hareketine eğitimci ve örgütçü olarak büyük katkılar verdi. Sınıf bilinçli işçi önderlerinin yetiştirilmesindeki emeği ise tartışılmaz.

Hemen hemen her grev çadırında, her işçi direnişinde sesi işçilerin kulaklarında fikirleri zihinlerinde yankılanmıştır. DİSK’teki görevlerini yürüten Süleyman Üstün işçi sınıfının öncü partisi TKP ile de bağ kurmuştu. 1979 yılında İlerici Kadınlar Derneği (İKD) başkanı Beria Önger’in ara seçimlere bağımsız senatör adayı olarak girmesiyle birlikte seçim çalışmalarının aranan konuşmacısı olarak canla başla işçi sınıfı adayının seçilmesi için çalışmıştı. Yükselen ATILIM günleri karşısında burjuvazi tekrar ve daha ağır bir şekilde faşizme başvurarak 12 Eylül darbesini gerçekleştirir. Bu aynı zamanda Süleyman Üstün’ün politik göçmenlik hayatının başlamasıdır. Zor ve kasvetli göçmenlik dönemi tekrar yurda dönüşü ve sendikal çalışmalara katılmasıyla son bulacaktır. Süleyman Hoca son nefesini verdiğinde dahi hâlâ görev başında bulunan bir sendika eğitimcisiydi. Hasta yatağında bir yandan 1 Mayıs tartışmalarını izliyor, bir yandan da kendisini yalnız bırakmayan çalışma arkadaşlarıyla işçi hareketi ve 1 Mayıs tartışmaları ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyordu.


Yoldaşlarımızı anmak onları anlamaktır

Süleyman Hoca’yı hatırlamak demek onun yaşamından dersler çıkarmak demektir aslında. Bir yaşam nasıl işçi sınıfı davasına adanır, bir insan ne kadar fedakarca bu uğurda çalışabilir diye sorarsak işçi sınıfının Süleymanı buna gösterilebilecek en güzel örneklerdendir. Süleyman Hoca yaratıcı düşünmek, insanların kalplerine ve bilinçlerine aynı anda seslenmek, onları sınıfın amaçları doğrultusunda seferber edebilmek demektir. Süleyman Hoca kişisel yeteneklerini sınıf kavgasında geliştirmek ve yine bu kişisel yetenekleri kavgaya sunmak demektir. Öğrenmek, öğretmek, fedakarca çalışmak, kendini kavgaya adamaktır Süleyman Hoca.




 
Yazarın Diğer Yazıları
 Kemal Türkler’i Andık
 Kemal Türkler Yaşıyor, Savaşıyor!
 Unutma, Unutturma
 Harun Karadeniz’i Anıyoruz
 Canan Can Yoldaşımızı Kaybettik
 Mihri Belli Yaşamını Yitirdi
 Nâzım Hikmet Aramızda
 Sosyalist Avukat Halit Çelenk’i Yitirdik
 Devrim Kahramanları Unutulmaz
 Halil Çelimli’yi Kaybettik
 İbrahim Kaypakkaya’yı Anıyoruz
 İşçi Sınıfının Süleymanıyla Birlikte Yürüyoruz
 Orhan İyiler’i Yitirdik
 AHMET BİLGE (SUCU)
 Zekeriya Kılıcıkan

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS