Sosyalist Dergi: 24 |  Unutma Köşesi |
Yiğit İşçi Önderi Güzelce’yi Andık

İbrahim Güzelce’yi ölümünün 32’inci yılında Birlik Dayanışma Hareketinin düzenlediği törenle Topkapı’da mezarı başında andık.

Devrim şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından Enternasyonal Marşı ile başlayan anmada 1 Mayısların yıllar sonra tekrar kitlesel bir şekilde kutlanmasının mimarlarından olan Güzelce’nin, Kemal Türkler ve Rıza Kuas’la birlikte işçi sınıfının önemli başarılarında imzası olduğu belirtildi.

1961’de Türkiye İşçi Partisinin, 1967’de DİSK’in kurucuları arasında yer alan Güzelce sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışının DİSK içerisinde kök salmasını sağlayan işçi önderlerinden biriydi. Güzelce 1976 1 Mayıs’ının kitlesel bir şekilde Taksim’de kutlanması için yoğun emek harcamış ve gereken hazırlıkları yürütmüş, ne var ki 1 Mayıs’tan kısa bir süre önce aramızdan ayrıldığı için görkemli 1 Mayıs mitingini görememişti.

İbrahim Güzelce’nin ölümünün ardından DİSK’in yayınladığı bildiriyi, işçi sınıfının onu nasıl uğurladığını anlatan yazıyı ve Güzelce’nin 1 Mayıs yazısını tarihsel birer belge olarak okurlarımıza sunuyoruz.


Örgüt adamı, yaşam dolu işçi sınıfı neferi DİSK Genel Sekreteri İbrahim Güzelce, yakalandığı ağır hastalıktan kurtulamayarak 11 Nisan 1976 sabahı saat 7.20’de aramızdan ayrıldı.


İ. Güzelce, 7 Eylül 1922’de İstanbul’da doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra Meslek Okuluna devam etti. Buradan mürettip olarak mezun oldu. Zorunlu hizmetini Urfa Belediye Matbaasında tamamladıktan sonra, İstanbul’a döndü ve 1940 yılında İstanbul Basın Teknisyenleri Sendikası’nın üyesi olarak sendikal eylemlere katıldı.

1948‘de İstanbul Basın Teknisyenleri Sendikası’nın Genel Sekreterliğine seçildi. 1963-1967 yıllar arasında Türkiye Basın Sanayi İşçileri Sendikası (Basın-İş) adını alan bu örgütün Genel Başkanlığını yapan Güzelce her dönemde ve her koşulda tüm yaşamını işçi sınıfının ve emekçi halkın sermaye egemenliğinden kurtuluş mücadelesine adamıştı.

1955 yılında “İşçi Sesi” gazetesinde şöyle sesleniyordu. “Üzülerek söylemek lazım ki, bizde, işçinin erkeği de kadını da hâkir görülen basit bir makineden başka bir şey değildir. Biz bütün bu haksızlıkların mücadelesi içersindeyiz. Ve bir gün gelecek, işçi kızlarımız üniversite, lise mezunu kimseler olacaklar. Biz bu günleri görmek istiyoruz.”

Örgütlü mücadelenin gereğine ve işçi sınıfının gücüne inanmıştı. 1956’da “Siz ne derseniz deyiniz bu memlekette, “grev hak ve hürriyeti” mutlak şekilde işçiye verilecektir. Her türlü şartlar bunun bu şekilde olmasını emrediyor.

1961 yılında kurulan Türkiye İşçi Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 13 Şubat 1967 tarihinde, sendikası Basın-İş adına, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’in kuruculuğunu yaptı ve DİSK’in Genel Sekreterliğine seçildi. Görevleri ile ilgili olarak çeşitli uluslararası sendikal toplantı, kongre ve gezilere katıldı. Çeşitli gazete ve dergilerde sosyal-politik yazıları yayınlandı.

1971’den Mayıs 1975 tarihine kadar Alman Sendikalar Birliği (DGB) Berlin Yabancılar Bürosunda danışman olarak görev yaptı. 21 Mayıs 1975 tarihinde toplanan DİSK V. Genel Kurulunda, DİSK Genel Sekreterliğine seçildi.

İşçi sınıfının kavgacı ve yaratıcı yeteneğine inanıyordu. DİSK’in genel sekreterliğine seçildiği V. Genel Kurul’dan sonra yoğun bir çalışma içine girdi.

O bedensel olarak yok oldu. Fakat DİSK dimdik ayakta ve emeğin sermaye egemenliğinden kurtuluşu için mücadele devam ediyor. Bu mücadelenin her anında, sömürünün ve baskının yok olduğu emekçinin özgür Türkiye’sinde işçi sınıfımız İ. Güzelce’yi yaşatacaktır.

Mücadele içinde her yönüyle yaşayan inançlı insan olgusudur, Güzelce’yi bu illetli kavgada güçlü kılan.

Genel Sekreterimiz Güzelce, Türkiye ve Dünya işçi sınıfının sermayenin egemenliğinden kurtuluşu için verilen mücadeleye tam inançlı bir Türk devrimcisi ve bir enternasyonalist olarak 11 Nisan 1976 Pazar günü aramızdan ayrıldı.

“Bugün Pazar-bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar” diyor Nazım Hikmet. Ve biz, Güzelce’yi bir pazar günü güneşe işçi sınıfının sevgi dolu ve ateşten yüreğine bilincine gömdük. Yüreğimizin her atışında, bağımsızlık, demokrasi, barış ve sosyalizm mücadelesinin her adım ve konağında onunla birlikteyiz. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in dediği gibi, “O bedensel olarak yok oldu. Fakat, DİSK dimdik ayakta ve emeğin sermaye egemenliğinden kurtuluşu için mücadeleye devam ediyor. Bu mücadelenin her anında sömürünün ve baskının yok olduğu, emekçinin özgür Türkiye’sinde işçi sınıfımız İbrahim Güzelce’yi yaşatacaktır.”

Güzelce genç bir yaşta, enerji, birikmiş deney dolu bir çağında, sınıf sendikacılığının hızla güçlendiği bir dönemde öldü. O, 1 Mayıs broşürüne Önsöz’ünü yazdığı, yönetici ve örgütlü kitlelerin birarada yürümesini istediği tarihsel 1 Mayıs gösterisini göremeden aramızdan ayrıldı. Son anına dek, 1 Mayıs gösterisinin siyasal anlamı, DiSK ve sendikal birlik açısından önemi ve hatta teknik sorunları üzerine tartıştı, görüşünü dile getirdi. Yazdığı önsözde “Türkiye’de yıllardır yığınsal olarak kutlanamayan 1 Mayıs, 1976 yılında bir anda yüzbinlerin elinde, yüreğinde ve kafasında bayraklaşıyor. Alanları dolduran kitleler kendi sınıflarının gücünü; sermayenin güçsüzlüğünü daha iyi kavrıyorlar. 1976’nın 1 Mayıs’ında Türkiye İşçi Sınıfı, aynı anda tüm dünya emekçileriyle haykırıyor. Bu haykırış, emeğin sermayeden kurtuluş mücadelesini dile getiriyor. Türkiye işçi sınıfı hareketinin uzun geçmişine ve dünya işçi sınıfının kazanımlarına sahip çıkan DİSK, 1 Mayıs 1976’da yeni bir güç ve soluk kazanıyor. Bu soluk, Türkiye işçi sınıfının sendikal birliği DİSK’te gerçekleştirme soluğudur.” dedi. Bu bir soyut tahmin değildi. Geçmiş dönemleri ve içinde bulunduğumuz Türkiye ve dünya koşullarını iyi değerlenmişti Güzelce. 1 Mayıs günü, belki de ilk kez Taksim alanı bu denli dolduğunda, onu bir kez daha anımsamamak olanaklı değildi. 1961 yılında TİP’in kurucuları, 1967’de DİSK’in kurucuları arasında yer alan ve ilk Genel Sekreteri olan, daha sonra gittiği Federal Almanya dönüşünde 5. Genel Kurulu’muzda yeniden Genel Sekreterlik görevine seçilen Güzelce’nin daha da eskilere çıkan, mücadele dolu geçmişini 1976’nın 1 Mayıs’ından soyutlayabilir misiniz? 1 Mayıs konuşmasında Türkler bu gerçeği dile getiriyordu:

“Selam olsun, işçilerin, emekçilerin, tüm çalışanların birlik ve dayanışma günü 1 Mayıs bayrağını yere düşürmeyen işçi sınıfımızın yiğit savaşçılarına! Selam olsun sana, büyük insan, işçi sınıfımızın savaşçı neferi merhum DİSK Genel Sekreteri İbrahim Güzelce!”

14 Nisan Çarşamba, bir iş günü. Fakat, Demir Döküm, Arçelik, grevci İzsal, Gıda, Tekstil, Basın, Lastik, Turizm, vb. işçileri, onbinlerce işçi Hürriyet Meydanı’nda toplanmış. Ellerimizde sadece, çalıştıkları işyerlerini bildiren pankartlar var. Yakalarda, Güzelce’nin resmi olan “DİSK Genel Sekreteri İbrahim Güzelce, 1922-1976” rozeti var. İlerici Gençler de bir başkasını taşıyorlar. Üzerinde “İşçi sınıfının özgürlük, barış, toplumsal ilerleme savaşımındaki yiğit neferini, gençlik unutmayacaktır.” sözcüklerini okuyoruz. Pankartlar arasında, diğer ilerici örgütlerin isimleri görülüyor. Fakat, bu büyük sessizliği mücadeleci kılan, Güzelce’nin bir an bile güvenini yitirmediği işçiler... 1963-1967 yılları arasında Genel Başkanlığı’nı yaptığı DİSK üyesi Basın-İş’in Yeni Ses adlı organının Güzelce için hazırladığı özel sayısında: “İşçi sınıfımızın ekonomik örgüt birliğinin sağlanması, sarı sendikacılığının yok olması, sınıfsal sendikacılık ilkelerinin yerleşmesi çabası içinde olan DİSK’e en önemli katkıda bulunurken, İ.Güzelce’yi kaybettik.”, “İ.Güzelce’yi fizik olarak kaybeden işçi sınıfı, onun savunduğu ve hayata geçirdiği sosyalist ilkelere sonuna kadar sahip çıkacak, örgütlü demokratik mücadelesi ile iktidara yönelecek ve en yüce doruğuna ulaşacaktır.” sözlerini okuyoruz.

“Emeğin iktidarı için/yürüyordu/yürüyordu değil, YÜRÜYOR!” şiir dizelerinin yer aldığı Maden-İş gazetesi “demokrasi, bağımsızlık, barış ve toplumsal ilerleme mücadelemizin bu inatçı savaşçısı omuzdaşlarının nasırlı elleriyle toprağa verildi” diyordu. “İbrahim Güzelce, işçi sınıfımızın bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm kavgasının yetiştirdiği, namuslu, inanmış, kararlı bir neferiydi. Kavgası kavgamız, davası davamızdır.” diyordu Keramik-İş gazetesi. DİSK’in kurucularından Gıda-İş’in siyah başlıklı Sendika gazetesi, K.Nebioğlu’nun kaleminden bu kaybı şöyle dile getiriyordu: “Güzelce işçi sınıfı mücadelesinin bir bütün olduğunu kavrayabilen, anlayabilen, uygulayan ender sendika liderlerimizdendir. (...) Bütün enerjisi işçi sınıfının devrimci mücadelesinde tüketen Güzelce arkadaşımızı işçi sınıfı, tarihine yazacaktır. Ona sevgi, ona saygı.” Ve daha birçok DİSK üyesi olan ve olmayan sendika gazetesi işçi sınıfının yiğit evladı, ilke adamı örgütçü ve kollektif çalışmanın yazman savunucusu, sosyalist Güzelce’nin ölümü karşısındaki duydukları üzüntüyü, onun mücadeleci yaşamını dile getirdiler.

Bir iş günü olmasına karşın, 14 Nisan Çarşamba günü, ilk kez, onbinlerce işçi iş bırakarak kendi aralarından çıkan bu büyük insanı son kez selamlamak üzere, Hürriyet Meydanı’ndan Topkapı Çamlık mezarlığına dek yürüdüler. Yüzlerce çelengin süslediği mezarı başında yaptığı konuşmada DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler:

“Onun aramızdan ayrılması sadece ailesi ve DİSK topluluğu için değil, tüm işçi sınıfımız ve emekçi halkımız için büyük bir kayıp olmuştur. İbrahim, geride her anı mücadele ve sevgi dolu dürüst bir yaşam bırakmıştır. (...) Tüm yaşamını, işçi sınıfının, çalışanların kurtuluşuna adayan Güzelce’nin bizlere bıraktıkları bundan sonra da yolumuzu aydınlatacaktır.” diyerek, Türkiye işçi sınıfının, tüm ilerici ve sosyalistlerin ona duyduğu derin güveni, sarsılmaz inancı ve sönmez acıyı belirtti.


İbrahim Güzelce’nin Son Yazısı

Sevgili Dostlar,

Bazı tarihler, olaylar vardır, unutulmaz. Belki görmemişsinizdir, yaşamamışızdır. Belki de başka bir ülkede doğmuştur. Fakat öylesine derin ve kalıcı etkiler bırakmıştır ki yüzyıllar sonra bile, sanki yaşanmışcasına hatırlanır. Artık, etle kemik gibi varlığımızın ayrılmaz parçası olmuştur. Onu yok etmeye, karalamaya veya saptırmaya çalışmak mümkün değildir. Çünkü, bu gibi olaylar milyonlarca insan tarafından benimsenmiş ve durmadan gelişen, büyüyen maddi bir güç haline gelmiştir. Hele temelinde yatan nedenler, bugün hâlâ daha pek çok ülkede halkların varlığını tehdit ediyorsa bu tarihlerin değeri ve çağdaşlığı bir kez daha artar.

İşte 1 Mayıs tüm emek dünyası için bu tarihlerdendir. Ülkemizde, daha 1925’lerden itibaren burjuvazinin 1 Mayıs’ı “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak ilan etmesi, 1 Mayıs’a kimlerin sahip çıktığını gösterir. Egemen sınıflar bu tarihi bize unutturmak için çok uğraştılar. Sıkıyönetim mahkemeleri, coplu, tabancalı, işkenceli, zindanlı baskı ve zulüm mekanizmasını çalıştırdılar. Fakat, artık bayraklaşan, kitlelere ait olan bu günü, köfteli, ayranlı, çiçekli bir piknik günü haline getiremediler. Onun asıl sahipleri 1 Mayıs’ı yaşattılar, yücelttiler. Sermayenin emrindeki baskı güçleri “Bütün Dünya İşçileri Birleşin” sloganını öldüremediler. Her şiddet uygulaması, büyüyen kuşkularını açığa vurdu.

Türkiye’de yıllardır yığınsal olarak kutlanamayan 1 Mayıs, 1976 yılında bir anda yüzbinlerin, milyonların elinde, yüreğinde ve kafasında bayraklaşıyor. Alanları dolduran kitleler kendi sınıflarının gücünü, sermayenin güçsüzlüğünü daha iyi kavrıyorlar. 1976’nın 1 Mayıs’ında Türkiye işçi sınıfı, aynı anda, tüm Dünya emekçileriyle birlikte haykırıyor. Bu haykırış, emeğin sermayeden kurtuluş mücadelesini dile getiriyor. Türkiye işçi sınıfı hareketinin uzun geçmişine ve dünya işçi sınıfının kazanımlarına sahip çıkan DİSK, 1 Mayıs 1976’da yeni bir güç ve soluk kazanıyor. Bu soluk, Türkiye işçi sınıfının sendikal birliğini DİSK’te gerçekleştirme soluğudur.

Her geçen yılla birlikte 1 Mayıs yeni bir anlam ve daha zengin bir içerik kazanıyor. Uluslararası işçi bayramı, ilk olarak 1890’larda kutlanmıştı. O yıldan bugüne dünyamızın çehresi değişti. Daha insancıl oldu. Yeryüzünün üçte biri kapitalizmin sömürüsünden, yoksulluk, baskı ve zulmünden kurtularak, özgürlük kazandı. Bu ülkelerde sermayenin diktatörlüğüne sünger çekildi. 1919’da dünya yüzölçümünün yüzde 72’sini ve dünya nüfusunun yüzde 69’dan fazlasını sömürge ve bağımlı ülkeler oluşturuyordu. Bugün ise, son sömürgelerin yüzölçümü yüzde 4’ten, sömürge nüfusu ise yüzde 1,1’den daha azdır. Son olarak Vietnam, Kamboçya, Laos, Mozambik, Gine, Angola halkları, emperyalist sömürgeciliğe ülkelerinde son vermişlerdir. Ulusal kurtuluştan sonra halklar ekonomik bağımsızlıkları için mücadele vermektedirler. Toplumsal ilerlemeye set çeken engeller birer birer sökülüp atılmakta ve emekçiler ulusal zenginliklerini ellerine geçirmektedirler. İleri derecede gelişmiş kapitalist-emperyalist ülkelerde de örgütlü işçi ve emekçi kitleler, sömürü düzeninin bunalımına karşı savaşmakla tekelci sermayenin egemenliğini sarsıyorlar.

1976’nın - Mayıs’ı, sosyalizmden yana değişen böyle bir Dünya’da kutlanacak. Türkiye işçi sınıfını 1 Mayıs’tan koparmak, emek dünyasından koparmak demektir. Kimsenin gücü yetmez buna.

1 Mayıs grev değildir.

1 Mayıs tüm dünya emekçilerinin uluslararası birlik ve dayanışmalarını gösterdikleri gündür.

1 Mayıs, birleştiğinde dünya emekçilerinin yenilmez gücünü burjuvaziye dayattığı ve tüm çalışanlara örnek olduğu bir gündür.

1 Mayıs, “Bahar ve Çiçek Bayramı” değildir.

O gün, kırlarda eğlenmeyi, çiçek toplamayı biz burjuvaziye ve sınıf uzlaşmacısı sendikalara, Türk-İş’e bırakıyoruz.

Mart 1976




 
Yazarın Diğer Yazıları
 Kemal Türkler’i Andık
 Kemal Türkler Yaşıyor, Savaşıyor!
 Unutma, Unutturma
 Harun Karadeniz’i Anıyoruz
 Canan Can Yoldaşımızı Kaybettik
 Mihri Belli Yaşamını Yitirdi
 Nâzım Hikmet Aramızda
 Sosyalist Avukat Halit Çelenk’i Yitirdik
 Devrim Kahramanları Unutulmaz
 Halil Çelimli’yi Kaybettik
 İbrahim Kaypakkaya’yı Anıyoruz
 İşçi Sınıfının Süleymanıyla Birlikte Yürüyoruz
 Orhan İyiler’i Yitirdik
 AHMET BİLGE (SUCU)
 Zekeriya Kılıcıkan

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS