Ali Kaplan mücadelemizde yaşıyor!

2006 yılının 24 Kasım’ında yitirdiğimiz Ali Kaplan’ı aramızdan ayrılışının üçüncü yıldönümünde anıyoruz. Ali Kaplan, gençlik yıllarından itibaren bu ülkenin kurtuluşu için mücadele etmiş, kendisini işçi sınıfının ve sömürülen halkın kavgasına adamış bir yoldaşımızdı. 2 Ocak 1949 doğumlu olan Ali Kaplan, 68 kuşağının ilk devrimcileri arasındaydı. Bir grup arkadaşıyla birlikte içinde yer aldığı Tarsus Yüksek Tahsil Talebe Derneği Çukurova bölgesinde işçilerin ve köylülerin sorunlarına eğilen, onların haklı davalarına sahip çıkan ve sosyalizme yönelen öğrenci gençliğin buluşma noktasıydı. Dernek Türkiye çapında gelişen öğrenci hareketinin bir parçası olarak Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) paralelinde hareket etti. FKF daha sonraları DEV‑GENÇ adını alarak gençlik içerisinde kökleşti.

12 Mart 1971 askerî müdahalesi ile ülke genelinde sıkıyönetim terörü yaratan egemenler bütün ilerici, devrimci, demokratik kurumların çalışmalarına darbe vurdu. Tarsus Yüksek Tahsil Talebe Derneği de bu baskılardan nasibini aldı. Ali Kaplan 12 Mart zindanlarıyla tanıştı. Dernek davası DEV‑GENÇ davası ile birleştirildi. Hapisten çıkan Ali Kaplan, Filistin halkıyla dayanışmak ve eğitim almak için gizlice Filistin’e geçti. Burada emperyalizmin ileri karakolluğunu yapan işgalci siyonistlerle bilfiil savaştı. Enternasyonalizmi en somut hâliyle hayata geçirdi.

Ali Kaplan zorlu Filistin günlerinin ardından Türkiye’ye döndü. TKP’nin 73 Atılımının ilk kadroları arasında yerini alarak partimizin çalışmalarında çeşitli görevler üstlendi. Ankara’da EGO emekçilerinin örgütlenmesinde çalıştı. Akdeniz bölgesinde DİSK’e bağlı Maden‑İş Sendikası’nın 18. Bölge Temsilciliğini yaptı. İskenderun Demir Çelik işçilerinin örgütlenmesinde kilit bir rol oynadı. Ankara’dan İstanbul’a, Çukurova’dan Moskova ve Leningrad’a bulunduğu her yerde Marksizm‑Leninizm’e bağlılığın, proletarya davası için çalışmanın, devrim ve sosyalizm mücadelesinin örneklerini yaratan Ali Kaplan yoldaş 12 Eylül faşizminin saldırıları sonucu 13 Mayıs 1981’de tutuklandı. Ağır işkenceler gördü. İskenderun ve Hatay TKP davasında toplam 12,5 yıl cezaya çarptırıldı.

Ali Kaplan örnek kişiliğiyle komünistlere yol göstermeye devam ediyor.

Ölenler dövüşerek öldüler; güneşe gömüldüler!

Kasım ayında yitirdiğimiz yoldaşlarımızı 16 Kasım Pazartesi günü gerçekleştirdiğimiz etkinlerle andık. İlk anma saat 11.00’de Kulaksız Mezarlığı’ndaki Mustafa Asım Hayrullahoğlu’nun (Deniz Yoldaş) mezarı başında gerçekleştirildi. TKP’nin Atılım dönemindeki İstanbul örgütlerinin kurulmasında eşsiz roller üstlenen ve daha sonra da Merkez Komitesine seçilen Hayrullahoğlu’nun mezarındaki anmada Atılım döneminin Merkez Komitesi Genel Sekreteri olan İsmail Bilen yoldaş da anıldı.

Anma tüm devrim şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ve hep bir ağızdan okunan Enternasyonal Marşı ile başladı. Daha sonra Ürün Sosyalist Dergi adına yapılan konuşmada İsmail Bilen ve Deniz yoldaşın mücadele yaşamlarından kısa kesitler verilerek mücadelelerinin onların öğrencileri tarafından bugün de sürdürüldüğü anlatıldı. Bu gün yürütülen işçi çalışmalarında, gençlik çalışmalarında yitirdiğimiz yoldaşlarımızdan aldığımız derslerin yolumuzu aydınlattığı vurgulandı. Birlik Dayanışma Hareketi emekçilerinin ve TÜM‑İGD üyelerinin de katıldığı anmada İlerici Gençler adına da bir konuşma yapıldı.

Kulaksız Mezarlığı’ndaki anma okunan TKP Marşı ile son buldu.

Talip Öztürk ve Ali İhsan Özgür

İkinci anma programı ise saat 12.30’da Topkapı Kozlu Mezarlığı’ndaki Talip Öztürk’ün mezarında başladı. Saygı duruşu ve Enternasyonal Marşı ile başlayan etkinlikte Ürün Sosyalist Dergi adına yapılan konuşmada Türkiye öğretmen hareketinin önderlerinden, TKP’nin yiğit neferi Talip Öztürk’ün faşistler tarafından katledildiği hatırlatılarak, aramızdan fiziken ayrılmasının onun fikirlerini, mücadelesini yok edemediği, edemeyeceği vurgulandı. Anmaya katılan genç, yaşlı Birlik Dayanışma Hareketi emekçileri ve Talip Hocalarını hiç unutmayacak olan İlerici Gençliğin bunun en açık kanıtı olduğu belirtildi. Anmada İlerici Gençlik adına da bir konuşma yapıldı. TKP Marşı okundu

Ardından, Politika Gazetesi’nin yazı işleri müdürlerinden ve ‘80 öncesi yayınlanan Savaş Yolu Dergisi’nin ilk yazı işleri müdürü, 25 Kasım 1978’de faşistler tarafından kaçırılıp işkenceyle öldürülen Ali İhsan Özgür’ün mezarı başına geçilerek onun da anması gerçekleştirildi. Burada yapılan konuşmada onun öldürülmesinin geleneğimizin basın yayın faaliyetlerine dönük bir saldırı olduğu vurgulandı. O gün bugündür basın yayın çalışmalarını yürüten tüm yoldaşlarımızın aklında ve yüreğinde Ali İhsan Özgür’ün eşsiz bir yeri olduğu belirtildi.

O, yaşamını işçi sınıfının kurtuluşuna adadı!

TKP Bursa İl Komitesi üyesi ve DİSK Maden‑İş 13. Bölge (Bursa) Hukuk Sorumlusu Avukat Ahmet Hilmi Feyzioğlu 2 Ekim 1980 sabahı Bursa Emniyet Müdürlüğü’nün 5. katından atılarak katledildi. Ölümünün 29. yılında onu saygıyla anıyoruz.

Ahmet Hilmi Feyzioğlu, 24 Ocak 1948’de Eskişehir’de doğdu. İlkokulu Eskişehir Adalet İlkokulu’nda okudu. Orta ve lise öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi’nde yaptı. 1968 yılında Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1974 yılında mezun oldu. Avukatlık stajını Yapı Kredi Bankası İşçileri Sendikası’nda (Yapı‑Sen) tamamladı. Bu sendika 3. kongresinde Bank‑Sen adını aldı. Burada bir süre hukuk müşaviri yardımcısı olarak çalıştı. Daha sonra Maden‑İş Sendikası’nda işçi sınıfına hizmet etmeye devam etti. Maden‑İş Sendikası’nın Bursa şubesinde hukuk sorumlusu olarak görevlendirildi. 1977 yılından itibaren bu görevi işçi sınıfının çıkarlarına sımsıkı sarılarak yürüten Feyzioğlu, tüm yaşamını işçi sınıfının çıkarları uğrundaki mücadeleye adadı. Bursa bölgesinde sınıf sendikacılığının gelişip güçlenmesi için var gücüyle çalıştı. Mesleği ile tüm bilgilerini, Bursa bölgesinde tüm ilerici demokratik güçlerin hizmetine verdi.

Feyzioğlu, Dünya Barış Konseyi’ne bağlı Türkiye Barış Komitesi’nin Bursa temsilcisiydi. Dünyada ve bölgede barış, güvenlik, silhsızlanma uğrunda Bursa’da barıştan yana güçlerin arasında eylem birliğinin güçlendirilmesinde değerli katkılarda bulundu. Bursa’daki tüm ilerici, devrimci çevrelerin sevgi ve saygısını kazanmıştı. Bursa’daki tüm sendika ve demokratik örgütlerin başları sıkıştığında koştukları bir insan olmuştu. Sendikalar ve demokratik kitle örgütleri alanında görev yaparken, çeşitli siyasal örgüt ve gruplarla yürütülen eylem birliği toplantılarında TKP’yi temsil ediyordu. Fiziğinden umulmayacak derecede enerjik bir insandı. Fedakârlığı ise tüm arkadaşları arasında sevilmesinin başta gelen nedeniydi.

İşçi sınıfının çıkarları, sınıf sendikacılığının güçlenmesi ve barış hareketinin gelişmesi uğrundaki çabalarıyla, gerici güçlerin düşmanlığını üstünde toplayan Feyzioğlu, 12 Eylül faşist cuntasında tutuklandı. Bursa’daki grev çadırları Ahmet Hilmi’yi bulmak isteyenler için ilk bakılacak yerdi. 12 Eylül 1980 faşist cuntası, MESS grevleri sürerken gelmişti. Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde sürmekte olan Maden‑İş, Tekstil, Hürcam‑İş grevlerindeki yol arkadaşları ile telefon görüşmesi sonucu faşist cuntaya karşı direniş kararı aldılar. Ahmet Hilmi, 13 Eylül sabahı grev yerleriyle telefon görüşmelerini yaptıktan sonra Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerce götürüldü. 1. Şube ve MİT elemanlarınca sorgulandı. Ağır işkence gördü. Canını verdi, inançlarını ve yoldaşlarını korudu. İntihar süsü verebilmek için 2 Ekim 1980’de sabaha karşı Bursa Emniyeti’nde Siyasi Şube’nin bulunduğu 5. kattan aşağı atıldı. Mücadelesini sürdürecek, anısını yaşatacağız.

İşçi sınıfının Süleyman'ını andık

İşçi sınıfının Süleyman’ını, ölümünün ikinci yıldönümü olan 19 Mayıs Salı günü mezarı başında gerçekleştirilen törenle andık.

Süleyman Üstün Hocamızın Zincirlikuyu’daki mezarı başında saat 11.00’de başlayan anmaya yoldaşları, ailesi, mücadele arkadaşları ve TÜM‑İGD’li genç öğrencileri katıldı.

Mezar başındaki törenin ardından saat 14.30’da Süleyman Üstün’ün son görev yaptığı yer olan Petrol‑İş genel merkezindeki salonda “Kepirtepe’den Üstünler Geçti” adlı belgesel film gösterimi yapıldı. Süleyman Üstün ve eşi Fatma Üstün’ün Köy Enstitüsü’ndeki eğitim yılları ve mezun olduktan sonra görev yaptıkları Yanıkağıl köyündeki günlerinin anlatıldığı belgeseli yapan Süleyman Üstün’ün torunu yönetmen Mehmet Hakyemez.

Süleyman Üstün, anlattığı derslerle, mücadeleyle dolu geçen yaşamıyla kavgamızda yaşıyor. 28 Ocak 2007 tarihinde Ürün Sosyalist Dergi tarafından düzenlenen 15’leri Anma Etkinliği’nde söylediği ve vasiyeti niteliğindeki aşağıdaki sözlerini hep aklımızda tutuyoruz: “Tek başına mutluluk utanılacak bir şeydir. Tekrar ediyorum, tek başına mutluluk utanılacak bir şeydir. Güzel arkadaşlarım, egemen, hükmeden değil kimsenin tahakkümü altında olmadan yaşayandır egemen. Bunlar çok aklınızda kalsın istiyorum. Birine hükmeden değil egemen, kimsenin tahakkümü altında olmadan yaşayandır egemen. Yani biz kimsenin egemenliği altında olmamak için direnmeliyiz. Ve egemen yurttaştır. Böyle bir sol, böyle bir aydın, böyle bir örgüt olmalıyız.”

"Boz yoldaş" kavgamızda yaşıyor!
Türkiye’nin emektar komünistlerinden Bozışık yoldaşı ölümünün 11. yıl dönümünde (27.08.09) Feriköy’deki mezarı başında andık. Anmaya TÜM‑İGD’liler ve Birlik Dayanışma Hareketi emekçileri katıldı. Yürüyüş kolunun oluşturulması ile saat 11.00’da başlayan anma “Bozışık yaşıyor, savaşıyor”, “Mehmet Bozışık ölümsüzdür”, “Yolumuz işçi sınıfının yoldur”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganları eşliğinde “Boz Mehmet”in mezarının başına kadar yürünmesi ile devam etti. Burada tüm devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşunun ardından hep bir ağızdan Enternasyonal Marşı söylendi. TÜM‑İGD ve Birlik Dayanışma Hareketi adına da birer konuşmanın yapıldığı etkinlikte Ürün Sosyalist Dergi adına Murat Nergiz konuştu.

Anma, hep bir ağızdan TKP Marşı’nın okunması ve kırmızı karanfillerin bırakılmasıyla son buldu. Mücadeleye devam zaferimizin teminatıdır.

Kemal Türkler ölümsüzdür
DİSK’in kurucu genel başkanı Kemal Türkler’i, katledilişinin 29. yıl dönümünde Topkapı’da mezarı başında andık Saat 11.00’de “Kemal Türkler aramızda”, “Kemal Türkler kavgamızda yaşıyor”, “Yolumuz işçi sınıfının yoludur” sloganlarıyla başlayan anmaya Birleşik Metal İş Sendikası “Kemal Türkler Aramızda” pankartıyla katıldı, DİSK’e bağlı diğer sendikalar ve çeşitli kurumlar da anmada yer aldı.Kemal Türkler ve yaşamı hakkında çeşitli konuşmaların yapıldığı anma “Gençlik Devrim İstiyor” sloganı ve alkışlarla son buldu.

Yaşamını işçi sınıfının kurtuluşuna, sosyalizm mücadelesine adamış işçi sınıfının yiğit evladı Kemal Türkler, kavgamızda yaşayacak.

Sarkis yoldaşı yaşatacağız

3 Ağustos 2009 Pazartesi günü 93 yaşında hayatını kaybeden Sarkis Çerkezyan’ı, 5 Ağustos günü Meryem Ana Ermeni Kilisesi’nde başlayan törenle sonsuzluğa uğurladık.

Saat 14.00’te başlayan törene, yoldaşları, ailesi, çeşitli devrimci, sosyalist kurum temsilcileri ve dostları katıldı.

1916’da, “tehcir” sırasında Suriye’nin Cebel köyünde dünyaya gelen Sarkis yoldaş, Türkiye’de azınlık olmanın, Ermeni olmanın bütün acılarını çekti. Ailesi ve akrabaları dünyanın dörtbir yanına dağılmak zorunda kaldı.

Türkiye’ye döndükten sonra da acılar devam etti. Aile sürgün üstüne sürgün edildi. Babasını kaybetmesinin ardından İstanbul’a, Kumkapı’ya yerleşti ve marangozluk mesleğine burada devam etti Bu kadarla da bitmez. 6‑7 Eylül olaylarını yaşadı. Bütün bu yaşananlar içerisinde komünist olma yolunu seçen Sarkis Çerkezyan, Türkiye Komünist Partisi’ne üye oldu. 1960’larda Türkiye İşçi Partisi’nde de yer aldı.

Sarkis yoldaşın yaşamı ve politik mücadelesi aynı zamanda halkların kardeşliği mücadelesidir. Halkların kardeşliğinin ancak Marksizm‑Leninizm’in yüce idealleriyle mümkün olduğuna inanmıştır.

68 gençliğinin TKP’ye yönlendirilmesinde önemli roller üstlenen Sarkis Çerkezyan, 1970’lerde dört yıl boyunca “Atılım”ı marangozhanesinde gizlice basmasıyla da bilinir.

Kilisedeki törenin ardından Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda gerçekleştirilen törende konuşan Sarkis Çerkezyan’ın oğlu Gazaroz Çerkezyan konuşmasını “Güle güle baba, usta, iyi insan, dost... güle güle koca komünist!” sözleriyle bitirdi.

Sarkis Çerkezyan yaşamı ve mücadelesiyle kavgamıza ışık tutacak. Halkların kardeşliğinin sembollerinden biri olan Sarkis yoldaşı unutmayacağız!
 
Yazarın Diğer Yazıları
 Kemal Türkler’i Andık
 Kemal Türkler Yaşıyor, Savaşıyor!
 Unutma, Unutturma
 Harun Karadeniz’i Anıyoruz
 Canan Can Yoldaşımızı Kaybettik
 Mihri Belli Yaşamını Yitirdi
 Nâzım Hikmet Aramızda
 Sosyalist Avukat Halit Çelenk’i Yitirdik
 Devrim Kahramanları Unutulmaz
 Halil Çelimli’yi Kaybettik
 İbrahim Kaypakkaya’yı Anıyoruz
 İşçi Sınıfının Süleymanıyla Birlikte Yürüyoruz
 Orhan İyiler’i Yitirdik
 AHMET BİLGE (SUCU)
 Zekeriya Kılıcıkan

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS