Sosyalist Dergi: 13 |  Diğer Yazarlarımız |
BİZ BARIŞ VE ADALET İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Irak’taki savaşı durduracak; Suriye, İran ya da Venezuela’ya açılabilecek savaşlara engel olabilecek güçte bir hareket için pek çok öğenin biraraya getirilmesi gerekiyor. Bunlardan biri, belki de en önemlisi kitleselliktir.

İktidardakilere meydan okuyabilmek için, hareketimiz hem sayıca büyümek hem de bilinç ve kararlılığını sürekli artırmak zorundadır. Savaşa karşı olan, ama henüz bu inançları doğrultusunda harekete geçmemiş insanlara ulaşmak zorundayız. Tanık oldukları olaylardan rahatsızlık duyan, ama savaşa ve savaşın ardındaki politikalara karşı çıkmaya karar verememiş insanlara ulaşmak zorundayız. Savaşın hangi ortam ve koşullarda gerçekleştiğini, tarihini ve gelecek için ne anlam taşıdığını tam bilmeden bu savaşı destekleyenlere de ulaşmak zorundayız.

Demek ki örgütlenmenin yanı sıra çok önemli bir başka görev de, insanlarla konuşmak, onların kuşkularını, kafalarını karıştıran konuları, olayları nasıl kavradıklarını dinlemek, kalıcı ve eleştirel bir dayanışma yaratabilecek alternatif bir bakış açısı sunmaktır. Adreslerini bilmediğimiz insanlara ulaşmalıyız. Mahallelerde ve öğrenci yurtlarında kapı kapı dolaşmalı, dönüp tekrar tekrar dolaşmalıyız. İşyerlerimizde birlikte çalıştığımız, gün içinde alışveriş ederken karşılaştığımız insanlarla, komşularımızla ve sınıfımızda, kilisede, camide her neredeysek orada gördüğümüz insanlarla konuşmalıyız. Örgütlenmek zorundayız.

Daha geniş bakıldığında, kollektif çabalarımızı mevcut yandaşlarımız dışındaki kitlelere de ulaştırmak mümkündür. Yürüyüş kollarımız sadece şehir merkezlerinde kalmak yerine, mahallelerden geçebilir. Mutlaka gelip yürüyüşleri izleyenler olacaktır. Yürüyüşlere katılanlar gidip izleyenlerle konuşabilirler. Binlerce grup alışveriş alanlarına gidip masalar açabilir, oradaki insanlarla konuşabilir. Konuşmak, anlatmak, konuşmak... Daha büyük gösteriler, daha derin kararlılıklar inşa etmenin ve iktidardaki azınlığa daha ağır bedeller ödeterek değişimi kazanmanın temeli budur.

Desteğin giderek büyüdüğü koşullarda, iktidardaki seçkinler grubuna baskı yapmak için yolları kapamaya, binalara girişi engellemeye hazır ve istekli 100 veya 500 veya 5000 veya 50000 ya da daha fazla insan varsa; özellikle de bu hedefler, Avrupa’da askeri trenlerin yolunu kesme girişimlerinde olduğu gibi, savaş aygıtının parçasıysa, bu çok güzel bir şey. Ancak yine aynı sayıda insanın, ertesi gün ve/veya bir gün önce, etrafa dağılıp halkla konuşmaya, onların da aktif olarak bu çabaya katılmasını sağlamaya hazır ve istekli olması gerekmez mi?

Gösterilerimiz halka ulaşıp örgütlenmeyi kolaylaştıran ortam ve koşulları yaratıyor. Ama ne kadar önemli olursa olsun yürüyüşler, mitingler ve engelleme eylemleri, bu örgütlenmeyi kendiliğinden sağlayamayacaktır. Görüşleri öğrenip düşünceleri değiştirmek için, önce dinlemeli sonra da kanıtlar ve gerekçeler sunabilmeliyiz. İnsanların tutumlarına anlayış ve saygı ile yaklaşıp bu duyguyu onlara da aktarabilmeliyiz. Bu savaşa, bir sonraki savaşa ve daha geniş anlamda savaş ve adaletsizliğe galebe çalabilmek için, hareketimize on milyonlarca aktif ve kararlı üye kazanmamız gerekiyor. Peki bizimle aynı fikirde olmayanlarla bile sürekli iletişim kurarak, bir şeyler başarmakta olduğumuzu nasıl anlayacağız, başlangıç noktamız ne olabilir?

Bunun bir yöntemi, bütün dünyada, insanlara, imzalayacakları bir bildirge ile gitmek olabilir. Zamanlaması doğru ama eskimeyecek bir metinle; somut ve konuya odaklanmış, aynı zamanda da uluslararası alanda kullanılabilecek kadar evrensel olan; imza toplarken, insanları büyüyen bir barış ve adalet hareketine aktif olarak katılmaktan alıkoyabilecek bütün sorunlara ilişkin bir sözü olacak kadar kapsamlı bir metinle.

Şöyle bir şey olabilir:

“Ben barıştan ve adaletten yanayım.

Ben demokrasi ve özerklikten yanayım. Bence (ABD), ya da başka bir ülke, halkın iradesini hiçe saymamalı, Güvenlik Konseyi’nde zorbalık ve rüşvetle oy elde etmeye çalışarak uluslararası hukuku ihlal etmemeli, zayıflatmamalıdır.

Ben enternasyonalizmden yanayım. Herhangi bir ulusun, durmaksızın genişleyen bir askeri üsler şebekesini tüm dünyaya yaymasına ve dünyada benzersiz bir silah stoku oluşturmasına karşıyım.

Ben hakkaniyetten yanayım. ABD’nin ya da başka bir ülkenin imparatoruk emelleri gütmemesi gerektiğini düşünüyorum. ABD’nin, başka ülkeler üzerinde siyasal hakimiyet kurmak amacıyla ABD şirketleri adına Ortadoğu petrollerini denetim altına almasına karşıyım.

Ben özgürlükten yanayım. Irak’ta ve her yerde zorba rejimlere karşıyım, ama aynı zamanda, sürekli ve çok tehlikeli çatışmaları kaçınılmaz kılan, dünyanın önemli bir bölümünün ABD’yi barış için büyük bir tehlike saymasına neden olan yeni ‘önleyici savaş’ doktrinine de karşıyım.

Ben, emperyalizme, diktatörlüğe ve her türlü tutucu politikaya karşı, halk muha-lefetini destekleyen, demokratik bir dış politikadan yanayım.

Ben dayanışmadan yanayım. Ben bütün yoksullardan ve dışlanmışlardan yana ve onlarla birlikteyim. Muazzam boyutlara varan dezenformasyona rağmen, milyonlar, bu haksız, yasadışı, ahlak dışı savaşa karşı duruyorlar; ben de sesimi onların sesine eklemek istiyorum. Ben, tüm dünyanın dini ve manevi önderleriyle birlikte, dünya emekçileriyle birlikte ve dünyanın bütün ülkelerindeki insanların ezici çoğunluğuyla birlikte duruyorum.

Ben çeşitlilikten yanayım. Göçmenlere ve beyaz olmayanları hedef alan ırkçılığa son verilmesinden yanayım. Ülkemde ve yabancı ülkelerde baskıya son verilmesinden yanayım.

Ben barıştan yanayım. Bu savaşa, savaşı ve adaletsizliği besleyen koşullara, zihniyetlere ve kurumlara karşıyım.

Ben sürdürülebilirlikten yanayım. Bütün yaşamın temeli olan ormanların, toprağın, suyun, doğa kaynaklarının ve doğal çeşitliliğin yok edilmesine karşıyım.

Ben adaletten yanayım. Gücü gücüne yetene zihniyetini yücelten; muazzam ekonomik eşitsizlikler ve kuvvet dengesizlikleri yaratan; şirketlerin, sağlığa aykırı koşullarda düşük ücretle işgücü hatta köle emeği kullanmaya dayalı egemenliğini, ırkçılığı ve cinsiyet ve cinsellikle ilgili hiyerarşileri teşvik eden ekonomik, siyasal ve kültürel kurumlara karşıyım.

Ben, savaş ve askeri harcamalara kullanılan parayı, sağlık hizmetlerine, eğitim, konut ve iş sağlamaya akıtan politikalardan yanayım.

Ben, siyasal, ekonomik ve toplumsal kurumlarıyla, dayanışmayı geliştiren, hakkaniyeti savunan, katılımı en üst düzeye çıkartan, çeşitliliği yücelten ve tam demokrasiyi teşvik eden bir dünyadan yanayım.

Ben, barış ve adaletten yanayım. Ve barış ve adalet için çalışacağıma söz veriyorum.”

Dünyanın birçok ülkesinde bir milyon ya da daha fazla yeni insanın bu beyanı anlayarak benimsemesi, kısa ve uzun erimde güçlü yankılar doğuracak, hareketimiz genişletecek ve olumlu renkler kazandıracaktır. Bu nedenle bunun üzerinde durulmaya değer bir yaklaşım olduğu kanısındayız. Ne olursa olsun, henüz örgütlenmemiş olanlar arasında örgütlenmeli, örgütlenmeli ve örgütlenmeliyiz.

E. Adamovsky (Arjantin), V. Agnoletto (İtalya), C. Aguiton (İtalya), M. Albert (ABD), T.Ali (İngiltere), B. Anderson (İngiltere), D. Bacon (ABD), D. Barsamian (ABD), P. Bennis (ABD), E. Blanco (Venezuela), N. Bloch (ABD), P. Bond (Güney Afrika), J. Brecher (ABD), P. Buhle (ABD), S. Burchill (Avustralya), L. Cagan (ABD), A. Callinicos (İngiltere), D. Chavez (Hollanda), N. Chomsky (ABD), D. Cromwell (İngiltere), W. Doherty (ABD), B. Dominick (ABD), B. Epstein (ABD), B. Fletcher (ABD), E. Galeano (Uruguay), S. George (Fransa), A. Grubacic (Sırbistan), M. Harnecker (Şili), T. Hayden (ABD), D. Henwood (ABD), J. Hepburn (Avustralya), E. Herman (ABD), P. Hoodbhoy (Pakistan), S. Jhally (ABD), R. Jensen (ABD), B. Kagarlitsky (Rusya), S. Kolhatkar (ABD), S. Landau (ABD), S. Landau (ABD), J. Landy (ABD), R. Mahajan (ABD), D. Martinez (ABD), E. Martinez (ABD), R. Masri (ABD), G. Monbiot (İngiltere), H. Mondragon (Kolombiya), S. Moodliar (Güney Afrika), A. Oliveri (İtalya), P. Ortellado (Brezilya), C. Peters (ABD), J. Podur (Kanada), V. Prashad (ABD), P. Purkayastha (Hindistan), N. Raptis (Yunanistan), M. Ratner (ABD), J. Rebick (Kanada), T. Reinhart (İsrail), C. Reintjes (İspanya), A. Roy (Hindistan), M. Russell (ABD), M. Rozental (Kolombiya), S. Shalom (ABD), N. Solomon (ABD), L. Sargent (ABD), R. Savio (İtalya), J. Tracy (ABD), V. Zavala, P. Waterman (Hollanda), R. Weissman (ABD), T. Wetzel (ABD), T. Wise (ABD), H. Zinn (ABD).



 
Yazarın Diğer Yazıları
 POPÜLİZME AÇIK MEKTUP / Sadık Ekrem
 YOL / Hüseyin Umut
 Sendikal Bakış ve Örgütlenme İlkeleri / Selçuk Kaya
 Emperyalizmin Özelleştirme Saldırısı / Bircan Uğurlu
 Yeniden ve Her Zaman Yol / Kenan Sancar
 Kapitalist Devlet Değişti mi? / Harry MAGDOFF
 ÖZELLEŞTİRSEK DE Mİ YESEK? / İsmet Aktan
 İŞÇİNİN PENCERESİNDEN / Hüseyin Umut
 1917 Büyük Ekim Devrimi / Sadık Ekrem-Ö. Alpsar
 Marks'a Dönüş / Ellen Meiksins WOOD
 Düşüncemizi Nasıl Yayalım / Leo Hubermann
 Partili Bireyin Sorumlulukları / Ali Yıldız
 15-16 HAZİRAN DİRENİŞİ / HÜLYA YEŞİL
 "POST" TEORİLER VE KÜRESELLEŞME / DOUG HENWOOD
 SAĞLIK YASA TASARILARI VE SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRME / SELÇUK KAYA

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS