Sosyalist Dergi: 21 |  Diğer Yazarlarımız |
Çağrı Merkezleri ve Emekçi MT'ler

Mutlaka herkesin zaman zaman aradığı bir müşteri hizmetleri vardır. 0800'lü, 444'lü, v.s. Telefonda beklersiniz, önce bir ses karşılar sizi. Yine beklersiniz rakamları tuşlarsınız… Yine beklersiniz… Şu an tüm müşteri hizmetleri yetkilileri (yani MT'ler) başka müşterilere hizmet vermektedir… Yine beklersiniz… Zaman geçerken siniriniz beklemez… Yine beklersiniz ve sonunda genç bir ses ile karşılaşırsınız…

-İyi günler, ben x, size nasıl yardımcı olabilirim?

Artık buradan sonrası size kalmış. Tahammülünüz kalmış ise sakin şekilde derdinizi anlatırsınız; değilseniz bağırarak, karşınızdakini küçümseyerek sadece sizin(!) başınıza gelen ve çözülemeyen sorunlarınızın çözülmesini istersiniz… Ve aynı döngü devam eder…

Peki bu telefonlarınıza cevap veren robot gibi olmasını düşündüğümüz ve hep sesi "genç" gelen sesler kimlerdir? Ne yaparlar, ortamları nasıldır? Nasıl bir eğitim altyapıları vardır? Kısacası konuştuğunuz bu genç kişilerin profilleri nasıldır bilir misiniz? Hiç düşündünüz mü?

Orası Türkiye'nin gerçeğidir aslında. Gözleri pırıl pırıl parlayan, üniversitelerin iyi bölümlerinden mezun olmuş, en az 1-2 dil bilenlerin oluşturduğu, ancak ülkenin gerçeği olan işsizlikten nasibini almış gençlerdir onlar.

İşsizlik var olsa da turnover (işten ayrılma oranı) oranı yüksek olduğu için zaman zaman büyük şehirlerde yaşayan öğrenci ya da yeni mezun gençlerin çalıştığı yerlerdir.

Peki bilir misiniz onlar ne şartlarda çalışırlar?

Değişken vardiyalar, minimum 8 saat çalışma, her gün başka saatte işe başlama, tatil gününün her hafta değişmesi, her an vardiyanın değişme ihtimali, istediğin saatte mola yapamama, tuvalete bile giderken onay alma zorunluluğu…

Bunları ilk zamanlarda düşünmezsiniz bile. Çünkü gençsiniz, enerjiksiniz, kalabalık bir ortamdasınız ve geniş bir arkadaş çevresinde buluverirsiniz kendinizi… Ama ya ilerleyen zamanlar… Bilinmezlikler içerisinde çalışmanız, saatlerce mutlu bir sesle çalışma zorunluluğunuz -ki robot değilsiniz- müşterinizin telefonu memnun kapatmasını sağlama zorunluluğu, bir yandan performans kriterlerine uymaya çalışma, üstlerini memnun etme zorunluluğu… Daha o kadar çok şey sıralanabilir ki…

Ülkemizdeki ucuz iş gücü nedeni ile 95 yıllarında tanışmaya başladığımız call center'lar (türkçesi çağrı merkezi) -ki bu konudaki en büyük örnekler Hindistan, Pakistan ve Çin'dir- ile ben 2000'li yıllarda tanıştım. Önceleri bana zevkli gibi gelen ortamın aslında beni bir yarış atından başka bir şeye çevirmediğini gördüm. Zaten her ne kadar bizleri motive etmek amaçlı verilen hediyeler, yapılan 'HAPPY HOURS'lar (topluca eğlenmeye bu ismi veriyorlardı) ve bizi değerli hissettirecek sözler söylense de insan kaynaklarından yönetime kadar yaptığınız iş, işten sayılmamaktaydı.

Bu kadar genç emekçinin olduğu bir sektörün neden bir sendikası yoktur?
1. Daha çok yeni bir sektördür
2. Zaten zor bulunmuş işi kaybetmek istememektedirler.
3. Sendikanın ne olduğunu, ne işe yaradığını bile bilmemektedir.
4. Sendika ve örgüt düşüncesinden nedense korkmaktadır.

Bana zamanında teşkilatlanma için yapılan önerileri neden geri çevirdiğimi bilmiyorum, sanırım cesaret edemedim ya da hiç kimsede bunun meyilini göremedim. Ancak her ne kadar artık bu sektörde çalışmasam da sektörde olup bitenleri takip etmekteyim.Ve artık biliyorum ki bu kadar genç artık YETER diyor.

Yeni bir oluşum var artık. 'Gerçeğe çağrı'. Bir grup cesur genç, onları henüz tanımıyoruz. Çünkü yukarıda anlattığım gibi hiçbiri haklı olarak ismini vermek istemiyor. İsmi bilinince işten atılmakla sonuçlanacağını hepsi biliyor. Buna rağmen internet üstünden örgütlenmeyi başarmışlar. Şimdi bu arkadaşlarımız, sektörün sıkıntılarını bire bir yaşayan bu arkadaşlarımız çağrı merkezleri ile ilgili hepimizi gerçeğe çağırıyor. Bu sektörde artık sendikalaşma başlıyor, herkese buradan öncülük ediyorlar. Gelişmeler nasıl olacak göreceğiz.

Hepinizi, herhangi bir çağrı merkezini aradığınızda, onlara hemen yasal ve anayasal hakları olan sendikalaşma haklarını desteklediğinizi söylemeye davet ediyorum.

Bu noktada kendilerini biz de destekliyor ve hepinizden desteğinizi bekliyoruz. www.gercegecagrimerkezi.org
 
Yazarın Diğer Yazıları
 POPÜLİZME AÇIK MEKTUP / Sadık Ekrem
 YOL / Hüseyin Umut
 Sendikal Bakış ve Örgütlenme İlkeleri / Selçuk Kaya
 Emperyalizmin Özelleştirme Saldırısı / Bircan Uğurlu
 Yeniden ve Her Zaman Yol / Kenan Sancar
 Kapitalist Devlet Değişti mi? / Harry MAGDOFF
 ÖZELLEŞTİRSEK DE Mİ YESEK? / İsmet Aktan
 İŞÇİNİN PENCERESİNDEN / Hüseyin Umut
 1917 Büyük Ekim Devrimi / Sadık Ekrem-Ö. Alpsar
 Marks'a Dönüş / Ellen Meiksins WOOD
 Düşüncemizi Nasıl Yayalım / Leo Hubermann
 Partili Bireyin Sorumlulukları / Ali Yıldız
 15-16 HAZİRAN DİRENİŞİ / HÜLYA YEŞİL
 "POST" TEORİLER VE KÜRESELLEŞME / DOUG HENWOOD
 SAĞLIK YASA TASARILARI VE SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRME / SELÇUK KAYA

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS