Gençlere Ağır Cezalar Yağıyor!
Türkiye kamuoyu herşeyi çok çabuk unutmaya meyilli de olsa bu olay unutulmayacak. Tıpkı İstanbul'daki Gazi olaylarının 1995'teki yıldönümünde İzmir DYP binasını işgal ettikleri gerekçesiyle tutuklanan öğrenciler gibi. 2. Manisa davası olarak anılan ve İzmir DGM'de süren bu davada da DHKP-C örgütüne üye olmakla, yardım ve yataklık yapmakla suçlanan 14 öğrenci, aralarında lise öğrencileri de var, ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Bunlardan dokuz öğrenciye 10 ile 15 yıl arasında ağır hapis cezaları reva görüldü. Dikkat edin, onlar cinayet işlemedi, ya da kimsenin canına kast etmediler! Yalnızca eylem yaptılar.
Şimdi de Gazi Mahallesi'nde öğretmen isteyen ve bu nedenden ötürü örgüt üyeliği ile suçlanan ortaokul öğrencileri 3 yılla yargılanıyor.
Protesto olaylarına katıldıkları için, adaletsiz uygulamalara karşı çıktıkları için, öğretmen istedikleri için, paralı eğitime karşı hayır dedikleri için uzun yıllar tutuklu kalan ve yargılama sonucunda kendilerine ağır hapis cezaları verilen gençlerin hayatları savcı ve hakimlerin iki dudakları arasından kolayca çıkıveren "10 yıl", "12 yıl", "15 yıl" gibi ağır hapis cezalarıyla kolayca söndürülüyor. Gençlerin gerçekleştirdiği eylemler hakkında çıkan haberleri suç duyurusu kabul ederek kendiliğinden harekete geçen savcılar nedense hep demokratik talepleri dile getirenlere karşı dava açabiliyor, ama Susurluk çeteleriyle ve diğer bilumum çetelerle, dışarıda sürü halinde dolaşan katillerle ilgili ayan beyan ortada olan olaylara karşı suskun kalmayı tercih ediyorlar. Çeteler hesabına çalışan katiller bile bu kadar ağır hapis cezalarına çarptırılmıyor. Aksine, onlar bir şekilde af kapsamına alınıp salıverilebiliyor.
Nedense insanın aklına "kimin gücü kime yeterse" deyimi geliyor.

