Sosyalist Dergi: 21 |  Sevgi Gürsel |
Antalya Serbest Bölgesi'nde Bir Örgütlenme Mücadelesi: Novamed İşçisinin Grev Hikâyesi

Petrol-İş Sendikası Mersin Şubesi'nin örgütlü bulunduğu Antalya Serbest Bölgesi Novamed İşyeri'nde 26 Eylül 2006 tarihinde başlayan grev tüm coşkusu ve kararlılığıyla sürüyor. 82'si kadın 84 işçinin katıldığı grev, işverenin uzlaşmaz tutumunda ısrar etmesi durumunda daha da süreceğe benziyor. Sizlere kısaca greve çıkış hikayesini, direnişi bugüne taşıyan olayları anlatmak istiyoruz.

Novamed işyeri, Antalya Serbest Bölgesi'nde 2000 yılından beri faaliyet gösteren, merkezi Almanya'da bulunan çokuluslu Fresenius Medical Care firmasına bağlı, dializ makinalarına parça üreten bir tıbbi malzeme firması.

Yapılan işin inceliği ve hassaslığı nedeniyle, bu fabrikada el becerilerine daha yatkın olan kadınlar yoğunlukta çalışıyor. Bu işyerinde yaklaşık 300 kişi çalışıyor. 20 kişinin birlikte çalıştığı hatların her istasyonunda farklı bir malzeme katılarak, 20 kişinin elinden geçen setlerin tamamlanması şeklinde üretim gerçekleştiriliyor.

SENDİKALAŞMAYI BAŞLATAN SÜREÇ
Sahipleri yabancı, yöneticileri yerli olan bu işyerinde, işveren temsilcilerinin insanlık dışı uygulamalarıyla başlıyor sorunlar. İşte çoğunluğu kadın olan işçilerin birebir yaşadıkları sıkıntılar ve işverenlerin akıl almaz uygulamaları:

Düşük ücret, zor çalışma şartları
İşçilerin sendikalaşma ihtiyacını hissettiren sorunların başında çok zor çalışma koşullarına karşılık düşük ücret meselesi geliyor. Geçimlerini sağlayacak bir ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi taleplerin başında.

İşyerinde insanca muamele
Her türlü çalışma şartlarına karşılık hakettikleri insanca muameleyi göremiyorlar Novamed'li kadınlar. En doğal ihtiyaçları olan yemek molaları 25 dakika olarak belirlenmiş. Bu süre dışında sadece 15 dakika mola yapmalarına izin veriliyor. Üretim sırasında özel ihtiyacını gidermek durumunda kalan işçilerin üretimlerini hızlandırıp yedek set üretmeleri gerekiyor. Yedek üretim yapmadan banttan ayrılamıyorlar, dolayısıyla tuvalete gidemiyorlar. Bir işçinin günde kaç kere tuvalete gittiği ve gittiğinde ne kadar süre kaldığının hesabı tutuluyor. Örneğin ay sonu geldiğinde bu hesaba göre, en az tuvalete gittiği tespit edilen işçiye 15 Euro ikramiye verilir; uzun süre kalan işçi ise azarlanırmış. Kadınların bir kısmında bu durumdan kaynaklı olarak hastalıklar başgöstermeye başlar.

Konuşma yasağı
Görülmedik baskılardan birisi de işçilerin birbirleriyle konuşmalarının yasaklanması. Şefler, işçilerin konuşup konuşmadıklarını kontrol edebilmeleri için maske takılmasına izin vermiyor. Hatta bu konuşma yasağının servislerde de sürdüğü, ayrıca işyeri dışında birbirleriyle görüşmelerinin yasaklandığı söylenenler arasında.

Doğum bile sıraya konuyor
Bir işyerinde görülebilecek en inanılmaz uygulamalardan birisi daha görülüyor burada: Aynı üretim hattında çalışan kadınların doğumları sıraya konuluyor. Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlar isimlerini yazdırıyor, işveren tarafından hamile kalması gereken dönem kendisine bildiriliyor. Bu şekilde doğum sırasına giren kadınlardan hamile kalamayanların sırası otomatik olarak diğerine geçiyor. Çocuk sahibi olabilmek için tekrar sıranın kendisine gelmesini bekliyor.

Gece vardiyasında hamile kadınlar
Yasalar ve yönetmeliklerle kati olarak yasaklandığı halde gece vardiyasında hamile kadınların çalıştırıldığı belirtiliyor. Buna ilişkin itirazlar işveren tarafından kesin bir dille reddediliyor.

Emzirme izni verilmiyor
Bebek sahibi kadınlara emzirme izni verilmiyor, bebeklerini emzirmek için evlerine gitmek isteyenler de gönderilmiyordu. Birçok kadının bu şekilde bebeklerini emziremeden büyüttükleri belirtiliyor.

Kimyasal maddelerin verdiği zararlar
Kadınlara 'yeter artık' dedirten en önemli mesele ise sağlıklarını doğrudan etkileyen kimyasal maddelerle temas etmeleri. Tehlike derecesi bilinmeyen bu çözeltiler, belirtildiğine göre birçok işçinin ellerinde yaralar oluşmasına yol açar. Nefes darlığı sorunuyla doktora başvuran işçilerden biri burun mukozasının çöktüğünü öğrenir. Yine başka bir kadının, kullandığı çözeltinin gözüne kaçması sonucu gözünde kist oluşur ve görme kaybına uğrar. Birçok kadının faranjit vakasından kurtulamadığı da belirtilenler arasında.

Hastalıklı bebek doğumları
Diğer bir ciddi iddia da kullanılan kimyasalların yeni doğan bebeklerde yol açtığı düşünülen rahatsızlıklar. Bunun ispatı bulunmamakla birlikte, örneğin kadınlardan biri ilk hamileliğinde düşük yaptığını, ikinci bebeğinin ise böbrek yetmezliği ile dünyaya geldiğini belirtiyor. Diğer bir kadının bebeği damaksız olarak dünyaya gelir, buna ek olarak geçenlerde doğan bir bebeğin de kalbinin delik olduğu öğrenilir.

İŞVERENLE GÖRÜŞMELER SONUÇ VERMİYOR
Tüm bu şikayetler ve daha iyi bir ücretle insanca koşullarda çalışma taleplerini işverene ileten işçiler karşılarında muhatap bulamazlar. Bunun üzerine sendikal arayışa girerler. Petrol-İş Sendikası Mersin Şubesi bu noktada devreye girer.
Uzun bir örgütlenme sürecinden sonra, işyeri barajını aşarak sendika kurma hakkı elde ederler. Yeterli üye sayısıyla Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğü'ne başvurulur. Bu başvuru uzun süre yanıtlanmaz Bölge Müdürlüğü tarafından. Bu sırada, üyelikleri açığa çıkmış olan işçiler de yönetimin yoğun baskısına maruz kalırlar. Tek tek müdür odasına çağrılan işçilere neden sendikaya üye olduklarının hesabı sorulur, sendikaya gerek olmadığı, sorunlarını kendi aralarında çözebilecekleri demagojileri yapılır, hatta bunun yetersiz olduğu durumlarda doğrudan işten çıkarılmakla tehdit edilirler. Kimilerine sendikaların eğitimsiz işçileri kandırmak, aidat adı altında paralarını sömürmek için kullandıkları söylenir.

TOPLUSÖZLEŞME YETKİSİ VE GREV KARARI
Uzun bir bekleyişten ve işverenle psikolojik savaştan sonar nihayet 19 Nisan 2006 tarihinde Toplusözleşme yetkisi kazanır Petrol-İş Sendikası. Ancak işveren, Toplu Sözleşme imzalamayı reddeder.

Sendikanın yetkisinin düşmesi için toplu sözleşme imzalamaya yanaşmayan işveren, işçileri greve zorlar. İşçilerin aslında greve niyetleri yoktur. Tek istedikleri uzlaşarak taleplerinin kabul edilmesi ve örgütlenme haklarının verilmesidir. Ancak greve hayır kararı çıktığında Toplu Sözleşmenin Yüksek Hakem Kurulu'na gideceğini, orada da anlaşma sağlanması gerektiğini bilen işveren, işçileri grev kararı almaya teşvik eder. Tüm iyi niyetli uzlaşma çabaları yanıtsız kalınca 26 Eylül 2006 tarihinde greve çıkılır.

Antalya Serbest Bölgesi, 1987 yılında hizmete açılan ve tekstil, tarım ürünleri, elektronik devre üretimi, kimyasal üretim, yat üretimi, maden ürünleri alım-satımı, tıbbi araç üretimi yapan yüzü aşkın firmanın faaliyet gösterdiği, arazi ve altyapı maliyetleri devlet tarafından karşılanan serbest ticaret bölgesidir. Bu alanda istihdam edilen kişi sayısı yaklaşık 3000'dir.

Büyüklüğü ve istihdam ettiği insan sayısı bakımından ve üretim kapasitesi yönleriyle Antalya Serbest Bölgesi, ülkemizde bulunan 21 serbest bölge arasında İstanbul, Ege ve Mersin Serbest Bölgelerinden sonra dördüncü sırada bulunmaktadır.

Novamed işyeri, işte bu koşullarda üretim yapan bir firma. Dünya çapında 12 ülkede üretim yapan firmanın 11 ülkedeki işyerlerinde sendika bulunuyor.

Bölgeyi ve firmayı kısaca tanıttıktan sonra, Novamed işçilerinin sendikalaşma süreçleri başladığından beri bölgedeki diğer firma işverenlerinin tavrından da bahsetmek gerekiyor.

Serbest bölgeler, bilindiği üzere işçi haklarının asgari düzeyde tutulduğu, ücretlerin epey düşük olduğu, sendikalaşmanın ise hemen hemen imkânsız olduğu ortamlar.

Novamed işçilerinin Petrol-İş'e başvurmaları, ardından Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne başvurulması sonrasında gelişen süreçte, Antalya Serbest Bölgesi'nde bulunan diğer işverenlerin Novamed yöneticileriyle görüşüp "sendikalaşmaya kesinlikle izin verilmemeli, önü bir açıldı mı gerisini durduramayız" şeklinde baskıda bulunduklari gelen duyumlar arasında. İşverenler bu görüşmeyi hangi vesileyle, hangi ortamda yaptılar bilemeyiz, ancak bildiğimiz bir şey var ki, diğer ülkelerdeki işyerlerinde sendikalaşmaya izin veren Novamed, Türkiye'de bu girişime özel bir dirençle yanıt vermiştir.

ŞİMDİ GREVDELER
Yaklaşık 300 kişinin çalıştığı işyerinde, 82'si kadın 84 işçi grevi inatla sürdürüyor.
Grev başladıktan sonra yeni işçiler alınır fabrikaya. Greve çıkan işçilerin yerine işçi almak kanunen yasak olduğundan, başka üretim bantları açılır.
Bu işçilere, hukuken hiçbir geçerliliği olmadığı halde sendikaya üye olmayacaklarına dair imza attırılır. Yapılan üretim, uzun bir eğitim süreci gerektirdiği halde, yeni alınan işçilerin hiçbir uzmanlığı yoktur. İnsan hayatını yakından ilgilendiren böylesi önemli bir malzemenin üretiminde deneyimsiz işçiler kullanılması sonucu birçok setin geri geldiği belirtiliyor.

AİLE DESTEĞİNİN ÖNEMİ
İlk başta temkinli yaklaşır aileler. Her grevde, işsizlik tehdidiyle karşı karşıya kalmamak için kendi yakınını uzak tutmaya çalışan aileler bulunur mutlaka. Ancak grevdeki dayanışmayı görünce kendileri de teşvik ederler çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini, annelerini, babalarını... Bu grev, Novamed'li kadınların aileleriyle birlikte yürüttükleri bir mücadele haline gelir.

KISA VADELİ ÇIKARLAR DEĞİL, ÖRGÜTLENME HAKKI
Her ne kadar Toplusözleşme imzalanamadıysa da, sendikanın varlığı birçok şeyi değiştirir işyerinde. Örneğin doğum sırası kaldırılır. Emzirme izni verilmeye başlanır. Daha önce işçilerin talep ettikleri iyileştirmelerin çoğu yerine getirilir. Ancak bundan, bunun için mücadele eden kadınlar faydalanamaz.

Burada işverenin esas olarak işçilerin taleplere değil, sendikanın kendisine, sendikalı olma düşüncesine karşı çıktığı sonucu çıkarılabilir. İşçilerin sınıf dayanışmasına karşılık Serbest Bölge işverenlerinin sınıf dayanışmasından sözedilebilir.

Bu grev, Novamed'li işçilerin en doğal hakları olan örgütlenme haklarını elde etmek için yürütülüyor. Türkiye'yi ucuz işgücü cenneti olarak gören sermayeye karşı tepkinin ifadesi aynı zamanda. Bundan sonra yapılacak tek şey, bunun ideolojik bir mücadele olduğu fikrinde diretmek, esas olarak sendikalaşma önündeki engellerin aşılması gerektiğini hatırlayarak, kısa vadeli çözümler uğruna grevi sonlandırmadan başarıyla sürdürmektir.

Sınıf dayanışması ile aşılamayacak sorun yoktur, yeter ki Novamed'li işçiler bu azim ve bilinçle hareket etsinler.

Yaşasın sınıf dayanışması, yaşasın örgütlü mücadele!
Novamed işçisi yalnız değildir!
 
Yazarın Diğer Yazıları
 1 MAYIS 97
 Özelleştirme Saldırısında Son Hamle: SEKA
 Antalya Serbest Bölgesi'nde Bir Örgütlenme Mücadelesi: Novamed İşçisinin Grev Hikâyesi
 SSK Halkındır, Elini Çek!
 Kamu Reformunda
Son Söz İşçi Sınıfının

 Benim Cici Silahım
 YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!
 TÜRBAN MI, ŞERİAT MI?
 GELENEKTEN GELECEĞE BEKİR KARAYEL
 KİMYA TEKNİK BU İŞ YERİNDE GREV VAR!

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS