Sosyalist Dergi: 5 |  Arsızlar |
Enflasyon

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TOBB ve Türkiye İhracatçılar Meclisi TİM "enflasyon konusunda toplumsal bilinç yaratma amacıyla" kampanya başlatıyormuş. Bu çerçevede "ortak bir mutabakat zaptı" hazırlanacakmış. TİM Başkanı Okan Oğuz "Türkiye'de toplum enflasyon konusunda yeterince bilinçlendirilmedi" diye buyuruyor. Oğuz'a göre, "bu zapta Sakıp Sabancı'dan, Fatih Terim'e, ev hanımından, işçisine kadar herkes imza atabilecek". İlk imza da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den alınacakmış. Enflasyonu düşürme kampanyası, toplantılar, paneller, televizyon, radyo programları ve reklam filmleri aracılığıyla işçiye, öğrenciye, tüccara, ev hanımına, çiftçiye, memura, yani "toplumun her kesimine" seslenecekmiş.

Biliyorsunuz, daha önce de Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel bir an kendinden geçip "sivri biberin kilosu 1 milyon lira" diye feryat ediyordu. Ülkenin Merkez Bankasının başkanı buyurdu diye, biber fiyatları düşecek mi? Biber fiyatları düştüğünde, enflasyon son bulacak mı? Bu süre zarfında biber yiyemeyecek miyiz? Biz yemedik diyelim, örneğin Sakıp Sabancı da mı yemeyecek? Ey halkımız, enflasyonu yüksek tutmaya ne kadar meraklısın. Bırak enflasyonun yakasını, bak patronlarımız artık düşmesini istiyor.

"Bir iki ay almazsanız fiyatı düşecektir" diyerek kadınları biber almamaya çağıran Gazi Erçel'e kadınlardan gelen cevap çok net olmuş: "Enflasyon sivri biberle düşmez". "Öncelikle devletin görevini yerine getirmesi gerekir". Böyle diyen bir ev kadını belki Merkez Bankası başkanının kafasında bir ışık çaktırır. Ülkenin para hareketinin bir bakıma merkezi  durumundaki (zaten adı üstünde) Merkez Bankası'nın başkanının enflasyonun düşürülmesi konusunda daha başka önlemlerin alınması gerektiğini bilmiyor olmasına doğrusu bizi kimse inandıramaz.

Peki, öyle olsun da, bu masalı kime anlatacaklar? Kimi uyutacaklar? Enflasyon konusu neden şimdi gündeme getiriliyor? Yıllar yılı emekçilerin fiyatların durmadan artışı karşısında beli bükülürken, alım gücünün sıfır noktasına indiği, yaşam standardının dibe vurduğu bir zamanda enflasyona karşı bu ilgi niye? Bugün enflasyonu düşürmede TOBB ve TİM niçin halkı yanına çekme kaygısı içinde? Böyle bir kampanyayla enflasyon gerçekten düşecek mi? Bu soruları çoğaltmak mümkündür.

Ama biz bu soruların cevabını zaten biliyoruz. Tabii ki enflasyon gibi bir konuda ev kadınlarının ve hatta tüm halkın duyarlılığı, bu konuda tepkisini dile getirmesi önemli. Ama bu ayrı, TOBB ve TİM gibi sermaye sözcülerinin niyeti ayrı. Bize kalırsa, onlar vitrinlerine halkı koyacakları yerde Koç, Sabancı, Şahenk, Doğan, Eczacıbaşı gibi enflasyonun gerçek müsebbiplerini sıkıştırsınlar. Çünkü sattıkları mallara zam yaparak enflasyona sebep olan ve halktan zam yoluyla vergi toplayan onlar. Yoksa, bu bir danışıklı dövüş mü? Enflasyonu düşürmeye gerek görmeleri, İMF'nin emirlerini daha kolay benimsetmek için olmasın. Ayrıca, acaba kendileri enflasyonun böyle düşürebileceğine inanıyorlar mı? Bize göre, buna kendileri de inanmıyor. Herşeyden önce, planlı ve programlı bir şekilde üzerine gitmeden ve fiyatları dondurma yasası çıkarmadan enflasyonun düşürülemeyeceği gerçeğini işte bir ev kadının ağzından çıkan sözcüklerle özetlemek mümkün. Öyleyse örneğin Demirel gibi yıllar yılı (tam 40 yıl) devletin en tepesinde olan ve enflasyon konusunda şimdiye kadar bilinçli olarak hiçbir önlem almamış devlet ve siyaset adamlarına kerhen kampanyaya imza attırmak yerine enflasyona karşı yasalar çıkarma talebiyle gitselerdi, galiba bu sermaye sözcüsü kuruluşlar ve Merkez Bankası başkanı daha hayırlı bir iş yapmış olurlardı. Ama böyle bir girişim de herşeyden önce kapitalistlerimizin hoşuna gitmezdi. Alın size iki ucu keskin bıçak.

En iyisi biz kendi işimize bakalım ve enflasyona karşı mücadelenin aynı zamanda emek ile sermaye arasındaki kavgada odaklandığını ve bu mücadelede halkın gerçek temsilcilerinin öncülüğünde örgütlenerek sonuç alınabileceğini var gücümüzle haykıralım.

 
Yazarın Diğer Yazıları
 İŞVEREN GÜVENCE ALDI, İŞÇİYE KAVGA KALDI
 Iraklı Askerlerin Üniforma garipliği
 Arsızlar Köşesi
  Bir Fahri Müfettiş M. Barlas!
 SSGSS Yasasının “Vicdanı” Yok
 Arsızlar Köşesi
 Arsızlar Köşesi
 ARSIZLAR KÖŞESİ
 Vizyon mu, illüzyon mu?
 Savaş Tamtamcılığı
 Savaş "Oyunu"
 Boşver o nahoş hatıraları, söyleşelim güzelleşelim!
 BEN MEDYANIN ZEKİ, ÇEVİK VE AHLÂKLISINI SEVERİM!
 Küba’nın nesi meşhur!
 İTİNAYLA HATIRA YARATILIR!

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS