Sosyalist Dergi: 24 |  Hülya Kortun |
Kosova’nın Bağımsızlık İlanı

Kosova Parlamentosu 17 Şubat 2008 tarihinde Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan etti. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Türkiye hemen Kosova’nın bağımsızlığını tanıdılar. Sırbistan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kosova sorununa ilişkin çeşitli kararlarında Sırbistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kabul ettiğini, Kosova’nın Sırbistan’ın özerk bir parçası olduğunu defalarca teyit ettiğini belirtti ve bağımsızlık ilanını asla kabul etmeyeceğini duyurdu. Rusya ve Çin bağımsızlık ilanının Güvenlik Konseyi kararlarına ters düştüğünü ve gayri meşru olduğunu açıklayarak Kosova’yı tanımayacaklarını açıkladılar.

Kosova Sırbistan’dan bağımsız oldu ama bir yandan 1999’dan beri NATO birliklerinin askerî denetimi altında bulunuyor ve Amerikan emperyalizminin Avrupa’daki en büyük hava üssüne sahiplik ediyor, bir yandan da Avrupa Birliği’nin siyasi ve idari vesayeti altında yaşıyor. Çalışabilir nüfusun yarısının işsiz olduğu bu ülkenin mali ve ekonomik bağımlılığına değinmiyoruz bile. Yani, Sırbistan’dan bağımsızlık, Kosova’nın ABD ile AB’nin manda yönetimi altında bağımlı bir ülke olduğu gerçeğini maalesef değiştirmiyor.

Kosova’nın bağımsızlığı Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin 1991’den itibaren parçalanma sürecinin son aşaması olarak gerçekleşti. Daha önce, Yugoslavya federasyonunu oluşturan Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna-Hersek ve Karadağ, başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin böl-yönet politikalarıyla kışkırtılan halklar arası düşmanlık süreciyle federasyondan ayrılmışlardı. Sırbistan yönetiminin şovenist baskıları ise AB ve ABD’nin Yugoslavya’yı parçalama politikasına zemin hazırlamıştı. Anti-emperyalizmden yoksun milliyetçilikler, komşu düşmanlığına dönüşmüş ve emperyalizmin elini güçlendiren birbirine düşman küçük devletçiklerle sonuçlanmıştı.

Kosova’nın bağımsızlığı ile Arnavutluk’tan sonra Avrupa’nın ikinci Arnavut devleti kurulmuş oldu. Makedonya ile Karadağ’da da büyük Arnavut nüfus toplulukları bulunuyor. Bu durum Arnavut milliyetçiliğinde “birleşik büyük Arnavutluk” hayalini gerçekleştirme hevesini uyandırabilir. Kendini iyice köşeye sıkışmış hisseden Sırbistan milliyetçiliği ise, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova ve Karadağ’daki büyük Sırp nüfus topluluklarıyla birleşme politikasına kayabilir. Bugün Kosova’yı Rusya’ya karşı bir sıçrama tahtası olarak elinde bulundurduğunu gizlemeyen ve Arnavutların hamisi olarak ortaya çıkan ABD ve AB ile, Sırbistan’ın hamisi olarak ortaya çıkan Rusya arasındaki rekabetin şiddetlenmesi halinde bütün bölge yeniden bir “Balkanlaşma” sürecini yaşayabilir ve bu süreç Türkiye ile Yunanistan dahil bütün bölge ülkelerini içine çekecek, din ve milliyet temelinde meydana gelecek tehlikeli bir saflaşmanın tetikleyicisi olabilir. NATO’nun ABD planları çerçevesinde yeni bir genişleme hamlesiyle Arnavutluk, Hırvatistan ve Makedonya’yı ittifaka üye yapmaya çalışması bu saflaşmanın bir belirtisi olarak ortaya çıkıyor.

ABD ve Avrupa Birliği, büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutları (ve Müslüman Boşnakları) Ortodoks Hıristiyan Sırplara karşı destekleyerek, Batı ve Güney Asya ile Kuzey Afrika’daki Müslüman halklara karşı giriştikleri sömürgeci işgal ve ekonomik kontrol politikalarını gözlerden gizlemeyi ve böylece emperyalizme hizmette kusur etmeyen “ılımlı İslam”ı güçlendirmeyi de amaçlıyorlar. ABD, petrol ve doğal kaynaklarını yağmaladığı, kapitalist şirketlere sömürttüğü, işbirlikçi krallara, emirlere ve diktatörlere ezdirdiği, İsrail’e kırdırdığı, bağımsızlık ve özgürlüklerini çiğnediği, ülkelerini işgal ettiği Müslüman halkların öfkesini yatıştırmak ve kafasını karıştırmak için Kosova’yı (ve Bosna’yı) vitrin olarak kullanıyor.

Emperyalizmin halkları birbirine karşı kullanma, emekçileri birbirine kırdırma politikasıyla mücadele etmek için elimizde enternasyonalizmden, eşitlik ve özgürlüğe dayalı dayanışmadan başka çare yok. Kosova emekçilerinin de, Sırp emekçilerinin de, bütün emekçilerin de işçi sınıflarının öncülüğünde bu bilince kavuşmasını, kapitalizme ve emperyalizme karşı güçlü bir dayanışma içine girmesini içtenlikle diliyoruz.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Füze Kalkanı
 Despotizmden Sayfalar
 ABD, Usame Bin Ladin’i Öldürdü
 Kapitalizme Karşı Mücadele Yükseliyor
 Kapitalizmin Krizinde İkinci Evre
 AKP Üstünlüğü Ele Geçirdi
 Irak İşgalinin 6. Yıldönümü
 Kosova’nın Bağımsızlık İlanı
 Kapitalist Avrupa Anayasası Reddedildi
 SSK Hastanelerinin Gaspına Hayır!

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS