Sosyalist Dergi: 27 |  Ahmet Ekinci |
Koruyucu Sağlık Hizmetleri ve Aşılar

Bugünlerde her insanı yakından ilgilendiren bir salgın, neredeyse siyasetin bile önüne geçmiş ve tüm gündemi kaplamış vaziyette. Domuz Gribi adıyla anılan bu salgından ve koruyucu olarak önerilen aşılardan yola çıkarak bir değerlendirme yapmak niyetindeyim. Umut ediyorum ki okurlarımız da bu değerlendirmelerden yararlanır ve çevrelerinde sağlıklı bir insan olarak mücadele etmeye devam ederler.
Sağlık hizmetleri genel olarak iki ana gruba ayrılır: Birincisi sağlığın korunmasına ilişkin olarak hastalık yapan etkenleri ortadan kaldırmaya ve vücudumuzu bu etkenlere karşı bağışıklık kazandırmaya yönelik koruyucu sağlık hizmetleri.
Diğeri ise hasta olan insanları tedavi etmeye yönelik sağaltıcı (tedavi edici) sağlık hizmetleri.



Elbette koruyucu sağlık hizmetlerinin, tedavi edici sağlık hizmetlerine üstünlüğü tartışma götürmez. Temiz su ve gıdalar ile iyi beslenme, temiz bir çevrede yaşama ve alınabilecek temizlik önlemleri ve çeşitli koruyucu aşılar ile pek çok hastalık önlenebilir. Üstelik, koruyucu sağlık hizmetleri, hastalıkları tedavi etmekten çok daha ucuzdur.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin alanları:
Koruyucu sağlık hizmetleri, insan daha doğmadan başlar.
Annenin iyi bir gebelik geçirmesi, iyi beslenmesi, sağlıklı yaşaması, bebeğin de sağlıklı doğmasını sağlar.
Doğumdan sonra bebeğin bakımı, beslenmesi, gerekli aşılarının yapılması, o bireyin sağlıklı bir bebeklik, çocukluk ve gençlik dönemleri geçirmesini sağlar.
Bulaşıcı hastalıkların yayılmalarını önlemek için, sağlıklı ve temiz bir çevre oluşturmak.
Aşı kampanyaları yapmak.
Gelecekte oluşabilecek hastalıkları çok önceden tespit edip yakalamak için, düzenli olarak
sağlık taramaları,
çeşitli testler ve kontrolleri yapmak.
İşyerlerinde sağlıklı ve güvenlikli çalışma ortamları oluşturmak.
Toplumu hastalıklar ve korunma yolları konusunda bilinçlendirmek ve eğitmek koruyucu sağlık hizmetlerinin alanlarıdır.

Sağlık hizmetlerinin genel ilkeleri:
Sağlık hizmetlerinin tümü; gerek koruyucu, gerekse tedavi edici sağlık hizmetleri devlet eli ile, devlet kuruluşları vasıtasıyla verilmelidir.
Gerekli parasal kaynaklar devlet bütçesinden karşılanmalıdır.
Çünkü sağlıklı nesiller yetiştirmek toplumun en önemli görevidir. İlerleme, gelişme, zenginlik ve çağdaşlık gibi amaçlar, kimi siyasetçiler tarafından nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, öncelikle sağlıklı insanlarla sağlanır.
Bir insanda ortaya çıkmış bir hastalık mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi olmak hastanın parasal gücüne bağlı olmamalıdır. Aksi hâlde fakir insanlar tedavi olamazlar ve toplumda fakirlikle beraber hastalıklar da artar.

Türkiye’de durum nasıldır?
Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetleri
Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Ocakları, Ana‑Çocuk Sağlığı Merkezleri
Üniversitelerin Halk Sağlığı Bölümleri
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü
Milli Savunma Bakanlığı ile Çevre Bakanlığına bağlı birimler tarafından yapılmaktadır.
Tedavi edici hizmetler ise Sağlık ocakları ve poliklinikleri, Devlet hastaneleri,
Üniversitelerin poliklinik ve hastaneleri
Özel poliklinikler, hastaneler ve muayenehaneler tarafından yapılmaktadır.
Koruyucu sağlık hizmetlerini ele aldığımız zaman görülüyor ki, bir tarafta sağlıklı beslenme ve temizlik, diğer tarafta ise aşılar vardır.
Sağlıklı beslenme ve temizlik genellikle ülkenin ekonomik şartlarına bağımlıdır: Yeteri miktarda gıda üretimi; bu üretimin herkese ulaştırılması; mutfakların ocak, fırın, buzdolabı ve bulaşık makinelerine kavuşturulması; temizlik malzemelerinin her aile bütçesine hitap edecek düzeye getirilmesi, özetle; yaşam standartlarının yükseltilmesine bağlıdır. Ancak yaşam standartlarımız iyi olsa bile sosyal yaşamımızda bir arada olduğumuz için bazı bulaşıcı hastalıklar salgınlara yol açabilmektedir. İşte, bu noktada herkesin merak ettiği sorunun kısmen de olsa cevabını verebiliriz: Salgınları önlemenin en önemli araçlarından biri de aşılardır. Aşılar, vücudumuzun hastalık yapan mikropları yenebilmesine yardımcı olur. Bağışıklık sistemimiz aşılar sayesinde gerek mikropları ortadan kaldırmayı, gerekse bunların salgıladığı zararlı etkenleri etkisiz kılmayı öğrenir.
Koruyucu sağlık hizmetleri açısından bu kadar önemli olan aşıların üretimi konusunda ne durumdayız?
Türkiye’de 1928 yılında kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Aşı Üretim Tesisleri çeşitli aşılar üretebiliyordu. Ancak bu tesis 1999 yılında kapatıldı. Bugünlerde bu tesiste yalnız laboratuvar hizmetleri ile akrep, difteri ve tetanoza karşı serumlar üretilmektedir.
Türkiye’de son 30 yıldan beri sağlık konusu kademe kademe kamu hizmeti olmaktan çıkarılmaktadır. SSK İlaç Fabrikası ile Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi, ilaç ve aşı üretimi açısından çok küçük katkıları olmasına rağmen uluslararası ilaç ve aşı üretim şirketlerinin baskıları ile önce gelişmeleri önlendi, sonra da kapatıldılar. Aynı süreç devlet hastaneleri için de sürmektedir. Devlet hastaneleri de yavaş yavaş yetmezliğe düşecek ve eğer güçlü bir kamusal müdahale olmaz ise yerlerini giderek özel hastanelere bırakacaktır.
Sağlık hizmetleri sömürüye olabildiğince elverişli hizmetlerin başında gelir. Hasta olan kimsenin gözüne maddiyat görünmez. İyileşmek için tüm birikimlerinden vazgeçebilir. Böyle olunca tek amacı kâr olan özel sağlık kuruluşları hastalıklarda, salgınlarda büyük vurgunlar gerçekleştirebilirler ve gerçekleştirebiliyorlar.

Sonuç itibariyle sağlık hizmetlerinin önemli ayaklarından biri olan ilaç ve aşı açısından tamamiyle dışa ve özel kuruluşlara bağımlı durumdayız. Herhangi ciddi bir salgın durumunda yabancı ilaç şirketlerine büyük miktarlarda ödeme yapmaktan başka çıkar yol kalmamaktadır.
Örneğin; günümüzde her geçen gün onlarca can alan domuz gribi salgını için 45 milyon doz aşı sipariş verilmiş, 45 milyon liradan daha fazla ödeme yapılacaktır. Bu para ile zamanında gerek Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezine ve gerekse SSK ilaç fabrikasına altyapı yatırımları yapılmış olsaydı bugün ülkemiz modern ilaç ve aşı fabrikalarına kavuşmuş olurdu. Emperyalist ilaç tekellerine bağımlılığı azaltmak amacıyla her ülkenin kendi halkının ihtiyaçlarına en uygun aşıyı üretmesi ancak bağımsız kafalarla mümkün olacaktır.
 
Yazarın Diğer Yazıları
 Kemal Burkay Nereye?
 Küresel Krizde Yeni Dönemeç*
 SİP’in Hilesi
 Eski Sosyalist Ülkelerde Komünistler ve İşçiler / Peter GOWAN
 Koruyucu Sağlık Hizmetleri ve Aşılar
 Belediyelerin Görev, Yetki, Sorumluluk ve İmtiyazları
 Patronlara İstihdam Paketi Piyangosu
 Gündem
 İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları
 Uygarlık
 Sağlık ve Sosyal Güvenlikte Gelinen Nokta
 İşsizlik Sigortası Emekçilere Aittir

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS