Sosyalist Dergi: 32 |  ÜRÜN |
Ordu ve AKP

I

Ordu Üst Yönetimi İstifa Etti

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay 29 Temmuz 2011’de istifa etti.

İstifalar, Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında dün ve bugün art arda yapılan toplantıların ardından geldi. Toplantılarda, “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarından tutuklu 43 general ve amirale ilişkin olarak 1 Ağustos 2011 günü başlayacak Yüksek Askerî Şura (YAŞ) toplantısında alınacak kararlarda uzlaşmaya varılamaması ve bugün “İnternet Andıcı” adı verilen davada Ege Ordu Komutanı Nusret Taşdeler de içinde olmak üzere birçok general ve amiral hakkında yakalama kararı verilmesi üzerine alındığı sanılıyor.

Ordu üst yönetiminin öteki ismi Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel ise istifa etmedi.

“Görünen o ki, AKP’yle işbirliği yapan paşalar döneminden doğrudan doğruya AKP paşaları dönemine giriyoruz” sonucuna varmıştı.

AKP, artık egemen sınıf içinde yer alan öteki grupların kendisiyle işbirliği yapmasıyla yetinmiyor, mutlak iktidar peşinde koşuyor.


II

Orgeneral Necdet Özel’in Hızlı Yükselişi

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve 3 kuvvet komutanının istifasının ardından hızla harekete geçen AKP, istifa etmeyen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel’i, kara kuvvetleri komutanlığına atadı ve genelkurmay başkanvekili olarak görevlendirdi. Necdet Özel’in bir iki gün içinde genelkurmay başkanı olarak atanması bekleniyor. Böylece Necdet Özel, olağan koşullarda ancak iki yıl sonra atanabileceği genelkurmay başkanlığına iki yıl önce getirilmiş oluyor.

İstifa eden Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner yayınladığı veda mesajında, personelinin hak ve hukukunu koruma sorumluluğunu yerine getiremediği için görevinden ayrıldığını belirterek silahlı kuvvetler mensuplarına yönelik tutuklamaları eleştirdi, “yetkili makamlar”ı ve “yanlı medya”yı suçladı. Koşaner’in mesajı şöyle:

“Şu anda 173’ü muvazzaf, 77’si emekli olmak üzere 250 general amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, bir çok hukukçunun da ifade ettiği gibi, mümkün değildir. Bu durum, birçok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır. Haklarında henüz hiçbir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tahdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askerî Şura’da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır. Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK’nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkânını ortadan kaldırmıştır. Şartlar ne olursa olsun TSK’nın kahraman mensuplarının kutsal görevlerinde bundan önce olduğu gibi bundan sonra da üstün disiplin, cesaret ve fedakârlıkla başarıya ulaşacaklarına olan kesin inancımı bir kez daha güvenle ifade ederken, TSK’nın tüm mensuplarına sağlık ve esenlikler dilerim.”


III

AKP Hedefine Ulaşamadı

Yüksek Askerî Şura’nın 1 4 Ağustos 2011 toplantısı sona erdi. Açıklanan kararlara göre, geçen hafta Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay’ın istifa etmesinden sonra kara kuvvetleri komutanlığına atanan ve genelkurmay başkan vekili olarak görevlendirilen Orgeneral Necdet Özel genelkurmay başkanı, 1. Ordu komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu kara kuvvetleri komutanı, donanma komutanı Oramiral Emin Murat Bilgel deniz kuvvetleri komutanı, Hava Lojistik komutanı Korgeneral Mehmet Erten orgeneralliğe getirilerek hava kuvvetleri komutanı, kara kuvvetleri kurmay başkanı Orgeneral Bekir Kalyoncu jandarma genel komutanı oldu.

Ergenekon ve Balyoz davaları nedeniyle tutuklu bulunan 14 general ve amiral, terfi sıraları geldiği hâlde, bulundukları rütbede kaldılar.

Terfi ve atamalar topluca değerlendirildiğinde, AKP’nin ordunun olağan işleyişine göre, kara kuvvetleri komutanlığına getirilmesi gereken Orgeneral Saldıray Berk’i emekliye ayırarak, hava kuvvetleri komutanlığına getirilmesi gereken tutuklu Orgeneral Bilgin Balanlı’yı zaten üyesi olduğu Yüksek Askerî Şura üyesi sıfatıyla kızağa alarak tasfiye ettiği, ancak kuvvet komutanlıklarına yine hoşlanmadığı ve tasfiye etmek istediği komutanları getirmek zorunda kaldığı görülüyor. AKP, bütün çabasına rağmen, orduyu mutlak iktidarı altına alamadı; yine, kendisiyle işbirliği yapan ama biat etmeyen komutanlarla çalışmaya devam etmek zorunda kalacak.

AKP’nin kazancı, Orgeneral Necdet Özel’i iki yıl önceden genelkurmay başkanlığına getirmesi, en istemediği isimleri tasfiye etmesi ve özel yetkili mahkemeler aracılığıyla saldığı dehşetle terfi ve atamaları sistemli olarak etkilemeye devam edeceğini göstererek biat etmeyen generallere bir kez daha gözdağı vermesi oldu.

AKP’nin kaybı, kendisiyle işbirliğini sürdüren ama biat etmeyen ordu üst yönetiminin istifa ederek AKP’yi kamuoyu önünde suçlaması, buna rağmen yeni komuta kurulunu kendisini suçlayan çevreden olduğu belli komutanlardan oluşturmak zorunda kalması oldu.

Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde AKP’nin orduyu da mutlak iktidarının aleti durumuna getirme çabalarının devam edeceğini, orduya yönelik yeni suçlama, tutuklama ve tasfiye çabalarının gündeme geleceğini bekleyebiliriz.

Daha iki yıl görevde kalabilecekken AKP’yi suçlayarak görevden ayrılan Işık Koşaner’in ve arkadaşlarının kamuoyuna verdiği mesajın yeni komuta kurulu ve bir bütün olarak silahlı kuvvetler tarafından ne kadar takip edileceği, kurumsal olarak AKP paşaları döneminin açılıp açılmayacağı veya ordu üst yönetiminin AKP’yle işbirliğinden vazgeçip geçmeyeceği sorularının yanıtlanmasında önemli bir paya sahip olacak. Tabii kapitalist iktidar bloku içerisindeki bu gelişmeleri, daha geniş bağlamda, ülkede işçi sınıfının, şehir ve köy emekçilerinin, başta Kürtler olmak üzere ezilen halk muhalefetinin mücadelesi, kapitalist ve emperyalist egemenler ile bölge ve dünya emekçi halkları arasındaki mücadelenin seyri belirleyecek.



 
Yazarın Diğer Yazıları
 Haydi unutmayalım bu dayanışmayı
 Sendikalar Referandumda Neden “Hayır” Diyor?
 DİSK Anayasa Referandumunda Neden “Hayır” Diyor?
 12 Eylül Anayasası’na da, AKP Anayasası’na da Hayır
 Sahibinin Sesi Engin Ardıç, Yalancısın
 Bölünmüş Burjuvazi ve AKP’nin Stratejisi
 Merhaba
 Komünizme Adanmış Asırlık Bir Yaşam
 1 Mayıs 97 Açıklaması
 GERÇEK MUHALEFET EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ Bloku’dur - 21 Kasım 2002
 SEÇİM SONUÇLARINA İLİŞKİN 5 KASIM 2002 TARİHLİ DEĞERLENDİRMEMİZ
 Sonuç Bildirisi - 6 Ekim 2002
 EMEK-BARIŞ-DEMOKRASİ BLOKU’NUN SEÇİM AÇIKLAMASI - 4 Ekim 2002
 ÜRÜN YAYIN KURULU’NUN KAMUOYUNA DUYURUSU - 27 Eylül 2002
 UZAKLARDAN YAKIN BİR DOST

 
İrtibat: 0212 - 245 28 11
E-posta: posta@urundergisi.com | RSS